Acı badem
30 Kasım 2010 Yazan admin
Kategori sifali Bitkiler

Acı badem özellikleri
* Ağacı, gövdesi, kökü kaynatılarak kullanılır.
Acı badem faydaları
* Kafi miktarda sirke ve gülyağı ile kaynatılıp alma yakı olarak konursa baş ağrılarına iyi gelir.
* Ciğerleri açar ve sinirleri rahatlatır.
* Adele ağrılarına, kulunca, felce, böbreklere faydalıdır.
* Böbrek ve mesane tıkanıklıklarını açar.
* Mideyi kuvvetlendirir.
Az konuşun, kanser olmayın
30 Kasım 2010 Yazan admin
Kategori Saglik Haberleri
Uzun süre cep telefonuyla konuşmak kanser riskini arttırıyor

Cep telefonuyla her gün birkaç saat görüşme yapanların tükürük bezi kanserine yakalanma riskinin hiç konuşmayanlara göre yüzde 50 arttığı belirtildi.
Araştırma ayrıca kırsal alanda cep telefonu kullananların kenttekilere oranla kanser riskiyle daha fazla karşı karşıya olduğunu ortaya koydu.
Bunun nedeni ise kırsal alanda baz istasyonu sayısının daha az bulunması ve cep telefonlarının sinyal almak için daha fazla radyasyon yayıyor olması.
Riski yüzde 50 artırıyor
İsrail’deki Tel Aviv Üniversitesi’nden Dr. Siegal Sadetzki, tükürük bezlerinde iyi ya da kötü huylu tümör oluÅŸan 500 kiÅŸi üzerinde yaptığı araÅŸtırmada, hastalardan cep telefonu kullanma alışkanlıklarını, hangi sıklıklarda ve ne kadar süreyle konuÅŸtuklarını sordu. Bulgular saÄŸlıklı 1300 kiÅŸinin alışkanlığıyla karşılaÅŸtırıldı.
Sonuçta cep telefonunu kulağına dayayarak günde bir kaç saat konuşma yapanların tükürük bezlerinde tümör oluşması riskinin yüzde 50 arttığı saptandı.
Kaynak: http://www.haberturk.com/haber.asp?id=56632&cat=220&dt=2008/02/19
Öğünler birbirine yakın olmamalı
30 Kasım 2010 Yazan admin
Kategori Sağlıklı beslenme

YediÄŸimiz gıdaların sindirilmesi için belli bir vaktin geçmesi geÂrekir. Bu da yaklaşık 4-5 saattir. Bu sebeple iki öğünün arası en az 4-5 saat olmalıdır.
Besinlerin mideyi terk etmesi ve sinÂdirim özsularının tekrar birikip sonÂraki öğüne hazırlanÂması yaklaşık olarak 4-5 saat alır.
Gün boyunca süÂrekli ve düzensiz yenirÂse, mide özsuyu yeterli sindirim gücünü taşımaÂyacak ve zayıflayan mide özsuyu besinleri kolayca sindiremeyecektir. GünÂde dört öğünden fazla yenmemelidir. Bu ÅŸekilÂde karaciÄŸer de isÂtirahata vakit bulacaktır.
Boğulma ve böcek sokma uyarısı
30 Kasım 2010 Yazan admin
Kategori Genel sağlık bilgileri
Yazın sıcakların artmasıyla birlikte halsiz ve yorgun oluruz. Çok terleriz, böceklerle boğuşuruz, serinlemek için girdiğimiz deniz ve havuzlarda boğulma tehlikesiyle karşı karşıya kalırız. Tüm bu tehlikelerine karşı herkesin en sevdiği mevsimlerden biri olan yazı bu yıl sağlıklı geçirmeye ne dersiniz?
Uzm. Dr. Hasan Aslan, İHA muhabirine yaptığı açıklamada, suda boğulmanın, yaz aylarında çok sık görülen bir kazayla ölüm sebebi olduğuna dikkat çekerek, iyi yüzme bilenlerin de tanımadıkları bölgelerde yüzerken dalga, akıntı, girdap ve kramp girmesi gibi sebeplerle boğulma tehlikesiyle karşılaşabileceği uyarısında bulundu.
Kişi yüzme bilmiyorsa veya tecrübesizse su kanalları, göletler ve havuzlarda boğulabileceğini vurgulayan Uzm. Dr. Aslan, küçük çocukların deniz kıyısında, suyun derin olmadığı yerlerde de kolayca bu tehlikeyle karşı karşıya kalabileceğini belirtti.
BOĞULANA İLK YARDIM
Uzm. Dr. Hasan Aslan, denizde veya baÅŸka yerde boÄŸulmak üzere olan birinin yardımına giderken, suya atladıktan sonra kazazedeye doÄŸru yüzülmesi gerektiÄŸini ifade ederek, “Amacınız, hiç vakit kaybetmeden onu sudan çıkarmak olmalı. Sudan çıkardıktan sonra, bilinci yerindeyse ve solunum güçlüğü yoksa onu sakinleÅŸtirip ısıtın. Kazazede baygın olmakla birlikte solunumu varsa, kendisini yan yatırın, bu sayede, yuttuÄŸu su dışarı çıkabilir ve suyun akciÄŸerlere gitmesi önlenebilir. Ağızdan aÄŸza suni solunum yapılırken, göğüs kafesine düzenli aralıklarla bastırılarak kalp masajı uygulanır. Ancak kalp masajı, sadece kalp atımı ve nabız alınmadığı hallerde yapılmalıdır. BoÄŸulan kiÅŸi, akciÄŸerlerinde suyun yol açtığı hasarı deÄŸerlendirmek amacıyla mutlaka hastaneye kaldırılmalı ve 48 saat süreyle kontrol altında tutulmalıdır” dedi.
BÖCEK SOKMALARI
Böcek sokmalarının, özellikle yaz ve sonbahar baÅŸlarında tarlada çalışan, tatil ve piknik yapan insanlar için keyif kaçırıcı bazen de hayatı tehdit edici bir sorun olduÄŸunu kaydeden Uzm. Dr. Aslan, “Böcek sokması olan bölgeden uzakta ÅŸiÅŸme, kızartı, ürtiker, kaşıntı, kolik ÅŸeklinde karın aÄŸrısı, kusma, ishal, göğüste sıkışma hissi, nefes almada zorluk, hırıltılı solunum, at sesi (larinks ödemi bulgusu), dilde ÅŸiÅŸme olabilir. Bu bulgular, ciddi alerjik reaksiyon ve anafilaksi bulgularıdır ve birkaç dakika içinde ortaya çıkar. Nabzın alınamaması ve kan basıncının düşmesi, bilinç bulanıklığı ve kalp durması, hayatı tehdit eden bulgulardır” diye konuÅŸtu.
Uzm. Dr. Hasan Aslan, karınca ile sokulmadan 30-60 dakika sonra yerel kaşıntı ve küçük su toplamış kabarcık (vezikül) ortaya çıktığını bildirerek, “Bunu 8-24 saat sonra püstül oluÅŸumu izler. Karınca sokmasından sonra ikincil enfeksiyonlara engel olmak için bol su ve sabunla yıkanmalı, içi su dolu kabarcık sıkılmamalıdır. Topikal steroidli merhemler ve ağızdan H1 antihistaminikler kaşıntıyı azaltmak için kullanılabilir” dedi.
AKREP VE YILAN SOKMALARI
Akrep sokmalarında da yara üzerine konan küçük bir buz parçasının aÄŸrıyı azaltabileceÄŸini söyleyen Uzm. Dr. Aslan, “Yara temizlendikten sonra üzerine kortizonlu veya antihistaminik merhemler sürülebilir. Akrep sokmaları, tansiyon yükselmesi ve kas spazmları gibi ciddi reaksiyonlara sebep olabileceÄŸi için mutlaka bir saÄŸlık merkezine baÅŸvurulmalıdır. Ağır vakalarda akrep panzehiri (antiskorpiyonik serum) uygulanabilir. Zehirli yılan sokmalarında da, sokulan kısım kalp seviyesinin altında tutularak hasta en yakındaki saÄŸlık merkezine -xxx–xxx–xxx-ürülmelidir” diye konuÅŸtu.
Uzm. Dr. Hasan Aslan, güneÅŸ çarpmasının ise, kızgın güneÅŸ altında uzun süre kalanlarda ve daha çok çocuklarda görülen bir yaz hastalığı olduÄŸunu hatırlatarak, “Åžiddetli baÅŸ aÄŸrısı, bulantı, kusma ve yüksek ateÅŸle kendini gösterir. Hasta serin bir yere -xxx–xxx–xxx-ürülmeli, vücudu sıkan giysiler çıkarılmalı, başına soÄŸuk kompres veya buz torbası konulmalıdır. AteÅŸ çok yüksekse, vücut ıslak bir çarÅŸafla sarılmalı, hasta havadar bir yerde tutulmalı ve serin bir cankurtaranla hastaneye taşınmalıdır” ifadelerini kullandı.
Acı bakla (acı mısır baklası, yahudi baklası)
29 Kasım 2010 Yazan admin
Kategori sifali Bitkiler

Acı bakla (acı mısır baklası, yahudi baklası) özellikleri
* Esas vatanı mısır’dır.
* Acı taneleri, tohumları kullanılır.
* Baklagillerdendir, acıdır ve çok besleyicidir.
Acı bakla (acı mısır baklası, yahudi baklası) faydaları
* Dövülmüşü sirke ile karıştırılıp siyatiğe yakı gibi koyu lursa fayda verir.
* Unu ile sirkeyi, balı karıştırıp hap yapılarak yutulursa, veya sirke ile şurup yaparak içilirse solucan düşürür.
* Arpaunu ile karıştınlıp, hamur haline getirilip katı urla ra, cerahatli yaralara, kanser yaralarına, alaca lekelere yakı halinde konulursa geçirir.
* Mürver çiçeği ve bal ile karıştırıp kadınlar suyundan levaj yapar veya içerlerse kan söktürür cenin düşürür.
* Bağırsak ve dalakta işlevi artırır.
* Su ile kaynatılarak içilirse, idrar zorluğuna iyi gelir.
* Sirke, sedef otu ve bal karışımı içilirse mide bulantılar mı geçirir.
* Mezolon kökü ile karıştırılıp uyuz koyun yıkansa uyuz luğu geçer.
* Kabuğunu bir bez içine koyup daima karın üstünde taşı yanların safra hastalığını geçirir, safrayı kolayca akıtır.
* Bağırsak, mide hastalıklarını geçirir. Böbrek iltihabını giderir, böbrekteki taş ve kumların düşmesinde yardım cı olur.
* Vücutta biriken tuzları atar, baş ağrısını geçirir. Yüzde çıkan yaralara, vücuttaki beyaz lekelere iyi gelir.
Obezite yayılıyor
29 Kasım 2010 Yazan admin
Kategori Saglik Haberleri
SaÄŸlıksız beslenme ve hareketsizlik dışında da obezite nedenleri var…

Amerikan Rutgers Üniversitesi Beslenme Anabilimdalı Profesörü Nurgul Fitzgerald, obezitenin salgın bir hastalık olduğunu ve mücadele etmek için sigara konusunda gösterilen tavrın uygulanması gerektiğini söyledi. Şişmanlığın tek bir nedene bağlı olmadığının altını çizen Fitzgerald, obezite ile mücadelede devlet ve özel sektöre görev düştüğünü ifade etti.
İnsanların çoÄŸu zaman aldıkları kilonun farkında bile olmadığını anlatan Fitzgerald, Cihan’a yaptığı açıklamada “Her gün fazladan bir kutu soda içmeniz ve aldığınız kaloriyi harcamamanız, size yılsonunda 7 kilogram olarak geri döner. ÇoÄŸu insan bu ÅŸekilde kilo alıyor. Kilo almanın en temel nedeni saÄŸlıksız beslenme ve fiziki aktivite azlığıdır” dedi.
Obezitenin her geçen gün büyüyen bir sorun olduÄŸunu ifade Nurgul Fitzgerald, ABD’de insanların çabuk tüketim üzerine kurulu bir yemek anlayışları olduÄŸunu, ailelerin birlikte oturup evde piÅŸirilmiÅŸ saÄŸlıklı bir yemek yemediÄŸini söyledi. Türk yemek kültürünün bu yönde iyi bir örnek olduÄŸunu vurgulayan uzman, “ABD’de dışarıda yenilen yemeklerde bile porsiyonlar çok büyük. Sebze yemeÄŸi anlayışı çok zayıf. Bizim sofra alışkanlığımız bu anlamda çok iyi bir örnek. Evde yemek piÅŸer ve herkes birlikte oturup yer. Dışarıda bile yeseniz tabağınızın kenarında domates, biber olur. Bu gelen sebze süs için deÄŸil gerçekten yemeniz içindir” diye konuÅŸtu.
Åžehir planlamalarının bile ÅŸiÅŸmanlamada etkisi olduÄŸunu ifade eden Fitzgerald, ÅŸiÅŸmanlığın önlenmesi konusunda gündelik aktivitenin çok önemli olduÄŸunu bildirdi. ABD’de insanların banka iÅŸlemlerini bile araçtan inmeden yaptığını anlatan beslenme uzmanı, “Çocukların hareket etmesi, koÅŸturup oynaması gerekiyor. Bilgisayar ve televizyon başında vakit geçiren bir çocuÄŸun kilo alması çok normal. Televizyonda reklamı çıkan yüksek kalorili ürünler bir ÅŸekilde çocukları etkiliyor. Anne babaların çocuklarına bu noktada örnek olmaları gerekiyor. Evde piÅŸirilmiÅŸ bir yemek ve fiziki aktivite konusundaki teÅŸvik çok önemli” dedi.
ÇOCUKLARA “ONU YEME BUNU YEME” BASKISI YAPMAK YANLIÅž
Anne babaların çocuklarına “onu yeme bunu yeme” tarzındaki engellemelerinin olumlu bir davranış olmadığının altını çizen uzman, “Çocuklara ÅŸiÅŸmanlamasınlar diye baskı yapmak doÄŸru deÄŸil. Bu tarz bir tavır ilerde yeme bozukluklarına yol açabilir. Çocuklar ÅŸeker de yemeli, çikolata da. Fakat önemli olan ne sıklıkla ve ne kadar yedikleridir. Küçükken nasıl yemeÄŸe alışırsak büyüyünce de aynı ÅŸekilde devam ederiz” ÅŸeklinde konuÅŸtu.
GeçtiÄŸimiz yıl “Trust for America’s Health” adlı saÄŸlık kuruluÅŸunun yaptığı araÅŸtırmanın sonuçlarına göre ABD’nin en yoksul eyaletlerinden biri olan Mississipi, en çok obezin yaÅŸadığı eyalet. Bu eyaletteki obezite oranı ilk kez yüzde 30′u aÅŸarak yüzde 30,6′ya çıktı. Ülkede en çok obezin bulunduÄŸu 15 eyaletten 10′u güneyde yer alıyor. AraÅŸtırmaya göre, Amerikalıların yüzde 22’si hiç fiziksel faaliyette bulunmadığını söylüyor. AraÅŸtırmada, 19 eyalette her 4 kiÅŸiden birinin obez olduÄŸu sonucu ortaya çıktı.
ABD’de 1991′de hiçbir eyalette obezite oranı yüzde 20′yi geçmiyordu. Beslenme uzmanı Nurgul Fitzgerald, ABD’nin resmi olarak da obezite ile mücadele ettiÄŸini anlattı. Bu noktada sigara konusunda tüm topluma yayılmış hassasiyetin örnek alınması gerektiÄŸini bildiren Fitzgerald, “GeçmiÅŸte insan davranışlarını deÄŸiÅŸtirmek için ‘Nasıl saÄŸlıklı yenilir’ tarzında çalışmalar yaptık. Bu yöntem çok iyi sonuçlar vermedi. Bu konuyu toplumun tüm katmanlarına yaymak gerekiyor. KiÅŸi ya da aileleri deÄŸil tüm etkenleri deÄŸiÅŸtirmek lazım. Mesela özel sektör; 12 yaÅŸ altındaki çocukların etkilenmemesi için; gönüllü olarak bazı reklamların yayın saatini deÄŸiÅŸtiriyor. Tabi kanunlar üzerinde de yapılan çalışmalarda var. Obezite ile yapılan mücadelede sigaraya karşı yapılanlar örnek olabilir” dedi.
HİÇBİR YİYECEK YASAKLANMAMALI
Hiçbir yiyeceÄŸin yasaklanmaması gerektiÄŸini anlatan Nurgul Fitzgerald, zaman zaman kendisinin de soda içip patates kızartması yediÄŸini söyledi. Öğrencilerinin, kendisini patates kızartması yerken gördüğünde ÅŸaşırdıklarını fakat kendisinin “Ben de insanım ve patates kızartmasını seviyorum. Önemli olan ne kadar sıklıkla yediÄŸinizdir” dediÄŸini anlattı.
Günlük yaşamda öğünlerin geçiştirilmemesinin altını çizen uzman, bir öğünde yemediğinizi diğer öğünde midenin, savunma mekanizması olarak siz farkına varmadan telafi ettiğini söyledi. Çocuklar için kahvaltının çok önemli olduğunu, yapılan bir araştırmada; kahvaltı yapan çocukların yapmayanlara oranla okulda daha başarılı olduğunu söyledi.
İnsanların genellikle şişmanlıkla mücadele etmek için kendilerinden ilaç yerine geçecek tek bir yöntem istediğini bildiren Nurgül Fitzgerald, gazetelerde yayınlanan birçok diyetin kısa süreli geçici çözümler olduğunu hatta bazılarının hiçbir işe yarayamadığını açıkladı.
Şişmanlığın çözümü için sağlıklı beslenme ve düzenli fiziki aktivitenin çözüm olduğunu anlatan uzman, yağ aldırma ya da mideye takılan kelepçe gibi yöntemlerin son çare olarak düşünülmesi gerektiğini söyledi.
Kaynak: http://www.haberturk.com/haber.asp?id=56623&cat=220&dt=2008/02/19
Meyve aç karnına yenmelidir
29 Kasım 2010 Yazan admin
Kategori Sağlıklı beslenme

Meyve, sindirim süreciçok kısa (yaklaşık 15 dakika) olan besin maddesidir. Yenilen bir meyve miÂdeden geçer, ama orada beklemez. Çünkü mideÂde herhangi bir iÅŸi yoktur. Dolayısıyla hemen emildiÄŸi ve sindirildiÄŸi ince bağırsaÄŸa gelir. EÄŸer meyÂve yemek sonunda yenirse, daha önce yenmiÅŸ ve sindirilmeleri için 2-3 saate ihtiyaçları olan besin maddelerinden dolayı kapısı kapalı olan bir mideÂye gelir. Meyve, sıcak ve nemli bir ortamda hapis kalır. Bu da onun maÂyalanmasına ve diÄŸer besin maddelerinin sindirim sürecini de bozarak barındırdığı vitaminlerin çoÄŸunu kaybetmesine sebep olur. Ayrıca, diÂÄŸer besinlerle birleÅŸtiÄŸi için hazmı da zorlaÅŸacaktır. Hatta fermente olup önce karbonhidrata, sonra da alkole dönüşecektir. Bu sebeple haÂyatı boyunca bir yudum içki içmediÄŸi halde siroz olan kiÅŸilere rastlanaÂbilir. Halbuki, meyveleri yemekten bir saat önce veya iki saat sonra yesek, ne kilo alırız, ne de siroz gibi hastalıklarla karşılaşırız. Çünkü, meyÂve bu süre içinde ince bağırsaÄŸa inme imkanı bulacak, dolayısıyla diÄŸer besin maddeleri tarafından miÂdede bloke edilemeyecektir. Meyveler iyi çiÄŸnenir ve mide boÅŸken yenirse çabuk sindirilir. Midenin kısa zamanda boÅŸalmaÂsı, arkadan gelecek yiyeceklerin sindiriminde kolaylık saÄŸlayacakÂtır. Meyvelerdeki fermantasyon yapıcı maddeler her türlü besinin sindirimine elveriÅŸlidir.
En iyisi, meyveyi sabahleyin aç karnına yemektir. Mide boÅŸÂken yenen ilk besin maddesi bambaÅŸka bir deÄŸer taşır.
Böylece vücut meyveden azami ölçüde istifade etmiÅŸ olur. Ayrıca, sabah yenen meyve diÄŸer vakitlerde meyve yenÂmeyeceÄŸi anlamına da gelmez.
Yalnız bazı meyveler şekerce zayıf olduklarından, mayalanma güçleri önemsenmez. Çilek, böğürtelen, kızılcık yemekten sonra rahatça yenebilir. Aynı şekilde midede mayalanma tehlikesi olmadığından pişmiş meyveler de yemekten sonra yenebilir.
Limon da böyledir. Suyunu (Şekersiz) her an içebilir veya tat katmak için salatalara, soslara, yemeklere katabilirsiniz.
Meyveler mide salgılarını uyardığından, yemeklerden önce yenmesi bu bakımdan da faydaÂlıdır. Yemekten sonra yendiÄŸinÂde uzun süre midede kalması gerekir. Böyle bir durumda da meyvelerin ÅŸekeri daha önce yenen unlu gıdaların niÅŸastasıyla birleÅŸerek midede aşırı miktarda ÅŸiÅŸkinlik ve gaz oluÅŸmasına sebep olabilir.
Fiziksel aktivitenin sağlığa etkisi
29 Kasım 2010 Yazan admin
Kategori Genel sağlık bilgileri
Fiziksel aktivitenin saÄŸlık ve zindelik için saÄŸladığı yararların giderek daha iyi anlaşılmaya baÅŸlandığının altını çizen uzmanlar, “Düzenli fiziksel aktivitenin saÄŸlıklı kilonun sürdürülmesi, dayanıklılık, güç ve esnekliÄŸin artmasındaki rolünün yanı sıra günümüz hastalıkları olarak kabul edilen kronik hastalıklara yakalanma riskini azalttığı açıkça bilinmektedir” diyor.
Uzmanlar, söz konusu yararların sadece bireysel düzeyde önemli olmadığını ifade ediyor. Dünyanın her yerinde giderek maliyeti artan saÄŸlık hizmetleri yönünden koruyucu saÄŸlık hizmetleri kapsamında fiziksel aktivitenin saÄŸladığı yararların, önemli bir tasarruf saÄŸladığını kaydeden uzmanlar, “Ancak optimal bir saÄŸlık için gerek çocuk gerekse yetiÅŸkinlerin büyük bir çoÄŸunluÄŸunun yeteri kadar fiziksel aktivite yapmadıkları görülmektedir. SaÄŸlıkla ilgilenenler, fiziksel aktivitenin neden önemli olduÄŸunu anlamalı, tüm yaÅŸlardaki bireyleri yaÅŸamın bir parçası olarak fiziksel aktivite ve spora katılımları için motive etmelidirler. Fiziksel aktivitenin yaÅŸam boyu sürdürülmesinin herkese, her yerde, her zaman yararlı olabileceÄŸi mesajının daha geniÅŸ kitlelere yayılmasına yardımcı olmalıdır” ifadelerini kullanıyor.
Uzmanlara göre, fiziksel aktivitenin fiziksel sağlık üzerine etkileri şöyle:
“Kilo Kontrolü: Birçok ülkede fiziksel aktivite düzeyi besin tüketiminden daha fazla düşüş göstermiÅŸ, böylece düşük düzeyde fiziksel aktivitenin ÅŸiÅŸmanlık için önemli bir etken olduÄŸu sonucuna varılmıştır. Önemli bir saÄŸlık sorunu olan ÅŸiÅŸmanlık giderek artmakta ve koroner kalp hastalığı, diyabet, inme, artrit ve kazalara karşı risk oluÅŸturmaktadır. Kilo kaybının enerji sınırlaması ve fiziksel aktivitenin artırılmasıyla saÄŸlanması daha kolay ve etkilidir. Daha da önemlisi kilo almayı önlemede önemli rol oynamaktadır. ÖrneÄŸin günde 2-5 km yürüyüş enerji dengesinin saÄŸlanmasını önemli ölçüde etkilemektedir.
Kan Basıncının Kontrolü: Yüksek kan basıncı (tansiyon) 140-90 mmHg. olduğunda kalp krizi, kalp ve böbrek yetmezliği, inme gibi rahatsızlıklara yakalanma riskini iki katına, 160-95 mmHg. Olduğunda ise üç katına çıkarmaktadır. Düzenli fiziksel aktivite kan basınçlarını diğer klinik uygulamalarla kıyaslanabilecek düzeyde yaklaşık 6-10mmHg. azaltabilmektedir. Ancak her zaman tek başına yeterli olmayabilir ve diğer klinik uygulamalarla (kilo kaybı, alkol ve tuzun azaltılması, çoğu zaman ilaç kullanımı) birlikte olması gerekebilir. Fiziksel aktivite ilerleyen yaşla birlikte gözlenen tansiyonun artmasına karşı koruyucu olabilmektedir. Önerilen fiziksel aktivite düzeyi, düzenli orta şiddette egzersizlerdir. Ciddi hastalık risklerinin bile, çok hafif düzeyde fiziksel aktivitenin arttırılması ile azaldığı bilinmektedir.
Kan Lipitlerinin Kontrolü: Düzenli fiziksel aktivitenin lipit (yağ) metabolizmasına olumlu etkileri olduğu bilinmektedir. HDL kolesterolünü (iyi kolesterol) artırırken, bazı durumlarda toplam LDL kolesterolünü (kötü kolesterol) düşürerek daha yüksek HDL/LDL oranı ve buna bağlı koroner kalp hastalığı riskini azaltmakta, ayrıca yüksek plazma trigliserid düzeyini de düşürmektedir. Önerilen fiziksel aktivite düzeyi; haftada 15 km veya daha fazla yürüme veya koşma gibi aktivitelerdir. Aktivitenin toplam miktarı ve sıklığı, şiddetinden daha önemlidir.
Şeker Hastalığı ve Kan Şekerinin Kontrolü: Düzenli fiziksel aktivite insülin aktivitesinin kontrolüne ve kan şekerinin düzenlenmesine yardımcıdır. Fiziksel olarak aktif, insüline bağımlı olmayan şeker hastalığı olanlarla hareketsiz yaşam sürenlere göre damar komplikasyonlarının görülme sıklığı daha düşüktür. Yaşın ilerlemesine bağlı şeker hastalığına yakalanma riski de aktif kişilerde yüzde 20 veya daha fazla oranda azalmaktadır. Böylece düzenli fiziksel aktivite, insüline bağımlı olmayan şeker hastalığının tedavisinden çok korunmasında önemli rol oynamaktadır. Önerilen fiziksel aktivite düzeyi; yürüyüş ve düşük şiddetli, uzun süreli egzersiz programlarıdır.
Damar ve kas-İskelet Sistemi Hastalıklarını Önleme: Koroner kalp hastalığı ve inme riskinin fiziksel aktivitesi fazla olan kiÅŸilerde daha düşük olduÄŸu görülmektedir. Orta düzeyde bir aktivite bile tamamen hareketsiz(sedanter) kalmaktan daha iyidir ve giderek artan aktivite düzeyi daha çok yarar saÄŸlamaktadır. Kas ve kemiklerin kuvveti, eklemlerin esnekliÄŸi; koordinasyon, denge ve hareket çevikliÄŸi için önemlidir. Bütün bu özellikler yaÅŸla birlikte önemli derecede azalmaktadır. Bu durum fiziksel aktivite düzeyindeki azalma ile yakından iliÅŸkilidir. Özellikle kadınlarda yaÅŸlandıkça osteoporozla birlikte kemik kırıkları (bilek, omur ve kalçada) görülme riski artmaktadır. Kemik mineral yoÄŸunluÄŸunda artış, çocukluk ve adölesan döneminde yapılan egzersizlerle örneÄŸin; ağırlık taşıma, yürüyüş, koÅŸu, tenis,v.b. gibi egzersizlerle saÄŸlanmaktadır. YetiÅŸkinlikte yapılan orta düzey aktiviteler ise yaÅŸla ilgili kayıpların önlenmesine yardımcıdır.”
SaÄŸlıklı, uzun ve kaliteli bir yaÅŸam sürdürme amacı için “Herkes İçin Spor” kavramı yaygınlaÅŸtırılmaya çalışılmalıdır.
Uzmanlara göre, fiziksel aktivitenin zihinsel sağlık üzerine etkisi ise şu şekilde:
“Etkilerini ölçmek zor olmasına karşın yapılan çalışmalar fiziksel aktivitenin yararlı psikososyal etkileri olduÄŸu konusunda birleÅŸmektedir. Kaygı, stres depresyonun azaltılması, zihinsel saÄŸlığın sürdürülmesi, psikolojik zindeliÄŸin saÄŸlanmasında pozitif etkiler yaratmaktadır. Özet olarak; fiziksel aktivite, fiziksel ve zihinsel saÄŸlığı olumlu yönde etkilemektedir.”
Uzmanlara göre, çocuk ve gençleri (5-12 yaÅŸ) düzenli aktivite yapmaya cesaretlendirmek, olumlu saÄŸlık alışkanlıkları geliÅŸtirmelerine, sigara ve ilaç bağımlılığından uzak durmalarına, okul baÅŸarılarını geliÅŸtirmelerine yardımcı olmak anlamına geliyor. Ergenlik (13-19 yaÅŸ) döneminde, çocukluktakinden daha yoÄŸun aktiviteye devam edilebileceÄŸinin altını çizen uzmanlar, “Bu dönemde yarışma sporlarına katılım karakter geliÅŸimini olumlu etkilemektedir. Ayrıca aşırı kilo alımını engelleyerek, yetiÅŸkin dönemde sık görülen kronik hastalıklara yakalanma riskini azaltmaya yardımcı olacaktır. YetiÅŸkin yaÅŸamında (20-65 yaÅŸ) fiziksel aktivitenin yararları daha belirgindir. Daha önce belirtildiÄŸi gibi pek çok fiziksel ve zihinsel hastalıklara yakalanma riskini azaltmaktadır. YaÅŸlılıkta (65-75 yaÅŸ) kronik hastalıklara karşı korunmanın yanı sıra, en büyük önemi zihinsel ve bedensel fonksiyonların korunmasını saÄŸlamasıdır. ÖrneÄŸin eÅŸini kaybetmiÅŸ bir kiÅŸinin grup egzersizlerine katılması, mücadelesinde yardımcı olmaktadır” diyor.
Uzmanlar, yaÅŸamın her döneminde düzenli fiziksel aktivitenin yapılmasının önemli olduÄŸunu da belirterek, “Düzenli egzersiz yapan bir kiÅŸi daha kaliteli bir yaÅŸamı tek başına 10-20 yıl daha sürdürebilmektedir. Orta yaÅŸlılar (75-85 yaÅŸ) ve çok yaÅŸlılar (>85 yaÅŸ) için düzenli, uygun ve güvenli aktivite programları kas kuvvetinde artışa baÄŸlı daha iyi koordinasyon, denge, kısa reaksiyon zamanı, artmış doÄŸal yürüme hızı, esnekliÄŸi saÄŸlamaktadır. Ancak bu grupta düzenli fiziksel aktivitenin yaÅŸam beklentisine etkisi azdır. Ayrıca “yaÅŸam stili aktiviteleri” olarak adlandırılan yürüyüş, bahçe iÅŸi ile uÄŸraÅŸma, araba yıkama, bisiklete binme, merdiven kullanma vb. gibi aktivitelerle aktif bir yaÅŸama baÅŸlamaya karar verilerek egzersiz yaÅŸamın bir parçası haline getirilebilir. Her yetiÅŸkin 30 dakika veya daha fazla orta düzey aktiviteyi haftanın hemen her günü yapmalıdır” açıklamasında bulundu.
Acı çiğdem (giz çiğdemi,çayırsafranı, sonbahar nergisi)
28 Kasım 2010 Yazan admin
Kategori sifali Bitkiler

Acı çiğdem (giz çiğdemi,çayırsafranı, sonbahar nergisi) özellikleri
* İlik iklimlerde yetişir.
* Çiçekleri, yaprakları kullanılır
Acı çiğdem (giz çiğdemi,çayırsafranı, sonbahar nergisi) faydaları
* Nasırları iyileştirir.
* Basur memelerine faydalıdır.
* İdrarı söktürür.
Zayıflamanın 8 yolu
28 Kasım 2010 Yazan admin
Kategori Saglik Haberleri

Dış faktörlere karşı kalkan oluÅŸturun, kilolarınızdan kurtulun! İşte yöntemler…
Asıl sorun kilolu olduÄŸunuzu fark edip artık bir ÅŸeyler yapmaya karar verdikten sonra baÅŸlıyor. Diyelim ideal kilonuzu buldunuz ve bu kiloya inmek veya hep aynı durumda kalmak istiyorsunuz ama çok azımız bunu gerçekten becerebiliyor. Ancak bir baÅŸka nokta daha var, fazla yememize sebep olan dış faktörler… Bunlar da en az iÅŸtahımız kadar rol oynuyor. Gıdaların sunuluÅŸ ÅŸekli, porsiyonlar, paket boyları, tabak boyları hep istediÄŸimizden fazla yememize sebep oluyor. EÄŸer sadece acıktığımız zaman yesek ve doyduÄŸumuzda durabilsek obezite sorunu kalmazdı. Uzmanlar bu tür fazla yemeyi tetikleyen faktörlerin farkında olmanızı öneriyor. Diyet yapmamızı sabote eden bu dış faktörleri bilirsek onlara karşı koymamız mümkün olacaktır.
Kokular sizi çeker
Fazla kalori ve fazla kilo almamıza sebep olan 8 neden var. Bunları hayatınızdan çıkartarak ya da bunlara karşı önlem alarak çok daha formda olabilirsiniz.
1. Görüntü, ses ve kokular: Kızartılan sucuk kokusu, ızgaranın veya patlamış mısır makinesinin sesi veya sınırsız gıda reklamları aşırı yemeğe neden olabilir. Kokular sizi çeker.
2. Farkında olmadan yemek: Televizyon, sinema, bilgisayar veya kitap okumak gibi herhangi bir şeyle meşgulken ağza devamlı bir şeyler götürülür. Yemek dışında başka şeylerle uğraşmak, o anda yediğinize dikkat etmeyeceğinizden fazla yemenize yol açar. Sadece yemeğe konsantre olursanız, daha iyi tat ve keyif alır ve daha çabuk doyarsınız. Yemek duyularınıza dokunmalıdır, sadece ağızı ve mideyi doldurmak yetmez.
3. Her yerde yenilecek bir şeyler bulunması: Metroda, benzin istasyonlarında, her yerde yenilecek bir şey bulmak mümkün. Yemek gözümüzün önünde ise daha çok yiyoruz. Otomatlardan, çekmecedeki şeker ve çikolatalardan uzak durun.
Fast-Food’u unutun
4. Fast-food restoranlar: Ucuz, hızlı ve kolay erişilebilir bu tür yerler daha çok yemeği teşvik ediyorlar. Fast-food yemenin bir zararı da şu; bir süre sonra bütün tatlar karışıyor ve yavanlaşıyor. Arada aradığınız tadı bulmak için de daha fazla yemeniz gerekiyor. Bu tür yerlere haftada bir kereden fazla gitmeyin ve gittiğinizde tavuk ve salata çeşitlerini tercih etmeyi deneyin.
5. Porsiyon boyutları: Restoran veya marketlerde, porsiyon miktarları giderek arttırılıyor ve bu normal porsiyonmuş gibi algılanıp, tüketiliyor. İhtiyacınızı siz belirleyin. Önünüze konulan miktara göre yemek yemeyin.
6. Dev paket boyları ve ambalajlar: Büyük boy ürünler indirimli veya fiyat avantajlı gibi sunuluyor. Biz de onları satın alıyor ve daha çok yemiş oluyoruz. İlginç bir araştırma sonucuna göre; eğer büyük bir paketten yerseniz, küçük boylara göre yarı yarıya daha çok yiyorsunuz! Öncelikle istirahat ederken, televizyon karşısında veya otururken bir şeyler yeme alışkanlığını terk edin. Böyle zamanlarda çayı tercih edin. Paketten yemek yerine, bir kaba koyarak, ölçerek yiyin.
7. Tabak boyları: Eğer büyük boy tabak kullanırsanız daha çok yersiniz. Halbuki küçük boy mutfak eşyası kullanmak hem daha çok göz doyuruyor, hem de daha yavaş yemeğe yol açıyor.
8. Yemek çeşitliliği ve açık büfeler: Eğer fazla seçeneğiniz varsa, elinizde olmadan bu seçeneklerin hepsini tatma eğilimine girersiniz. Çeşitlilik elbette ki iyidir ancak seçimleriniz sağlıklı gıdalardan oluşmalıdır. Sebze, meyve, az yağlı süt ürünleri, tahıllar ve kepekli ürünler her zaman bu sağlıklı seçenekler arasında yer alacak olan başlıca gıdalardır.
Dr.Metin Okucu – Sabah
Kaynak: http://www.haberturk.com/haber.asp?id=56764&cat=220&dt=2008/02/20



