Ayırmalar (Hanumanasana)

09 Haziran 2010 Yazan admin  
Kategori Yoga

Ayırmalar (Hanumanasana)

Uyarılar: Bu hareket ileri seviyedeki yogacılar için uygundur. Dizlerinizin arkasındaki kirişler esnek ve sağ­lam değilse ve öncesinde iyice ısınmadıysanız bu egzer­sizi yapmaya kalkışmayın.

Metot: Bu egzersize üstteki duruşun 2. aşamasıyla (sağ bacağınızın önünüzde düz durduğu pozisyonda) başlayın. Gevşeyin ve kendinize gelmek için bir nefes alın. Ellerinizden destek alırken nefes verin ve sağ ba­cağınızı olabildiğince öne doğru uzatırken aynı anda sol bacağınızı da düzleştirmeye başlayın. Yapabiliyorsanız ellerinizi yerden kaldırın ve dua ediyormuş gibi önünü/ele birleştirin. Bu duruş zorla­yıcı olduğu için uzun süre aynı pozisyonda kalmayın. Ayırma hareketini sona erdirmek için ağırlığınızı yeniden ellerinize verin. Nefes alın ve sağ bacağınızı geri çekin. Sol bacağınızı ise kırarak diz çök­me pozisyonuna geri dönün. Gevşeyin. Sonra aynı eg­zersizi sol bacağınızı öne uzatarak yapın.

Karşıt-duruş: Bacaklarınızı önünüze düz biçimde uzatarak oturun ve bacaklarınızda oluşan gerginlik his­sinden kurtulmak için onları yanlara doğru sallayın. Ço­cuk Pozu duruşunda dinlenin.

Tırnak mantarı

09 Haziran 2010 Yazan admin  
Kategori Şifalı bitkilerle bakım

Tırnak mantarı

Tırnakların kalınlaşması, tabaka, tabaka ayrılması ve renk değiştirmesi sonucu ortaya çıkan bir rahatsızlıktır. Genelde eldeki ya da ayaktaki parmaklann bir ya da iki tanesiyle başlayıp tırnakların hepsine yayılabilir.

Tırnaktaki mantar, tırnağın kendi rengini kaybedip hafif, hafif sanlaşmasıyla başlar devam ettikçe tırnak iyi­ce sertleşir ve yavaş, yavaş şeklini değiştirir. Zamanla tırnak kolay kınlabilir bir hale geldiği gibi deriden ayrılıp düşebilirde.

Tırnak mantarının oluşumunu engellemek için ellerin ve ayakların, parmak aralarının, sürekli temiz tutulması, saf pamuktan oluşan çorapların tercih edilmesi gerek­mektedir.

Kullanılan malzemeler:
İç yağı
Kına
Nar ağacı külü
Nar kabuÄŸu
Sarı sabır
Hazırlanışı:
Bütün malzemelerden birer çay bardağı alınarak bir kaba konur. Yeteri kadar iç yağı eklenerek karıştırılır. Merhem kıvamına getirildikten sonra tırnaklara sürülür.

Kullanılan malzemeler:
Keten tohumu
Sirke
Hazırlanışı:
Bir tutam keten tohumu alınarak bir kaba konur. Ye­teri kadar sirke eklenerek karıştırılır. Merhem kıvamına getirildikten sonra tırnaklara sürülür.

Düğmelice süpürge (zampur, yaban yarpuzu, Yaban nanesi, yaban kekiği)

09 Haziran 2010 Yazan admin  
Kategori sifali Bitkiler

Düğmelice süpürge (zampur, yaban yarpuzu, Yaban nanesi, yaban kekiği)

Düğmelice süpürge (zampur, yaban yarpuzu, Yaban nanesi, yaban kekiği) özellikleri
* Yaprak ve tohumlarından yararlanılan bu bitki, dağ eteklerinde bulunur.

Düğmelice süpürge (zampur, yaban yarpuzu, Yaban nanesi, yaban kekiği) faydaları
* Göğüs ve ciğer hastalıklarına şifa verir.
* Boğaz ağrılarını giderir
* Balgamı söktürür. Kan tükürmeyi önler.
* Görmeyi kuvvetlendirir. Karaciğeri temizler.
* Böbreklerin çalışmasını düzenler.

Diyabet tedavisinde yeni geliÅŸmeler

09 Haziran 2010 Yazan admin  
Kategori Şeker hastalığı

Diyabet tedavisinde yeni geliÅŸmeler

Son on yıl içinde, ilaçlarla (İnsülin ve oral antidiyabetikler) ve yaşam tarzı değişiklikleri ile diyabetin etkin bir şekilde kontrol edilebileceği gösterilmiştir. Ancak halen kafalar­daki soru hep aynıdır. Şeker hastalığında tam iyileşme mümkün mü ?

Hemen cevaplayacak olursak, halen günümüzde diya­betin tam bir teda­visi yoktur.
Araştırmacılar, bir gün tam iyileşme sağlayabileceği umutlarını taşıdıkları tedavileri geliştirmek için çalışmalarını sürdürmektedirler.

Bunlardan en çok ilgi çekenlerden biri pankreas naklidir. Yapılan nakiller bir miktar başarılı olabilmiştir. Ancak pek çok zorlukları sürmektedir. Fakat şu an en çok gelecek va­at eden tedavi seçeneği, pankreas adacık hücresi naklidir. Doktorlar henüz vefat etmiş birinin pankreasından adacık hücrelerini alarak insüline bağımlı diyabeti olan bir başka kişinin karaciğerine bir katater yardımı ile yavaş vermektedir. Bu hücreler de karaciğer içinde farklı yerlere dağılarak, yeni damarsal bağlantılar yapmakta ve daha sonrasında da insülin üretmeye başlamaktadırlar. Ancak nakil işlemi son derece zordur. Nakil sonrası hücre reddini engellemek işin verilen bağı­şıklık sistemini baskılayan ilaçlar, sıklıkla alı­cının diyabetini daha da kötüleştirmektedir.

Son zamanlarda insülin uygulamasında başka yenilikler de denenmektedir. Bunların başında ağız yoluyla insülin verilmesi gelir. İnsülini, bir yağ damlacığına (lipozom) bağ­layarak mideden parçalanmadan geçmesini ve bağırsaklardan emilmesini sağlamak mümkündür. Ancak ne yazık ki emilim ora­nı değişkendir. Yoğun araştırmalara rağmen bu teknik sorunun aşılmasını mümkün ol­mamıştır.
Yakın bir gelecekte de insülinin ağızdan kullanılması muhtemel görünmemektedir.

Diğer bir konu da, son 20 senedir daha saf ve değişken etki sürelerine sahip insülinlerin geliştirilmesi üzerine yoğunlaşıldı. Yak­laşık son 10 yıldır biyoteknoloji ile üretilen insan insülinleri kullanılıyor. Bakteri ve ma­yaların genetik kodlarına müdahale edilerek, insan insülini üretmeleri sağlanmaktadır. Ay­nı şekilde insüline yeni özelliklerin katılabil­mesi mümkündür. Doğal insülinde yapılabi­lecek değişikliklerin sınırı yoktur. Böylece esas hedef olan, daha iyi kan şekeri kontrolü­nün sağlanması mümkün olacaktır.

Kendinize zaman ayırın

09 Haziran 2010 Yazan admin  
Kategori Saglik Haberleri

Kendinize zaman ayırın

Sıradan bir insan 24 saatin kendisine yetmediğini düşünür. Gün sona erinceye dek bir işten diğerine koşuşturur dururuz. Günün bu telaşlı koşuşmasına ara vermenin en kolay yolu kendimize zaman ayırmaktır. Ancak, tek başına geçirilecek sessiz ve sakin dakikalar bir lüks gibi algılanmamalıdır. Bizim nasıl yaşayacağımızı saptayan çok önemli unsurlardır bu dakikalar. Her gün kendinize oturup dü­şünecek, duygularınızı inceleyecek bir zaman dilimi ayırın.

Wisconsin Üniversitesi araştırmacıları sürekli meditasyon ya­pan kişilerin hastalıklarla savaşan antikorlarının daha yüksek düzeylere ulaştığını saptamışlardır.

Sigarayı bırakırsak yemekten lezzet alırız

09 Haziran 2010 Yazan admin  
Kategori Sigaranın zararları

Nikotine bağlılık, yiyeceğe duyduğumuz açlığa benzer. Ancak birbirine zıt, yanıltıcı bir benzerliktir bu:
1) Yiyecek; sağlık, enerji, haz verir ve hayatımızı uzatır. Tütün ise sağlığımızı berbat eder, mutsuzluğa ve hastalıklara yol açarak ömrümüzü kısaltır.

2) Yiyeceklerin tadı güzeldir, açlığımızı doyurmak hoş bir duygudur; ama kanser yapan, iğrenç kokan dumanları içimize çekmek kesinlikle hoş olmayan bir deneyimdir.

3) Yemek yemek açlığa sebep olmaz, tam tersine tatmin eder. Daimi bir tatmin vermemesi, yemek yeme zevkini hayatımız boyunca yaşamamızı sağlar. İlk sigaramızsa tatmin şöyle dursun, yenilere ihtiyaç doğurur.

Her bir sigara paketinin yol açtığı saÄŸlık zararı 45 YTL’dir. Sigarayı parçalayıp atmak en mantıklı ve en akıllı yoldur.

Tiryakilerin hayatında stres hiç azalmaz, çünkü strese sebep olan bizzat sigaradır.

İçilen her sigara, yenilerini arzu ettirir. Tek tatmin yolu, onu bırakmaktır.
Kendi sigara içmemizi inceler ve başkalarını gözlersek sigara içmekten aslında pek bir zevk almadığımızı, son derece zevk alabileceğimiz bir durumdan da sigara içtiğimiz için zevk alamadığımızı görürüz.

Hayattan daha fazla keyif almamız için de sigarayı terk etmemiz gerekir.

Sigarayı bırakmış birçok kişiyle konuştum, inanın önemli bir kesimi, sigarayı kendi tahminlerinden çok daha kolay bırakmışlardı.

46 milyondan fazla Amerikalı yetiÅŸkin – Sigara içmekte olanların neredeyse yarısı- sigarayı bırakmayı baÅŸarmıştır. Biz de bırakabiliriz.

Susam yağı

09 Haziran 2010 Yazan admin  
Kategori Sağlıklı beslenme

Susam yağı

Japonlar onu aşırı ÅŸekilde tüketirler, Okinavva’lılar ise ölçü dışına çıkmazlar. Ne olursa olsun susam tohumu çok fazla kalsi­yum taşır ve iyi yaÄŸlar açısından zengindir. DoÄŸal olarak güzel bir ÅŸekli vardır, bu iki besleyici özelliÄŸi saÄŸlık için gereklidir.

Günlük yemek olarak 3 fikir
* Ekmeğin üzerine katılarak.
* Karışık salatalara ya da kızartılmış sebzelere serpiştirile­rek.
* Fırın güvecinde galeta unu yerine serpiştirilerek.

Kapatıcı ürünler

09 Haziran 2010 Yazan admin  
Kategori Saç sağlığı

Kapatıcı ürünler

Kapatıcı ürünler oldukça doğal görünürler. Birçok erkek bu ürünleri başarıyla kullanmaktadır. Ger­çekten de, bu ürünleri sürekli kullanan birçok erkek görür, ama fark etmezsiniz bile. Televizyonda ve filmlerde gördüğünüz erkeklerden bahsetmiyo­rum; meslektaşlarınızdan, arkadaşlarınızdan, kom­şularınızdan bahsediyorum.

Bu ürünlerin ne kadar işe yaradığı, hangilerini kullandığınıza, saç kaybınızın seviyesine ve ürün­leri nasıl uyguladığınıza bağlıdır. Kullanımları ko­lay ve fiyatları ucuzdur. Size, elbiselerinize ya da bir başka kişiye bulaşmazlar.

Piyasadaki en iyi güncel ürünlere bir bakalım:
Toppik
Saç kaybınız az ya da orta derecedeyse, Toppik doğal görünüşünü bozmadan saçınızı dolgunlaş-tırır. Toppik, insan saçını meydana getiren protein olan keratinden yapılmış liflerden oluşur. Bu liflerin binlercesi şık bir şekilde paketlenmiş bir kava­nozun içinde bulunur ve uygulama için, direk kavanozdan kafa derinizin incelmiş bölgelerine yavaşça dökülür. Doğal statik elektriğin etkisiyle bu lifler, saç telleriniz ne kadar ince olursa olsun mevcut saçınıza ilişirler.

Toppik yüzde 99 organik keratin ve yüzde 1 renklendirici, koruyucu ve ürünün akıcı kalmasını sağlayan maddelerden oluşur. Kafa derinize lokal olarak uyguladığınız doğal ya da tıbbi tedavilerle ve dikenli palmiye ya da Propecia gibi doğal ya da tıbbi vücut içi tedavilerle birlikte uygulanmasında bir sorun yoktur.

Ayrıca Toppik’i, transplantlardan sonra alıcı bölge iyileÅŸir iyileÅŸmez kullanabilirsiniz. Trans­plantlardan sonra yeni saçınızın çıkmasını bek­lerken özellikle faydalıdır.

Toppik günlük kullanımda, hatta rüzgar ve yağmurda bile, kolay kolay çıkmamakla birlikte, yıkamayla kolayca çıkar ve saçınıza ya da kafa derinize zarar vermez. Fırçayla dökülmeyeceği için saçınızı tarayabilir hatta parmaklarınızı saçlarınızın arasından geçirebilirsiniz. Toppik suda çıktığı için, başınız suyun içinde yüzerseniz çıkar.
Toppik leke ya da boya bırakmaz, bu yüzden birkaç lif giysinize düşerse endişelenmenize gerek yoktur. Hemen silkelemeniz yeterli.

Toppik, siyah, koyu kahve, orta kahve, açık kahve, kumral, sarı, beyaz ve gri renklerde satılır.

Couvre
Couvre Maskeleme Losyonu piyasadaki ilk kapatıcı üründü ve abartılı makyaj sanatçıları arsında yay­gın bir kullanıma ulaşmıştır.

Kafa derisini renklendiren bir ürün olan Couvre, paketinden çıkan bir sünger ile uygulanır. Saç kaybını kalan az miktardaki saçı kullanarak gizlemekle birlikte, onu örtecek yeterli saç olma­dıkça bu yöntem kel bölgelere uygulanamaz. Ne kadar büyük ya da küçük olursa olsun incelen bölgeler için idealdir.

Couvre, kafa deriniz ve saçınız arasındaki kon­trastı yok eden görsel bir etkiye sahiptir. Ayrıca her bir saç telinin dibini kalınlaştırdığından, saçın daha dolgun görünmesini sağlar.

Saç çizginizin kenarlarında kullanamamakla birlikte, kafa derinizin diğer bütün yerlerinde, hafif incelmiş saçların altında kullanabilir ve doğal bir görüntü elde edebilirsiniz.

Couvre yağmurda çıkmaz; başınız suyun altın­da yüzebilirsiniz; akmaz ve bulaşmaz. Couvre sa­dece şampuanla yıkandığında çıkar.

Couvre’yi kuru ya da nemli saçınıza ve kafa derinize uygulayabilirsiniz. Gözenekleri tıkamaz ve saçınızın uzamasını engellemez. Uygulandıktan yaklaşık bir dakika sonra tam etkisini gösterir.

Couvre’nin ana bileÅŸeni susam yağı olduÄŸundan hafif renkli bir nemlendirici gibidir. Couvre’nin ren­gi, yüz çevresinde kullanılmasına izin verilmiÅŸ olan ve doÄŸal yollarla türetilen demir oksitlerden gelir.

Couvre’yi, kafa derinize lokal olarak uygu­ladığınız tıbbi tedavilerle birlikte kullanabilirsiniz.
Sadece uyguladığınız tedavinin tamamen emilme­sini bekledikten sonra Couvre’yi kullanın.

Couvre, siyah, koyu kahve, orta kahve, açık kahve, kumral, sarı, gri ve beyaz/gri renklerde satıl­maktadır.

Fullmore
Fullmore Renkli Saç DolgunlaÅŸtırıcısı, Toppik ve Couvre’nin bileÅŸimi gibi bir etkiye sahip olan yeni bir üründür. Fullmore’un spreyi, ufak renkli keratin liflerini (Toppik’te kullanılanların aynısı) incelen saçınıza ve kafa derinize püskürtür.
Eski nesil spreyli kapatıcı ürünlerin aksine, Fullmore etrafa bulaşmaz ve kontrolü çok kolaydır.

Fullmore Toppik ile aynı renklerde satılır: Siyah, koyu kahve, orta kahve, açık kahve, kumral, sarı, beyaz ve gri.
Fullmore’un özel polimerleri, kel bölgeleri kapatıp ince saçları dolgunlaÅŸtıracak ÅŸekilde kendi saç foliküllerinize yapışır. Onu uyguladıktan sonra, 15-30 saniye bekleyin ve sonra sabitlemek için her­hangi bir saç spreyi sıkın. Bir kere sabitlendikten
sonra, şampuanla yıkanana kadar pul pul dökül­mez ve çıkmaz.

Bu kapatıcı ürünler, sürekli saç kaybınızı düşünmenizi önlemeye yardımcı olabilir. Bu ürün­leri tek başına, ya da saç kaybı tedavi ürünleri ile birlikte kullanabilirsiniz. Kadınlarda da, erkeklerde olduğu gibi iyi sonuç verir.

Kişilik bozuklukları

09 Haziran 2010 Yazan admin  
Kategori Ruh Sagligi

Kişilik, bir insanı diğerlerinden farklı kılan temel özelliklerdir. Bireyin kendine ait yönlerini ifade eder. Bunu inanç, ahlak, kültür, arkadaşlık ilişkileri, sosyallik, çıkarcılık, göz rengi, konuşma üslubu, sorumluluk, candanlık, kıskançlık, hüzün, sinirlilik, güvenilirlik yanında, davranış tarzları, olaylara ve insanlara bakış açıları, alışkanlıklar, algılar gibi daha pek çok özellik belirlemektedir. İnsanda ergenlik döneminde veya daha önce şekillenmeye başlar. Toplumda insanların pek çok ortak yanlarının olmasının yanı sıra kişilik özeldir ve ayırt edicidir. Kişilik aslında her zaman değişebilecek bir nitelikte olmakla beraber, genelde insanlarda oldukça sürekli ve kararlı bir görünümdedir.
Kişilik bozukluklarında da belirtiler süreklilik gösterir.

Kişilik bozuklukları ve belirtileri
Obsesif kişilik: Takıntılar, kuralcılık, mükemmeliyetçilik, kararsızlık
Paranoid kişilik: Şikayetçi üslup, şüphecilik, affetmeme, kincilik
Şizoid kişilik: Çekingen kişilik: Duyarsızlık, yalnızlık, duygusal soğukluk Utangaçlık, kendini küçük görme, topluma karşı duyarlılık
Sınırda kişilik: Duygusal değişkenlik, kontrolsüz davranış, iradesizlik
Antisosyal kişilik: Sorumsuzluk, vurdumduymazlık, saldırganlık, insanları suçlama
Bağımlı kişilik: Başkalarından güç alma, kendisini ikinci planda tutma, terk edilme korkusu
Histrionik kişilik: Telkine açık olma, rol yapma, hep ilgiyi ve dikkati üzerine çekme isteği, yüzeysellik.

Obsesif kompulsif kiÅŸilik bozukluÄŸu
Kişi düzenli, mükemmeliyetçi ve katıdır. İyi, doğru ve güzel gibi olumlu duygularını ifade etmekte zorlanır. Genelde yargılayıcı bir tutum içindedir. Kararsızlığı dikkat çeker. Detaya dalmaya yatkın olduğundan yaptığı işin veya sergilediği davranışın amacından ya sapar ya da unutur.

Paranoid kişîlik bozukluğu
Kişi diğer insanlar tarafından sürekli olarak sömürüldüğünü, kendisine zarar verilmeye çalışıldığını düşünür ve bu şekilde algılar. En yakınlarının sadakatinden bile derin bir kuşku içindedir. Bu sebeple insanlara güvenmez, onların bütün davranışlarını olumsuz yorumlar ve şüphe ile yaklaşır.
Bu bireylerin öfkeli ve kinci olmaları tipik özellikleridir. Öte yandan hep aşağılandıklarına inanırlar.

Åžizoid kiÅŸilik bozukluÄŸu
Kişi soğuk ve ilgisizdir. Sanki duygulan körelmiş gibidir; sevinç, neşe, keder, kaygı, üzüntü, öfke gibi duyguları gereği gibi hissetmez veya dışarı yansıtmaz. Yakın çevresiyle hatta kendi ailesiyle bile doğru dürüst iletişim kurmaz, kursa bile bunu devam ettiremez. Kimseyle duygu ve düşüncelerini paylaşmaz. Annesiyle, babasıyla, arkadaşlarıyla, kardeşleriyle bir arada olmaktan, oturup sohbet etmekten zevk almaz, aksine böyle ortamlardan hemen uzaklaşır.

Kişi, hiçbir konuda düşüncesini dile getirmez; beklentilerini, ideallerini, planlarını açıklamaz. Kendisine yöneltilen eleştiri veya övgüleri de dikkate almaz, bunlara karşı umursuz davranır.

Åžizotipal kiÅŸilik bozukluÄŸu
Kişinin düşünce, görünüş ve davranışlarında acayiplikler vardır. Kuşkucudur ve insanlarla yakın ilişki kuramaz. Altıncı his, telepati, geleceğe dair haberler alma, batıl inanışlar, diğer insanların kendi duygularım algılayabileceği şeklinde düşünceleri vardır.

Çekingen kişilik bozukluğu
Kişi toplum içinde rahat edemez, son derece çekingen, utangaç ve ürkektir. Eleştiriye karşı aşırı derecede hassasiyeti vardır. Sıradan bir eleştiride bile sarsılabilir. Reddedilmeyi hazmedemez. Başkaları tarafından onaylanmamak veya kınanmak kişide ciddi boyutlarda ruhsal travma etkisi yapar. Bu kişilerin en korktukları şeylerden biri, başkalarına alay konusu olmaktır.

Antisosyal kiÅŸilik bozukluÄŸu
Antisosyal kişilik bozukluğu genellikle 5-6 yaşlarında kendini göstermeye başlar. Düzensizlik, uyumsuzluk, dengesizlik ve saldırganlık bu kişilerin yaşam biçimini ifade eder. Çalışma verimleri düşük, performansları bozuktur. İçinde yaşadıkları toplumun temel davranış kurallarına ve prensiplerine uymaz, aksine onlara saldırır, şiddetle reddederler.

Bu kişiler çocukluk dönemlerinden itibaren bazı belirtiler gösterirler. Okuldan kaçma, kopya çekme, hayvanlara kötü davranma veya eziyet etme, kaba kuvvete dayalı kavga, saldırganlık, yangın çıkartma, çalma, silah kullanma bu belirtilerdendir. Antisosyal kişilik bozukluğunun nedeni bugün hala tam olarak bilinememektedir.

Sosyopat kişilik bozukluğunda birey, toplumun koyduğu ahlaki ve sosyal kurallara uymada güçlük çekmekte, çevresine zarar vermekte ve bundan pişmanlık duymamaktadır. Bu kişiler diğer insanlara karşı sevgi, saygı, ilgi ve sempati duymaz, zayıf olanı ezerler. Davranış ve anlatımları çelişkilidir. Hep kargaşa çıkarma arzusu içindedirler, toplum ve ahlâk kurallarını hiçe sayarlar.

Psikopat kişilik bozukluğunda ise birey insanlara ilgi duymaz fakat onları güç kullanarak etkilemede aktiftir. Bu gibi kişiler suç işlemekten zevk alırlar. Geçmişlerine bakıldığında, küçüklüklerinde ihmal edilmiş, dengesiz anne ve babaların çocukları oldukları ortaya çıkmaktadır.

Bağımlı kişilik bozukluğu
Bu kişilik bozukluğunda birey birilerine bağımlıdır ve teslimiyetli bir tutum içerisindedir. Tek başına hiçbir işe kalkışamaz. Hep yalnız basma kalma ve terk edilme korkusu içindedir. Yalnız kaldığında ise kendini boşlukta ve çaresiz hisseder. Hemen her konuda kararsızlık yaşadığından sürekli birilerinin vereceği güven ve desteğe ihtiyaç duyar.
Bu kişiler kendilerine yöneltilen eleştirilere kolayca alınırlar. Çoğunlukla başkalarının fikirlerine katılır, kendileri yeni bir fikir üretemezler.

Histrionik kiÅŸilik bozukluÄŸu
Bu kişilerin en belirgin özellikleri sürekli dikkat çekme, ilgi odağı olma istek ve ihtiyacı içinde olmalarıdır. Hep beğenilmek, övülmek, onaylanmak isterler. Aşırı duygusaldırlar. Hislerini abartılı bir coşkunlukla dışa vururlar. Duygu durumları yüzeysel ve değişkendir. Olmadık bir konuya sıkılıp ağlarken, bir arkadaşlarının kaza geçirmesine hatta ölümüne ilgisiz kalabilirler.

Bu tip kişiler tavır ve davranışlarını gereği gibi kontrol edemezler. Tüm davranışlarının, konuşmalarının hatta konuşmamalarının ardında ilgi çekme çabası olduğu için, insanlarla sürekli ve esaslı bir iletişim kuramazlar.

Narsistik kiÅŸilik bozukluÄŸu
Narsistik kişilik bozukluğu olanlar kendilerini diğer insanlardan farklı ve üstün görürler. Güzel, zeki, yetenekli, güçlü ve başarılı oldukları konusunda iddialıdırlar. Zihinleri sürekli kendilerini düşünmekle meşguldür. Bu kişiler adeta kendilerine aşıktırlar, en çok kendilerini sever kendilerini önemserler. Başkalarına ise önem ve değer vermezler. Onların duygu ve düşüncelerini anlama yönünde bir gayretleri olmaz.

Bu kişiler kendilerinin bir benzeri olmadığına, eşsiz olduklarına inanmaktadırlar. Her şartta kendilerini ön plana çıkarmak, ilgiyi üzerlerine çekmek, başkalarında hayranlık uyandırmak gayretindedirler. İnsanlarla olan diyaloglarında üstünlük ve bilmişlik taşlarlar. Başkalarının duygu ve düşüncelerini kullandıkları gibi emeklerinden ve onların ürettikleri değerlerden de menfaat sağlarlar. Düşüncenin tasarlayabileceği bütün üstün niteliklerin kendilerinde toplandığını sanır, kendilerince diğer insanları aşağılarlar.

Pasif agresif kiÅŸilik bozukluÄŸu
Kişinin kin, nefret, kızgınlık, düşmanlık, öfke gibi agresif davranışlara sebep olan ruhsal hareketliliği, pasif direniş şeklinde kendini göstermektedir. Pasif agresif kişilik bozukluğunda bireyler geleceğe karamsar bakarlar.

Menopoz döneminde yoga, masaj, medıtasyon ve akupresür

09 Haziran 2010 Yazan admin  
Kategori Menopoz

Menopoz döneminde yoga, masaj, medıtasyon ve akupresür

Yoga, Masaj, Meditasyon ve Akupresür menopozdaki kadını stresten kurtarıp, huzur bulmasını sağlamak için yararlanılan başarılı uygulamalardır.

Yaşam sadece nefes alıp vermekten ibaret değildir. Yaşam bilgiyi izleyen bir yoldur. Bu yolda hep arayış ve bulmak için verilen çabalar vardır; devrin hurafelerine teslim olmak yanlıştır. Ne kadar yaşlı olursa olsun, bir kadının yaşamı hep süregelen bir serüven olmalıdır.

Hiç kimse yolun sonunda olmayı istemez. Ununu serip eleğini astığını düşünmek yanlış ve modası geçmiş bir düşünce biçimidir. Menopoz kadınların bir an durup geçmişi ve geleceği değerlendirme olanağını buldukları zamandır. Geçmişi düşünüp hayıflanmak boşuna zaman kaybı olur. Yoga, meditasyon, masaj ve akupresür gibi uygulamalar insanları, yeni bir başlangıç için hiç de geç olmadığına inandırmaya yardımcı olur. Gelecek bizim elimizdedir. Menopozdaki kadınlar bu yöntemlerle rahatlayıp dinçleşir, çok daha iyi uyur ve ruhen canlanırlar.

Yoga’yla Rahatlama
Yoga ruh ve beden dinginliği sağlar. Kilomuzu kontrol altında tutar ve kaslarımızı güçlendirir. Sindirim ve dolaşım sistemlerini düzene sokar, eklemlerde ve omurlarda esneklik sağlar. Sağlıklı olmak için yalnız kasların değil, tüm organların, özellikle de, iç organların dengeli çalışması gerekir. İşte, yoga bunu sağlar. Yoganın üç gücü olduğu söylenir.
*Beden dili
*Nefes
*Akıl

Menopoz sırasında kadınların alacakları tavrın çok önemli olduğunu biliyoruz. Menopozdaki kadınlar yoga yaparak zihinsel yoğunlaşma geliştirebilirler ve bu sayede yaşlanmaya karşı mücadele edebilirler.

Yoganın en çok etkili olduğu kişiler menopozdaki kadınlardır, çünkü onlar daha sabırlıdırlar, daha iyi dinleyicidirler ve yaşam onlara çok sağlam değerler öğretmiştir. Daha olgun ve öğrenmeye açık oldukları için menopozdaki kadınlar yogaya herkesten çok yatkındırlar. Yogada stres nefes yoluyla giderilir. Soluma rahatlamayı sağlar, rahatlayınca da insan yaşama karşı olumlu bir tavır alır. Günümüzde yoga giderek daha çok yaygınlaşmaktadır (pek çok okulda başlatıldı), ama bir din değildir ve her derde çare olacağı beklenmemelidir. Sadece, yaşama daha olumlu yaklaşmamızı sağlayacak bir yöntemdir.

Vücudumuzun fizyolojik işlevleri üzerinde düzgün solumanın çok büyük bir önemi vardır, fakat bu sadece fiziksel bir işlem değildir.Yoga öğretisine göre soluma aklın ve duyguların işleviyle de bağlantılıdır. Menopozdaki bir kadın bir şeye üzüldüğü veya, öfkelendiği zaman soluma düzeni değişir. Bu da zihniyetimizi bir anda değiştirip, o ana kadar bastırdığımız düşüncelerimizin ve duygularımızın yüzeye gelmesine, bazen de dışavurumuna yol açar. Oysa, kontrollü soluma sayesinde kendimizi dengede tutabilir, daha rahat ve huzurlu olabiliriz.

Ayrıca, yoga öğretisinde solunumun iç ve dış hareketleri de etkilediğine inanılır. Haydi, şimdi basit bir yoga egzersizini deneyin ve sizi rahatlatıp nasıl stresten kurtardığını görün.

Kolay Bir Yoga Hareketi
Yoga yaparken, aşağıdaki soluma yöntemlerinin uygulamaya konduğu bazı harika hareketler vardır.
*Öne doğru eğilirken soluk verin.
*Arkaya doğru eğilirken soluk alın.
*Bükülme hareketleri yapılırken soluk verin.
Örneğin, ayakta dimdik durun. Dirsekleri kırmadan tavana değmek istercesine kolları yukarı doğru kaldırın, sonra ayak parmaklarınıza dokunmak için öne doğru eğilin Öne doğru eğilirken soluk vermeniz gerek. Sonra geriye doğru tekrar eski durumunuza dönerken de soluk almalısınız. Yogaya başlamak için bir kitap edinebilir veya, bir yoga kursuna yazılabilirsiniz.

Yogayı uygun bir beslenme ve egzersizle desteklerseniz menopoz sırasında çok yararını görürsünüz. Bu çetin günlerinizde size çok gereken sağlıklı bir kan dolaşımı, dikkat yoğunlaşması, genel dinginlik ve dayanıklılık kazandırır.

Kendi kendinize yoga yapmaya başlamadan önce öğretiyi ayrıntılarıyla öğrenin ve bir uzmana danışmadan uygulamaya geçmeyin.

Menopoz Sırasında Akupresür
Yüzyıllar önce Çinliler tarafından geliÅŸtirilen akupresür baÅŸ aÄŸrısından menopoz sıkıntılarına kadar pek çok saÄŸlık sorununa iyi gelir. Akupresür vücudun belirli bölgelerine parmak basıncı uygulayarak yapılır. Bu masaj yöntemi her insanın vücudunda bir yaÅŸam gücü veya, enerjisi olduÄŸu varsayımı üzerine oturtulmuÅŸtur. Bu enerjiye de “chi” adı verilir. (OkunuÅŸu: ç/y)

İnanışa göre, vücûdun bir bölümünde sorun olduÄŸunda vücudun her yanına dağılmış olan chi’nin yardımıyla bu sorun giderilir. Chi’nin bedenin her bir dokusuna ve hücresine enerji verdiÄŸine inanılır.

Bu enerji kan damarlarına benzer bir sistemle vücuda dağıtılmaktadır; nehirler gibi akarak, tüm organlara erişirken gözle görülemez. Bazen bu görünmez nehirler cilde yakın yerlerden geçerler. Enerjinin vücut yüzeyine yakın olduğu yerler akupresür noktalarıdır. İnanışa göre cildin bu noktalardaki elektrik direnci o noktanın etrafındaki alana göre daha farklıdır.

Hastalığın, bu noktalardaki enerji akımı tıkandığı zaman oluştuğuna inanılmaktadır. Bu durumda hastalık belirtileri baş gösterir. Bu noktalara parmakla, iğneyle veya elektrikle masaj uygulanabilir. Enerji akımı normal dolaşımına döner dönmez de hastalığın geçeceğine inanılır.

Parmak masajıyla akupresür noktalarını uyarmayı kendi kendinize yapabilir, ya da, bir arkadaşınızdan veya, bir masaj uzmanından yardım isteyebilirsiniz. Hiç acı duymazsınız, güvenlidir ve en iyi yanı, iÄŸne yoktur. ‘

Akupresür Uygulaması Hakkında Kısa Bilgiler
*Akupresürü vücudunuz gevşemişken yapın. Sıkı bir masaj yaptırdıktan sonrası, çok iyi zamandır.
*Vücudunuzun belirli bir bölgesinde ağrı veya, rahatsızlık varsa o taraftan başlayın. Karar veremezseniz de endişelenmeyin. Vücudunuzun bir tarafından diğerine enerji transferi olur.
*Her basınç noktasına bir ile üç dakika arasında basınç uygulayın. Parmak uçlarınızla basıncı yavaş yavaş artırarak başlayın. Basınç noktasına birden fazla parmağınızı bastırabilirsiniz. Gerginlik hissederseniz daha fazla basınç uygulamaya çalışın. Parmağınız yorulunca durup, dinlenin. Akupresür uzmanları tıkanmış olan enerji noktalarının hassas olabileceğini belirtiyorlar.
*Hassasiyet tedavi sırasında yavaş yavaş kaybolmalı. Basınç noktasından vücudunuza hafif bir sıcaklık yayılabilir. Bunu bazı insanlar hisseder. Merak etmeyin, bu hoş bir duyumsamadır.
*Masaj yaparken nefes alıp vermeyi unutmayın.

Akupresürle Menopoz Sıkıntılarını ve Tiroid Dengesizliklerini Giderme Yolları
Bir iskemleye dimdik oturun. Yapacağınız her işlem bir ile üç dakika arası uygulanmalıdır. Başparmaklarınızı köprücük kemiğinizin iki yanına bastırırken, elleriniz omuzlarınızı kavrasın. Parmaklarınız sırtınıza gelecek şekilde omuz üstlerine ve omuz başlarına bastırın.
Ateş Basmasını Hafifletmek İçin Akupresür
A.Yere oturup dizlerinizi kırın. Her işlem bir ile üç dakika arası uygulanmalı. Sağ elinizle en küçük ayak parmağınızın altındaki noktayı tutun.
B.Tekrar sağ elinizi ayağın altından geçirerek orta parmağınızın üstünü tutun.
C.Ayak bileğinizi dış tarafından tutup bastırın. Sonra diğer tarafına bastırın.
D.Ellerdeki basınç noktaları: Sol elinizi kullanarak sağ elinizin dördüncü parmağının dış kenarına basınç uygulayın. Sonra el değiştirip aynı işlemi diğer elde tekrarlayın.
E.Baldırınızdaki basınç noktaları: Sol baldırınızı sol elinizle tutup basınç uygulayın. Sağ baldırınızı sağ elinizle tutup basınç uygulayın.

Akupresür hakkında daha ayrıntılı bilgi edinmek istiyorsanız bu konuda yazılmış kitaplara veya bir masaj uzmanına başvurabilirsiniz. (Alkım yayınlarından çıkacak olan Akupresür sizi yeterince aydınlatacaktır.)

Sonraki yazılar »