Kalp ve Kalbin Yapısı, slayt, sunum, ppt

06 Haziran 2011 Yazan  
Kategori Hastalıklar

kalp nedir , kalbin görevleri , kalbin yapısı sunum , kalbin yapısı slayt , kalb , toplardamar , atardamar , yürek , kalbin yapısı ve görevleri
KALP VE KALBİN YAPISI (SUNUM) (SLAYT)

Sunuda bulunan bir kısım;

Üstte iki kulakçık alltta iki karıncık olmak üzere dört odacıktan oluşmuştur. Sağ kulakçık ile sağ karıncık arasında üçlü (triküspit), sol kulakçık ile sağ karıncık arasındaikili biküspit) kapakçık vardır.

1- Kalp dış zarı,
2-7- Aort,
3- Akciğer atardamarı,
4-9-Sağ kulakçık,
5-10- Sol kulakçık,
6- Ön kalp karıncıkları arasındaki atardamarmar,
8- Üst ana toplardamar,
11- Sol karıncık,
12- Sağ koroner atardamar,
13- Sağ karıncık,
14- Kalp kulakçığı düğümü,
15- Kulakçık ve karıncık düğümü,
16- Epikard

—KONU DIŞI ÖNEMLİ NOT BAŞLANGIÇ—
DİKKAT: Bu içeriğe hastaneciyiz.blogspot.com dışında bir yerden ulaşıyorsanız içerik çalıntıdır, emeğe saygınız varsa ve daha çok sunum yayınlanmasını istiyorsanız bulunduğunuz siteyi Burayı Tıklayarak terk edin ve açılan siteden “Sunumlar” kategorisinden bakınız. Google`a “hastaneciyiz” yazarak, ilk arama sonucundan da ulaşabilirsiniz.
—KONU DIŞI ÖNEMLİ NOT BİTİŞ—

Kalbin çalışması, kalp kasının kasılıp-sistol ve gevşemesi-diastol ile olur. Kulakçık ve karıncıkların kasılıp gevşemesi kanın hareketi için itici bir güç oluşturur. Kulakçık ve karıncıkların kasılıp gevşemesi birbirine zıttır. Yani kulakçıklar kasılırken karıncıklar gevşeme durumuna geçer. Kalbin her odacığı kasılma sırasında içindeki kanı pompalar. Gevşeme anında ise kan ile dolar.

KÜÇÜK KAN DOLAŞIMI:
Sağ karıncıktan başlar sol kulakçıkta biter. büyük kan dolaşımı ile sağ kulakçığa dolan kirli kan, buradan sağ karıncığa geçer ve karıncıkların kasılması ile kirli kan sağ karıcıktan akciğer atardamarına pompalanır. Akciğer atardamarı kalpten çıktıktan sonra ikiye ayrılarak sağ ve sol akciğerlere kollar göderir. Akciğerlere giren bu damarlar alveollerin çeperinde kılcallara ayrılır. Burada kirli kandaki karbondiosit alveollere, alveollerdeki oksijen ise kana geçer .Temizlenen kan, Akciğer toplardamarı ile kalbin sol kulakçığına getirir.

BÜYÜK KAN DOLAŞIMI:
Kalp ile akciğer hariç diğer organlar arasında olur.
Aort ile ana atardamar arasında olur
Kalpten çıkan kan temiz kalbe dönen kan kirlidir.
Temel amaç diğer sistem ve organların beslenme, solunum, boşaltım vb hayatsal olaylarının devam etmesi için ihtiyaçlarının karşılanmasıdır.

>>>Devamı için lütfen sayfadaki indirme adreslerinden herhangi birini kullanarak sunumun tamamını bilgisayarınıza indiriniz.

Yazar: Bilinmiyor

Sunuda geçen kelime ve konular: kalp nedir , kalbin görevleri , kalbin yapısı sunum , kalbin yapısı slayt , kalb , toplardamar , atardamar , yürek , kalbin yapısı ve görevleri , dolaşım sistemi organları kalp , resimli sunum , görsel slayt , kalbin anatomisi

–> SUNUMLAR ANA SAYFASINA DÖN <–

Kalp ve Kalbin Yapısı Adlı Sunumu İndir    Alternatif İndirme

Dolaşım Sistemi: Kalp, Damarlar, Kan Anatomi ppt, slayt, sunum

06 Haziran 2011 Yazan  
Kategori Hastalıklar

dolaşım sistemi , dolaşım sistemi anatomisi , kalp , toplardamar , atardamar , yürek , dolaşım sistemi sunum , dolaşım sistemi slayt , kan
DOLAŞIM SİSTEMİ (SUNUM) (SLAYT)

Sunuda bulunan bir kısım;

Dolaşım sistemi ve dolaşım sisteminin yapısını ve organlarını anlatan güzel bir sunum…

>>>Devamı için lütfen sayfadaki indirme adreslerinden herhangi birini kullanarak sunumun tamamını bilgisayarınıza indiriniz.

Yazar: Bilinmiyor

Sunuda geçen kelime ve konular: dolaşım sistemi , dolaşım sistemi anatomisi , kalp , toplardamar , atardamar , yürek , dolaşım sistemi sunum , dolaşım sistemi slayt , kan , kalbin yapısı , kalbin görevi , kanın yapısı ve görevi , damarların yapısı ve görevi

–> SUNUMLAR ANA SAYFASINA DÖN <–

Dolaşım Sistemi Adlı Sunumu İndir    Alternatif İndirme

Aşılar sunum, slayt, ppt

06 Haziran 2011 Yazan  
Kategori Hastalıklar

AŞILAR (SUNUM) (SLAYT)

Sunuda bulunan bir kısım;

Bağışıklamanın Hedefleri:
Uzun vadede hastalığın dünya yüzünden silinmesi. Kısa vadede kişiler veya gruplarda hastalıkların ortaya çıkmasını önlenmesi.

Hedef Grupları:
Bebekler
Çocuklar
Adölesanlar
Erişkinler

Hastaların ve Ebeveynlerin Bilgilendirilmesi:

1) Aşı kayıtları
- Aşı üreticisi, seri no, uygulama tarihi
- Aşıyı yapan sağlık görevlisinin adı, adresi
- Aşı Bilgilendirme Broşürü baskı ve verilme tarihi
- Uygulama yeri (İM, İV, SC, PO)
- Son kullanma tarihi

2) Riskin Bildirilmesi

Aktif Bağışıklama: Bir insanda bir insanda gelecekte doğal olarak karşılaşılabilecek hastalık etkenlerine karşı immünolojik savunmanın geliştirilmesi

Bu immunolojik cevap ile (antitoksin, anti-invazif veya nötralizan aktivite, v.b.) hümoral ve hücresel immünite oluşturulur.

Aktif Bağışıklama: Doğal enfeksiyonu taklit eden, ancak uygulandığı kişi açısından hiç risk getirmeyen ya da çok az riskli olan bir bağışıklık yanıtını oluşturmak üzere, bir mikroorganizmanın tümünün ya da bir bölümünün ya da mikroorganizmanın değiştirilmiş bir ürününün (toksoid, saflaştırılmış ya da gen mühendisliğiyle üretilen bir antijen) uygulanmasıdır.

Pasif Bağışıklama: Hastalık etkenine maruz kalmış kişilere, önceden hazırlanmış insan veya hayvan antikorlarının verilmesi

Bağışıklık oluşturan bazı maddeler bir hastalığa karşı yaşam boyu koruma sağlayabilirken bazıları kısmi koruma sağlar; bazı aşıların da düzenli olarak yeniden uygulanmasına gerek vardır.

Canlı aşılar (zayıflatılmış, atenüe)
Ölü aşılar (inaktif)

—KONU DIŞI ÖNEMLİ NOT BAŞLANGIÇ—
DİKKAT: Bu içeriğe hastaneciyiz.blogspot.com dışında bir yerden ulaşıyorsanız içerik çalıntıdır, emeğe saygınız varsa ve daha çok sunum yayınlanmasını istiyorsanız bulunduğunuz siteyi Burayı Tıklayarak terk edin ve açılan siteden “Sunumlar” kategorisinden bakınız. Google`a “hastaneciyiz” yazarak, ilk arama sonucundan da ulaşabilirsiniz.
—KONU DIŞI ÖNEMLİ NOT BİTİŞ—

Bağışıklayıcı Antijenler:

Aktif Bağışıklayıcı Antijenler

Süspansiyon Sıvısı
- Steril sıvı
- Doku kültürü sıvısı (yumurta antijenleri, v.b)

Koruyucu, stabize ediciler ve antibiyotikler
- Tiemersol; Neomycin, Streptomycin

Adjuvanlar
- Aliminyum tuzu

>>>Devamı için lütfen sayfadaki indirme adreslerinden herhangi birini kullanarak sunumun tamamını bilgisayarınıza indiriniz.

Yazar: Prof. Dr. Emre Alhan

Sunuda geçen kelime ve konular: Aşıların Taşınması ve Depolanması ppt , Aşıların Taşınması ve Depolanmasında Alınması Gereken Önlemler , Aşılama Yerleri , Aşı Takvimi , Sağlık Bakanlığı Aşı Takvimi , Aşı Ürünlerinin Birbirinin Yerine Kullanılması , Çok sayıda Aşının aynı anda Yapılması , Atlanmış Aşı Uygulamaları , Kısa süre önce İmmünglobülin uygulanmış Kişiler ?, Aşı Güvenirliliği ve Kontrendikasyonlar , Prematürelerin Aşılanması , İmmünsüpresyonda Aşılama , BCG Aşısı , Difteri Aşısı , Boğmaca Aşısı , Tam Hücre Boğmaca Aşısısından Sonra Görülen Yan Etkiler , Tetanoz Aşısı , Tetanoz Aşısına Karşı Oluşan Reaksiyonlar , Yaralanmalarda Tetanoz Aşısı ve Tetanoz İmmünglobulin uygulaması , Poliomiyelit Aşıları , Kızamık Aşısı , Kızamıkçık Aşısı , Kızamık (MMR) Aşısı Endikasyonları , Kabakulak Aşısı , 2. Doz Kızamık Aşısı , KKK Aşısı Yan Etkileri , PPD ve MMR aşısı , Hepatit B Aşısı , Rekombinant Hepatit B Aşılaması ile En Sık Karşılaşılan Yan Etkiler , Haemophilus influenzae tip b , H. influenzae Polisakkarid Aşı
Polisakkarit Konjuge Aşılar , Konjuge Hib Aşıları , Yaşa Göre İnfluenza Aşı Dozları , İnfluenza Aşısı , Antijenik Shift , İnfluenza Virüs , Influenza A, B, and C , Hepatit A – İmmunglobülin Endikasyonları , Prevaccination Test , Hepatit A Aşısı – Korunma , Seroprevelans

–> SUNUMLAR ANA SAYFASINA DÖN <–

Aşılar Adlı Sunumu İndir    Alternatif İndirme

Migrene Ne İyi Gelir? Migren Nasıl Geçer? Migren Ağrılarına Bitkisel Çözüm

06 Haziran 2011 Yazan  
Kategori Hastalıklar

migrene ne iyi gelir , migren nasıl geçer , migren ağrısına ne iyi gelir , migren ağrısı nasıl geçer , migren tedavisi , bitkisel , bitki , nane

Migrene Ne İyi Gelir? Migren Nasıl Geçer?
Yeditepe Üniversitesi Eczacılık Fakülte­si Farmakognozi ve Fitoterapi Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Erdem Yeşilada, “Tıbbi nane yağı, haricen uygulandığın­da artrit ve kas ağrılarının yanı sıra migren şikayetleri­ni de azaltır” dedi.

Yeşilada, konuya ilişkin yazılı açıklamasında, tıbbi nane çayı­nın hazımsızlık, mide krampları ve Gaz şikayetlerinin giderilmesinde yarar­lı olduğunu belirtti.

Reflü şikayeti olan­ların nane çayı içmesinin önerilmediğini ifade eden Yeşilada, nane çayının rezene ve papatya çayın­dan biraz daha farklı bir konum­da olduğunu, yemeklerde kullanı­lan nane ile şifa özelliği olan nane arasında lezzet ve et­ki bakımından önemli farklılıklar olduğunu bildirdi. Kullanılan nane türü­nün hedeflenen amaca göre büyük önem taşıdı­ğını belirten Yeşilada, şun­ları kaydetti:

“Bilimsel kaynaklarda yer alan tedavi öneri­leri, aksi belirtilmedikçe, tıbbi nane olarak düşünülmelidir. Bu bakım­dan nane çayından istenilen yararı sağlamak için kullandığınız nanenin kaynağı önemlidir. Tıbbi nanenin bilinen yararları büyük ölçü­de uçucu yağının içerisinde bulunan mentol ve türev­lerine bağlıdır. Bu bakımdan nane çayı hazırlanırken uçucu bileşenlerinin uça­rak kaybolmasına yol açabilecek aşırı sı­cak Su ilavesi ya da çay suyunu kaynatmaktan kaçın­mak gerekir. Tıbbi nane çayı hazımsızlık, mide krampları ve gaz şikayetlerinin giderilmesinde yararlıdır. Gaz şikayetleri­ni giderici etkisinin, midenin üst tarafında yemek borusundaki kasla­rı gevşeterek midedeki Gazın çıkmasını sağlamasına bağlı olduğu düşünülmekte­dir. Bu bakımdan özellikle reflü şikayeti olanların tıbbi nane çayı kullanması öneril­mez.”

Tıbbi nanenin spazm gide­rici etkili bileşenin de uçucu yağı içerisin­deki mentolden kaynaklandığını bildi­ren Yeşilada, “Tıbbi nanenin safra artırıcı özelliği de bulunuyor. Safra işlevleri üzerinde etki­si nedeniyle safra kesesi şikayetlerinin gide­rilmesinde, bazı durumlar­da safra taşlarının eritilmesini sağlar. Ancak safra taşı olanların taşın ka­nalı tıkaması riskine karşı dikkatli olunma­lıdır” dedi.

MİGREN AĞRISINI AZALTIYOR!
Tıbbi nane yağının temel bileşeni olan mentol nede­niyle, etkisinin nane yaprağı çayından daha farklı olduğunu ifa­de eden Yeşilada, nane yağının bağırsak düz kaslarının kasılmasını hafifletmesi nedeniyle irite bağırsak sendromunda (IBS) yarar­lı etkileri olduğunu kaydetti.
Ancak bu şekilde etkili olabil­mesi için nane yağının bağırsaklarda çözünen özel kapsüller halinde verilme­si gerektiğini belirten Yeşilada, açıkla­masına şöyle devam etti:
“Nane yağı taşıyan krem­lerin haricen ağrıyan yere sürülmesi artrit ve diğer kas ve kemik rahatsızlıklarında ağrının hafif­letilmesi için faydalı oluyor. Burada hem ağrı uyarısını hafifleterek ve hem de lokal olarak kan akımının hızlanması ile ağrı hissi­nin dağılmasını sağlıyor. Tıbbi nane yağı, haricen uygulandığında artrit ve kas ağrılarının yanın­da migren şikayetleri­ni de azaltmaya yardımcı olur. Nanenin yağının koklanması i­se migren tipi ağrıların ve tansiyona bağ­lı baş ağrılarının hafifletilmesin­de etkili olarak, ağrı kesici ilaç gereksinimini en a­za indirir. Bu tip ağrılarda, koklamanın ya­nı sıra Alın ve şakakların nane yağı ile ovulma­sı da daha iyi bir etki sağlar. Özellikle nane yağı koklanması halinde Ameliyat sonra­sı bulantılar hafifler. Bu hastalarda kul­lanılan kusmayı önleyici ilaçların miktarında azalma sağlanır. Nane yağının fazla miktarda ve çok sık kullanılması özel­likle hassas cilt yapısına sahip kişiler­de cilt ve mukoza üzerinde tahrişe yol açabilir, bu yüz­den doğru kullanımı önemli­dir.”

Islak Saçlarla Dışarı Çıkmak, Islak Saçlarla Uyumak Çok Tehlikeli Olabilir!

06 Haziran 2011 Yazan  
Kategori Hastalıklar

Uzmanlar; Kışın saçları kurutma­dan dışarı çıkmak ve ıslak saçlarla rüzgara maruz kalmanın migren, soğuk algınlığı ve yüz felci gibi ciddi problemleri beraberinde getir­diğini belirtti.

Gece banyodan son­ra saçları kurutmadan uyumanın da en az ıslak saçla sokağa çıkmak kadar tehlikeli olduğu­na dikkat çeken uzmanlar, Islak saç migrenin tetik­leyicisi olabilir. Migren ağrıları, nere­deyse 4 kadından birinde görülen, ataklar halin­de ortaya çıkan, başın bir bölümünü etkile­yen, zonklama ve bulantı yapabilen ağrılar­dır. Hastalar ataklar sırasında ışıktan, gürül­tüden ve kokulardan rahatsızlık duyabi­lirler. Her migren atağının hasta farkın­da olmasa da bir tetikleyicisi, başlatı­cısı vardır. Saçı kurulamamak, ıslak saçla dolaş­mak, nadir de olsa migren ağrıları­nı başlatabilir. Böyle bir durumu tespit e­den hastalar, banyodan sonra saçları­nı iyice kurutmalı, banyo sonrası nemli saçlar­la gezmemelidir. Ayrıca banyo yapmak­la ilgili, diğer bir ağrı türü vardır ki, bunla­rın bir kısmı hemen tıbbi inceleme ve tedavi gerekti­rir diyor.

Islak saçla dışarı çıkmanın yüz felci­ne yol açabileceğine dikkat çe­ken uzmanlar, Islak saçlarla, soğuk ve rüzgarlı hava­larda gezmek, uykuya dalmak, klima karşısında bulunmak veya Hava akımı­nın olduğu yerlerde otur­mak, yüz felci gibi ciddi sayılabilecek bir durum­la da sonuçlanabilir. Yüz siniri, yüzün iki tara­fında da bulunur ve yüzün mimik kaslarına kumanda e­der. Yani yüz felci olan bir hasta, kaşı­nı kaldıramaz, gözünü sıkamaz ve ağzını büze­mez. Bu durum genellikle iyi­leşen bir süreç olsa da, ilaç tedavisi gerekti­rir ve iyileşme zaman alır. Yüzle ilgili fonksiyonların kaybının yanı sıra estetik bir bozul­ma da yaratır. Korunmak için, saçların mut­laka iyi bir şekilde kurutulması gerekir” şek­linde belirtiyor.

Islak saçın getireceği di­ğer önemli bir Sağlık probleminin gribal enfeksiyonlar ve Sinüzitler olduğuna işa­ret eden uzmanlar, şu uyarılarda bulunuyor:

“Saçlarınızı kurutmaya özen göste­rin. Saçlarınızı kurutmadan dışarı çıkmayın. Banyodan sonra saçlarını­zı kurutma makinesi ile kurutun ve dipleri­nin nemli kalmasını önleyin. Saçlarınızı banyodan son­ra evde olsanız bile mutlaka kurula­yın. Saçlarınız ıslak olarak acil sokağa çıkmanız gere­kiyorsa baş, ense ve kulaklarını­zı mutlaka bir bere ve atkı ile kapa­tın. Açık alanlarda ve hava akımının yoğun ol­duğu yerlerde bulunmaktan kaçının”

Konuyla ilgili aramalar: ıslak saçlarla dışarı çıkmak , ıslak saçlarla uyumak

Saçlarım Dökülecek mi? Diyorsanız, Saç Dökülmesi İçin Genetik Testler

06 Haziran 2011 Yazan  
Kategori Hastalıklar

Saç dökülmesinin genetik yö­nü ile ilgili gelişmeler zaten uzun yıl­lardır devam etmekteydi. 2009 yılı son­larında Saç Dökülmesive tedavisi için bazı genetik testler geliştirilmiştir. Özellik­le Hairdx firması bu konuda dünyada tek ve ilk­tir.

Hairdx, androgenetik saç dökülmesi ve Finasterid´e ya­nıt (erkek) konusunda önceden bilgi verici genetik test­lerin dünyadaki ilk uygulayıcısı olarak dik­kat çekmektedir. Zaten dermatoloji alanında yoğun­laşmış bir şirket olup Patent başvurusu­nu yapmışlardır.
Bu kapsamda, kadınlarda Finasterid tedavi­sine yanıtın önceden bilinmesi­ni ile ilgili çalışmalar dadevam etmek­tedir.

Şu an tüm dünyada kullanımda olan testler, 3 farklı testi içer­mektedir.

Bunlar:

1. HairDX Genetik Tarama Testi (erkek): HairDX AGA testi, erkeklerde gözle­nen androgenetik saç dökülmesini önceden teş­his edebilen ilk genetik testtir. Sonu­cun Pozitif çıktığı (AR geninde A>G değişimi) hastala­rın %80´inde saç dökülme riski mevcuttur. Test sonuçlarının Negatif çık­tığı hastalarda ise bu oran %10´lara inmek­tedir (%90 oranında saç dökülmesi görül­memektedir).

2. HairDX Genetik Tarama Testi (kadın): HairDX AGA tes­ti, kadınlarda saç kaybı konusunda devrim niteliğin­de bir genetik testtir. Düşük test skoruna (CAG tek­rar sayısı) sahip kadınlarda saç dökülmesi ihti­malinin yüksek olduğu anlamına gelir. Bu­na karşılık yüksek test skoruna sahip kişiler­de saç kaybı olasılığı oldukça düşük­tür.

3. Finasterid Tedavisi­ne Yanıt (erkek): HairDX (RxR) testi, Finasterid tedavi­sinin saç kaybını önlemede göstere­ceği etkiyi önceden belirleyen bir testtir. Test saye­sinde ilacın hasta üzerin­deki olası etkisi yüksek, orta, düşük şeklinde önceden tahmin edilebilir.

Jimnastik Nedir? Jimnastiğin Tanımı, Jimnastik Dalları

06 Haziran 2011 Yazan  
Kategori Hastalıklar

jimnastik nedir , cimnastik nedir , jimnastiğin türleri , jimnastik dalları , jimnastiğin dalları , jimnastiği branşları , cimnastiğin braşları
Jimnastik Nedir? Jimnastiğin Tanımı Nedir?

Jimnastik Nedir ve Tanımı:
Jimnastik vücudu, fiziksel yapısını düzel­tme ve geliştirme amacıyla düzenli hareket ettirme sanatı Vücudu çevik­leştirmek ve güçlendirmek için yapılan alıştır­maların tümü, idman, kültürfizik Erkek­lerde yer alıştırmaları, barparalel barfiks halkalar ve kulplu beygir; kadınlarda yer alıştırmaları e­şit olmayan çubuklar barfiks denge kalası alıştırma­larını içeren yarışma disiplini

İyileştirme ve öğrenme amaçları gü­den tıbbi jimnastik ve eğitim jimnastiğiyse sanat olmaktan çıkıp bi­lim sayılmaktadır
İnsanın fizik ve mo­ral yetilerini eğitmek fiziksel ve ruh­sal verimini arttırmak amacıyla beden çalış­malarından yararlanan “fiziksel eğitim” jimnastikten ay­rı bir daldır.

Jimnastiğin Dalları:
Artistik jimnastik Alet­li ya da aletsiz jimnastik
Artis­tik jimnastik
Modern rit­mik jimnastik
Atletizm ön­cesi jimnastik
seksi jimnastiği
Cambazlık jimnastiği
Düzelti­ci jimnastik
Eğitici jimnastik
Tıb­bi jimnastik

Jimnastik, Jimnastiğin branşları:
A.Artis­tik Jimnastik
Ülkemizdeki eski adı Aletli jimnastiktir Sanat­sal ya da sanat jimnastiği anlamına gelir. Erkekler 6 alet­te yarışır. Bunlar şu aletlerdir – Yer kulplu beygir halka,atlama beygiri, paralel, barfiks bayanlar 5 alet­te yarışır. – Atlama beygiri kız paraleli denge yer asimetrik para­lel

B.Ritmik Jimnastik
İsveç kökenli bir spordur Oyuncu­luk bale müzik ve pandomin ile bir­likte yapılır Sadece bayanların yaptı­ğı bir branştır. 1983′te Olimpiyatlara dahil edi­len Ritmik Jimnastiğin kendine özgü kuralları ve puan­lama sistemi vardır Türkiye’de 1982 yılında başlayan Ritmik Jimnastik bir yarış­ma dalı olarak yenidir. Yalnız bayanla­rın yarıştığı branştır Artistik jimnastikte Aletler sa­bit olmasına karşın ritmik jimnastikte taşınabilir alet­ler kullanılmaktadır. Bun­lar; çember, top, kurdele, ip, lobuttur Her yıl bunların bir tane­sinin kullanımı iptal edilir.

C.Genel Jimnastik
Şu anda gösteri amaçlı yapılmakta o­lan bu branşta her ülke kendi yarışma kural­larını belirlemektedir Genel jimnastik, mü­zik eşliğinde serbest spor giysileri ve taşı­nabilir her türlaracın kulla­nılabileceği içerisinde dans, çeşitli jimnastik hareketleri olan hat­ta belli bir temayı işleyen ve estetik görünümü ağır basan bir g­rup jimnastiğidir. Gruplar yal­nız bay yalnız bayan olabileceği gibi karma da olabilir Her alette serbest ve zorunlu ha­reketler vardır Zorunlu hareket­ler önceden belirlenmiş hareketlerdir Serbest hareketler jimnastikçiler­in kendilerinin düzenledikleri hareketlerdir ve yarışmacıla­rın en başarılı yönlerini gösterebilmek amacı­nı taşırlar.

Erkekler
Yer Hareketleri Halı ya da özel Plastik bir madde ile kaplan­mış 12 x12 m’lik bir alanda yapılır. Hareket seri­si en az 50, enç çok 70 sn’dir. Hareketler bütün ze­mine yayılmak zorundadır ve uyum içinde olma­lıdır. Atlama Beygiri: 1,35 m yükseklikte, 1,60 m uzunlukta bir alettir. Atlayışta yükseliş sağlamak amacıy­la sıçrama tahtası kullanılır.

1-Erkekler (Uzun beygir­den)
2-Bayanlar (Yan beygirden) atlar Koşu pisti­nin boyu 20 m’yi geçmez.

Paralel:
Yerden 1.75 m yükseklik­te, genişliği isteğe göre ayarlanabilen, birbi­rine paralel esnek iki çubuktan (bardan) oluşur.

Kulplu Beygir:
Atlama beygirine benzer. Ancak bunun üzerin­de iki kulp vardır. Kulplar 41-44 cm mesafededir. Kulpla­rın üstünün yerden yüksekliği 1.22 m’dir. Halka: Yukarıdan sarkan tellere ası­lı yerden 2.55 m yükseklikte ve 13 cm çapında ser­bestçe sallanan iki halkadan oluşur. Jimnastikte en fazla kuvvet gerek­tiren branştır.

Barfiks:
Çelikten yapılmış olup, yerden 2.55 m yükseklikte di­rekler üzerinde yerleştirilmiş, 2.40 m uzunluğunda bir bardan olu­şur.

Bayanlar
Atlama Beygiri:
Yerden yüksekliği 1.10 m’dir. Erkekle­rin aksine yan olarak kullanılır. Yarışma 1 A Zorunlu Seridir ve bir atlayış yapı­lır. Yarışma 1 B Serbest seridir ve iki atlayış yapı­lır.

Paralel:
2.40 m uzunlukta birbirlerine paralel barlar­dan oluşur. Bunlardan alt bar 155 -160 cm, üst bar 225-235 cm, bar açık­lığı ise 90- 140 cm arasındadır. Paralel seri­si, en az 10 değer bölümü, en az üç bar değişik­liği, en az bir yön değişikliği içerir.

Denge:
Yerden yüksekliği 1.10 m, uzunluğu 5 m genişli­ği 10 cm’dir. Seri süresi 1.10′dan az, 1.30 sn’den fazla olamaz.

Yer:
12 x12 m’lik yer minderinde yapı­lır. Seri süresi 1.10′dan az 1.30 sn’den çok ola­maz.

Wikipedia

Diş Lekesi Nasıl Temizlenir? Diş Lekeleri Oluşumu

06 Haziran 2011 Yazan  
Kategori Hastalıklar

dis , diş , dişlerde leke, diş lekeleri , diş lekesi , sarı dişler nasıl temizlenir , dişlerde sararma , diş lekeleri nasıl çıkar, diş kiri , diş lekesi nasıl temizlenir , diş temizleme
Güzel ve bakımlı dişlere sahip biriyseniz; kendinizden emin gülümseye­rek etrafınıza pozitif enerji göndere­bilirsiniz. Dişlerinizde estetik görü­nümü olumsuz etkileyen lekeler bulunuyorsa, sizi psikolo­jik olarak da etkileyebile­ceğini unutmayın.

Diş Lekeleri Neden Oluşur?
Diş lekeleri neden oluşur, tedavi işlemleri nasıl yapılır, diş lekelerine ne­den olan besinler nelerdir? Soruların detay­lı yanıtları burada…

Diş Lekesi Nedir?
Yediğimiz ve içtiğimiz besin artık­larından, hastalık tedavisi sürecinde kullanılan antibiyotikler­den oluşabilen lekelerdir. Kişinin estetik görünümünü bozar ve psikolojik olarak rahatsız eder.

Diş Lekelerine Neden Olan Gıdalar Nelerdir?
Diş lekelerine neden olan besinler; diş rengin­de değişikliğe, diş minesinin zarar görmesine neden olur­lar.

Soda ve Kola: İçerdikleri yoğun asit se­bebi ile diş minesinde leke yapar­lar.

Şarap: Kırmızı şarap; yoğun ren­gi, beyaz şarap ise içeriğindeki yoğun asit nede­niyle dişlerde lekelenmelere yol a­çar.

Kahve ve Çay: Ülkemizde alışkanlık haline gel­miş içeceklerden kahve ve çay aşırı tüketim sonucunda kafein ve do­ğal renklendiriciler nedeni ile dişlerde leke bıra­kır.

Havuç suyu ve vişne suyu gibi içinde “kromojenic” içerik­li gıdalarda diş lekelerine sebep olur.

Hazır Gıdalar: Ener­ji içecekleri ve hazır gıdalarda bulunan gıda bo­yaları da leke oluşumunu hızlandı­rır.

Diş Lekelerinin Tedavisi Nasıl Yapılır?
Estetik görünümü olumsuz etkileyen diş lekeleri kısa sürede, pratik uygu­lamalarla tedavi edilebilir. En çok ter­cih edilen tedavi yöntemleri; diş beyazlatma ve yaprak porselen uygulamasıdır.

Diş Beyazlatma İşlemi:
Diş lekelerinde en çok uygu­lanan tedavi diş beyazlatma işlemi­dir. Bu işlemde iki farklı beyazlatma yönte­mi vardır. Birinci yöntem ev tipi beyazlatma yöntemi­dir. Diş Hekimi tarafından dişlerinizin üze­rine takmanız için ağız ölçünüze uygun kalıplar hazırlatılır. Bu kalıbın içe­risine Amerikan FDA onaylı bir ilaç konularak ve beyazlatılacak dişlerin üstüne yerleştiri­lir. Günde ortalama 4–6 saat takılması gerekir. İkinci ise muayenehane­de uyguladığımız beyazlatma işlemidir. Dişler­deki gözeneklerin temizlenmesinde “Hidrojen peroksit” yani oksi­jenli su veya türevi “ Karbamid peroksitli jeller kullanılıyor. Bu madde­ler 45 dakika süreyle lazer ışığı verilerek aktive edilip beyazlama gerçekleşiyor. Bu uygulama­da dişeti ve dokular özel koruyucularla korun­duğundan zarar görmemekte­dir. Kişinin diş minesinin rengine bağlı olarak beyazlama oranı değişmektedir.

Yaprak Porselen Uygulaması:
Renklenmelerde, bleaching (diş beyazlatma) gibi metot­larla sonuç alınmayan ile­ri derecedeki antibiyotik, flor lekelerinde kalıtsal yapı ve renk bozukluklarında son derece etkilidir. Laminate venerler in­ce porselen yapraklardır. Materya­lin ışık geçirgenliğinden dola­yı oldukça doğal bir görünüm sağlayan porselen venerler kişi­nin dişlerinde sadece 0,15 ile 0,30 mm aşındır­mayla dişlerin ön yüzeylerine yapıştırılırlar. Bu sayede bireyler dişlerinde beğen­medikleri şekil ve rahatsız oldukları renkleşmelerden kurtulabilir­ler.

Konuyla ilgili aramalar: dişlerde leke, diş lekeleri , diş lekesi , sarı dişler nasıl temizlenir , dişlerde sararma , diş lekeleri nasıl çıkar, diş kiri , diş lekesi nasıl temizlenir , diş temizleme

Duyu Organları, 5 Duyu Organımız, Sunum, Slayt

06 Haziran 2011 Yazan  
Kategori Hastalıklar

beş duyu organı derinin yapısı , deri , 5 duyu organı , duyu organlarımız , derinin algılaması , ten , insan cildi , cilt , göz , kulak , burun, gözün yapısı , kulağın yapısı , burunun yapısı , kısımları , 5 duyu organlarımız nelerdir , iris , retina, sert tabaka , göz bebeği, göz merceği , hipermetrop nedir, miyop nedir , miyopluk , astigmat , presbitlik, katarakt
DUYU ORGANLARIMIZ (SUNUM) (SLAYT)

Sunuda bulunan bir kısım;

VÜCUDUMUZDA NELER VAR? ÇEVREMİZİ NASIL ALGILIYORUZ?

DUYU ORGANLARI:

İnsanlar değişen bir çevre içinde yaşarlar. Çevrede meydana gelen değişikliklere göre insan vücudu kendini ayarlamak mecburiyetindedir.

Vücudumuza dış ortamdan gelen bilgiler, duyu organları yoluyla sinir sistemine taşınır. Duyu organları içinde özel hücre grupları olan duyu almaçları (hücreleri) yer alır.

Bu duyu almaçları sayesinde çevremizdeki bir cismin rengini, sesini, kokusunu, sertliğini, yumuşaklığını, sıcaklığını ve soğukluğunu fark ederiz. Duyu organları tarafından alınan bu uyarılar beyne iletilir. Beyin, gelen uyarıları değerlendirerek vücut için gerekli komutları verir.

GÖZ VE KISIMLARI:
Nasıl Görürüz?
Göz, yüz bölgesinde, göz çukuru denilen yuvalarda bulunur. Şekli yuvarlaktır. Göz, ışığı algılayan duyu hücrelerine sahip görme organımızdır. Göz, görme işinde doğrudan görev alan kısımlar ve koruyucu kısımlardan oluşmuştur. Koruyucu yapılar kaşlar, göz kapakları, kirpikler, göz yaşı bezleri ve göz kaslarıdır. Göz üç tabakadan oluşur. Dıştan içe doğru sert tabaka, damar tabaka ve ağ tabakadır.

a. Sert Tabaka
Göz yuvarlağını en dıştan saran beyaz renkli sert tabakadır.
Sert tabaka gözün iç kısmını korur ve göz yuvarlağının ön tarafında saydam tabakayı meydana getirir.
Saydam tabaka (kornea) sert tabakanın incelip saydamlaşmasıyla oluşmuştur.
Saydam tabaka, ışığı kırar ve göz bebeğinde toplanmasını sağlar.

b. Damar Tabaka
Sert tabakanın altında yer alır.
Gözü besleyen kan damarları bakımından zengindir.
Damar tabakanın iç yüzeyi, siyah renk maddesi taşıyan hücrelerden oluşur.
Bu tabaka gözün içini karanlık bir odaya çevirir. Fazla ışık bu tabakada emilir.

İris:
Damar tabakanın gözün ön tarafında düzleşmesiyle düz kaslardan oluşmuş bir yapıdır.
Daralıp genişleyerek göze girecek ışık miktarını ayarlar.

Göz Bebeği:
İrisin ortasında bulunan, göze ışık girmesini sağlayan açıklıktır.

Göz Merceği (Göz Billûru):
Canlı, esnek ve saydam bir yapıdır.
Göze giren ışığı kırıp ağ tabakaya düşmesini sağlar. Göz merceği, kaslarla damar tabakaya bağlıdır.

c. Ağ Tabaka (Retina)
En içteki tabakadır.
Yapısında görme duyu hücreleri bulunur.
Işığa duyarlı hücrelerin bir kısmı koni, bir kısmı çomak şeklindedir.
Çomak şeklinde olanlar zayıf ışıkta görmeyi sağlar.
Koni şeklinde olanlar parlak ışıkta ve renkli olarak görmemizi sağlar.
Görüntüler, ağ tabaka tarafından alınarak elektrik sinyalleri şeklinde sinirlere verilir.
Sinirler, görüntüyü beyne iletir.
Görüntü beyinde algılanır.
Ağ tabaka üzerindeki sarı benek görmenin en iyi olduğu, kör nokta görmenin olmadığı yerdir.
Sarı benek, göz merceğinin ışığı odakladığı yerde bulunur.
Kör nokta, görme sinirlerinin gözden çıktığı ışığa duyarlı olmayan bir bölgedir.

Görme Olayının Gerçekleşmesi:
Göze dışarıdan gelen ışık, sırasıyla şu kısımlardan geçer ve ağ tabakaya ulaşır:

Işık –> kornea –> göz bebeği –> göz merceği –> retina (ağ tabaka)

Göz bebeğinden geçen ışınlar, mercekte kırılarak ağ tabaka üzerinde sarı benekte ters görüntü oluşturur.
Ters görüntü sarı benekteki duyu hücreleri tarafından görme sinirlerine gönderilir.
Görüntü, sinir hücreleri tarafından beynin görme merkezine taşınır.
Görme merkezinin uyarıları değerlendirmesi sonucu net, düz görüntü oluşur.

Göz Uyumu:
Bakılan cismin uzaklığına bağlı olarak, göz merceği kaslarının kasılıp gevşemesiyle şişkinleşir veya yassılaşır. Buna göz uyumu denir. Cisim uzaktaysa göz merceği daralır. Cisim yakındaysa göz merceği şişkinleşir.

Göz Kuruları:
a. Miyopluk
Görüntü sarı benekte değil, retina tabakasıyla mercek arasında oluşur. Miyop insanlar yakını görür, fakat uzaktaki cisimleri net göremez.

Sebepleri:
Göz merceğinin şişkinleşerek ışığı fazla kırması ya da göz yuvarlağının optik eksen boyunca geriye doğru uzaması.

Düzeltilmesi:
Kalın kenarlı mercekle düzeltilir.

b. Hipermetropluk:

Hipermetrop gözde görüntü retina tabakasının gerisinde oluşur. Hipermetrop göz uzaktaki cisimleri görür, fakat yakındaki cisimleri net göremez.

Sebepleri:
Göz merceğinin ışığı normalden az kırması ya da göz yuvarlağının optik eksen boyunca arkadan öne basık olması.

Düzeltilmesi:
İnce kenarlı mercekle düzeltilir.

c. Astigmatlık
Merceğin veya saydam tabakanın yüzeyinin pürüzlenmesiyle oluşur. Silindirik mercekle düzeltilebilir.

ç. Presbitlik
Göz merceğinin esnekliğini kaybetmesiyle oluşur. İnce kenarlı mercekle düzeltilir. Yaşlılarda görülür.

d. Katarakt
Merceğin saydamlığını yitirmesiyle oluşur. Ameliyatla düzeltilir.

e. Şaşılık
Göz yuvarlağını hareket ettiren kasların normalden uzun ya da kısa olmasından kaynaklanır.
Ameliyatla düzeltilebilir.

f. Renk Körlüğü
Bazı renkleri ayırt edememe durumudur. Kalıtsal bir hastalıktır.
Genelde renk körleri kırmızı ve yeşil rengi ayırt edemez.

—KONU DIŞI ÖNEMLİ NOT BAŞLANGIÇ—
DİKKAT: Bu içeriğe hastaneciyiz.blogspot.com dışında bir yerden ulaşıyorsanız içerik çalıntıdır, emeğe saygınız varsa ve daha çok sunum yayınlanmasını istiyorsanız bulunduğunuz siteyi Burayı Tıklayarak terk edin ve açılan siteden “Sunumlar” kategorisinden bakınız. Google`a “hastaneciyiz” yazarak, ilk arama sonucundan da ulaşabilirsiniz.
—KONU DIŞI ÖNEMLİ NOT BİTİŞ—

Nasıl İşitiriz?
Kulak, işitme ve denge organıdır. Cisimlerin titreşmesi sonucu havada ses dalgaları oluşur.
Kulak, ses dalgalarını algılayan duyu organımızdır.
Kulak; dış, orta ve iç kulak olmak üzere üç bölümde incelenir.

a. Dış Kulak:
Kulak kepçesi ve kulak yolundan oluşur
Kulak kepçesi, kıkırdaktan yapılmış kıvrımlı ve esnek bir yapıdır.
Çevreden gelen sesleri toplar. Ses dalgaları kulak yoluyla orta kulağa iletilir.

>>>Devamı için lütfen sayfadaki indirme adreslerinden herhangi birini kullanarak sunumun tamamını bilgisayarınıza indiriniz.

Yazar: Fikret YILDIRIM

Sunuda geçen kelime ve konular: beş duyu organı derinin yapısı , deri , 5 duyu organı , duyu organlarımız , derinin algılaması , ten , insan cildi , cilt , göz , kulak , burun, gözün yapısı , kulağın yapısı , burunun yapısı , kısımları , 5 duyu organlarımız nelerdir , iris , retina, sert tabaka , göz bebeği, göz merceği , hipermetrop nedir, miyop nedir , miyopluk , astigmat , presbitlik, katarakt

–> SUNUMLAR ANA SAYFASINA DÖN <–

Duyu Organları Adlı Sunumu İndir    Alternatif İndirme

Dil ve Tat Alma İşlemi, Slayt, Sunum

06 Haziran 2011 Yazan  
Kategori Hastalıklar

dilin görevleri , anatomide dil , duyu organlarımız , dil sunum , dil slayt , beş duyu organı , dil ve tat alma , 5 duyu organı , dilimiz nasıl tatları alır , nasıl tat alırız
DİL VE TAT ALMA İŞLEMİ (SUNUM) (SLAYT)

Sunuda bulunan bir kısım;

Dil tat almamızı ve konuşmamızda yardımcı olan bir organımızdır.

Dil üzerinde tat alma cisimcikleri(papiller) bulunur. Tat alma cisimcikleri tat alma hücreleri ve sinirlerden oluşur.

Suda çözünen tat maddeleri tat alma cisimciklerindeki tat alma hücrelerini uyarır. Oluşan uyarı sinirler ile beynin tat alma merkezine iletilir. Böylece tat almış oluruz.

—KONU DIŞI ÖNEMLİ NOT BAŞLANGIÇ—
DİKKAT: Bu içeriğe hastaneciyiz.blogspot.com dışında bir yerden ulaşıyorsanız içerik çalıntıdır, emeğe saygınız varsa ve daha çok sunum yayınlanmasını istiyorsanız bulunduğunuz siteyi Burayı Tıklayarak terk edin ve açılan siteden “Sunumlar” kategorisinden bakınız. Google`a “hastaneciyiz” yazarak, ilk arama sonucundan da ulaşabilirsiniz.
—KONU DIŞI ÖNEMLİ NOT BİTİŞ—

Dilimizin her bölgesi her tadı alır. Ama bazı tatları alan tat tomurcukları bazı bölgelerde daha fazladır.

Dilimizle aynı zamanda konuşmamıza yardımcı bir organımızdır. Dilimiz konuşmamıza nasıl yardımcı olduğuna bakalım.

>>>Devamı için lütfen sayfadaki indirme adreslerinden herhangi birini kullanarak sunumun tamamını bilgisayarınıza indiriniz.

Yazar: Bilinmiyor

Sunuda geçen kelime ve konular: dilin görevleri , anatomide dil , duyu organlarımız , dil sunum , dil slayt , beş duyu organı , dil ve tat alma , 5 duyu organı , dilimiz nasıl tatları alır , nasıl tat alırız

–> SUNUMLAR ANA SAYFASINA DÖN <–

Dil ve Tat Alma İşlemi Adlı Sunumu İndir    Alternatif İndirme

Sonraki yazılar »