Grip olmayacaksınız

31 Aralık 2010 Yazan  
Kategori Saglik Haberleri

Bu formül o kadar muhteşem ki uygularsanız hasta olmanız imkansız!

Diyet uzmanı Aylin Yılmaz, “Sadece kalın giyinip, sıcak mekanlarda oturarak soğuk algınlığından korunmak mümkün değil” dedi ve ekledi: Gribi engellemek için doğru beslenmeyi bilmek ve uygulamak gerekir..
Kış aylarında gribal enfeksiyonlardan korunmak için beslenmeye özen göstermek gerektiğini belirten diyet uzmanı Aylin Yılmaz, “Yapmanız gereken en önemli şey, günlük ihtiyacınız kadar kalori almaktır” dedi.

AZ YAĞLI SEBZE YİYİN
Düşük enerjinin performansı düşüreceğine dikkat çeken Aylin Yılmaz, gripten korunmak için şunları önerdi:

* Protein ve manken diyetleri gibi dengesiz olan tek tip beslenme programlarını uygulamayın.
* Sebze yemekleri veya salata porsiyonlarınızı gün içinde arttırın. Her gün 2 porsiyon salata ve 2 porsiyon az yağlı sebze yiyin.
* Meyve tüketiminizi günde 5 porsiyona yükseltin. Bu da ortalama olarak 5 meyve demektir. Meyve tüketiminizi arttıramıyorsanız her gün bir bardak portakal veya mandalinagreyfurt suyu içmeye özen gösterin.
* Vücut direncinizi azaltacak kızarmış besinler, cipsler, hamurlu tatlılar gibi aşırı yağlı besinlerden, asitli içeceklerden, aşırı kafeinli ürünlerden uzak durun.
* Alkol tüketimini azaltın. Çünkü fazla alkol alımı fazla enerji alımına neden olur. Alkolden alacağınız enerji boş bir enerjidir ve vücut direncinizi düşürür.
* Lahanagiller, brokoli, mandalina, portakal, greyfurt, limon gibi özellikle kış sebzeleri ve meyvelerini tüketin. Koyu yeşil yapraklı sebzeler ve turunçgiller bunların başında gelir.
* Sebzeleri çok yüksek ateşte pişirmeden hazırlayın. Yemekler hazırlandıktan sonra zeytinyağı ilave edin. Her gün 2 litre su için.
* Kuru meyveleri ve yağlı tohumları cebinizde bulundurun. Ara öğün olarak badem, ceviz ve kayısı yiyin.

Sabah

Kaynak: http://www.haberturk.com/haber.asp?id=53938&cat=220&dt=2008/02/02

Lahana

31 Aralık 2010 Yazan  
Kategori Sağlıklı beslenme

Lahana

G vitamini bakımından çok zengindir. Özellikle brüksel lahanası ve brokoli çeşitleri bu vitaminin bol bulunduğu lahana çeşitleridir. Ayrıca, demir, ba­kır, kükürt, magnezyum, iyot ve klo­rofil gibi mineraller ile K, B2, PP vi­taminleri ve bitkisel protein ve kara­ten ihtiva eder.

Kanı zehirlerden temizler, idrar söktürür, cildi güzelleştirir, sinirleri yatıştırır ve zindelik verir. Bunun dı­şında böcek sokmalarına ve sivilce­lere karşı etkili bir ilaçtır.

Sütsüz çikolata sağlığa yararlı

31 Aralık 2010 Yazan  
Kategori Genel sağlık bilgileri

İtalyan doktorlar, sütsüz çikolata yemenin, şeker hastalığı ve kan basıncının kontrolüne yardımcı olabileceğini bildirdi. Uzmanlar yine de genelde az çikolata yenmesi çağrısı yaptılar.

L’Aquila Üniversitesi’nde yapılan araştırmada, 15 gün boyunca her gün 100 gram çikolata yemenin, kan basıncını azalttığı ortaya çıktı. 15 kişi üzerinde yapılan araştırmada ayrıca çikolata yemekle, vücudun şeker metabolize etme yeteneğinin arttığı belirlendi. Şeker metabolizasyonunun düşük olması, şeker hastası kişilerin sorunlarından biri. Araştırmanın ilginç bir yanı ise beyaz çikolata yendiğinde aynı sonuçlara ulaşılmaması. L’Aquila Üniversitesi’nden Dr. Claudio Ferri, sütsüz çikolatanın faydalarına karşın, insanlara dikkatli olmaları çağrısında bulunuyor. Ferri, sütsüz çikolatanın, antioksidenin yanı sıra çok miktarda yağ ve kaloriyi de bünyesinde bulundurduğunu söylüyor. Ferri’ye göre, diyetlerine biraz çikolata da eklemek isteyen kişilerin, mutlaka diğer yiyeceklerden keserek kalori fazlalarnı vermeleri gerekiyor. İtalya’daki araştırma tıp ve beslenme uzmanlarından genelde olumlu tepki aldı.

Kaliforniya Üniversitesi’nden beslenme uzmanı Cesar Fraga, araştırmada kan basıncına yönelik bulguların inanılır göründüğünü söyledi. Ancak Fraga, çay ve şarap gibi içeceklerin de aynı etkiyi yaptığını belirtti. Diabetes UK adlı kuruluşun danışmanlarından Amanda Vezey, araştırmanın küçük bir çalışma olmasına karşın, ilginç sonuçlar verdiğini vurguladı. Vezey bu duruma karşın şeker hastalarına, dengeli bir diyet önerdiklerini, çok sayıda meyve sebzenin, düzenli sporla birlikte şeker hastalarına yardımcı olacağını söyledi. Blood Pressure Association adlı kuruluştan Prof. Graham MacGregor, konuyla ilgili olarak daha fazla araştırmaya ihtiyaç duyulduğunu belirtti.

Sakın evlenmeyin

30 Aralık 2010 Yazan  
Kategori Saglik Haberleri

Çünkü başınız gerçekten çok ağrıyabilir…

Migreni tetikleyenler arasına iki yeni faktör daha eklendi: Doğum kontrol hapları ve kavgalarla dolu mutsuz bir ilişki

Kadınların; hamilelik, menopoz ve âdet dönemi gibi hormonal değişiklikler nedeniyle erkeklere göre migren tehdidine daha açık olduğu bilimsel araştırmalarla kanıtlanan bir gerçek. Migren görülme sıklığı erkeklere oranla 3 kat daha fazla olan kadınlarda, doğum kontrol hapı kullanımı da zaman zaman migreni tetikleyen bir faktör olarak karşımıza çıkıyor. Ancak kötü giden bir ilişki, evlilik ne kadın ne de erkek tanıyor. Memorial Hastanesi Nöroloji Bölümü’nden Uzman Dr. Abdullah Özkardeş, stresli bir evliliğin hem erkeğin hem de kadının hayatını kabusa çevirdiği gibi migreni de tetikleyebileceğine dikkat çekti:

“Migren genellikle başın yarısını tutan ve zonklama tarzı baş ağrısına neden olur. Ayrıca, bulantı, kusma, ışık ve görüntüye karşı hassasiyet de yaratabilir. Önemli olan migreni tetikleyeni bulup atak geçirme riskini artıran durumları ortadan kaldırmak… Bu yüzden baş ağrısı günlüğü tutulmalı. Her migren tetikleyicisi, tüm hastalarda ağrıya neden olmaz. Aynı hastada da aynı faktör her zaman ağrıyı başlatmayabilir. Eğer bir tetikleyici belirlenebilmişse, ondan kaçınarak atak riskini azaltmak mümkün olabilir. Ayrıca, hastada tanısı konulmuş 72 saatten fazla süren migren krizleri oluyorsa, doğum kontrol ilacı kullanılmamalı.”

Parfüm ve büro ışıklarına dikkat edin
İŞTE migreni tetikleyen faktörler:
# Öğün atlama/oruç
# Çikolata
# Beyazpeynir
# Alkol/kırmızı şarap
# Aşırı/çok az uyku
# Aşırı sıcak/soğuk
# Büro ışıkları
# Parfümler
# Adet görme
# Doğum kontrol ilaçları
# Stres
# Çocuk sahibi olma
# Yakının ölümü
# Mali problemler
# Evlilik

Akşam

kaynak: http://www.haberturk.com/haber.asp?id=53902&cat=220&dt=2008/02/02

Ispanak

30 Aralık 2010 Yazan  
Kategori Sağlıklı beslenme

Ispanak

Sodyum, potasyum, iyot, kalsiyum, demir, fosfor, B ve C vita­minleri içeren ıspanak organizmamızın madensel tuz ve vitamin ihtiyacını karşılar. Fiziksel ve zihinsel yorgun­lukları giderir. Kan yapıcı özelliği de bulu­nan ıspanağın glisemik endeksi düşüktür.

Ispanak, sodyum, potasyum, iyot, kalsiyum,demir, fosfor bakımından çok zengindir.

Fusion food’a iyi bir örnektir, Okinavva Ortaçağ’dan beri mut­faklarının büyük bölümünü oluşturan yeşil yapraklı sebzelere kollarını açmıştır. Bu bitkiler anti-aging’dir. B 9 vitamini, (kalp ve beyin sağlığı için aşırı derecede önemli) keratinleri ve mineral-leriyle (özellikle kalsiyum, potasyum ve selenyum) ve aynı za­manda C vitaminimizin bir kısmını da karşılar, zira ham olarak tüketilir. Bütün bu özelliklerinin yanı sıra lutein de taşır, nadir bulunan bir bileşiktir, gözler için aşırı derecede koruyucudur… Pişmiş olarak yenir. Mide ve bağırsakların hassas olduğunda he­men tüketimini sınırlamak gerekir.

Günlük yemek için 3 fikir
50 gr yaprak ince ince doğranarak yeşil salatada kullanılır.
100 gr ıspanak çorbalarda
Kıyılarak ya da mikserle karıştırılarak taze fasulye yanında püre olarak

Verem,Milyonlarca Kişi İçin Hala Tehdit

30 Aralık 2010 Yazan  
Kategori Genel sağlık bilgileri

Dünya Sağlık Örgütü (WHO), Afrika’da veremin tehlikeli boyutlara ulaştığını ve kıtadaki ölümlerin üçte birinin veremden kaynaklandığını bildirdi.

Dünya Verem Günü dolayısıyla bir rapor yayımlayan örgüt, 1990′dan bu yana dünya genelinde verem vakalarının yüzde 20 azaldığını, Afrika’da ise 3 kat arttığını bildirdi.

Bu duruma yaygın olan HIV virüsünün ve yeterli verem kontrol programları yürütülmemesinin yol açtığı belirtiliyor. Bu nedenle HIV ve vereme karşı ortak mücadele yürütülmesi ve bu hastalıklardan birinin belirtilerini gösterenlerin diğeri için de testlerden geçirilmesi isteniyor. Raporda Çin ve Hindistan ise yürüttükleri mücadele dolaysıyla övgüyle anılıyor.

Rapora göre, Avrupa da veremle mücadele açısından pek iyi durumda değil. Özellikle Doğu Avrupa’da hastalığın ilaçlara karşı direnç geliştirmesinin mücadeleyi olumsuz etkilediği belirtiliyor. Rusya’da bildik ilaçlarla tedavi edilemeyen bakterilerle karşı karşıya gelen ülkeler arasında yer alıyor. İngiltere önümüzdeki 3 yılda veremle mücadele çalışmaları için 5 milyon sterlin kaynak aktarılmasını kararlaştırdı.

Sınır Tanımayan Doktorlar Örgütü de, 123 yıllık yöntemlere dayanan ve uzun süren teşhis uygulamalarının değiştirilmesi ve yeni aşılar geliştirilmesi çağrısında bulundu.

Şeker hastalarına müjde

29 Aralık 2010 Yazan  
Kategori Saglik Haberleri

Ayaklarda çıkan yaraların tedavisi için bitkisel bir ilaç geliştirildi.

İran Sağlık Bakanı Kamran Bakıri Lenkerani, şeker hastalarının ayaklarında çıkan yaraların tedavisi için bitkisel bir ilaç geliştirdiklerini söyledi.

Lenkerani, yeni ilacın tanıtımı için İmam Humeyni Hastanesinde düzenlenen törende yaptığı konuşmada, ‘İranlı bilim adamlarının 7 yıllık çalışma sonucunda, dünyada ilk kez, şeker hastalarının ayaklarındaki yaraların tedavisinde kullanılan Anjipars adlı bitkisel bir ilaç geliştirdiklerini’ bildirdi.

‘Genç bilim adamlarımızla gurur duyuyoruz’ diyen Lenkerani, geliştirilen ilacı önce iç, daha sonra da dünya piyasasına sunacaklarını kaydetti.

İran Sağlık Bakanı, yeni ilacın sadece şeker hastalarında oluşan yaralar için geliştirildiğini, ancak vücutta oluşan diğer yaraların tedavisinde de kullanılabileceğini söyledi.

Şeker hastalığının bütün dünyada olduğu gibi İran’da da arttığını kaydeden Lenkerani, hastalığın ilerlemesi durumunda ayaklarda yaralar çıktığını, daha da ilerlemesi durumunda ayağın kesilmesinin söz konusu olduğunu anlattı.

İran’da yaklaşık 3 milyon şeker hastası bulunduğunu bildiren Lenkerani, bunlardan yılda 500 bininin ayağında yara çıkma tehlikesi bulunduğunu, 75 bin kişinin ayağında yara çıktığını, 10 bin şeker hastasının ise bu yüzden ayağının kesildiğini kaydetti.

Lenkerani, dünya genelinde ise yılda yaklaşık bir milyon kişinin şeker hastalığı yüzünden ayağını kaybettiğini belirtti.

Dünyada yaklaşık 150 milyon şeker hastası bulunduğu, bu sayının 2025 yılında 300 milyonu geçeceği ifade ediliyor.

Kaynak: http://www.haberturk.com/haber.asp?id=54023&cat=220&dt=2008/02/03

Turp

29 Aralık 2010 Yazan  
Kategori Sağlıklı beslenme

Turp

Turp, lezzetiyle salatalara tad veren, görünüşüyle salataları süsleyen bir sebze olarak bilinir. Vücuda yararları da oldukça faz­adır.

Turp vücuda giren kanserojen maddelere karşı bir grup en­zimi faaliyete geçirerek zararla­rını önler.

Ayrıca turpta C vitamini de bulunur. Kalp damarlarındaki kan pıhtılaşmasını engellediğin­den turp bir numaralı kalp dostları arasında sağlam bir yer edi­nir. Yine turp; böbrekleri temizler, dişetlerini kuvvetlendirir.

Her meyve suyu aynı değil

29 Aralık 2010 Yazan  
Kategori Genel sağlık bilgileri

Vücudumuzun yüzde 72’sini sıvı oluşturuyor. İnsan günde ortalama 2.5 litre sıvı kaybediyor. Meyve suyu içmeyi bir alışkanlık haline getirmek, sağlıklı yaşam kurallarından birini oluşturuyor. Çünkü meyve suları, gün içinde vücuda kaybettiği suyu kazandırıyor ve enerji veriyor. Meyve Suyu Endüstrisi Derneği (MEYED) Başkanı Prof. Dr. Aziz Ekşi bilinçli bir tüketim için meyve suları arasındaki farklara dikkat etmek gerektiğinin altını çizdi ve bu farkları ortaya koyan meyve suyu oranlarının, ürünlerin ambalajlarının üzerinde yazılı olduğunu hatırlattı.

Her meyve suyu aynı değil
Meyve suları içerdikleri meyve oranlarına göre meyve suyu, nektar ve meyveli içecekler olmak üzere üçe ayrılıyor:

Meyve suyunun içindeki doğal meyve oranı yüzde yüzü buluyor. Özellikle portakal, üzüm ve elmadan elde edilebilen yüzde 100 meyve suyu, elde edildiği meyvenin renk, tat ve kokusunu taşıyor. Meyve suyu koruyucu ve katkı maddesi içermiyor.

Meyve nektarı, meyve suyu veya pulpunun az da olsa su ile seyreltilmesi ile üretiliyor. Nektarın içinde en az yüzde 25-50 oranında meyve konsantresi bulunuyor. Şeftali, kayısı gibi meyvelerin suları koyu kıvamlı olduğu için bu meyvelerden nektar üretiliyor; kayısı nektarında en az %40, şeftali nektarında en az %45 oranında meyve bulunuyor. Meyve suları gibi nektarda da Gıda Kodeksi uyarınca koruyucu madde bulunmuyor.

Meyveli içecek ise, en az yüzde 10 oranında meyve içeriyor. Bu kategori altında son yıllarda aromalı içecekler de üretiliyor. Aromalı içecekler su, şeker, izin verilen katkı ve aroma maddelerinin karışımından oluşuyor.

Yeterince Meyve Suyu İçmiyoruz
MEYED Başkanı Prof. Dr. Aziz Ekşi Türkiye’de meyve suyu tüketiminin Avrupa ülkeleri ile karşılaştırıldığında düşük seviyelerde bulunduğunu belirtti. Ekşi sözlerine şöyle devam etti: “AB ortalaması yılda kişi başına yaklaşık 20 lt. olarak gerçekleşirken Türkiye’de 6 litre, bununla birlikte bilinçli tüketimin artmasıyla, meyve oranı sayesinde daha fazla doğal vitamin ve mineral içeren meyve suyu ve nektarların 2004 yılındaki satışında 2003 yılına göre yaklaşık %25′lik bir artış gerçekleşti. Türkiye’de en fazla şeftali suyu (%28) içilirken, onu vişne (24%) ve kayısı (19%) suyu izliyor. Bununla birlikte en hızlı büyüme ise karışık nektar tüketiminde gerçekleşiyor. C vitamini deposu olarak nitelendirilen portakal suyu ise beşinci sırada yer alıyor. ”

Prof. Dr. Aziz Ekşi’ye göre tüketim oranlarının az olması kadar, tüketicilerin meyve suları arasındaki farklar hakkında yeterince bilgi sahibi olmamaları meyve suyu sektörünün önemli sorunlarından birini oluşturuyor. Türkiye’de meyve suları arasındaki farklar konusunda bilincin gelişmesine ve farklı ortamlarda tüketim oranlarının artırılmasına katkıda bulunmak önem taşıyor.

Kötü yönetici kalp krizi riskini artırıyor

28 Aralık 2010 Yazan  
Kategori Saglik Haberleri

Özellikle erkeklerde, oran yüzde 60′a çıkıyor…

İsveç’te yapılan bir araştırma, kötü yöneticilerin çalışanların kalp sağlığını etkilediğini ortaya koydu.

Karolinska Üniversitesi Stres Araştırma Enstitüsü tarafından yapılan araştırmada, kötü niyetli ve beceriksiz bir yöneticinin, erkeklerde kalp krizi riskini yüzde 60 oranında arttırdığı görülürken, kadınlarda bu oranın daha düşük olduğu tespit edildi.

Araştırma, 3 bin 160 erkeğin yöneticileriyle ilişkilerinin 9 yıl boyunca izlenmesi ve kanlarındaki stres hormonunun ölçülmesiyle yapıldı. Araştırmada, iş yerinde kötü bir yöneticiye sahip erkek çalışanların kanlarındaki stres hormonunun yüksek olduğu belirlendi.

Araştırma sonucunu yorumlayan Karolinska Üniversitesi Stres Araştırma Enstitüsü görevlisi Prof. Dr. Töres Theorell, erkeklerin iş yerindeki kötü yöneticilerden daha fazla etkilendiğinin saptandığını ve diğer şartlarla birlikte kalp krizi geçirme risklerinin yüzde 60 oranında arttığının gözlendiğini kaydetti.

AA

Kaynak: http://www.haberturk.com/haber.asp?id=54142&cat=220&dt=2008/02/04

Sonraki yazılar »