Çapraşık Dişlerin Nedenleri Ve Tedavisi
31 Mart 2011 Yazan admin
Kategori Genel sağlık bilgileri
Çocukluk döneminde süt dişlerin değişip, kalıcı dişlerin gelmeye başlamasıyla pek çok çocukta çapraşıklıkların yaşandığı bildirildi.
Türk DiÅŸhekimleri BirliÄŸi’nin (TBD) web sitesinde yer alan bilgilere göre, bir çok anne ve baba, “ÇocuÄŸumun diÅŸleri eÄŸri geldi” endiÅŸeyle diÅŸhekimine baÅŸvuruyor. Bu durumun en büyük nedeninin ‘kalıtım’ olduÄŸunu belirten uzmanlar, zamanında alınmayan bazı önlemlerin de çapraşıklara yol açtığını ifade ettiler.
Genetik olarak çocukta çene boyutuyla diÅŸlerin geniÅŸlikleri arasında uyumsuzluk olması ya da çenelerin geliÅŸmesini olumsuz yönde etkileyen solunum yolu problemlerinin diÅŸlerde çapraşıklığıklara yol açtığını anlatan uzmanlar, “ÇocuÄŸunuzun burun yollarındaki solunumu engelleyen faktörler öncelikle üst çenenin daha sonrada alt çenenin normal büyümesini etkileyerek diÅŸlerin düzgün sıralanmasına engel olurlar. Bu durumda mutlaka uzman bir diÅŸhekiminin müdahalesi gerekir” diye konuÅŸtular.
Dişlerdeki çapraşıklığın bir diğer nedeninin de süt dişlerinin normal değişme zamanı gelmeden çekilmesi olduğuna dikkati çeken uzmanlar, şunları kaydetti:
“‘Nasıl olsa yerine yenisi gelecek’ düşüncesiyle tedavi edilebilir düzeydeki süt diÅŸlerinin çekimi son derece hatalıdır. Çünkü bu diÅŸler altlarından gelecek kalıcı diÅŸlerin yerini koruyarak çapraşıklıkları önlerler. Bir süt diÅŸi zamanından önce çekilirse yandaki diÅŸler çekilen diÅŸin boÅŸluğına doÄŸru kayar. Alttan gelecek kalıcı diÅŸin süreceÄŸi yeri kapatır, kalıcı diÅŸ bulabildiÄŸi boÅŸluktan sürmeye çalışır yada gömülü kalır. Her iki durumda da diÅŸ sisteminin dengesi bozulur ve çapraşıklıklar gözlenir. Süt diÅŸlerini ara yüzlerinde görülen çürükler zamanında tedavi edilmezse yandaki diÅŸler çürüyen, kayıp diÅŸ dokusu kadar boÅŸluÄŸa kayar. Çapraşıklıkların bir diÄŸer nedeni de budur. İşte bu nedenlerden dolayı süt diÅŸlerinde görülen çürüklerin tedavisi son derece önemlidir”.
DiÅŸlerin düzgün sıralanmasının sadece estetik açıdan önemli olmadığını anlatan uzmanlar, diÅŸlerdeki çapraşıklıkların bu bölgelerin temizlenmesi güç olacağından çürüklere, diÅŸeti hastalıklarına ve eklem aÄŸrılarına neden olabileceÄŸini belirttiler. Çapraşık diÅŸlerin her yaÅŸta deÄŸiÅŸik tedavi yöntemleriyle ortodontistler tarafından tedavi edilebildiÄŸini söyleyen uzmanlar, “Ancak bu tür tedaviler oldukça pahalıdır. Bu nedenle çürüyen süt diÅŸlerinin çekiminden çok tedavisi yoluna gitmek daha da önemlisi iyi bir ağız bakımıyla diÅŸleri saÄŸlıklı olarak ağızda tutmak en doÄŸru yöntem olacaktır” ÅŸeklinde konuÅŸtular.
Balık zehirlemelerine dikkat
30 Mart 2011 Yazan admin
Kategori Genel sağlık bilgileri
Balık ve diğer su ürünlerinin zehirlenerek ölüme sebep olduğunu belirten uzmanlar, bu konuda vatandaşları uyardı.
Samsun Veteriner Kontrol ve Araştırma Enstitüsü Müdürü Uzman Veteriner Hekim İsmail Aydın, kurumlarında balık ve diğer su ürünleri hastalıklarıyla ilgili kapsamlı araştırma ve teşhis yaptıklarını belirterek, vatandaşların balık zehirlenmelerine karşı dikkatli olmasını istedi. Balık hastalıklarının Türkiye için yeni bir konu olduğunu ve bu konuda bilgi birikimi bulunmadığını kaydeden Aydın, bu alandaki çalışmalara hız verilmesi gerektiğini söyledi.
Enstitü hizmet bölgesinde kültür balıkçılığının diÄŸer bölgelere nazaran daha hızlı geliÅŸtiÄŸini ve bölgede yaklaşık 170 iÅŸletme bulunduÄŸunu ifade eden Aydın, “Bu iÅŸletmeler, enstitü uzmanlarının kontrolünde. Kurum uzmanları, balık hastalıkları konusunda araÅŸtırma yapıyor. Balık iÅŸletmelerinin sorunlarının çözülmesinde bilimsel verilere göre hareket ediyoruz. Bugüne kadar yapılan araÅŸtırmalara göre, balık çiftliklerinde özellikle Yersiniozis hastalığı çok yaygın. Bununla birlikte Vibrio, Aeromonas, Pseudomas, Edwardsiella ve Mixobacter infeksiyonları da tespit edildi. Suya karışan sanayi atıkları suyun kalitesini bozarak özellikle bakır, çinko ve civa zehirlenmesine yol açıyor. YaÄŸmur suları, suda kurÅŸun birikimine sebep olduÄŸu için kurÅŸun zehirlenmesi meydana getiriyor. SaÄŸlıklı beslenmek için beyaz et tüketimi önemli. Ancak, özellikle balık ve deniz ürünlerinin bilinçli tüketilmesi, saÄŸlıklı muhafaza edilmiÅŸ ve ambalajlanmış, orijini bilinen, kontrolü yapılmış, hijyenik su ürünlerinin tüketilmesi gerekiyor” dedi.
“MİDYE ZEHİRLEMESİ ÖLDÜRÜYOR”
Kirli sularda avlanan balık, midye ve diÄŸer su ürünlerinin insan saÄŸlığına zarar verdiÄŸini ifade eden İsmail Aydın, “Kabuklu deniz hayvanları, insanlarda ishalle birlikte seyreden tehlikeli yiyecek zehirlenmelerinin ortaya çıkmasına neden olabilir. Havaların ısınmasıyla birlikte risk faktörü daha da artmaktadır. Bu durum halk nazarında bu ürünlere karşı güvenin sarsılmasına ve tüketimin azalmasına sebep olmaktadır. Yeterince iÅŸlem görmemiÅŸ ya da çiÄŸ olarak tüketilen deniz kabuklularının tüketimini takiben zehirlenme belirtileri ortaya çıkabilmektedir. Bu deniz canlılarının besinleri süzerek, ağır ağır yemesi nedeniyle, lağım sularıyla kirlenmiÅŸ sulardan yüksek miktarda mikrop ve atık madde (toksinleri) almalarına ve vücutlarında biriktirmelerine yol açar. Kabuklu deniz hayvanları, iyi piÅŸirilmesine raÄŸmen iç organlardaki patojenler yeterli ÅŸekilde yok edilemeyebilir. Toksin birikimi de yüksek ısıyla yok edilemez. Çok düşük miktarlarda, mide ve bağırsaklar için zararlı ürünler gıdalarda kalabilir ve bu ürünler tüketimi takiben hastalıklara neden olurlar. Bazı midye türleri de yendikleri zaman toksik etki gösterebilir (Mytilus edulus ve Modiola modiolus cinsi midyeler)” dedi.
Midye zehirlenmelerinde, zehirlenme belirtisi olarak aşırı duyarlılık ve felç, parmak uçlarında iÄŸne batması gibi karıncalanma hissi, dudaklarda sızlama ve uyuÅŸukluk hissedildiÄŸini söyleyen veteriner hekim Aydın, “Sersemlik, uyuklama, boÄŸazda sıkışma ve kuruluk, bazı vakalarda konuÅŸmada bozukluk vardır. Ağır vakalarda ölüm solunum yetersizliÄŸinden kaynaklanmaktadır. Toksin ihtiva eden midyelerden 4-5 tanesinin yenmesiyle bile ölüm meydana gelebilir. Bu toksinin çok kuvvetli bir zehir olan potasyum siyanürden 50 kez daha güçlü olduÄŸu bildirilmiÅŸtir. Midye yendikten sonra bir rahatsızlık hissedilmesi halinde, gecikmeden en yakın saÄŸlık kuruluÅŸuna baÅŸvurulmalıdır. Midye zehirlenmesi olayları ABD, Fransa, İrlanda, İngiltere ve Almanya gibi geliÅŸmiÅŸ ülkelerde sık meydana geliyor. Ülkemizde midye zehirlenmesinin geliÅŸmiÅŸ ülkelere oranla daha az görülmesinin sebebi, dini inanış boyutuna paralel olarak daha az tüketilmesinden kaynaklanmaktadır” diye konuÅŸtu.
“BOZULAN BALIKTA 12 SAAT İÇİNDE 68 MİLYAR BAKTERİ OLUÅžUYOR”
Sahillerde yaÅŸayan birçok deniz hayvanının toksin ihtiva ettiÄŸini ifade eden Aydın, “İnsanlar bazı balıklara temas etmekle de zehirlenebilir. Bu balıkların yüzgeçleri birtakım dikenler ihtiva eder. Dikenin kaidesindeki kesede bulunan zehir, kesenin kanalı vasıtasıyla dikenin açtığı yaraya boÅŸaltılır. Memleketimizde bulunan bu nevi balıklar: tarakonya, çarpan balık, kum tarakonyası, varsan balığı, rina balığı, iÄŸneli vatoz balığı, tırpana balığı, kazık kuyruÄŸu balığı, folya balığı, tatlı su levreÄŸi gibi balıklardır. DoÄŸal olarak toksin ihtiva eden bir tek balığın bile yenmesi, ölüme sebep olabilir. Balıkçılık sektöründeki sorunlardan bir tanesi de çiftliklerde bilinçsiz kimyasal madde ve ilaç kullanımı sonucu oluÅŸan ilaç kalıntısı birikimidir. Avrupa BirliÄŸi ülkeleri, ithal ettikleri su ürünlerinde ilaç kalıntısı için belli bir standart getirmiÅŸlerdir. Balıkların yaÅŸadıkları ortamda yeterli sayıda hastalık etkeni bulunursa, balıklarda yaralanma, organ bozuklukları, zayıflama ve stres gibi faktörlerle birlikte hem balığın kendi saÄŸlığını bozan, hem de kesim sonrası balık etinin deÄŸerini düşüren hastalıklar meydana gelir” ÅŸeklinde konuÅŸtu.
Balık etinin protein yönünden zengin olduÄŸunu vurgulayan, ancak balık çiftliklerinin hijyenik olması gerektiÄŸini vurgulayan Aydın, “Uygun ÅŸartlarda balık vücudunda bir bakteri her 20 dakikada bir çoÄŸalmaktadır. Periyodik olarak çoÄŸalan bir bakteri hücresinden 12 saat sonra 68 milyar adet bakteri meydana geldiÄŸi dikkate alınırsa, bozulmaya uÄŸramış bir balık etini yiyen kiÅŸinin ne kadar risk altında olduÄŸu anlaşılır” dedi.
Deniz ürünleri pişirilirken ortaya çıkan dumanın solunmasının, astım, rinitis, larenks ödemi veya rinokonjuktivitise sebebiyet verdiğini hatırlatan İsmail Aydın, daha sonra şunları söyledi:
“Balık alerjileri, sindirimi takiben en erken 2 dakikada ortaya çıkabilir. Deniz ürünleri alerjilerinin belirtileri de genellikle 1 saat içinde ortaya çıkar. İnsanlarda deniz ürünleri anafilaktik ÅŸoka sebep olabilir. Bazı bakteriler orkinos, uskumru, palamut gibi balık türlerinde toksin oluÅŸturur. Bu balıkların yenmesiyle balık zehirlenmesi meydana gelir. Bazı deniz kamçılıları da toksin üretebilirler. Balıkların bazı türleri, bu toksik kamçılıları tükettikten sonra insanlar için zehirli hale gelir. Bu toksinler balığın iç organlarında, kafasında ya da merkezi sinir siteminde depolanır. ”
Samsun Veteriner Kontrol ve AraÅŸtırma Enstitüsü’nün bölge enstitüsü olduÄŸunu kaydeden İsmail Aydın, Samsun, Sinop, Amasya, Tokat, Sivas, Ordu, Giresun, Trabzon ve Rize’den oluÅŸan toplam 9 ile hizmet götürdüklerini, balık hastalıklarıyla ilgili kapsamlı araÅŸtırma ve teÅŸhis yapılabilen bir alt yapıya sahip olduklarını sözlerine ekledi.
Sıtmaya karşı ‘oz’ ilacı
29 Mart 2011 Yazan admin
Kategori Genel sağlık bilgileri
Sıtmaya karşı doktorlar grubu tarafından Hindistan’daki laboratuarlarda geliÅŸtirilen ‘OZ’ adındaki ilaç, hastalığın ‘kesin çözümü’ olarak görülüyor.
Hindistan’daki laboratuarlarda geliÅŸtirilen ve tıp çevrelerinde sıtma ile mücadelede bir devrim olarak nitelendirilen OZ, Çin’de çeÅŸitli hastalıkların önlenmesinde kullanılan
bitkisel ilaçlardan ‘Artemisinin’ adlı anti sıtma maddesi içeriyor. Doktorlar tarafından sentetik olarak geliÅŸtirilen OZ, Artemisinin maddesinin bitkisel versiyonuna da gereksinim duymadığı için çok daha ucuz olarak satılacağı belirtiliyor. Hindistan’da sıtma hastalığı olan insanlar üzerinde denenen ilacın baÅŸarılı sonuç verdiÄŸi ve hastalığı tamamen kuruttuÄŸu ve hiçbir iz ve ya bulgu bırakmadığı saptandı.
Hindistanlı doktorların sağlık dünyasına hediye ettiği yeni sıtma ilacı OZ, 2005 Ocak ayından itibaren test kullanımına girecek.
Uykusuzluk Çekenlere Tavsiyeler
28 Mart 2011 Yazan admin
Kategori Genel sağlık bilgileri
Hemen hemen herkesin zaman zaman yaşadığı uykusuzluk sorunundan, basit birtakım önlemlerle kurtulunabiliniyor.
Türk Psikiyatri DerneÄŸi’nin internet sitesi ‘Psikonet’te yer alan bilgilere göre, özellikle kabul gören kiÅŸilerde görülen uykusuzluk sorunu, uyandıktan sonra tekrar uykuya dalmakta güçlük ve sabah yeterince dinlenmemiÅŸ olarak uyanmak ÅŸeklinde kiÅŸide sıkıntı meydana getirir. Uzmanlar kötü bir uykuyu, düzensiz bir uyuma alışkanlığı, gün içinde kısa uykular, kafein içeren maddeler, rahatsız yatak, odanın çok sıcak ya da çok soÄŸuk olması, aşırı gürültü ile günlük hayatta yaÅŸanan gerilim ve endiÅŸelere baÄŸlıyorlar. Ancak birkaç basit önlemle uykusuzluk sorununu çözmek ve uykuyu geliÅŸtirmek mümkün. Psikologların sunduÄŸu öneriler ise şöyle:
“- Uykunuzun geldiÄŸini hissettiÄŸinizde yataÄŸa gidin.
- Yatakta kitap okumayın ya da televizyon seyretmeyin. Bunlar uyku kaçırıcı etkinliklerdir.
- Bir önceki gece kötü uyumuÅŸ olsanız bile gün içinde kestirmeyin. EÄŸer uzun süre “kalitesiz” bir uykunuz varsa ve uzun süren “uykuya dalamama” dönemleriniz oluyorsa, farkında olmadan yatağınızı/yatak odanızı “uyumak” yerine “uyanık kalmak” ile eÅŸleÅŸtirmiÅŸ olabilirsiniz. Bu durumdan kurtulmak için de;
- Çok yorgun hissetseniz ya da uyku açığınızı telafi etmek isteseniz de erken bir saatte yatağa gitmeyin.
- Işıkları hemen söndürün.
- 20 dakika içinde uyumadıysanız, başka bir odaya gidin; tekrar uykunuz gelene kadar oturun ve rahatlayın.
- Bir gece önce az uyumuÅŸ olsanız bile, her gün aynı saatte uyanın.”
40 Yaşın Altındaki Sigara Tiryakiler Dikkat
27 Mart 2011 Yazan admin
Kategori Genel sağlık bilgileri
Dünya Sağlık Örgütü, 40 yaşın altındaki sigara tiryakilerini uyardı. Buna göre, genç tiryakiler sigara kullanmayan yaşıtlarına göre 5 kat daha fazla kalp krizi riski taşıyor.
BBC’den yayınlanan habere göre, Dünya SaÄŸlık Örgütü ile çeÅŸitli ülkelerin saÄŸlık kurumlarının iÅŸbirliÄŸi ile yapılan araÅŸtırmalarda, 21 ülkedeki 33 ve 64 yaÅŸ arasındaki kiÅŸilerin kalp krizi riskleri deÄŸerlendirildi.
Avrupa, Çin, Avustralya, Yeni Zelanda ve Kuzey Amerika merkezli olarak yürütülen araştırmalarda, 1985 ve 1994 yılları arasında kalp krizi geçiren ancak ölmeyen toplam 23 bin kişiye rastlandı.
Bu sayının 4/5′inin ise 35-39 yaÅŸları arasında olan sigara tiryakileri olduÄŸu tespit edildi. Bu saptamayla 35-39 yaÅŸ arasındaki tiryakilerin, sigara kullanmayan akranlarına göre 5 kat fazla kalp krizi riski taşıdığı belirlendi. Bu oranın erkeklerde ve kadınlarda hemen hemen aynı olduÄŸu ifade ediliyor.
Çocuğunuzun ruh sağlığı da önemli
26 Mart 2011 Yazan admin
Kategori Genel sağlık bilgileri
Anne ve babalar çocuklarının fiziksel güvenliği kadar onların duygusal rahatlığından da sorumlu.
Uzmanlara göre, sağlıklı bir büyüme sadece fiziksel sağlık olarak algılanmamalı, çeşitli nedenlere bağlı olarak çocukta oluşan en ufak bir ruhsal dengesizlik ileride büyük bir sorun haline gelebilir.
Çeşitli kaynaklardan derlenen bilgilere göre, bir çocuğu büyütmenin tek bir doğru yolu yok. Ana-babalık tarzları değişir fakat çocuğunuz için yapılması gerekenler aynıdır. Besleyici gıdalar, düzenli sağlık kontrolleri, aşı ve sporun yanısıra ebeveynler çocukları için güvenli bir ev ve çevre sağlamak zorunda. Çocuklardan yapabileceklerinden azının ya da fazlasının beklememesi gerektiğini belirten uzmanlar, ebeveynlere, ruhsal problemi olmadan çocuk yetiştirmek için şu tavsiyelerde bulunuyorlar:
“- ÇocuÄŸunuzu duygularını ifade etmeye teÅŸvik edin ve duygularına saygı gösterin.
- Çocuğunuza herkesin acı, korku, öfke ve kaygı yaşadığını anlatın. Bu duygularının kaynaklarını öğrenmeye çalışın.
- Çocuğunuzun öfkesini olumlu bir şekilde, şiddete başvurmadan göstermesine yardım edin. Aranızdaki saygı ve güveni geliştirin.
- Anlaşamadığınızda bile sesinizi yükseltmeyin.
- İletişim kanallarını açık tutun ve çocuğunuzu dinleyin.
- Çocuğunuzun anlayabileceği kelimeler ve örnekler kullanın.
- Onu soru sormaya teÅŸvik edin.
- Rahatlık ve güven verin.
- Dürüst olun.
- Olumluluklar üzerinde durun.
- Her konuda konuşmaya istekli olduğunuzu gösterin.
- Kendi problem çözme ve başetme becerilerinize bakın.
- Onun için iyi bir örnek olup olmadığınızı kendinize sorun.
- Eğer çocuğunuzun duygularından ve davranışlarından bunaldıysanız ya da kendi engellenmelerinizi ya da öfkenizi kontrol edemiyorsanız yardım alın.
- Çocuğunuzun yeteneklerine destek olun, sınırlılıklarını kabul edin.
- Hedefleri başka birinin beklentilerine göre değil çocuğunuzun yeteneklerine ve ilgilerine göre oluşturun.
- Çocuğunuzun başarılarını kutlayın.
- Çocuğunuzun yeteneklerini başka çocuklarınkilerle kıyaslamayın, onu tek başına değerlendirin.
- Çocuğunuzla birlikte olmak için düzenli olarak zaman ayırın.
- Çocuğunuzun bağımsızlığını destekleyin ve kendilik değerini artırmasına yardım edin.
- Yaşamın iniş çıkışlarında çocuğunuzun yanında olun.
- Çocuğunuzun problemlerin üstesinden gelebileceğine ve yeni yaşantılarla başedebileceğine güvendiğinizi gösterin.
- Yapıcı, açık ve tutarlı bir disiplin uygulayın ve çocuğunuz için hangi yolun daha etkili olduğunu öğrenin.
- Olumlu davranışlarını onaylayın.
- Çocuğunuzun hatalarından ders almasına yardım edin.
- Ona hiçbir şart koşmadan koşulsuz sevin.
- Özür dileme, iÅŸbirliÄŸi, sabır, bağışlama ve baÅŸkalarıyla ilgilenmenin önemini öğretin”.
UYARI NİTELİĞİNDE BELİRTİLER
Çeşitli uyarıların, bir çocuğun ya da ergenin muhtemel ruh sağlığı problemine işaret ediyor olabileceğine dikkat çeken uzmanların üzerinde durdukları belli başlı belirtiler ise şöyle:
“- Duygularla ilgili güçlükler.
- Makul bir neden olmadan üzülme ve çaresizlik duyma ve bu duygulardan kurtulamama.
- Çoğu zaman yoğun öfkeli olma, ağlama ya da aşırı tepkide bulunma.
- Değersizlik ya da suçluluk duyguları gösterme.
- Başka çocuklardan daha fazla endişeli ya da kaygılı olma.
- Bir ölümün ya da kaybın ardından çok uzamış bir yas tutma.
- Aşırı derecede korkulu olma. Açıklanamayan korkular duyma ya da diğer çocuklardan daha fazla korku duyma.
- Fiziksel sorunlarla ya da görünümle sürekli ilgilenme.
- Zihnini kontrol edememekten ya da zihninin başkaları tarafından kontrol edildiğinden korkma.
- Okul durumunda kötüleşme.
- Genellikle zevk aldığı şeylere ilgisini kaybetme.
- Uyuma ve yeme alışkanlıklarında açıklanamayan değişmeler gösterme.
- Arkadaşlarından ya da ailesinden uzaklaşma ve hep yalnız kalmayı isteme.
- Çok fazla hayal kurma.
- Yaşamı başedemeyecek kadar zor bulma ve intihardan söz etme.
- Açıklanamayan sesler duyma.
- Kendini verememe, karar vermede zorlanma.
- Yerinde oturamama, dikkati toplayamama.
- Zarar görmekten, baÅŸkalarını incitmekten, “kötü” bir ÅŸey yapmaktan korkma.
- Gün içinde defalarca yıkanma ve eşyaları temizleme ihtiyacı duyma ya da belirli davranışları tekrarlama.
- Çok hızlı seyreden düşüncelerden kurtulamama.
- Tekrarlanan kabuslar görme.
- Sorun yaratan davranışlar
- Alkol ya da ilaç kullanma.
- Çok miktarda yeme ve sonra kusmaya çalışma, müshil ilaçlarını kötüye kullanma ya da kilo almaktan kaçınmak için lavman kullanma.
- Uygun kiloda olmasına karşın takıntılı bir şekilde spor yapmayı ya da diyet uygulamayı sürdürme.
- Başkalarına ve eşyalarına sık sık zarar verme ya da yasaları ihlal etme.
- YaÅŸamı tehlikeye sokacak hareketlerde bulunma”.
Uzmanlara göre, eğer çocuğunuz bu belirtilerden birini gösteriyorsa ya da belirtiler ciddiyse, hemen bir yardım arayın. Doktorunuzla, okuldaki danışman-rehber öğretmenle ya da çocuğunuzun ruh sağlığı problemi olup olmadığını değerlendirebilecek bir ruh sağlığı uzmanıyla konuşun. Pek çok çocuğun ruh sağlığı problemleri vardır. Bu problemler gerçektir, acı vericidir ve ciddi olabilir. Ruh sağlığı problemleri anlaşılabilir ve tedavi edilebilir.
Öksürüğün en büyük nedeni sigara
25 Mart 2011 Yazan admin
Kategori Genel sağlık bilgileri
Öksürüğün en büyük nedeninin sigara olduğunu belirten uzmanlar, sigara içmediği halde nedensiz öksürenlerin ise solunum enfeksiyonuna yakalanmış olabileceğine dikkati çektiler.
Sigara içenlerin öksürmesine sigara dumanında bulanan bir çok zehirli kimyasal maddenin yol açtığını belirten uzmanlar, bu durumdan kurtulmanın tek yolunun sigarayı bırakmak olduğunu kaydettiler.
Derlenen bilgilere göre, sigara içenler daha çok öksürüyor, sigara içmediği ya da sigara içilen ortamda bulunmadığı halde öksürenleri ise solunum enfeksiyonu hastalığı bekliyor.
Sigara içenlerin kuru ve kesik kesik veya balgam çıkararak öksürdüğünü, bu durumun sabah uyandığında daha da şiddetlendiğini ifade eden uzmanlar, tek çözümün sigaradan kurtulmak olduğunun altını çizdiler.
AteÅŸi 39 derecinin üzerinde balgam çıkararak öksürenlerin durumları daha kötüye gitmeden doktora baÅŸvurmaları uyarısında bulunan uzmanlar, “Balgam çıkararak öksürüyorsunuz ve ateÅŸiniz 39 derece üzerinde. Çok yorgunsunuz, kaslarınız aÄŸrıyor ve kendinizi günlük faaliyetlerinizi yapamayacak kadar hasta hissediyorsunuz. Beyaz balgam genellikle seyrini izlemeniz gereken ama kendi kendine tedavi yöntemleriyle hafifletebileceÄŸiniz viral enfeksiyona iÅŸaret eder. YeÅŸil veya pas rengi balgam çoÄŸu kez bakteriyel enfeksiyonun göstergesidir ve antibiyotik gerektirir. Doktora baÅŸvurulmasında büyük yarar vardır” ÅŸeklinde konuÅŸtu.
ÖKSÜRÜĞE KARŞI ALINACAK ÖNLEMLER
Uzmanlar, ciddiye alınmadığı takdirde ciddi sorunlar doğurabilecek öksürüğe karşı şu önerilerde bulunuyor:
“Öksürürken çıkan balgamı (gece uykusu dışında) yutmayın. Buhar veya sıcak duÅŸ balgamı inceltir ve rahat öksürmeyi saÄŸlar. İçinde balgam söktürücü olan ve reçeteyle satılan bir ilacı deneyin, ama eÄŸer çok balgam çıkartan sürekli ya da kronik bir öksürüğünüz ya da astımınız varsa, balgam söktürücü kullanmayın bol sıvı için. Kuru ve kesik öksürükte boÄŸaz pastili veya reçeteyle satılan bir öksürük ilacını deneyebilirsiniz, ancak baÅŸka ilaçlar kullanıyorsanız, mutlaka doktora danışın. Sıcak su, çay veya limonataya katılmış balı da deneyebilirsiniz. Burun akıntısı boÄŸazınızda tahriÅŸe yol açtığı için öksürüyorsanız, reçetesiz satılan ilaçlar ya da antihistaminler balgamı kurutabilir. 19 yaşından küçüklere aspirin vermeyin. Reye sendromu denen ender, ama ciddi bir soruna yol açabilir. AteÅŸ veya aÄŸrı durumlarında aÄŸrı kesiciler verin. SoÄŸuk algınlığı belirtileri yokken çocuÄŸun ani ve ÅŸiddetli öksürmesi burnuna küçük bir kıymık veya cisim kaçmış olduÄŸunu gösterir. Acil yardım isteyin. Tıkanma (nefes alıp vermede zorluk çekme) küçük bebeklerde olaÄŸan bir ÅŸey olmasına raÄŸmen sürekli öksürük pek görülmez. EÄŸer çocuÄŸunuz 3 aylıktan küçükse, doktora baÅŸvurun. EÄŸer çocuÄŸunuz boÄŸuk, ulur gibi öksürüyor ve bu geceleri ÅŸiddetleniyorsa, çocuklarda sık görülen solunum yolu iltihaplanması söz konusu olabilir”.
Sigara, egzozdan 10 kat zararlı
24 Mart 2011 Yazan admin
Kategori Genel sağlık bilgileri
Uzmanlara göre, sigara tüketimi, motorlu araçlardan 10 kat daha fazla havayı kirletiyor.
ABD Ulusal Kanser Enstitüsü tarafından yayınlanan rapora göre, söz konusu bulgu, Enstitü araÅŸtırmacılarının ‘Neden sigara kullanmayanlar en az sigara içenler kadar etkileniyor?’ sorusuna cevap aramaları sonucunda bulundu. AraÅŸtırmalarda, yakılan bir sigaranın ürettiÄŸi katranın, bir aracın egzozundan çıkan miktardan daha fazla olduÄŸu ölçüldü. Katran ve benzeri zehirli parteküllerin akciÄŸer kanseri ve astım riskini yükselttiÄŸi önceden beri bilinen bir gerçek. Avrupa’daki morotlu taşıtlara her yıl uygulanan egzoz emisyon ölçüm limiti 40 ug/m3 olarak belirlenmiÅŸ.
Araştırmacılar, iddialarını desteklemek için bir deney yaparak, düşük sülfür katkılı 2 litre turbo dizel yakıtla doldurulmuş bir arabayı kapalı bir garajda 30 dakika çalıştırdılar. Deneyin ilk bölümünde aracın emisyon ölçümünden 88 ug/m3 elde edildi. Ölçümlerin ardından 4 saat havalandırdıktan sonra kapattıkları garajda bu sefer 30 dakika içinde 3 filitreli sigarayı yanar halde bıraktılar. Bunun sonucunda da 830 ug/m3 emisyon elde edildi. Araştırmacılar, sadece 3 sigaranın, 2 litre turbo dizel yakıtından tam 10 kat daha fazla havayı kirlettiği sonucunu elde ettiler.
Televizyon seyretmek kasları imha ediyor
23 Mart 2011 Yazan admin
Kategori Genel sağlık bilgileri
Uzmanların, uzun saatler boyunca televizyon ya da bilgisayar karşısında oturan kişilerin bel ve sırt kaslarında şiddetli ağrılara neden olan kalıcı hasar oluştuğunu belirledikleri bildirildi.
İnternette yayın yapan bir sağlık haberleri sitesinde yayınlanan araştırmaya göre, beli destekleyen kasların, saatler süren hareketsizlik sonucunda kalıcı biçimde işlevsizleşebileceği belirlendi. Bilim adamlarının yaptığı araştırmada, 19 genç erkek gönüllü, 8 hafta boyunca yatakta zaman geçirdi ve kaslarındaki değişim izlendi.
AraÅŸtırma ekibi bunun, omurgayı koruyan kasların uzun zaman kullanılmadığında ‘iÅŸlevsizleÅŸtiÄŸini’ kanıtlayan ilk araÅŸtırma olduÄŸunu belirterek, televizyon önünde saatlerce zaman geçirmenin etkisinin de tam olarak aynı olacağını bildirdi. AraÅŸtırma, zarar gören kasların yeniden çalıştırılmasının da uzun ve zor bir süreç olduÄŸunu kanıtladı. Gönüllülerin bazılarının bel kaslarının, egzersiz yapmalarına raÄŸmen 6 ay sonra bile düzelmediÄŸi belirlendi.
Temiz ev astımı tetikliyor
22 Mart 2011 Yazan admin
Kategori Genel sağlık bilgileri
Avustralya’da yapılan bir araÅŸtırma, ev temizliÄŸinde kullanılan temizlik malzemelerinin çocuklarda astım riskini arttırdığını ortaya çıkardı.
Cutrin Teknik Üniversitesi’nde yapılan araÅŸtırmalara göre, temizlikte kullanılan toz deterjanlar, çocukların astıma yakalanma riskini 4 kat artırıyor. AraÅŸtırmacılar, bu amaçla piyasada satılan 192 çeÅŸit uçucu özellik taşıyan organik katkılı temizlik ürününü inceledi ve deneyler sonucunda bu ürünlerin 88′inin astım hastalığına yol açabileceÄŸini saptadı.
AraÅŸtırmacılar, bu ürünlerin kansere neden olup olmadığını da test etti. Bilim adamları, bu ürünlerin birçoÄŸunda maden kömürü katranından elde edilen ve çabuk yanan renksiz bir sıvı olan ‘benzen’ maddesine rastladı. AkciÄŸer kanserine de neden olan bu maddeyi içeren ürünlerin astımı 3 kat daha fazla tetiklediÄŸini belirleyen araÅŸtırmacılar, benzen içeren temizlik ürünlerini kullanmamak konusunda ebeveynleri uyardı.



