Tıp Sözlüğü – D
30 Ekim 2011 Yazan admin
Kategori Hastalıklar
DAKRİYOADENİT: Gözyaşı bezi iltihabı.
DAKRİYOSİSTİT: Gözyaşı kesesi iltihabı.DAKRİYOSİSTEKTOMİ: Gözyaşı kesesinin ameliyatla çıkartılması.DAKRİYOSİSTOGRAFİ: Kontrast madde verilerek gözyaşı kesesi ve kanalının radyolojik olarak incelenmesi.DAKRİYOSİSTORİNOSTOMİ: Gözyaşı kanalının tıkalı olduğu durumlarda uygulanan, kesenin burun boşluğuna diranajını sağlayan ameliyat.DAKRİYOLİT: Gözyaşı taşı.DALTONİZM: Renk körlüğü.DAR KANAL ( Spinal Stenoz ): Spinal kanal ön-arka uzunluğunun, normal ölçünün altına inecek şekilde dar olması. BT incelemeleri için ( lomber bölgede ) 11.5 mm. nin altında olması dar kanal olarak değerlendirilir.DEBİLİTE: Zeka geriliği.DEFEKASYON: Dışkının dışarı atılması.DEFEKT: Eksiklik, kusur.DEFİBRİLATÖR: Kalbin normal dışı hızlı atımını durdurarak tekrar normal kalp ritmine dönmesini sağlayan araç.DEFLORASYON: Kızlık zarının yırtılması.DEFORMİTE: Şekil bozukluğu.DEFORMASYON: Şeklini bozma.DEKÜBİTİS: Yatalak olanlarda hareketsizlik sonucu sırtta ve kalçalarda açılan yaralar.DEKOMPRESYON: Baskı yapan gücün veya baskının kaldırılması.DEKONJESSAN: Konjesyonu (şişme) azaltan, dekonjessif.DELİRİUM: Zehirlenmeler, ateşli hastalıklar, epilepsi, histeri ve akıl hastalıklarında görülebilen, titreme, hallüsinasyonlar ve saldırganlıkla birlikte bilincin kaybolması tablosuna verilen isim.DEMANS: Beyin korteksinin ( Beynin en dış tabakası, gri cevher ) yaygın hastalığı sonucu entellektüel davranış ve kişiliğin ilerleyici bozulması. Demans her yaşta ortaya çıkabilirse de yaşlılarda daha yaygındır ve 65 yaşın üstündeki kronik psikiatrik hastaların % 40 ını oluşturur. Demans tek başına bir hastalık olmaktan çok bir hastalık belirtisidir. 65 yaşın altında ortaya çıktığı zaman presenil demans olarak adlandırılır. Alzheimer hastalığı tüm demansların % 60 ını, serebrovasküler hastalık % 20 sini oluşturur. Nedene bağlı olmakla birlikte tedaviden sonra ancak % 10-15 i geri dönebilir.DEMONSTRASYON: Göstererek öğretme.DEMYELİNİZAN HASTALIKLAR: Myelin ya doğuştan anormaldir ya da düzgün biçimde oluşmamıştır. Diğer bir şekil de myelin oluştuğu zaman normaldir ancak patalojik bir olay sonucunda parçalanır. Örn. Multipl skleroz.DEJENERASYON: Dokuların normal yapılarının bozulup normal fonksiyonlarını yapamıyacak hale gelmeleri.DEMORALİZASYON: Moral çöküntü.DEMİYELİNİZASYON: Sinir liflerinin etrafını saran myelin tabakasının kaybı.DANSİMETRE: Yoğunluk ölçen cihaz.DEONTOLOJİ: Aynı meslek grubunda olan insanların birbirleri ile olan ilişkilerinde uyulması öngörülen ahlaki, moral değerler.DEPİLASYON: Kılların çıkartılması işlemi.DEPRESYON: Ruhsal ve bedensel çöküntü, isteksizlik.DERMABRAZYON: Deri üzerindeki benler veya yara izlerini ortadan kaldırma amacı ile yapılan kazıma işlemi.DERMATİT: Cildin iltihabi durumu.DERMATOLOJİ: Cildiye, cilt hastalıklarını inceleyen bilim dalı.DERMİS: Ciltte en üst tabaka olan Epidermis’in altındaki tabakaya dermis adı verilir. DİSK HERNİ: Bel fıtığıDİYABET(DİABET): Şeker HastalığıDÜŞÜK: Fetusun, gebeliğin 28. haftasından önce ölümü, ve rahmin dışa atılmasıdır.
Tıp Sözlüğü – C
30 Ekim 2011 Yazan admin
Kategori Hastalıklar
CADUCEUS: Mitolojide Tanrı’nın habercisi olan Merkür’ün asasıdır. ABD ordusu tıp mensuplarının sembolü olup, tıp biliminin sembolü olan Eskülap asaından farklıdır. Merkür asaının çevresinde iki yılan vardır, Eskülap’ta ise, bir yılan bulunur.
CAISSON HASTALIĞI: Vurgun. Dalgıçlarda ve çok yükselen havacılarda atmosfer basıncının ani değişimlerine bağlı olarak meydana gelir.CALCANEUS: Topuk kemiği.CANDIDA: Bir mantar çeşidi.CERAHAT: Alyuvarlar, bakteri ve yıkılmış doku kalıntıları gibi iltihap ürünlerini kapsayan doku sıvısıdır.CERRAHİ: Tıbbın en eski dallarından biridir. İlaçla ya da başka tedavi yöntemleriyle iyileştirilemeyen hastalıkların, yaralanmaların, vücuttaki yapı bozukluklarının ameliyatla onarılmasına ya da hastalıklı organı kesip çıkararak iyileştirilmesine dayanır.CERUMEN: Kulak kiri. İnsan kulağında normal olarak bulunan balmumu kıvamındaki salgıdır. Bu salgının fazlalığı, kulak tıkanması ve geçici sağırlığa yol açar.CESTODIASIS: Yassı solucan enfeksiyonudur.CLAVİCULA: Köprücük kemiği.COR: Kalp.COXAE: Kalça kemiği.
CPR: Kalp masajı ya da CPR (İng: Cardiopulmonary Resuscitation), durmuş olan dolaşım ve solunum sistemini yeniden çalışır hâle getirmek için uygulanan yöntemler bütünüdür.
Doğum Sonrası Bakım Yönetim Rehberi – Doğum Sonrası Hastane Takip Protokolü
29 Ekim 2011 Yazan admin
Kategori Hastalıklar
DOĞUM SONU BAKIM YÖNETİM REHBERİDOĞUM SONRASI HASTANE TAKİP PROTOKOLÜ A. DOĞUM SONRASI İLK GÜN; 0-1. SAATLER ARASI (DOĞUMHANE TAKİBİ):
Annenin genel durumunu değerlendiriniz. Anneye kendini nasıl hissettiğini (halsiz, yorgun, vb) ve yakınmalarını (ağrı, üşüme, vb) sorunuz. Doğum öncesi bakım ve doğum ile ilgili eldeki kayıtlı olan bilgileri gözden geçiriniz. Risk tespiti yapınız: ( Hastanede kalış süresini ve verilecek klinik hizmetleri belirlemek üzere)Düşük sosyoekonomik durum (beslenme bozukluğu vb) Anemi ( hemoglobin <11 g/dL) Gebelik öncesi ve/veya gebelikte hipertansiyon) Gebelik öncesi veya gebelikte diyabet Gebelik ve sistemik hastalık (kalp hastalıkları, hematolojik hastalıklar vb) Erken membran rüptürü Uzamış ve/veya presipite eylem Rh izoimmünizasyon Grand multiparite ve/veya sık doğum Adolesan (<18 yaş) veya ileri yaş (>35 yaş) gebelikleri Çoğul gebelik, iri bebek (>4000 g) veya polihidramnios Forseps, vakum veya sezaryen doğum Uterus rüptürüne yol açacak manuplasyonlar Derin laserasyon Daha önce bilinen ruhsal hastalık öyküsü Evde geçirilmiş doğum eylemi ve/veya evde doğum Muayene/müdahale yapılacak ise; Yapılacak muayene ve/veya müdahalenin amacını ve nasıl yapılacağını açıklayınız. Annenin yapılacak müdahaleler için daha önce alınmamışşa yazılı onayını alınız. Annenin mahremiyetini göz önüne alarak ortamı düzenleyiniz. A. Muayene/müdahale
Vital bulguları (kan basıncı ve nabız) ölçünüz ve değerlendiriniz, infeksiyon şüphesi varsa ateş ölçünüz, solunum takibi yapınız. (15 dakikada bir ) Kan basıncı anne istirahat halinde ve iki ölçüm 140/90 mmHg veya üzerinde ya da öykü varsa preeklampsi protokolünü uygulayınız. Bilinç durumunu kontrol ediniz. Kanama ve uterus involusyonu takibi yapınız: Doğum sonrası ilk bir saat içinde uterin fundus genellikle umbilikus seviyesinde veya hemen üzerindedir ve serttir. Uterus sert/kontrakte değil ise yumuşak hareketler ile fundus masajı yapılması uterusun kontrakte olmasını ve kanamanın azalmasını sağlayacaktır. Unutmayınız! Uterus üzerine yapılacak fazla basınç ve sert hareketler annenin şiddetli ağrı duymasına neden olacaktır. Anneye yardımcı olarak uterin fundusu hissetmesini sağlayınız ve bu konuda anneye bilgi vererek kendi kendine fundus masajı konusunda anneyi cesaretlendiriniz. Mesanenin dolu olduğu olgularda uterus involusyonu yeterli olmayabilir veya involusyon hakkında yeterli fikir elde edilemeyebilir; bu durumda anneyi idrarını boşaltması konusunda teşvik ediniz ve takiben muayeneyi tekrarlayınız. Fundus masajı yapılmasına karşın uterus involusyonu yeterli değil ise: Uterus içinde veya serviks ağzında normalden fazla pıhtı olduğu düşünülüyorsa, bir eliniz ile hemen simfizis pubis üzerinden uterusun alt bölümünü desteklerken diğer eliniz ile yumuşak hareketler ile fundustan bastırarak pıhtı tıkacının atılmasını sağlayınız. Uterus involusyonu yeterli değil ve gerekiyor ise oksitosin uygulayınız (10-40 IU/ 1000 mL dengeli solusyon içinde IV infüzyon). Yukardaki müdahalelere karşın uterus involüsyonu yetersiz ise AOB post-partum kanama protokolünü uygulayınız. Gerekirse perine (vajinal-rektal) muayenesi yapınız (hemen doğumdan sonra veya epizyotomi onarımı tamamlanınca): Serviks (kollum) ve vajen Üretra ve çevresi Epizyotomi hattı Anal sfinkter Gebeliğe bağlı sistemik hastalık veya doğum ile ilgili komplikasyon mevcut ise ilgili protokolü uygulayınız: Bakterial endokardit profilaksisi Eklampsi proflaksisi Erken membran rüptürü veya elle halas uygulamasından sonra antibiotik uygulaması vb.( kanıt C seviyesi) B. Laboratuvar
Hemoglobin ölçümü (doğum öncesi değeri bilinmiyorsa). Kan grubu tayini (doğum öncesinde bilinmiyorsa). C. Bakım
Mümkün olan en kısa zamanda emzirmeyi başlatınız. Yenidoğan emzirmesine yardım ediniz ve emzirme eğitimi veriniz. Genel vücut hijyenini sağlayınız (perine, bacak temizliği vb)
B. DOĞUM SONU İLK GÜN; 1–6 SAATLERİ ARASI (SERVİS TAKİBİ):
Anneyi ve eşlik eden yakınlarını uygun şekilde selamlayınız. Annenin genel durumunu değerlendiriniz. Anneye kendini nasıl hissettiğini (halsiz, yorgun, vb) ve yakınmalarını (ağrı, akıntı, üşüme, vb) sorunuz: Ağrı: Başağrısı varsa preeklampsi varlığı ya da gelişimi açısından dikkat!-kan basıncını kontrol ediniz. Spinal veya epidural anestezi ile doğum gerçekleşmiş ise “spinal baş ağrısı” ortaya çıkabilir. Hastayı düz yatakta yatırınız, engel yok ise fazla miktarda sıvı alımı konusunda hastayı destekleyiniz ve gerekirse uygun analjezik veriniz. Baldır kısmında ağrı varsa tromboflebit açısından değerlendiriniz. Annenin ağrısı var, normal vajinal doğum yapmış ise ağızdan sezaryen ile doğum yapmış ise parenteral analjezik uygulayınız. Titreme ve üşeme: Annenin ve bebeğin üzerine battaniye örtünüz. Önceki izlem kayıtlarını gözden geçiriniz, değerlendiriniz. Anneye doğum sonrası eğitimlerini veriniz: Annenin emzirmesine yardım ediniz ve emzirme tekniği hakkında daha bilgi veriniz (daha önce yapılmamış ise) Bebek bakım eğitimi Beslenme eğitimi Lohusalık döneminde yapılması ve/veya yapılmaması gerekenler hakkında eğitim A. Muayene / Müdahale
Vital bulguları (kan basıncı, vücut ısısı ve nabız) ölçünüz ve değerlendiriniz: Normal doğum yapan kadınlar için servise kabulünde ve 6. saatte. Sezaryen ile doğum yapan kadınlar için 1-2. saatler arası 15 dakikada bir; 2-4 saatler arası 30 dakikada bir; 4-6 saatler arası saatte bir.(Anestezi alan hastalarda postanestezik bakım, Türk Anesteziyoloji ve Reanimasyon Derneği (TARD) anestezi uygulama kılavuzunda belirtilen şekilde yapılmalıdır). Eğer diastolik kan basıncı 90 mmHg ve üzerinde ise saatlik kan basıncı ölçümü yapınız. Eğer vucüt ısısı 38°C’nin üzerindeyse saatlik vucut ısısı takibi yapınız. Uterus involusyonu, kanama miktarı ve niteliğini değerlendiriniz (vital bulguların değerlendirilmesini takiben): Uterus involusyonu kontrol ediniz: Uterus involusyonu yetersiz (fundus umblikusun üzerinde ve gevşek olarak palpe ediliyor ve kanama miktarı fazla) ise yumuşak hareketler ile uterin fundus masajı yapınız ve hastanın kendi kendine fundus masajı yapmasını teşvik ediniz. Uterus involusyonu yeterli ancak kanama miktarı fazla veya kanama miktarında tedricen artış veya aşırı kanama durumunda post partum kanama protokolünü uygulayınız. Kanama miktarı ve niteliğini değerlendiriniz: Doğum sonrasında 20-30 dakika içerisinde 2-3’ten fazla peti kirletecek kanaması olması, sürekli kan gelişi, pıhtı çıkışı veya renginin açık/parlak kırmızıya dönmesi normal olmayan fazla miktardaki doğum sonrası kanamayı işaret eder. Genel vücut muayenesi (meme, karın muayenesi, bacaklarda ödem, tromboflebit, vb) Emzirmenin değerlendirilmesi veya emzirme eğitimini verirken meme muayenesi yapınız. Sistemik hastalık mevcudiyetinde nedene yönelik tetkik ve tedaviye başlayınız. Aşağıdaki bulgular açısından anneyi değerlendiriniz gerekirse perine (vajinal-rektal) muayenesi yapınız: Epizyotomi hattında ayrılma Hematom İnkontinans (üriner/fekal) İmmunizasyonlar: Yapılmamışsa tetanoz immünizasyonu Bebek için hepatit B immünizasyonu ve Bebeğin kan grubuna göre Rh-rH uygunsuzluğu olanlarda postpartum ilk 72 saatte anti-D immünizasyonu B. Laboratuvar
Hemoglobin ölçümü (postpartum 6. saatte) Gerekirse CYBE-HIV/AIDS testi (daha önce yapılmamış ise) Bakım
Perine bakımını yapınız (annenin servise kabulünde) Doğumu takip eden ilk 2 saat içinde annenin idrar yapmasını teşvik ediniz ve 6 saat içinde çıkarılan idrar miktarını kaydediniz. Eğer anne postpartum 6 saat içinde idrar çıkarmamış ve idrar çıkarması için ılık duş veya banyo gibi uygulamalara rağmen idrar çıkarmamış ise mesane hacmini değerlendiriniz-gerekirse kateterizasyon düşünülmelidir. Sezaryen ile doğum yapan olguların vital bulgularının takibi sırasında aldığı ve çıkardığı sıvı miktarının takibi (varsa idrar sondası kontrolü) (Anestezi alan hastalarda postanestezik bakım, Türk Anesteziyoloji ve Reanimasyon Derneği (TARD) anestezi uygulama kılavuzunda belirtilen şekilde yapılmalıdır). Tüm kadınların doğum sonrası dönemde mümkün olduğu kadar kısa süre içerisinde mobilize olmaları konusunda yüreklendiriniz. Eğer kadın obez ise, özel bakıma ihtiyaç duyabilir. C. DOĞUM SONRASI İLK GÜN; 6-24 SAATLERİ ARASI (SERVİS TAKİBİ):
Anneyi ve eşlik eden yakınlarını uygun şekilde selamlayınız. Annenin genel durumunu değerlendiriniz. Anneye kendini nasıl hissettiğini ve yakınmalarını sorunuz. Bir önceki izlem kayıtlarını gözden geçirip değerlendiriniz. Muayene / Müdahale
Vital bulguları (kan basıncı, vücut ısısı ve nabız) ölçünüz ve değerlendiriniz (6 saatte bir) Uterus involusyonu, kanamanın miktarı (pet takibi) ve niteliğini değerlendiriniz (6 saatte bir): Doğum sonrasında 20-30 dakika içerisinde 2-3’ten fazla peti kirletecek kanaması olması, sürekli kan gelişi, pıhtı çıkışı veya renginin açık/parlak kırmızıya dönmesi normal olmayan fazla miktardaki doğum sonrası kanamayı işaret eder.Nedene yönelik muayene yapınız: Sistemik hastalık mevcudiyetinde nedene yönelik tetkik ve tedaviye başlayınız Aşağıdaki bulgular açısından perine (vajinal-rektal) muayenesi yapınız: Epizyotomi hattında ayrılma Hematom İnkontinans (üriner/fekal) Vajinal akıntı (postpartum infeksiyon bulguları açısından hastayı değerlendiriniz): Eğer kadının yoğun veya pis kokulu akıntısı, pıhtılı loşia, batın hassasiyeti var veya vücut ısısı 38°C’nin üzerindeyse vajinal akıntı, uterus involusyonu ve pozisyonu değerlendirilmelidir. Uterusun büyüklüğü, tonusu veya posizyonundaki herhangi bir anormallik araştırılmalıdır. Eğer herhangi bir uterus anormalliği yoksa diğer nedenler dikkate alınmalıdır. Laboratuvar
Hemoglobin ölçümü (hastanın kanaması normal ve daha önceki ölçüm değeri normal sınırlarda ise bu basamağı atlayınız) İdrar tetkiki (gerekirse) Bakım
İdrar takibi mesane sondasının çıkarılması (postoperatif 8. saatte) Erken mobilizasyon Genel vücut hijyeni, meme ve perine bakımı. Doğum sonu kaygı, depresyon vb. psikolojik problemlerin varlığında psikololojik durumun değerlendirmesini yapınız ve/veya konsultasyon isteyiniz. Gebelere demir destek programı doğrultusunda demir desteği veriniz. DOĞUM SONRASI İLK 24 SATTTE TEHLİKE İŞARETLERİ VE DANIŞMALIKA. Doğum sonrası dönemde primer veya sekonder kanama ya da puerperal sepsis riskini arttıran durumlar:
Plasenta veya zar retansiyonu Uzamış eylem Operatif doğum (sezaryen, vakum, forseps) veya komplikasyon gelişen doğum eylemi (3-4. derece perine yırtıkları vb) Epizyotomi açılması Sezaryen sonrası insizyon yeri açılması Anemi Gebelikte kanama Erken membran rüpturü Hijyenik olmayan şartlarda ev doğumu Preeklampsi, DIC, HELLP Sistemik bir hastalığın (trombositopeni, SLE, kalp hastalığı ve/veya antikoagülan ilaç kullanımı, vb) varlığı B. Doğum sonrası dönemde lohusaların acilen sağlık kuruluşuna başvurmasını gerektiren tehlike işaretleri:
Vajinal kanama: Doğum sonrasında 20-30 dakika içerisinde 2-3’ten fazla peti kirletecek kanaması olması, pıhtılı kanama, sürekli kan gelişi ya da renginin parlak kırmızıya dönüşmesi, kanamanın azalmasının devamında tekrar loşia rubranın ortaya çıkması Kanamanın azalmayarak artması Konvülsiyon (nöbet) geçirme Solunum güçlüğü ve hızlı solunum Ciddi karın ağrısı Ateş Kötü kokulu akıntı İdrar yaparken ağrı veya idrar kaçırma Şiddetli baş ağrısı, bulanık görme
C. Danışmanlık:
Doğumdan sonra iyileşmenin fizyolojik süreci hakkında bilgilendirme Aile planlaması danışmanlığı ve uygulaması Bebek bakımı, anne sütü ve emzirme hakkında bilgilendirme ve destek Anne için beslenme eğitimi, demir desteği Genel vücut hijyeni, perine ve meme bakımı eğitimi Anne-bebek ilişkisinin değerlendirilmesi Uyku ve dinlenmeye yeterli zaman ayrılması konusunda hastanın cesaretlendirilmesi Doğum sonu egzersiz hakkında eğitim ve annenin bu konuda desteklenmesi Doğum sonrası dönemde sık karşılaşılan sağlık sorunları, belirtileri dahil olmak üzere: İnfeksiyonlar Mesane sorunları Sırt ağrısı Sık başağrısı Pelvik ağrılar Hemoroid Kabızlık Depresyon, anksiyete ve aşırı yorgunluk Perineal ağrı Meme problemleri Anemi Doğum sonrası dönemde önemli sağlık sorunları, belirtileri dahil olmak üzere: Doğum sonrası kanama Preeklampsi/eklampsi Puerperal genital infeksiyonlar Tromboembolik hastalıklar Üriner sistem komplikasyonları: İdrar retansiyonu İnkontinans İnfeksiyon Perine ve vulva şikayetleri Mastit Psikolojik problemler: Doğum sonu kaygı (yetersizlik, evlilik hayatının kaybolması, izolasyon, bebek ve diğerlerinin bakımından sürekli sorumlu olmak) Doğum sonu hüzün Doğum sonu depresyon Epidural veya spinal anastezi almış kadınlara özellikle otururken veya kalkarken oluşan baş ağrıları Kişisel bakım-hijyen Cinsel sağlık/cinsel hayat Aile planlaması yöntemiGenel Açıklama Sağlık personeli hastaneden ayrılmadan önce anne ve bebeğin durumunun iyi olduğundan emin olmalıdır. Doğum hastanede gerçekleşmişse düzenli takipler devam etmelidir. Eğer doğum sağlık kuruluşu dışında gerçekleşmişse sağlık personeli loğusanın yanından ayrılmadan önce loğusa ve ailesini tehlike işaretleri ve acil durumlarda hangi sağlık kuruluşuna başvuracakları konusunda bilgilendirme yapmalıdır. Daha sonraki izlemler için gerekli planlamalar yapılarak anne ve ailesi ile paylaşılmalıdır. DOĞUM SONRASI BAKIMD. DOĞUM SONRASI 2.-5. GÜNLER:
Doğum sonu taburcu olan lohusanın ilk bakımı doğumu takip eden 2.-5. günler arasında ev veya sağlık kuruluşu gerçekleştirilmelidir.
Anneyi ve eşlik eden yakınlarını uygun şekilde selamlayınız. Annenin genel durumunu değerlendiriniz. Eğer annenin doğumu hakkında bilgi sahibi değilseniz, anneye nerede, nasıl ve ne zaman doğum yaptığını sorunuz. Anneye kendini nasıl hissettiğini, uyku ve dinlenme aralıklarını, uyum sorunlarını, yorgunluk veya halsizlik hissedip hissetmediğini sorunuz. Anneye yakınmalarını sorunuz: Kanama, idrar problemleri, meme ve emzirme problemleri, depresyon , bacaklarda ağrı, şişlik ve ısı farkı vb. Kanama: Miktar, renk ve özellikle eşlik eden kötü koku varlığını sorgulayınız. Doğum sonrası ilk 2 gün kırmızı-vişne çürüğü renkte bir akıntı olağandır. 2-10 günler arası renk pembe-kahverengi hale döner. Lekelenme tarzında kanama doğumdan sonra özellikle emziren kadınlarda 6. haftaya kadar devam edebilir. İdrar problemleri: Doğum sonrası ilk 2 gün idrar miktarında artış normaldir. Takiben normal süre ve miktarda idrar yapılması gerekir. İdrar yaparken yanma veya idrar kaçırması sorgulanmalıdır. Küçük miktarda istem dışı idrar kaçırması olan lohusalara pelvik tabanı güçlendirmeye yönelik egzersizler öğretilmelidir. İdrar yaparken yanma veya idrarda renk değişikliği varlığında tam idrar tetkiki istenmelidir. Ağrı: Sırt, göğüs ve baş ağrısı olup olmadığı sorgulanmalıdır: Eğer perinede ağrı devam ediyorsa perine değerlendirilmelidir. Ağrıyı azaltmak için topikal soğuk uygulama veya analjezikler önerilebilir. Eğer loğusa gerilim veya migren tipi baş ağrısından şikayetçi ise sağlık personeli baş ağrısının ortaya çıkması ile ilgili faktörlerden kaçınılmasını öğütlemelidir. Sırt ağrısı genel populasyonda tedavi edildiği gibi yönetilmelidir. Çarpıntı ve nefes darlığı Bağırsak faaliyetleri: Eğer konstipasyon mevcut ise lifli besin ve sıvı alımının artırılması önerilmelidir. Bütün bunlara rağmen devam eden konstipasyon durumlarında hafif uyarıcı laksatif alımı önerilir f. Psikolojik durumu:Daha önce bilinen ruhsal hastalık öyküsü olanları, psikotik bozukluklar (şizofreni, bipolar bozukluk) psikotik depresyon ve intihar riski açısından ilgili birime yönlendiriniz.Varsa, önceki izlem kayıtlarını gözden geçirip, değerlendiriniz. Muayene/müdahale yapılacak ise; Yapılacak muayene ve/veya müdahalenin amacını ve nasıl yapılacağını açıklayınız. Annenin yapılacak müdahale ve muayene ile ilgili onayını alınız. Annenin mahremiyetini göz önüne alarak mekanı düzenleyiniz. Ayrıca her izlemde: Karşılaşılabilecek durumlar hakkında anne, eş ve aile üyelerini bilgilendiriniz. Olağandışı durumlarda hizmet alınacak sağlık kuruluşları hakkında anne, eş ve aile üyeleri bilgilendiriniz. A. Muayene/müdahale
Vital bulguları (kan basıncı, vücut ısısı ve nabız) ölçünüz ve değerlendiriniz. Genel vücut muayenesi yapınız (bacaklarda ödem, tromboflebit, tromboz bulguları) Karın muayenesi yapınız (fundal yükseklik, aşırı dolu mesane) Perine muayenesi yapınız: Vajinal kanama miktarı, epizyotomi hattı, hemoroid kontrolü yapınız: Epizyotomi hattında açılma veya infeksiyon bulguları varsa uygun yaklaşım için yönlendiriniz. Hemoroid sorunu olan lohusalar konstipasyondan kaçınmak için gerekli önlemleri almalıdırlar ve yerel tedavi protokollerine göre yönetimleri yapılmalıdır. Ödemli veya prolapsus olmuş ve ağır hemoroidi veya rektal kanaması olan lohusalar mutlaka uygun yaklaşım için yönlendirilmelidir. Sezaryen olan hastalar için: İnsizyon yerini kontrol ediniz. Anestezi komplikasyonları açısından değerlendiriniz. Emzirmeyi gerçekleştirmesini sağlayınız. Emzirmeyi değerlendiriniz, gerekiyorsa emzirmeye yardımcı olunuz ve meme başını değerlendiriniz. Risk tespiti yapınız (bkz. sevk kriterleri) Sevk kriterlerinden herhangi birinin varlığında protokollere göre sevk etme ve sevk sonrası geribildirim alarak tedavi ve izlem planı yapınız Anne-bebek ilişkisini değerlendiriniz. Laboratuar
Hemoglobin ölçümü Tam idrar tahlili Gerekirse CYBE-HIV/AIDS testi
Bakım
Hastanın kişisel temizlik ve bakımını (banyo, meme ve perine hijyeni) değerlendiriniz ve hastayı perine bölgesini ve sezaryen insizyonunu koruyarak kısa süreli duş alması konusunda cesaretlendiriniz. Gerektiği durumlarda rehbere uygun olarak 72 saat içinde izoimmunizasyon uygulanması Aşı protokolüne göre gerekiyorsa anne ve bebeğin bağışıklanmasını yapınız. Tüm lohusaların hafif egzersiz, dinlenmeye zaman ayırma bebeğin bakımı için yardım alma duyguları hakkında biriyle konuşma gibi öz bakım tekniklerini kullanma konusunda cesaretlendiriniz. Aile içi şiddeti gösteren herhangi bir delil için izlem yapınız. Demir desteğine devam ediniz. Danışmanlık / Bilgilendirme
Doğumdan sonra iyileşmenin fizyolojik süreci hakkında bilgilendiriniz Aile planlaması danışmanlığı veriniz Bebek bakımı, anne sütü ve emzirme konusunda anneyi bilgilendiriniz ve en az 6 ay süre ile anne sütü verilmesi konusunda anneyi teşvik ediniz. Tüm kadınlara beslenme, fizik aktivite ve bebeği ile geçireceği zaman dahil planlanan aktiviteler hakkında öneriler sununuz. Yeterli miktarda sıvı ve yiyecek alımı hakkında hastayı teşvik ediniz. Tüm lohusalarla duygusal durumlarını, sahip oldukları aile ve çevre desteğini sorgulayınız ayrıca günlük olaylarla başa çıkmak için hangi stratejileri geliştirdiklerini sorgulayınız ve üzerinde tartışınız. Tüm lohusaları ve aile bireylerini sağlık personeli ile duygu durumunda veya ruh halinde herhangi bir değişiklik olduğunda konuşmaları konusunda cesaretlendiriniz. Doğum sonrası dönemde fertilizasyonun düzenlenmesi ve kontrasepsiyon sağlanması dahil cinsel konularda erkek ve kadına danışmanlık hizmeti sununuz. Özellikle anne ve bebek sağlığı açısından iki doğum arasında en az iki yıl olması gerektiği konusunu vurgulayınız. CYBE-HIV/AIDS danışmanlığı veriniz. Tüm kadınları aşağıdaki konular hakkında bilgilendiriniz: Perine ağrısı ve bakımı İdrar kaçırma ve idrar yapma Bağırsak faaliyetleri Halsizlik Baş ağrısı Sırt ağrısı Doğum sonrası dönemde emosyonel değişikliklerin ( kendisini gergin, endişeli, huzursuz ve sinirli hissetmesi ) genellikle doğum sonrası dönemde 10-14. günlerde kendiliğinden geçebileceği hakkında bilgilendirme yapınız. 8. Aşağıdaki tehlike işaretlerinin varlığında nereye başvuracakları konusunda bilgilendiriniz: Doğum sonrası dönemde lohusaların acilen sağlık kuruluşuna başvurmasını gerektiren tehlike işaretleri:
Vajinal kanama: Doğum sonrasında 20-30 dakika içerisinde 2-3’ten fazla peti kirletecek kanaması olması, pıhtılı kanama, sürekli kan gelişi ya da renginin parlak kırmızıya dönüşmesi Kanamanın azalmayarak artması Konvülsiyon (nöbet) geçirme Kan basıncında yükselme Solunum güçlüğü ve hızlı solunum Ciddi karın ağrısı Ateş Kötü kokulu akıntı İdrar yaparken ağrı veya idrar kaçırma Şiddetli baş ağrısı, bulanık görme 9. Tüm lohusalara doğum sonrası sağlık ve iyilik hali ile ilgili bilgileri içeren bir kitapçık doğumdan sonraki ilk üç gün içinde verilmeli ve kullanımı anlatılmalıdır.
E. DOĞUM SONRASI 2. HAFTA:
Doğum sonrası 2. hafta kontrolü Ulusal Anne Ölüm Araştırması sonucunda elde edilen veriler doğrultusunda gerekli görülmüştür.
Doğum sonu taburcu olan lohusanın ikinci bakımı doğumu takip eden 15. günde ev veya sağlık kuruluşu gerçekleştirilmelidir.
Anneyi ve eşlik eden yakınlarını uygun şekilde selamlayınız. Annenin genel durumunu değerlendiriniz. Anneye kendini nasıl hissettiğini, uyku ve dinlenme aralıklarını, uyum sorunlarını, yorgunluk veya halsizlik hissedip hissetmediğini sorunuz. Anneye yakınmalarını sorunuz: Kanama, akıntı, idrar problemleri, meme ve emzirme problemleri, depresyon vb. Kanama: Doğum sonrası ilk 2 gün kırmızı-vişne çürüğü renkte bir akıntı olağandır. 2-10 günler arası renk pembe-kahverengi hale döner. Lekelenme tarzında kanama doğumdan sonra özellikle emziren kadınlarda 6. haftaya kadar devam edebilir. İdrar problemleri: Doğum sonrası ilk 2 gün idrar miktarında artış normaldir. Takiben normal süre ve miktarda idrar yapılması gerekir. İdrar yaparken yanma veya idrar kaçırması sorgulanmalıdır. Küçük miktarda istem dışı idrar kaçırması olan lohusalara pelvik tabanı güçlendirmeye yönelik egzersizler öğretilmelidir. İdrar yaparken yanma veya idrarda renk değişikliği varlığında tam idrar tetkiki istenmelidir. Ağrı: Baş, sırt, göğüs, ve memelerde ağrısı olup olmadığı sorgulanmalıdır: Eğer perinede ağrı devam ediyorsa perine değerlendirilmelidir. Ağrıyı azaltmak için topikal soğuk uygulama veya analjezikler önerilebilir. Eğer loğusa gerilim veya migren tipi baş ağrısından şikayetçi ise sağlık personeli baş ağrısının ortaya çıkması ile ilgili faktörlerden kaçınılmasını öğütlemelidir. Sırt ağrısı genel populasyonda tedavi edildiği gibi yönetilmelidir. Memelerde ağrıdan şikayetçi ise meme problemleri (meme angorjmanı, mastit ve meme absesi vb) açısından değerlendirilmelidir. Çarpıntı ve nefes darlığı Bağırsak faaliyetleri: Eğer konstipasyon mevcut ise lifli besin ve sıvı alımının artırılması önerilmelidir. Bütün bunlara rağmen devam eden konstipasyon durumlarında hafif uyarıcı laksatif alımı önerilir Psikolojik durum değişiklikleri: Doğum sonu kaygı, depresyon gibi psikolojik problemlerin varlığında konsultasyon isteyiniz. Postpartum depresyon olgularının %10’da alta yatan neden postpartum tiroidit olabilir. Bu nedenle tedaviye yanıt vermeyen durumlarda troid fonksiyonlarının değerlendirilmesi için anneyi ilgili birime yönlendiriniz. Muayene/müdahale yapılacak ise; Yapılacak muayene ve/veya müdahalenin amacını ve nasıl yapılacağını açıklayınız. Annenin yapılacak müdahale ve muayene ile ilgili onayını alınız. Annenin mahremiyetini göz önüne alarak mekanı düzenleyiniz. Varsa, önceki izlem kayıtlarını gözden geçirip, değerlendiriniz. Ayrıca her izlemde: Karşılaşılabilecek durumlar hakkında anne, eş ve aile üyelerini bilgilendiriniz. Olağandışı durumlarda hizmet alınacak sağlık kuruluşları hakkında anne, eş ve aile üyelerini bilgilendiriniz A. Muayene/müdahale
Vital bulguları (kan basıncı, vücut ısısı ve nabız) ölçünüz ve değerlendiriniz. Genel vücut muayenesi yapınız (bacaklarda ödem, tromboflebit, tromboz bulguları) Karın muayenesi yapınız (fundal yükseklik, aşırı dolu mesane) Perine muayenesi yapınız: Vajinal kanama miktarı, epizyotomi hattı, hemoroid kontrolü yapınız: Epizyotomi hattında açılma veya infeksiyon bulguları varsa uygun yaklaşım için yönlendiriniz. Hemoroid sorunu olan lohusalar konstipasyondan kaçınmak için gerekli önlemleri almalıdırlar ve yerel tedavi protokollerine göre yönetimleri yapılmalıdır. Ödemli veya prolapsus olmuş ve ağır hemoroidi veya rektal kanaması olan lohusalar mutlaka uygun yaklaşım için yönlendirilmelidir. Sezaryen olan hastalar için: İnsizyon yerini kontrol ediniz. Anestezi komplikasyonları açısından değerlendiriniz. Emzirmeyi gerçekleştirmesini sağlayınız. Emzirmeyi değerlendiriniz, gerekiyorsa emzirmeye yardımcı olunuz ve meme başını değerlendiriniz. Sevk kriterlerinden herhangi birinin varlığında protokollere göre sevk etme ve sevk sonrası geribildirim alarak tedavi ve izlem planı yapınız Anne- bebek ilişkisini değerlendiriniz. Laboratuar
Hemoglobin ölçümü Tam idrar tahlili Gerekirse CYBE-HIV/AIDS testi Bakım
Hastanın kişisel temizlik ve bakımını (banyo, perine hijyeni) değerlendiriniz ve hastayı perine bölgesini ve sezaryen insizyonunu koruyarak kısa süreli duş alması konusunda cesaretlendiriniz. Aşı protokolüne göre gerekiyorsa anne ve bebeğin bağışıklanmasını yapınız. Tüm lohusaların hafif egzersiz, dinlenmeye zaman ayırma bebeğin bakımı için yardım alma duyguları hakkında biriyle konuşma gibi öz bakım tekniklerini kullanma konusunda cesaretlendiriniz. Aile içi şiddeti gösteren herhangi bir delil için izlem yapınız. Demir desteğine devam ediniz. Danışmanlık / Bilgilendirme
Tüm kadınlara beslenme, fizik aktivite ve bebeği ile geçireceği zaman dahil planlanan aktiviteler hakkında öneriler sununuz. Yeterli miktarda sıvı ve yiyecek alımı hakkında hastayı teşvik ediniz. Tüm lohusalarla duygusal durumlarını, sahip oldukları aile ve çevre desteğini sorgulayınız ayrıca günlük olaylarla başa çıkmak için hangi stratejileri geliştirdiklerini sorgulayınız ve üzerinde tartışınız. Tüm lohusaları ve aile bireylerini sağlık personeli ile duygu durumunda veya ruh halinde herhangi bir değişiklik olduğunda konuşmaları konusunda cesaretlendiriniz. Doğum sonrası dönemde fertilizasyonun düzenlenmesi ve kontrasepsiyon sağlanması dahil cinsel konularda erkek ve kadına danışmanlık hizmeti sununuz. Özellikle anne ve bebek sağlığı açısından iki doğum arasında en az iki yıl olması gerektiği konusunu vurgulayınız. CYBE-HIV/AIDS danışmanlığı veriniz. Tüm kadınları aşağıdaki konular hakkında bilgilendiriniz: Perine ağrısı ve bakımı İdrar kaçırma ve idrar yapma Bağırsak faaliyetleri Halsizlik Baş ağrısı Sırt ağrısı Meme problemleri Doğum sonu dönemde emosyonel değişikliklerin( kendisini gergin, endişeli, huzursuz ve sinirli hissetmesi ) doğum sonrası dönemde 10-14. günlerde kendiliğinden geçebileceği hakkında bilgilendirme yapınız. Aşağıdaki tehlike işaretlerinin varlığında nereye başvuracakları konusunda bilgilendiriniz: Doğum sonrası dönemde lohusaların acilen sağlık kuruluşuna başvurmasını gerektiren tehlike işaretleri:
Vajinal kanama: Pıhtılı kanama, sürekli kan gelişi ya da renginin parlak kırmızıya dönüşmesi Kanamanın azalmayarak artması Konvülsiyon (nöbet) geçirme Solunum güçlüğü ve hızlı solunum Ciddi karın ağrısı Ateş Kötü kokulu akıntı İdrar yaparken ağrı veya idrar kaçırma Şiddetli baş ağrısı, bulanık görme Memelerde ağrı, ısı artışı v.b 8. Tüm lohusalara doğum sonrası sağlık ve iyilik hali ile ilgili bilgileri içeren bir kitapçık doğumdan sonraki ilk üç gün içinde verilmeli ve kullanımı anlatılmalıdır
F. DOĞUM SONRASI 6. HAFTA:
Her ne kadar lohusanın bu bakımının klasik olarak doğumu takip eden 6. haftada yapılması önerilse de, doğum sonu 4–8. haftalar arasında yapılabilir.
Anneyi ve eşlik eden yakınlarını uygun şekilde selamlayınız. Annenin genel durumunu değerlendiriniz. Anneye kendini nasıl hissettiğini, uyku ve dinlenme aralıklarını, uyum sorunlarını, yorgunluk veya halsizlik hissedip hissetmediğini sorunuz. Doğum sonrası 6. haftaki anne izlemine, özellikle eşin katılmasını sağlayarak doğum ve doğum sonrası olaylarla ilgili neler hissettikleri tartışınız ve sorularını yanıtlayınız.lohusanın tıbbi hikâyesini dikkate alarak fiziksel, ruhsal ve sosyal iyilik halini gözden geçiriniz.Bir önceki izlemdeki öykü kaydını değerlendirinizAnnenin herhangi bir şikâyeti veya problemi olup olmadığını sorgulayınız. (Kanama, akıntı, idrar problemleri, meme ve emzirme problemleri, depresyon vb. )Disparoni: Eğer lohusa cinsel ilişkinin yeniden başlaması konusunda anksiyete duyuyorsa bunun nedenleri onunla birlikte açığa çıkarılmalıdır. Eğer lohusa disparoni deneyimi yaşamışsa ve devam eden perine travması varsa, sağlık personeli perinenin değerlendirilmesini önermelidir. Cinsel ilişki sırasında rahatsızlığın giderilmesine yardımcı olmak için su bazlı kayganlaştırıcı kullanılması önerilebilir. Eğer lohusa cinsel sağlık sorunları ile ilgili anksiyetesini ifade etmeye devam ediyorsa bu durum ileri düzeyde değerlendirilmelidir. Kanaması doğum sonrası 6. hafta itibariyle kesilmeyen lohusa üst basamağa sevk edilmelidir. Eğer devam eden halsizlik lohusanın kendisinin veya bebeğinin bakımına etki ediyorsa altta yatan fiziki, psikolojik veya sosyal nedenler değerlendirilmelidir. Eğer loğusanın devam eden doğum sonrası kanaması varsa veya sürekli halsizlikten şikayetçi ise hemoglobin düzeyi değerlendirilmelidir. Muayene
Sistemik Muayene Vajinal muayene: Eğer ağrı şikâyeti varsa veya büyük bir vajinal yırtığı varsa bunun iyileşip iyileşmediğini görmek üzere lohusalarda vajinal muayene yapılmalıdır. Ancak vajinal muayenenin mutlaka yapılması konusunda görüş birliği yoktur. Laboratuvar
1. Hemoglobin ölçümü 2. Tam idrar tetkiki Bakım
Demir desteğine devam ediniz. Modern aile planlaması yöntemi öneriniz ve/veya uygulayınız. Danışmanlık / Bilgilendirme
Genel sağlık durumu ve sık görülen problemler hakkında doğum sonrası danışmanlık veriniz. Cinsel aktivitenin başlaması konusunu tartışınız ve olası disparoni hakkında bilgilendirme yapınız. Aile içi şiddeti gösteren herhangi bir delil için izlemeye devam ediniz. Aile planlaması yöntemi ve iki doğum arasının en az iki yıl olması konusunda bilgilendirme yapınız: Tekrar bebek sahibi olmak istiyorlar mı? Ne zaman düşünüyorlar? Hangi kontraseptif metodu kullanıyorlar? Ek korunma yöntemine ihtiyaçları var mı? soruları tartışılmalıdır. Anne sütü ve emzirme konusunda bilgilendirme ve değerlendirme yapınız. Sevk kriterleri:
( Her bir izlemde aşağıdaki durumlardan herhangi birinin varlığında anneyi acilen sevk ediniz.)
Ani veya yoğun kan kaybı veya taşikardi, hipotansiyon, hipoperfüzyon dahil şok işaret ve bulguları ile beraber vajinal akıntı ve şuur düzeyinde oluşan değişiklikler mevcut ise: Şiddetli kanama: Temiz ped veya giysinin ıslanması 5 dakikadan daha kısa sürer. Hafif kanama: Temiz ped veya giysinin ıslanması 5 dakikadan daha uzun süre Diastolik kan basıncı 90 mmHg’nın üzerinde ve preklampsinin diğer bulguları eşlik ediyorsa veya diastolik kan basıncı 90mmHg ve üzerinde ve/veya 4 saat içinde 90 mmHg’nin altına düşürülemiyorsa. Konvülsyon (nöbet) mevcut ise Ciddi karın ağrısı ve/veya peritoneal irritasyon bulguları varsa Solunum güçlüğü ve hızlı solunum mevcut ise Şiddetli veya sürekli baş ağrısı, bulanık görme varsa İki ölçümde ateş 38°C’nin üstündeyse veya sepsisi düşündüren diğer işaret ve bulgular varsa Tek taraflı baldır ağrısı, kızarıklık, şişme mevcut ise Nefes darlığı veya göğüs ağrısından şikâyet ediyorsa Ciddi anemi mevcudiyeti veya bulguları varsa Hemoglobin 7 gr/dL ve altında ise Sürekli idrar kaçırma veya fekal inkontinans mevcut ise
İlaç – İlaç – Besin Etkileşim Formu
29 Ekim 2011 Yazan admin
Kategori Hastalıklar
–> BİLGİ FORMLARI ANA SAYFAYA DÖN <–
Word dökümanı olarak indirmek isterseniz BURAYI tıklayınız. GRUBU İLACIN ADI İLAÇ-İLAÇ ETKİLEŞİMİİLAÇ-BESİN ETKİLEŞİMİ
VANCKOMİSİN FLK
ANTİBİYOTİKLER MULTİSEF 750 MG
Biraz su ile alınız. KLAMOKS TB
DEKLARİD SRP 200 MG
MARCAİN SPİNAL AMP
MARCAİN FLK
CITANEST FLK
LOKAL VE GENEL ANESTOL POMD
ANESTEZİK İLAÇLAR SEVORAİN LİKİT SOLS
KETALAR FLK
JETOKAİN % 2 ARİTMAL AMPUL
%10 ARİTMAL AMPUL
NOVALGİNE AMP
ALDOLAN AMP
Çabuk etki görmek için boş mideye alın çünkü yiyecekler ilacın emilimini yavaşlatabilirler. Alkol kullanımından kaçının veya sınırlayın, çünkü kronik alkol kullanımı mide kanaması veya karaciğer hasar riskini artırabilir. Eğer günde 3 kadeh veya daha fazla alkol alıyorsanız mutlaka doktorunuz veya eczacınızla konuşunuz. ANALJEZİK- ANTİENFLAMATUAR İLAÇLAR FENTANLY AMP
NOVALGİN TB
MORPHINE AMP
DİKLERON AMP COUMADİN TB
DİFENAK TB COUMADİN TB
KAPRİL TB POTASYUM KLORUR AMP
NİDİLAT TB BELOC ZOK TB
BELOC AMP Bazıları potasyum, kalsiyum ve magnezyum kabına neden olurken bazıları da, triamterene içerenler gibi, ANTİHİPERTANSİYON İLAÇLARI VE DİÜRETİKLER
BELOC ZOK TB böbreklerden potasyum atımını bloke ederek düzensiz kalp atımına ve palpitasyonlara neden olan potasyum İNHİBİACE PLUS TB BELOC AMP artışına (hiperkalemi) neden olurlar. Triamterene alırken yüksek miktarda potasyum içeren muz, portakal, yeşil
ALDACTONE TB yapraklı sebzeler veya içeriğinde potasyum bulunan tuz değişimlerinden uzak durunuz. Hazır çorba ve pudingler
DESAL AMP
FOROMID TB
METROSEL SOL
AMPİSİNA FLK
ANTİBAKTERİYEL AVELOX 400 MG SOLS CARENA AMP. Aç karnına alınız şayet midenizi rahatsız ederse yiyecek İLAÇLAR COUMADİN TB ile beraber alınız
TİENAM FLK COUMADİN TB
RİFOSİN AMP COUMADİN TB
PENİSİLİNLER KRISTAPEN FLK COUMADIN TB Aç karnına alınız şayet midenizi rahatsız ederse yiyecek ile beraber alınız. İECİLLİNE FLK COUMADIN TB PENSİSELİN G FLK COUMADİN TB SEFOLOSPORİNLER MULTİSEF FLK MULTİSEF FLK Yemekten 1 saat veya yemekten 2 saat sonra boş mideye alınız. Şayet mideniz rahatsız olursa yiyecekle beraber alınız. SEFAGEN FLK SEFAGEN FLK EOUZOLIN FLK EQUZOLIN FLK • Yemekten 1 saat veya yemekten 2 saat sonra boş mideye alınız. Şayet mideniz rahatsız olursa yiyecekle beraber alınız. EOUCEF FLK EQUCEFFLK ANTİKOAGÜLANLAR COUMADİNE TB PHENTOİN AMP
ECOPİRİN TB METROSEL 100 CC SOLS DİKLERON AMP-TB CİPRO FLK K VİT AMP CLEXAN 8000 iü enjektör CLEXAN 6000 iü enjektör ANTİARİTMİKLER CORDORONETB DİGOXİN TB-AMP- JETOKAİN AMP-COUMADİN
%10 ARİTMAL AMP JTEBTOKAİN AMP %2 ARİTMAL AMP JETOKAİN AMP RYTMONORM AMP DİGOXİN AMP-TB BRONKODİLATÖRLER- VAZODİLATÖRLET CARENA AMP CİPRO FLK Teofilinli ilaçlar üzerine yiteceklerin etkileri çok çeşitlidir. Yüksek yağlı öğünler teofilinin vücuttaki miktarını artırırken yüksek karbonhidratlı öğünler azaltabilir. •Kafein içeren yiyecek ve içeceklerin (çikolata, çay, kahve, kola… gibi) tüketiminden kaçınınız. Bunlar mide bulantısı, baş ağrısı, kusma ve sinirliliği artıran yan etkileri ortaya çıkarabilirler. AVELOX 400 MG SOL. NİRODERM TTS
CEREBROFİL AMP
DİFİLİN AMP
MİDE İLAÇLARI DEGASTROL TB
Kafeinli ürünler (kahve, kola, çay ve çikolata gibi) mideyi rahatsız edebilirBu ürünü kullanırken alkol tüketiminden kaçınınız. Alkol mideyi rahatsız edebilir ve midenin rahatlamasını zorlaştırabilir FAMOSER TB
RANİVER AMP
PANTPAS AMP.
TALCİD SRP
KORTİKOSTEROİDLER CELESTONE AMP COUMADIN TB Mide ağrılarını azaltmak için yiyecekle veya süt ile alınız. DEKORT AMP COUMADIN TB MAXİDEX DML COUMADIN TB KALP YETMEZLİĞİ İLAÇLARI DİGOXİN AMP İSOPTİN AMP
CORDORONE
A’dan Z’ye Şifalı Bitkiler Rehberi – N
27 Ekim 2011 Yazan admin
Kategori Hastalıklar
N
Nane (mentha) : Ballıbabagiller familyasından; nemli yerlerde yetişen, genellikle tüylü ve çok kokulu otsu bir bitki cinsidir. Başak biçiminde beyaz, pembe veya morumsu çiçekleri vardır. Güzel kokuludur.
Faydası : Hazmı kolaylaştırır. Gaz söktürür. Karaciğer yetersizliğini giderir. Safra akışını düzenler. Mide ağrılarını keser. Bağırsak spazmını giderir. Nefes almayı kolaylaştırır. Astım, grip, bronşit ve öksürükte faydalıdır. Sinirleri kuvvetlendirir. Sükunet verir. Heyecanları ve korkuyu yatıştırır. Kusmaları önler. Migren, uykusuzluk ve baş dönmelerinde faydalıdır. El ayak titremesi, dil tutukluğu, felç ve uykusuzlukta kullanılır. Kalbi kuvvetlendirir. Sinirsel kalp çarpıntılarını keser. Erkeklerde ruhsal kaynaklı iktidarsızlığı giderir. Anne sütünü artırır. Aybaşı kanamalarının muntazam ve ağrısız olmasını sağlar. Sütle şişen memelerin şişini indirir. Soğuk algınlığında faydalıdır. Bağırsak solucanlarının düşürülmesinde yardımcı olur. İdrar söktürür. Mide ülseri ve gastrit olanlar fazla kullanmamalıdır. Şekercilik, likörcülük, lavantacılık ve eczacılıkta kullanılır.
Nar (rümman) : Nargiller familyasından; Akdeniz bölgesinden Japonya’ya kadar kültür ve yabani olarak da yetişen canlı kırmızı çiçekli, dört köşe dallı, hafifçe dikenli bir ağaçcıktır. Yaprak kenarı ve sapı kırmızımtıraktır. Çiçekleri parlak kırmızıdır. Meyvesi (Nar); portakal büyüklüğünde, esmer kırmızı renkli, çok tohumludur. Yenen kısmı, tohumlarının etli ve bol usareli kısmıdır. Ağacın gövde, kök ve dal kabukları; nişasta, mannit, reçineli maddeler, asitler, tanen, punicin ve olkoloidler taşır. Nar kabuğundan yapılan ilaçlar tenya düşürmek için kullanılır.
Faydası : Vücudu kuvvetlendirir. İshali keser. Burun poliplerine faydalıdır. Şerit düşürür. Kalbi kuvvetlendirir. Zayıflara faydalıdır. Mide ve bağırsak hastalığı olanlar, küçük çocuklar ve hamileler fazla kullanmamalıdır.
Nergis (narcissus) : Nergisgiller familyasından; soğanı zehirli bir bitkidir. Baharda çiçekleri ilk açan bitkilerdendir. Çiçeği, çıplak bir sapın ucunda biraz eğik durur. Birçok türü vardır.
Faydası : Kusturucu olarak kullanılır. Sarada da faydalıdır. Fazla miktarda kullanılmamalıdır.
Nevruzotu (linaria) : Sıracagiller familyasından; düzensiz çiçekli otsu bir bitkidir. Çiçekleri aslanağzına benzer. En güzel türü mor çiçekli nevruzotudur.
Faydası : Balgam söktürür. Kanı temizler.
Nilüfer (suzambağı) : Nilüfergiller familyasından nymphaea ve nuphar cinsinden su bitkilerine verilen genel addır.
Faydası : Kalbi kuvvetlendirir. Ağrıları dindirir. Sinirleri yatıştırır.
Nişasta (starch) : Buğday, arpa, yulaf, pirinç, mısır gibi tahılların tanelerinden ve patatesten özel yöntemlerle elde edilen unumsu bir maddedir. Sıcak suda nişasta peltesi denilen jelatinimsi bir kütle haline gelir.
Faydası : Güzellik maskelerinde, eczacılıkta ve çamaşırları kolalamakta kullanılır. Aynı zamanda iyi bir besindir. Tentürdiyot zehirlenmesinde çok faydalıdır. Lapası deri ve göğüs hastalıklarında kullanılır. İltihapları giderir. Cilt hastalıklarında kaşıntıları keser. Banyo suyuna karıştırılıp yıkanılırsa cildi yumuşatır.
Nohut (cicer arietinum) : Baklagiller familyasından 50 cm kadar boyunda, vatanı Akdeniz kıyıları olan, sarımtırak çiçekli, bir yıllık bir tarım bitkisidir. Sebze ve tane olarak yenir. Leblebi yapılır.
Faydası : Vücudu kuvvetlendirir. Anne sütünü arttırır.
A’dan Z’ye Şifalı Bitkiler Rehberi – K
27 Ekim 2011 Yazan admin
Kategori Hastalıklar
K
Kabak (cucurbita) : Kabakgiller familyasından, meyvası sebze olarak kullanılan, otsu bir bitki cinsidir. Kökü saçak şeklindedir. Gövdesi sürüngen, köşeli, ince ve çok uzundur. Üzerinde sert ve kısa tüyler bulunur. Yaprakları büyük, kaba, tüylü; çiçekleri sarıdır. Meyvesi, etli ve suludur. İçinde kabak çekirdeği denilen pek çok tohum vardır.
Faydası : İdrar söktürür ve idrar tutukluğunu giderir. Böbrek ve mesane iltihaplarını temizler. Prostattan doğan şikayetleri giderir. Mide ve bağırsaklara yumuşaklık verir, kabızlığı giderir. Basuru olanlar için faydalıdır. Yüksek tansiyonu düşürür. Göğsü yumuşatır, öksürüğü keser. Helvacıkabağının çekirdekleri bağırsak kurtlarının düşmesine yardımcı olur. Lapası dıştan tatbik edilecek olursa boğaz ağrılarını ve kadınlarda görülen akıntıyı keser.
Kabakulakotu (venüsçiçeği) : İkiçeneklilerden; 70-80 cm boyunda ince saplı tırmanıcı bir bitkidir. Çiçekleri koyu kahverengidir. Kokusu pistir.
Faydası : İdrar söktürür. Aybaşı kanamalarının düzenli olmasını sağlar.
Kafuru (kafur) : Tabiatta, bir çok bitkide bulunur. Tıpta kullanılan kafuru ‘Japonya Kafuru’dur. ‘Cinnamomun Camphorea’ ağacının odunu, su buharıyla distile edilerek elde edilir.
Kafuru renksiz, şeffaf, billuri yapılı, gevrek parçalarıdır. Kokusu hususi ve keskin, lezzeti sonradan serinlik veren acı ve yakıcıdır. 204 santigrat derecede kaynar. Adi sıcaklıkta uçar. Suda çok az erir. Alkolde, eterde, kloroformda, benzolde ve yağlarda çok erir.
Faydası : Kan dolaşımını kuvvetlendirir. Beyni ve sinirleri uyarır. Kalp yetersizliğini giderir. Solunum sistemini uyarır. Bronşların ifrazatını arttırır. İspirto ile karıştırılmış kafuru, ağrıları ve kepeklenmeyi keser. Akciğer hastalıklarında faydalıdır. Ateşli hastalıklarda, uyuşturucu maddelerde zehirlenmelerde ve gece terlemelerinde de kullanılır. Tıpta kafurulu yağ, kafurulu ispirto gibi terkipler kullanılır.
Kahkahaçiçeği (çitsarmaşığı) : Çitsarmaşığıgiller familyasından, uçları mavi çizgili beyaz çiçekler açan bir çeşit sarmaşıktır.
Faydası : Kabızlığı giderir. Hazmı kolaylaştırır.
Kahve (coffea) : İkiçenekliler sınıfının, kökboyasıgiller familyasından, vatanı Afrika olan, fakat Asya ve Amerika’nın tropik bölgelerinde yetiştirilen, 20 kadar çeşidi olan bir ağaçtır.
En çok bilineni Arabistan kahvesi’dir. 7-8 metre boyunda bir ağaçtır. Yaprakları sivri uçlu olup, kenarları dalgalıdır. Çiçekleri beyaz ve hoş kokuludur. Meyvesi kiraza benzer; içinde ince iki çekirdek bulunur. Her çekirdeğin içinde aynı şekilde bir tohum vardır. Tohumlarında, kafein alkoloidleri vardır.
Faydası : Kandolaşımını sağlar. Uykuyu kaçırır, düşünmeyi kolaylaştırır. Yarımbaş ağrılarını dindirir. Uyuşturucu maddelerle zehirlenmelerde faydalıdır. Boğmaca öksürüğünü keser. Nikris ağrılarını teskin eder. Tansiyonu yüksek olanların kahve içmemesi tavsiye edilir. Ayrıca fazla miktarda içildiğinde uykusuzluk, sinir bozukluğu ve çarpıntı yapar.
Kakao (hindbademi) : İkiçenekliler sınıfının sterculiaceae familyasından, vatanı tropik Amerika olan bir ağacın meyvesidir. Kakao ağacı 4-10 metre boyundadır. Yaprakları derimsidir. Çiçekleri her mevsimde açar. Meyvelerinin içinde kestane büyüklüğünde tohumları vardır. Tohumlarının içeriğinde teobromin denilen alkoloid vardır. Bu madde uyarıcıdır. Tohumlarından kakao yağı çıkarılır. Kozmetik sanayiide ve eczacılıkta fitil yapmakta kulanılır. Tohumlarının yağı alındıktan sonra elde edilen kakao tozuna çikolata denir.
Faydası : Uyarıcı, iştah açıcı ve kuvvet vericidir. İdrar söktürür. Vücuttaki zehirlerin dışarı atılmasını sağlar. Böbrek iltihaplarını giderir. Fazla içildiği takdirde çarpıntı ve baş ağrısı yapar.
Kakule (cardamon) : İkiçenekliler sınıfının, zencefilgiller familyasından bir bitkidir. Hindistan’da ve Asya’nın sıcak bölgelerinde yetişir. Meyvesi 1-2 cm boyunda bir kapsüldür. İçinde birbiri üzerine oturan siyah, prizmatik tohumları vardır. Meyveler tamamen olgunlaşmadan toplanır. İçeriğinde sineol, terpineol ve asetat vardır.
Faydası : Ferahlık verir. İştah açar. Mide rahatsızlıklarını ve gazları giderir. Vücuda rahatlık verir.
Kanaryaotu (senecio) : Bileşikgiller familyasından bir bitki cinsidir. Adikanaryaotu denilen çeşidi, bütün yıl boyunca çiçek açan 10-40 santimetre boyunda bir veya iki yıllık otsu bir bitkidir. Çiçekleri küçük silindir şeklindedir. Meyvelerinin içeriğinde uçucu yağ, tanen, reçine, inulin vardır. Köklerinde ise; ‘Senecin’ ve ‘Senecionin’ adlı iki alkoloid bulunur.
Faydası : Aybaşı kanamalarını düzenler. Aybaşı ağrılarını keser. Bağırsak kurtlarını düşürür. İshal, dizanteri ve kanamalarda faydalıdır. Yaraları iyileştirir. Romatizma ağrılarını keser.
Kantaron (kantariyyon) : İkiçenekliler sınıfının, bileşikgiller familyasından, bütün dünyada, özellikle ılıman bölgelerde yaygın olan çok yıllık veya bir yıllık bitkidir. Kırmızı, sarı, mavi ve nadiren beyaz çiçekli olanı bulunur. Kökü acıdır. Bu türüne ‘Büyük Kantaron’ da denir. Çoğunlukla kökü kullanılır. Yaz aylarında toplanıp kurutulur.
Faydası : Vücudu kuvvetlendirir. Ateşi düşürür. İştah açar, hazmı kolaylaştırır. İshali keser. Nekahat devresini kısaltır. Nezle ve bronşite faydalıdır. Öksürüğü keser. Mide ağrılarını dindirir. Yaraların iyileşmesinde yardımıcı olur. Astım, mide ülseri, midede asit fazlalığı, akciğer hastalıkları, damar sertliği ve sinir iltihaplarında da faydalıdır.
Karaağaç (ulmus) : İkiçenekliler sınıfının, karaağaçgiller familyasından, kışın yaprak döken, bir çeşit orman ağacıdır. Yaprakları kısa saplı, kenarları çift dişlidir. Çiçekleri salkım şeklindedir. Odunu iyidir. Hekimlikte kabukları kullanılır.
Faydası : Ağrıları keser. Yara ve bereleri tedavi eder. Yaprakları kaynatılıp, içilecek olursa kandaki şeker miktarını düşürür.
Karabaşotu (lavadula stoechas) : Ballıbabagiller familyasından, bir veya çok yıllık otsu yahut dip kısmı odunsu bir bitkidir. Ezildiği zaman çok kuvvetli ve hoş olmayan bir koku çıkarır. Çiçekleri mavi veya menekşe rengindedir. Bir türünden karabaşyağı denilen bir esans çıkarılır. Yurdumuzda alçak makilerde bulunur.
Faydası : Ağrıları geçirir. Kalbe kuvvet verir. Damar sertliğinde faydalıdır. Balgam söker. Sara ve beyin hastalıklarında kullanılır. Uyuşukluğu giderir, zindelik verir.
Karabiber (dar-i fülfül) : İkiçenekliler sınıfının, karabibergiller familyasından, vatanı Doğu Hindistan olan, yaprak dökmeyen tırmanıcı bir bitkidir. Yaprakları yürek biçiminde ve damarlıdır. Çiçekleri sarkıktır. Meyveleri küçük, toparlak ve sapsızdır.
Faydası : Mideyi ısıtır. İştah açar. Hazmı kolaylaştırır. Mide ve bağırsaklardaki mikropları öldürür. Gaz söktürür ve gaz birikmesine engel olur. Şeker hastalığının ilerlemesini durdurur. İdrar söktürür. Enerji verir. Cinsel istekleri kamçılar. Sinirleri kuvvetlendirir. Yiyeceklerde baharat olarak kullanılır.
Damar sertliği, yüksek tansiyon, egzama, üremi, bağırsak iltihabı ve romatizmadan şikayet edenler, mümkün olduğu kadar az kullanmalıdırlar.
Karamuk (agrostemma githago) : Karanfilgiller familyasından, yurdumuzda hububat yetiştirilen tarlalarda görülen, çoğu zaman buğdayla karışık olarak biten, 30-100 cm yüksekliğinde, tohumları zehirli bir bitkidir. Üzeri tüycüklerle kaplıdır. Yaprakları almaşıktır. Çiçekleri büyük ve güzel ve morumsu pembe ve ender olarak da beyazdır.
Faydası : Soğuk algınlığını giderir.
Karanfilağacı (caryophyllus aromaticus) : Mersingiller familyasından anayurdu Molük adaları olan ve birçok tropik ülkelerde ve başlıca Zengibar, Filipinler ve Hindistan’da yetiştirilen, kış aylarında yaprak dökmeyen bir ağaçtır. Çiçeğinin tomurcuklarına karanfil denir. Baharat olarak kullanılır. Çiçeklerinden elde edilen karanfilyağının içeriğinde hidrokarbür, euganol, salisilik asid ve karyofilin vardır. Güzel kokuludur. Tadı acıdır. Baharat olarak kullanılır.
Faydası : Mikropları öldürür. Ağrıları dindirir. Sinirleri uyarır. Hazmı kolaylaştırır. Koku giderir. İştah açar. İshali keser. Bedeni ve zihni yorgunlukları giderir. Cinsel arzuları kamçılar. Doğumu kolaylaştırır. Karanfil esansı diş macunlarında kullanılır.
Karanfilçiçeği (dianthus caryophyllus) : İkiçenekliler sınıfının, karanfilgiller familyasından; karşılıklı ensiz sivri yapraklı, düğüm düğüm ince saplı, 300 kadar çeşidi bulunan, otsu bir süs bitkisidir. Yaprakları pembe, beyaz veya kırmızıdır. Ençok tanınan türü çiçek karanfili’dir. Çok hoş kokuludur. Yapraklarından şurup yapılır.
Faydası : Ateş düşürür, terletir. İştah açar. Mide üşütmesinden doğan şikayetleri giderir. Dağkaranfilinin çiçekleri balla karıştırılıp yenirse, iktidarsızlığı giderir.
Karanfilkökü (geum urbanum) : Gölgelik yerlerde yetişen sarı çiçekli bir çeşit bitkinin, karanfil kokulu köküdür. İlkbahar ve yaz aylarında toplanıp, kurutulur. İçeriğinde tanen vardır.
Faydası : Mide ve bağırsak bozukluklarını giderir. İshali keser. İştah açar. Ağrıları dindirir. Sinirleri kuvvetlendirir.
Kardeşkanı (ejderkanı) : Birçenekgiller sınıfının, zambakgiller familyasından, Kanarya adalarında yetişen bir ağaç veya ağaçcıktır. Gövdesi kalındır. Yaprakları sert ve kılıç şeklindedir. Dallarının ucunda demet şeklinde toplanmıştır. Yaşlı gövdelerden, boyacılıkta kullanılan, reçinemsi kırmızımtırak bir özsu akar.
Faydası : Yaraları tedavi eder. Dış kanamaları keser.
Karnabahar (karnabit) : Turpgillerden; vatanı Doğu Akdeniz bölgesi olan 2 yıllık otsu bir bitkidir. Yaprakları koyu yeşil, çiçekleri beyaz veya sarımtıraktır. Kış sebzelerindendir. Lahanaya benzer. Aslında, lahananın çiçek saplarının kısalıp etlenmesiyle lahanadan türemiştir. Yenen kısmı, henüz açmamış yoğun çiçek durumudur. Yurdumuzda; güzlük turfanda karnabahar, kışlık karnabahar ve mart karnabahar olmak üzere üç çeşidi vardır. Fosfor ve vitamin bakımından çok zengindir.
Faydası : Zihin yorgunluğunu giderir. Cinsel gücü arttırır. Sinirleri kuvvetlendirir. İdrar söktürür. Dalak hastalıklarına iyi gelir. Şeker hastalarına faydalıdır. Kalp hastalıklarında şikayetlerin azalmasında yardımcı olur.
Karpuz (harbuz) : Kabakgiller familyasından; sürüngen gövdeli, parçalı sert yapraklı, sarı çiçekli, iri meyveli, bir yıllık bir bitkidir.
Faydası : Kanı temizler. Vücuda serinlik verir. Böbreklerdeki kum ve taşların dökülmesine yardım eder. Kemiklerin gelişmesine yardımcı olur.
Kasıkotu (fıtıkotu) : Karanfilgiller familyasından; Avrupa’da, Asya’da ve yurdumuzda yetişen, toprak yüzeyinde yatık olarak gelişen bir veya çok yıllık bitkilerdir. Yaprakları küçüktür ve kümeler halindedir. Hekimlikte; toprağın üstünde kalan kısımları kullanılır.
Faydası : Böbrek ve mesane hastalıklarını giderir. Fıtıkta faydalıdır. İdrar söktürür. Vücuda rahatlık verir. Kasık şişmelerini indirir. Bademcik iltihap ve şişmelerini tedavi eder.
Kasımpatı (krizantem) : Bileşikgiller familyasından; sonbahar aylarında çiçek açan bir süs bitkisidir. Birçok çeşidi vardır.
Faydası : Bir türünden böcek öldürücü ilaç yapılır.
Kasnı (galbanum) : Maydanozgillerden; çadıruşağıotu ile şeytanteresi ağacı gibi bitkilerden elde edilen bir çeşit zamktır. Kokusu kuvvetli tadı acıdır.
Faydası : Ağrı kesicidir. Spazmları önler.
Kaşıkotu (cochleria) : Turpgiller familyasından; Mart’tan Temmuz’a kadar beyaz çiçekler açan, güzel yeşil renkli bitkidir. Hardala benzer. Lezzeti acı, kokusu keskindir. Yaprakları etli, kenarları kaşık gibi içeri doğru kıvrıktır. Taze yapraklarında acı ve yakıcı bir esans vardır. Yaprakları ve kökü kullanılır. Taze iken kullanılır.
Faydası : Skorbütte ve sıracada faydalıdır. Diş eti iltihaplarını giderir. Diş etlerini kuvvetlendirir.
Kaşu (cacho) : Kaşu akasyasının odunundan elde edilen bir maddedir. Kahverengi, kokusuz bir kütledir. Soğuk suda kısmen, sıcak suda ve alkolde tamamen çözünür.
Faydası : İshali keser. Vücuda kuvvet verir.
Katırtırnağı (genista luncea) : Baklagiller familyasından; dik duran çalı halinde, her zaman yeşil olan odunsu bir bitki cinsidir. Genç sürüngenler, narin yapılıdır. Üzerinde çok sayıda yaprak bulunur veya yapraksızdır. Çiçekleri sarıdır.
Faydası : İdrar ve balgam söktürür. Hazmı kolaylaştırır. Böbrek ve safra kesesi taşlarının düşürülmesine yardım eder. Mesane hastalıklarını tedavi eder. Romatizma ve nikriste de faydalıdır. Kabızlığı giderir. Kalp hastalıklarında da kullanılır.
Katrancı (sedirağacı) : Çamgiller familyasından; Lübnan dağlarında ve yurdumuzda Toros dağlarında yetişen 40 metre kadar boyu olan çok gösterişli ve heybetli bir ağaçtır. Dalları yataydır. Yaprakları iğne gibi olup, demet şeklindedir. Renkleri, genç yaşında koyu yeşildir. Zamanla açık mavi yeşile dönüşürler. Kozalağı, olgunken açık kestane renkli, uzunca, oval şeklinde ve 8-12 cm boyundadır. Tohumlarında reçine vardır. Odunu kokuludur.
Gövde ve dallarının kapalı yerlerde yakılmasıyla sarıkatran elde edilir.
Faydası : Mikrop öldürücüdür. Cilt solunum yolları hastalıklarında kullanılır. İdrar söktürür.
Katranköpüğü (agaric) :Çayır mantarlarındandır. Şapkasının alt yüzü dilim dilimdir.
Faydası : Solunum yolları hastalıklarında kullanılır.
Kavakağacı (populus) : Söğütgiller familyasından, sulak yerlerde yetişen bir çeşit ağaçtır. Akkavak, titrekkavak, tellikavak, servikavağı, karakavak, Hollandakavağı gibi çeşitleri vardır. Hekimlikte karakavak kullanılır.
Karakavak 25-30 metre boyunda, gövdesi kalın bir ağaçtır. Yaprakları üçgen şeklinde, dişli ve tüysüzdür. Yaprak tomurcukları tanen, uçucu yağ, mum, salisin ve populin adı verilen glikozitleri taşır.
Faydası : Kavak tomurcuklarından hazırlanan merhemler basur memelerinin ve romatizmanın lokal tedavisinde kullanılır.
Karakavak odunun yakılmasından kömür elde edilir. Mide ve bağırsaklardaki gazı giderir. Yine bu kömürden yapılan diş tozları da dişlerin temizlenmesinde ve dişetlerinin kuvvetlendirmekte kullanılır.
Kavun (cucumis melo) : Kabakgiller familyasından; vatanı Küçük Asya olan, sürüngen gövdeli, iri meyveli bir yıllık bir bitkidir. Yaprakları oldukça büyüktür ve yürek biçimindedir. Çiçekleri, yapraklarının koltuğundan çıkar. Meyvesi sulu ve güzel kokuludur.
Faydası : Sinirleri yatıştırır. Rahat bir uyku verir. Böbrekleri ve kanı temizler. Cide temizlik verir. İdrar söktürür. Böbreklerdeki kum ve taşların dökülmesine yardım eder. Nikris ve romatizma şikayetlerinin hafiflemesini sağlar. Akciğer veremi ve kansızlıkta da faydalıdır. Kabızlığı giderir. Basur memelerinin şikayetlerini azaltır. Vücuda serinlik verir. Mide ve bağırsaklarda ülser veya iltihap olanlarla, şeker hastaları ve yüksek tansiyonlular yememelidir.
Kayakoruğu (kulakotu) : Damkoruğugiller familyasından; tam ve etli yapraklı odunsu veya otsu bir bitkidir. Çiçekleri salkım biçimindedir. Yeşil kısmı acıdır.
Faydası : Yeşil kısımları zeytinyağı ile karıştırılıp, merhem yapılır. Cilt iltihaplarında, egzamada, nasır tedavisinde kullanılır.
Kayışkıran (eşekotu) : Baklagiller familyasından; boş arazilerde ve kurak yerlerde yetişen 30-60 cm yüksekliğinde çok yıllık dikenli bir bitkidir. Yaprakları kısa saplıdır. Çiçekleri pembedir. Meyveleri küçüktür. Köklerinde tanen, sakkaroz, zamk, uçucu ve sabit yağ, spinosin ve ononin vardır. Kökleri kullanılır.
Faydası : Terletir ve idrar söktürür. Vücuda rahatlık verir. Böbrek taşlarının düşürülmesine yardım eder. Böbrek ve mesane iltihaplarını giderir. Boğaz ağrılarını geçirir.
Kayınağacı (akgürgen) : Kayıngiller familyasından; kış aylarında yapraklarını döken güzel görünüşlü bir orman ağacıdır. Dalları salkım gibidir. Kabukları halka halkadır. Kabuk ve dallarının kuru distilasyonundan kayınağacı katranı elde edilir.
Faydası : Müzmin bronşit, verem tedavisinde kullanılır. Diş ağrısını keser. Kabuklarının suda kaynatılmasıyla elde edilen suyla yüz lekeleri, çiller giderilir. Kıllar temizlenir.
Kayısı (prunus armeniaca) : Gülgillerden 4-6 metre boyunda bir çeşit meyve ağacıdır. Meyvesi cevizden büyük, derisi ince, açık turuncu renkte, eti sulu, tatlı ve güzel kokulu, tek ve sert çekirdeklidir. Şekerpare, şam, tokaloğlu, imrahor, muhittinbey, hacıkız, hasanbey, darende gibi çeşitleri vardır.
Faydası : Sinir zafiyetini giderir. Uyku verir. Beyin yorgunluğunu geçirir. İştah açar ve hazmı kolaylaştırır. Nekahat devresini kısaltır. Raşitizmde faydalıdır. Kansızlığı tedavi eder. Kabızlığı giderir. Yüz ve boyunlara tazelik ve güzellik verir.
Kaynanadili (kaktüs) : Atlasçiçeğigiller familyasından; bir çeşit bitkidir. Nopal zamkı elde edilir.
Faydası : Dizanteri ve ishali keser.
Kazayağı (kenopodyum) : Ispanakgiller familyasından; yaprakları kazayağına benzer, Kuzey Amerika’nın doğu bölgelerinde yetişen ve Akdeniz bölgesinde de görülen kokulu, otsu bir bitkidir. Topraküstündeki kısımlarından su buharı distilasyonu ile elde edilen uçucu yağa ‘kazayağı esansı’ denir.
Faydası : Bağırsak solucanlarını düşürmekte faydalıdır.
Kebabe (hindistaneriği) : Cava, Sumatra ve Borneo’da yetişen ‘piperaceae’nin kurumuş meyvesidir. Taze iken %6-15 terementi ruhunun polimeri bir esans ve kübebik asidden mürekkep bir reçine ve kübebin denilen kristalize, lezzetsiz bir cevher ihtiva eder.
Faydası : Mide ve idraryolları hastalıklarında kullanılır.
Kebereotu (kedi tırnağı) : Bir çeşit çalıdır. Fransa’da ve ülkemizin Akdeniz bölgesinde yetişir. Yemişi nohuttan büyüktür. Turşusu yapılır. Kökünün kabukları kullanılır.
Faydası : İdrar söktürür, vücuda rahatlık verir. İştah açar. Skorbüt tedavisinde kullanılır.
Keçiboynuzu (harnup) : Baklagiller familyasından; Güneydoğu Anadolu ve Akdeniz havzasında yetişen 6-10 metre boyunda, kışın yaprak dökmeyen bir ağaç ve onun meyvesidir. Çiçekleri yeşilimtıraktır. Meyvesi 10-20 cm boyunda, yassı, etli, açılmayan ve koyu renklidir. İçeriğinde yağ, sakkaroz, glikoz, selüloz ve azotlu bileşikler vardır. Çiğ yendiği gibi reçel ve likör de yapılır.
Faydası : Mide ve bağırsak hastalıklarına faydalıdır. Göğsü yumuşatır, balgam söker ve bronşları boşaltır. İshali keser. Sigara tiryakileri için faydalıdır.
Keçi sedefotu (keçisedefi) : Baklagiller familyasından; Haziran – Ağustos ayları arasında açık mor renkli çiçekler açan 50 – 100 cm boyunda çok yıllık otsu bir bitkidir. Yaprakları koyu yeşildir. Çiçekleri gövde ve dalların ucunda salkımlar şeklindedir. Meyvesi; esmer kırmızımtırak renkli, tüysüz ve çok tohumludur. Toprak üstündeki kısımların içeriğinde ‘tanem’ ve ‘galegin’ adlı alkoloid ve acı maddeler vardır. Bitkinin tamamı toplanıp, kurutulur.
Faydası : Anne sütünü artırır. Az miktarda verildiği takdirde kandaki şeker miktarını düşürür. Fazla kullanmamak gerekir.
Kediayağı (antennaria diocia) : Bileşikgiller familyasından; Doğu Karadeniz ve Doğu Anadolu bölgesinde yetişen, beyazımsı ve yumuşak sık tüylü bir bitkidir. Çim ve çalılar arasında bulunur. Çiçekleri kullanılır.
Faydası : Öksürüğü keser. Göğsü yumuşatır ve balgam söktürür. Bronşit ve safra kesesi hastalıklarında kullanılır. İdrar söktürür.
Kedinanesi (yabani sümbül) : Ballıbabagiller familyasından; kırlarda yetişen beyaz ve pempemsi çiçekli bir bitkidir. İstanbul ve İç Anadolu bölgesinde görülür. Kediler çok sever.
Faydası : Hazım sistemini düzeltir. Hazmı kolaylaştırır. Mide ve bağırsak gazlarını söktürür. Karın ağrılarını giderir. Astım grip ve bronşitin sebep olduğu nefes darlığını geçirir. İdrar söktürür. Bağırsak solucanlarını düşürür. Ağrılı aybaşı kanamalarında faydalıdır. İktidarsızlığı giderir. Sinirleri yatıştırır.
Kediotu (valeriana) : İkiçenekliler sınıfının, kediotugiller familyasından; kökü az etli, çok yıllık bir otsu bitkidir. Boylarına göre iki gruba ayrılır. Bir kısmının boyu 5-50 santimetre kadardır. Diğerleri ise, 2 metreyi bulabilirler. En yaygın türü tıbbi kediotudur.
Yurdumuzda büyük yapraklı kediotu, küçük kediotu ve dağ kediotu gibi türleri vardır.
Tıbbi kediotu : Avrupa ve Kuzey Asya’da yabani olarak yetişir. Öneminden ötürü kültür bitkisi olarak da yetiştirilir. 1-1,5 metre yükseklikte çok yıllık bir kediotu türüdür. Gövdesinin içi boştur. Yarprakları karşılıklı olarak dizilmiştir. Sapları kısa, kenarları dişlidir. Çiçekleri büyük, beyaz veya pembe renklidir. Meyveleri küçük ve tüylüdür. Rizom ve köklerinde nişasta, şeker, reçine, chatin, valerin ve uçucu bir yağ vardır. Kökü tazeyken kokusuzdur. Kuruduğu zaman keskin fena bir kokusu vardır.
Faydası : Sinirleri telkin eder. Nevrasteni ve isteride faydalıdır. Ateş düşürür, spazm çözer. Sinirsel baş ağrılarını, sinirsel çarpıntıları teskin eder. Tıbbi kediotunun kökünden elde edilen kediotu esansı isteri, kore ve epilepside kullanılır. Baş dönmesi, taşıt tutması ve heyecanlanma hallerinde kullanılır.
Kekik (thymus) : İkiçenekliler sınıfının, ballıbabagiller familyasından; odunsu saplı, karşılıklı küçük yapraklı, sürüngen, çok yıllık timol kokulu alçak bir bitkidir. İçeriğinde thymol vardır.
Güney Amerika’da yetişen thymus vulgaris türünden hafif sarı renkli uçucu kekikyağı elde edilir. İçeriğinde timol ve karvakrol vardır. Midevi, idrar söktürücü ve antiseptik olarak kullanılır.
Yurdumuzda yabani kekik ve başlı kekik çok miktarda yetişir. Ancak mercanköşk türlerinin çoğu da kekik yerine kullanılmaktadır.
Faydası : Bedeni kuvvetlendirir. Hazmı kolaylaştırır. İştahsızlığı giderir. Sinirleri kuvvetlendirir. Kalp çarpıntılarını keser. Yemeklerin bozulmasını önler. Bağırsak iltihabını iyileştirir. Salgı bezlerinin düzenli çalışmasını sağlar. İdrar söktürür. Aybaşı kanamalarının düzenli olmasını sağlar. Bağırsak solucanlarının düşürülmesine yardım eder. Böbreklerde ve mesanedeki mikropları öldürür. Cinsel isteği kamçılar. Tansiyonu geçici olarak yükseltir. Hastalıklara karşı direnme gücünü artırır. Çocuklarda görülen kansızlığı giderir. Kan dolaşımını düzenler. Müzmin öksürük, astım, bronşit ve iltihaplı zatülcenp’e faydalıdır. Grip, beyin nezlesi ve anjinde şikayetlerin azalmasına yardımcıdır. Kekik suyu ile banyo romatizma ağrılarını dindirir. Kandaki şeker miktarını azaltır. Hamileler ve guatrı olanlar kullanmamalıdır.
Kenevir (esrarotu) : Kendirgiller familyasından, vatanı Hindistan olan, sıcak ülkelerde ve yurdumuzda da kültürü yapılan, bir yıllık bir bitki türüdür. Gövdesi diktir. İçi boştur. Yüzeyi pürtüklüdür. Yaprakları 5-11 parçalıdır. Meyvesi 3-5 milimetre boyundadır. Tanelerinin içinde etli bir cücük vardır. Dal uçlarında reçine ve uçucu bir yağ vardır. Meyveleri yağ bakımından zengindir. Tohumlarından çıkarılan yağ, sabun sanayiinde kullanılır. Gövdesinin kabuk kısmından kenevir veya kendir denilen bir lif elde edilir. Bunlardan ip, halat ve kaba dokulamalar yapılır.
Faydası : Yapraklarının suda haşlanması müzmin romatizma ağrılarını keser.
Keraviye (karamankimyonu) : Maydanozgiller familyasından Doğu Anadolu bölgesinde yetişen 2 yıllık otsu bir bitkidir. Çiçekleri beyaz renklidir. Mayıs – Temmuz ayları arasında açar. 30 – 90 cm boyundadır. Kazık köklüdür. Meyvesi esmerdir. İçeriğinde tanen, reçine, sabit ve uçucu yağlar vardır.
Faydası : Anne sütünü artırır. Mide ve bağırsak gazlarını, midedeki diğer şikayetleri giderir. İdrar söktürür. Astımda faydalıdır.
Kereviz (apium graveolens) : Maydanozgiller familyasından, kökleri ve yaprakları sebze olarak kullanılan kokulu, iki yıllık bir bitkidir. İçeriğinde sedanonik anhidrit, sedanolin, limonen, palmirik asit, gayakol gibi maddeler vardır. Yaprakları ve baş kısmı kullanılır.
Faydası : Uyarıcı ve idrar söktürücüdür. İktidarsızlığı giderir. Cinsel istekleri kamçılar. Şeker, guatr ve yüksek tansiyonda faydalıdır. Böbrek, akciğer ve karaciğer hastalıklarını önler. Mideyi kuvvetlendirir. İştah açar. Sürmenajda faydalıdır. Sinir yorgunluğunu giderir. Kanı temizler. Karaciğer şişliğini giderir. Böbreklerdeki kum ve taşların dökülmesinde yardımcı olur. Safra ifrazatını düzenler. Nikris ve romatizmada faydalıdır. Susuzluğu keser ve vücuda serinlik verir. Kalp hastalarına tavsiye edilir. Ses kısıklığını giderir.
Kestane (castanea vesca) : Kayıngiller familyasından; kışın yapraklarını döken, 25 – 30 metre boyunda bir ağaçtır. Yaprakları geniştir. Meyveleri iridir.
Faydası : Kabuklarının suda kaynatılması ile hazırlanan ilaç; ateş düşürür ve sinirleri yatıştırır. Meyvesi, kasları kuvvetlendirir. Kan dolaşımını düzenler. Bedeni ve zihni yorgunluğu giderir. Varis ve basur memelerinin meydana gelmesini önler. Karaciğer yorgunluğu ve şişliğini geçirir. Kansızlığı giderir. Mideyi kuvvetlendirir. Damar sertliği ve yüksek tansiyondan şikayet edenlerle, şeker hastaları yememelidir.
Keten tohumu (graine de lin) : Keten denilen kireçli topraklarda yetişen otsu bir bitkinin tohumudur. İçeriğinde sabit yağ, müsilaj, protein, siyanogenetik bir glikozit olan linamarin vardır. Ketenyağında asitler vardır. Boya ve muşamba sanayiinde kullanılır.
Faydası : Akciğer hastalıkkları bronşit ve soğuk algınlığında faydalıdır. Lavman olarak kullanılırsa kabızlığı giderir. Müzmin öksürüğü keser. Dolama, köpekmemeleri ve her türlü çıbanın tedavisinde faydalıdır.
Kılıçotu (sarıkantaron) : Kılıçotugiller familyasından; Mayıs – Eylül ayları arasında sarı renkli çiçekler açan, 30 – 100 cm boyunda çok yıllık otsu bir bitkidir. Yaprakları sapsızdır. Koyu yeşildir. Çiçekleri dallarının ucundadır. Çiçek dallarında; pinen, cadinen, tanen, reçine, zamk, acı maddeler ve boya maddeleri vardır.
Faydası : Sinirleri yatıştırır. İdrar ve balgam söktürür. Göğsü yumuşatır, öksürüğü keser. İştah açar. Zeytinyağı ile hazırlanan merhemi yaraları iyileştirir. Filizlenmiş uçlarından yapılan haşlama, bağırsak kurtlarını düşürür.
Kınaağacı (hınna) : Kınaağacıgiller familyasından, anayurdu Hindistan olan ve Arabistan’da ve Akdeniz ikliminde yetiştirilen ayrık dallı, beyazımsı kabuklu, karşıt yapraklı bir ağaçtır. Çiçekleri beyaz renkli ve keskin kokuludur. Kurutulmuş yapraklarından kına elde edilir. Saç ve parmakları boyamakta kullanılır.
Faydası : Ayak terlemelerine engel olur. Dolamada kullanılır. Uyuz ve egzamaya iyi gelir. Guatrın üzerine bağlanırsa, faydası görülür. Sarılık, idrar zorluğu, gastrit ve kolit’de iyileştiricidir. Ağız yaraları ve deri çatlaklarını tedavi eder.
Kınakına (kontestozu) : Kökboyasıgiller familyasından; anayurdu Peru ve Bolivya olan ve sanayii bitkisi olarak Cava, Güney Hindistan, Kolombiya, Seylan, Guatemala, Kamerun ve Kongo gibi tropikal ülkelerde yetiştirilen 15-20 metre boyunda bir ağaçtır. Kabuğundan kinin çıkarılır. Kınakınanın içeriğinde kinin, kinidin, kinşonin, singol, kupreol gibi maddeler vardır. Gövde, kök ve kabukları kullanılır. Tadı acıdır.
Faydası : Ateş düşürür. Sıtmayı tedavi eder. Tifoda faydalıdır. Ağır ve mikroplu hastalıkların nekahat devresini kısaltır. Cilt kaşıntılarında faydalıdır. İştah açar. Kuvvet verir. Kabızlığı giderir. Kinidin alkoloidi taşikardide kullanılır. Vücuda kuvvet verir.
Kırkdamarotu (cryptogamae) : Damarlı çiçeksiz bitkilerdendir. 100 kadar çeşidi vardır. Kibritotları, atkuyrukları ve eğreltiotları bu familyadandır. Yol kenarlarında ve kumlu topraklarda yetişirler.
Faydası : Burun kanamasını keser. Kesiklerde ve çıbanda faydalıdır. Balla karıştırılıp yenecek olursa, nefes darlığını giderir. Yaraları iyileştirir. Kandaki şeker miktarını düşürür.
Kırlangıçotu (hilaliye) : Gelincikgiller familyasından, Nisan – Mayıs ayları arasında sarı renkli çiçekler açan, 30 – 70 cm yüksekliğinde çok yıllık otsu bir bitkidir. Kuzey Anadolu bölgesinde yetişir. Çiçekleri dallarının ucundadır. Bitkinin tamamında ve özellikle yapraklarında sarı renkli boya maddesi ve alkoloidler vardır. Sapı kırıldığı zaman sarı renkli bir süt akar. Zehirlidir.
Faydası : Sütü siğil ve nasırların tedavisinde kullanılır.
Kırmızıbiber (guinea pepper) : Olgunlaşak kızarmış yıllık biberin kurutularak toz haline getirilmiş şeklidir.
Faydası : Hazmı kolaylaştırır. Mide tembelliğini giderir. İştah açar. Kusmayı önler. İshali keser. Mide ve bağırsaklarda gaz birikmesini önler. İshali keser. İdrar ve ter söktürür. Cinsel istekleri kamçılar. Grip ve soğuk algınlığında faydalıdır. Merhemi lumbago, nevralji ve romatizmada faydalıdır. Egzama, yüksek tansiyon, üremi veya damar sertliğinden şikayet edenler kullanmamalıdır.
Kısamahmut (dalakotu) : Ballıbabagiller familyasından; Haziran – Eylül ayları arasında pembe ve seyrek olarak da beyaz renkli çiçekler açan, otsu bir bitkidir. 10 – 30 cm boyundadır. Yaprakları; karşılıklı, tüylü, kenarları dişili ve küçük bir meşe yaprağı şeklindedir. Çiçekleri üst yapraklarının koltuğunda gruplar halindedir. Meyvesi küçüktür. Çiçekli bitkide uçucu bir yağ, acı maddeler, tanen, glikozitler vardır.
Faydası : Vücuda kuvvet verir. Ateşi düşürür. İdrar söktürür. Mesane taşlarının düşürülmesine yardımcı olur. Aybaşı tutkluğunu giderir. Öksürüğü keser.
Kızılcık (cornus) : Kızılcıkgiller familyasından; çoğunluğu çalı veya ağaç halinde odunsu ve bir kaçı da otsu karakterde, kışın yaprak döken veya her zaman yeşil bitki cinsidir. Yaprakları sade, uzun veya kısa saplı, genellikle çatallı tüylüdür. Çiçekleri salkım veya şemsiye şeklindedir. 40 kadar türü vardır. Meyvesi yuvarlaktır. Yurdumuzda yetişen türü sarı çiçekli kızılcıktır. Boyu 7-8 metre kadardır. Çalı şeklinde olanları da vardır. Kış aylarında yapraklarını döker çiçekleri yapraklarından önce açar. Renkleri sarıdır. Yaprakları karşılıklı dizilmiştir. Meyveleri sonbaharda olgunlaşır. 1-1,5 cm boyundadır. Parlak kırmızı renktedirler. Lezzeti buruktur.
Meyveleri şeker, müsilajlı maddeler ihtiva eder. Kabuklarında ise reçineli maddeler, tanen ve müsilaj vardır. Meyveleri yenir veya şurubu yapılır.
Faydası : Meyveleri ishali keser. Kabızlık yapar. Kabukları ateş düşürür. Ağız paslanmasını giderir. Ağız yaralarını geçirir. Şurubu, vücuda kuvvet verir.
Kimyon (kyminon) : Maydanozgiller familyasından; Mayıs – Haziran aylarında bayez veya pembemsi çiçekler açan, 15 – 20 cm boyunda, bir yıllık otsu bir bitkidir. Anavatanı Mısır’dır. Yaprakları dar ince şeritler halinde parçalıdır. Çiçekleri 3-5 saplı şemsiye durumundadır. Meyveleri ovaldir. İçeriğinde, reçine, sabit ve uçucu yağlar vardır. Keskin, hoş kokuludur. Tohumları baharat olarak kullanılır.
Faydası : İştah açar. Hazımsızlığı giderir. Mide ve bağırsaklarda gaz birikmesini önler. Birikmiş gazı söktürür. Hava yutmayı önler. Sinirleri yatıştırır. Sinirsel başdönmelerini keser. Anne sütünü artırır. Aybaşı kanamalarının düzenli olmasını sağlar. İdrar söktürür. Yüksek tansiyonu düşürür. Bağırsak solucanlarının düşürülmesine yardımcı olur. Romatizma ve şişmanlıkta faydalıdır. Hamileler kullanmamalıdır.
Kiraz (prunus avlum) : Gülgiller familyasından; anayurdu Asya olan, düz kabuklu bir çeşit ağaç veya ağaçcıktır. Genellikle yapraklanmadan önce çiçek açar. Meyvesi, etli ve tek çekirdeklidir. Ev ilaçlarında sapları, meyvesi, kabuğu ve çiçekleri kullanılır.
Faydası : İdrar söktürür. Böbreklerde biriken zararlı maddelerin atılmasına yardımcı olur. Kabızlığı giderir. Kanın temizlenmesine yardım eder. Nikris, romatizma, damar sertliği ve mafsal kireçlenmesinde faydalıdır. Karaciğer şişliğine iyi gelir. Safra akışını normale döndürür. Sivilceleri önler. Susuzluğu giderir.
Kabukları ishali keser. Ateşi düşürür. Çiçekleri göğsü yumuşatır ve öksürüğü giderir.
Kişniş (kişniç) : Maydanozgiller familyasından; Haziran – Ağustos ayları arasında pembe beyaz renkli çiçekler açan, 30 – 50 cm boyunda, oldukça fena kokulu bir yıllık otsu bir bitkidir. Nemli çayır ve sırtlarda yetişir. Yaprakları açık yeşil renkli ve tüylüdür. Çiçekleri, dallarının uçlarında şemsiye şeklinde toplanmıştır. Meyveleri nişasta, tanen, şekerler ve uçucu yağ taşır. Kişniş şekeri, likör yapımı, pastacılık ve eczacılıkta kullanılır.
Faydası : İştah açar. Bağırsak gazlarını giderir. Sinirleri yatıştırır. Hazmı kolaylaştırır. Sinirsel baş ağrılarını keser. Karın ağrılarını giderir. Cinsel arzuyu kamçılar. Aybaşı kanamasını düzenler. Doğumu kolaylaştırır. Sürmenajda faydalıdır. Bayat yiyeceklerin zararını azaltır. Fazla miktarda yenirse zararı görülür.
Kokuluyonca (melilotus) : Baklagiller familyasından, Avrupa’da ve yurdumuzda yetişen, 30 – 100 cm boyunda, iki yıllık otsu bir bitkidir. Gövdesi silindir biçimindedir. Tüysüzdür. Çok dallıdır. Yaprakları almaşık dizilişlidir. Sarı çiçekleri güzel kokuludur. Meyvesi 4 mm kadar boyunda 1-2 tohumludur. Çiçekli ve yapraklı dallarında kumarin, melilotik ve kumarik asitler ile uçucu bir yağ vardır.
Faydası : Hafif kabız vericidir. Romatizma ağrılarını dindirir. Vücuda rahatlık verir.
Koruk (ekşi üzüm) : Henüz olgunlaşmamış, ekşi, ham üzümdür. Şerbeti yapılır.
Faydası : İştah açar. Kurdeşende faydalıdır. Göz ağrılarını dindirir.
Kralotu (peucedanum ostruthium) : Dantela gibi güzel yeşil yapraklı bir bitkidir. Çiçekleri pembe ve beyaz renkte olup, dallarının ucuna toplanmıştır. Yaprakları ilkbahar, kökü ise sonbahar aylarında toplanıp, kurutulur.
Faydası : Mide ve bağırsak bozukluklarını giderir. İshali keser. Kanı temizler. Damar sertliği ve nikriste faydalıdır.
Kudrethelvası (manna) : Bir çeşit dişbudak olan fraxinus ornus ağacının torba şeklinde ve içi sıvı dolu yerine yapılan kesiklerden çıkan sıvıdır. İçeriğinde mannit şekeri vardır. Yuvarlak, yassı, billuri, kuru parçalardır. Rengi soluk sarımsı ve içi beyazdır. Kokusu bala benzer. Lezzeti şekerlidir. Suda kolay erir.
Faydası : Kolay kullanılır, hoş bir müshildir.
Kudretnarı (momordica) : Kabakgiller familyasından, tırmanıcı, ince gövdeli, bir yıllık bir bitkidir. Yaprakları saplı ve el gibi parçalıdır. Meyvesi olgunlaşınca, birbirinden ayrılır. Meyveleri 10-15 cm boyunda şişkin ve iki uçta incelmiş şeklindedir. Üzerinde kabarcıklar vardır. Turuncu – sarı renktedir. Ev ilaçlarında, zeytinyağı ile karıştırılarak kullanılır.
Faydası : Mide ülserini tedavi eder. Egzama ve diğer cilt hastalıklarında faydalıdır. Yaraların çabuk kapanmasını sağlar.
Kuduzotu (dişotu) : Dişotugiller familyasından, koyu yeşil renkli, çok yıllık otsu bir bitkidir. Boyu 30-120 cm arasındadır. Yaprakları sert ve dalgalıdır. Çakıllı, çorak arazide yetişir. Çiçekleri salkım şeklindedir. Zehirlidir.
Faydası : Ödem hastalığında faydalıdır. Mesane taşlarının düşürülmesine yardım eder. Spazm ve ağrıları giderir.
Kurtayağı (lycopode) : Kibritotunun en çok görülen şeklidir. Boyu 1 m kadardır. Sporlu başaklarından kurtayağı tozu denilen ve hekimlikte kullanılan sarı bir toz elde edilir.
Faydası : Karaciğer ve safra kesesi hastalıklarında faydalıdır. Ağrıları dindirir. Romatizmada şikayetleri giderir. Böbrek ve safra kesesi taşlarının düşürülmesine yardımcı olur.
Kurtbağrı (kurtbaharı) : Zeytingiller familyasından kış aylarında yaprağını döken veya her zaman yeşil olan odunsu bir bitkidir. Yurdumuzda adi kurtbağrı yetişir. 4-5 m boyunda bir çalıdır. Çiçekleri beyazdır. Meyveleri parlak siyah renkte olup, üzümsüdür. Bütün orman bölgelerinde yetişir.
Faydası : Çiçekleri cilt kurumasında faydalıdır. Meyveleri kullanılmamalıdır.
Kurtpençesi (kurttırnağı) : Gülgiller familyasından beşparmakotu adlı bitkinin salkım çiçekli, sapı ve kökü bol taneli, çok yıllık bir türüdür. Yaprakları kullanılır.
Faydası : İshali keser.
Kuso (kusso) : Gülgiller familyasından Habeşistan’da yetişen almaşık yapraklı, katmerli çiçekli ve dişi organı geniş tepecikli bir ağaçtır.
Faydası : Bağırsak solucanlarını düşürmeye yarar.
Kuşburnu (fructus rosa canina) : Yabangülünün, şeker, organik asit ve C vitamini bakımından zengin olan meyvesidir.
Faydası : İdrar söktürür, ishali keser.
Kuşekmeği (çobandağarcığı) : Turpgiller familyasından; beyaz veya mor çiçekli otsu bir bitkidir. Birçok türü vardır.
Faydası : Basur memelerini tedavi eder. Boğaz ağrılarını geçirir.
Kuşkonmaz (asparagus) : Zambakgiller familyasından; çalı veya yarı çalı halinde odunsu, çoğu sarılıcı, bazı türleri de otsu olan Asya, Afrika ve Akdeniz bölgesinde yetişen bir bitkidir. Yaprakları pul gibi ve almaşık dizilişlidir. Çiçekleri küçüktür. Renkleri yeşilimsi veya beyazdır. Meyveleri üzümsüdür. 150 kadar türü vardır. Tıbbi kuşkonmaz Trakya ve Doğu Anadolu’da yabani olarak yetişir. Çiçekleri sarımsı yeşildir. Meyvesi kırmızıdır. Kök ve rizomlarında şekerler, mannit, koniferin, asparajin A ve C vitaminleri vardır. Hekimlikte toprakta sürünen gövdesi, kökü ve tomurcukları kullanılır. İlkbahar aylarında toplanıp kurutulur.
Faydası : Kalp hastalıklarından doğan ödemleri giderir. İdrar söktürür. İdrar yollarını temizler. Sinirleri kuvvetlendirir. Kanı temizler. Karaciğer ve böbreklerin muntazam çalışmasını sağlar. Karaciğer şişliğini indirir. Dalak hastalıklarında faydalıdır. Zihin yorgunluğunu giderir. Sivilce ve egzamanın iyileşmesinde yardımcı olur. Kandaki şeker miktarını düşürür. El ve ayaklarda görünen şişlikleri indirir. Bel soğukluğu böbrek ve mesane iltihabı olanlarla, çok sinirli kimselerin kullanmaması gerekir.
Kuzukulağı (rumex) : Karabuğdaygiller familyasından; nemli kırlarda yetişen, genellikle bir kaç yıl yaşayan, yeşil veya firfiri renkte orsu bir bitki cinsidir. Yaprakları hafifçe kabarık ve geniştir. Meyveleri üç köşeli veya yassıdır. Yurdumuzda yetişen türleri; Labada, büyük kuzukulağı, küçük kuzukulağı gibi çeşitleridir. Ev ilaçlarında büyük ve küçük kuzukulağının yaprakları kullanılır.
Faydası : Yaprakları ile salata yapılıp, yenir. İdrar söktürür. Mide şişkinliğini giderir. Egzamalar üzerine kompress yapılır. Romatizmalılar, böbreklerinden hasta olanlar, yememelidir.
Küçük hindistancevizi (myristica) : Myristicaceae familyasından; Anavatanı Molük olan, diğer sıcak bölgelerde de yetiştirilen, 16 – 18 m yüksekliğinde bir ağaç ve onun meyvesidir. Görünüş itibariyle Portakal ağacına benzer. Tohumları beyazımsı kül halinde ve yuvarlaktır. Kabuğu soyulmuş halde satılır. İçeriğinde uçucu bir yağ vardır.
Faydası : Vücudu kuvvetlendirir. Hazmı kolaylaştırır. İştah açar. Kalp ve sindirim ilaçları yapmakta kullanılır.
Kızamıkcık Aşısı Onam Formu
23 Ekim 2011 Yazan admin
Kategori Hastalıklar
Word Formatında İndirmek İçin Buraya Tıklayınız
T.C SAĞLIK BAKANLIĞI Temel Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğü EK 4. Form……………………………………………………. nolu ASM KIZAMIKÇIK AŞISI HASTA BİLGİLENDİRME VE ONAM FORMU İL/İLÇE ………………………………………………………………………………………………………………………………. /…. /2009 Ülkemizde kızamıkçık vakalarını azaltmak ve kızamığa bağlı düşük ve bebekte olabilecek anomalilerin engellenmesi amacıyla Sağlık Bakanlığı aşı çalışması başlatmıştır. Aşılanan kadınlarda en sık ateş, lenf bezlerinin büyümesi, döküntü, boğaz ve baş ağrısı şeklinde hafif kızamıkçık tablosu, eklem ağrısı, aşı yerinde hassasiyet kızarıklık ağrı olabilir. Bu belirtiler hekiminiz tarafından verilecek ilaçlarla giderilebilir. Aşı nadiren alerji yapabilir. Yukarıdaki bilgileri okudum ve anladım. Halen gebe değilim, önümüzdekİ 12 hafta içinde de gebelik planlamadığımı beyan ediyorum, ateşli bir hastalığım yok, böbrek ve kalp hastalığım, lösemi ve kan hastalığım yok ve aşılamayı kabul ediyorum. Sağlık personeli iseniz lütfen belirtiniz No TC Kimlik No Adı Soyadı Doğum Tarihi (gün/ay/yıl) Aşılama Tarihi, Aşılanmadıysa Nedeni* İmza 1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
Aile Hekimi: Dr.* Aşı yapılamama nedenleri aşağıdaki gruplara göre kodlanarak yazılacaktır:(1) Kontrendikasyon var(2) Kişi aşıyı reddetmiş(3) Kızamıkçık aşısı yapıldığı / serolojinin pozitif olduğu belgelenmiş.(4) Gebe(5) Gebelik Planlıyor(6) Diğer
Gebelik Belirtileri, Kesin Hamilelik Belirtileri
18 Ekim 2011 Yazan admin
Kategori Hastalıklar
–> GEBELİK – DOĞUM BİLGİLERİ ANA SAYFASINA DÖN <–
Gebeliğin Kesin Belirtileri, Kesin Hamilelik Belirtileri
Gebeliğin «kesin olan» ve «olmayan» belirtilerini, devreler halinde gözden geçirmiştik. Şimdi de üzerinde hiç tartışma olanağı olmayan ve «Acaba bir başka neden mi var?» şeklinde soruyu akla getirmeyecek gebelik belirtilerini sıralayalım:
Çocuğun kalp seslerinin dinlenmesi: Çocuğun kalp seslerini yalnızca doktorunuz, stetoskop adı verilen bir çeşit kulaklıkla duyabilir. Kalp seslerini dinleme işlemi, gebeliğin 19-20. haftalarında başlayarak yapılabilir.
Çocuğun kalp atışlarının ritmi, annesininkinden çok farklı olduğu için bu sesleri ayırt etmek çok kolaydır. Anne karnındaki çocuğun kalbi dakikada ortalama olarak 140-160 kere atar.
Bazı durumlarda (anne şişman ya da çocuğun içinde bulunduğu su miktarı fazla olursa) gebeliğin 6-7. ayına kadar doktorunuz çocuğun seslerini alamayabilir.
Çocuk kalp seslerinin duyulması, gebeliğin en önemli ve kesin bir belirtisidir. Günümüzde ses ötesi dalgalar ultrason (ultrasound) ile çalışan aletler çocuk kalp seslerini artık çok erken haftalarda duyabilmekte ve kalbin çalışması görülebilmektedir.
Gebeliğin Ses Ötesi Dalgalarıyla Tanısı (Ultrasound)
Bu sistemin bulunmasına katkıda bulunan ilk bilgiler 1794 yılında Spallazini’nin gözlemlerine dayanmaktadır.
Bu bilgin, yarasaların karanlıkta etrafa çarpmadan uçmalarını incelemiş ve olayın, yarasa kulaklarının insanın duyamayacağı yüksek frekanslı ses dalgalarını duyması ile gerçekleştiğini iddia etmiştir. Yıllar sonra, ancak 1960′lı yılların başından itibaren ultra-sonografik ses dalgaları tıbbın hizmetinde yoğun olarak kullanılmaya başlamıştır.
Bu modern teşhis aracı ile artık 8-10 haftalık gebeliklerde çocuğun kalp hareketlerini ses olarak duyabilmekteyiz.
Rahim içindeki bebek 4-5 haftalıktan itibaren görülebilmekte ve bu şekilde gebelik kesin olarak teşhis edilebilmektedir.
Gebelikte Testler
Biyolojik ve İmmünolojik testler: Her iki testte de üzerinde önemle durulan ve ölçülen «Gonodotrofin» adı verilen bir hormondur. Bu hormon özellikle gebeliğin üçüncü ayında en yüksek düzeye varacak şekilde son (Plasenta) tarafından üretilir. Son’un ürettiği koryonik gonodotrofin hormonu anne idrarı ile bol miktarda dışarı atılır. İşte bu hormonun, kadının idrarında bulunması da, çocuğun kalp sesleri kadar gebelik konusunda önemli ve kesin bir gebelik belirtisidir. İmmünolojik maddelerle bu hormon cam ve tüpte tespit edilir.
Biyolojik testlerde, gebelik konusunda kesin bir sonuç alabilmek için beklenen âdet tarihinin 8-14 gün kadar geçmesi gerekmektedir. Son yıllarda çok daha duyarlı testler geliştirilmiştir.
BHCG gonodotrofin ölçme bunlar arasında en sık kullanılanıdır. Bu test kanda yapılmakta ve daha âdet kanamasında bir gecikme bile olmadan gebeliği gösterebilmektedir.
Biyolojik Testler
Eskiden çok kullanılan fare, tavşan ve kurbağada yapılan böyle testler günümüzde yerini artık immünolojik testlere bırakmıştır.
Fare testi (Aschheim-Zondek)
Tavşan testi (Friedmann)
Kurbağa testi (Galli-Mainini-Hogben vb.)
Her üç testte de, gebenin sabah ilk idrarı kullanılır.
İmmünolojik Testler
Özellikle son yıllarda çok kullanılmaya başlanan bu test, birkaç dakika içinde kesin sonucu verebilmektedir. Doktor muayenehanesinde bile yapılabilen bu testin aslı, gonodotrofin denilen hormonun, özel olarak yapılmış tüp içinde ya da lam (cam) üzerinde bıraktığı çökme olayını değerlendirmektir. Çökme bulunması testin negatif, aksi ise testin pozitif olduğunu gösterir.
Bu test için gerekli olan madde ve araçlar eczanelerde satılmaktadır. (Pregnosticon-Plano)
Kanda yapılan gebelik testi 3HCG testidir. Bu hormonun ölçülmesi ile 9-10 günlük gebelik tanısı konulabilir.
Çoçuğun Hareketlerinin İzlenmesi
Çocuğun hareketlerinin doktor tarafından saptanması da gebelik konusunda önemli ve kesin olan belirtidir. Özellikle gebeliğin beşinci ayından sonra karın üzerine el konduğu zaman çocuğun hareketleri duyulabilir.
Gebeliğin Radyolojik Olarak Belirlenmesi
Anne karnındaki çocuk radyolojik olarak da teşhis edilebilir. Ancak, bu yolla belirleme yapabilmek için en azından 5 ay kadar beklemek gerekir. Aksi halde çocukta yeterli kemikleşme olmadığından röntgen filmi üzerinde çocukla ilgili görüntü oluşmaz. Ayrıca şunu hemen ilave etmek gerekir ki, çok gerekmedikçe veya doktorunuz istemedikçe gebeler röntgen çektirmekten kesin olarak kaçınmalıdırlar.
Tiroid Bezinin Fazla Çalışması, Hipertiroidi, Hipertiroidizm
16 Ekim 2011 Yazan admin
Kategori Hastalıklar
Tiroid Bezinin Çok Aşırı Çalışması, Hipertiroidizm Nedir
Tiroit bezinin aşırı çalışmasına yani aşırı tiroit hormonu üretmesine tıp dilinde hipertiroidi adı verilir. “Hiper” Latince “fazla” veya “yüksek” manasına gelir. Hipertiroidi hastalığına tıp dilinde “tirotoksikoz”‘ adı da verilir. Tiroit bezinin aşırı çalışmasına halk arasında “zehirli guatr” veya “iç guatr” isimleri de verilmektedir. Bu isimlendirmeler maalesef yanlıştır; ne zehirlenme söz konusudur ne de bir iç guatr vardır. Elleriniz titriyor, ağzınız kuruyor ve çok yemek yemenize rağmen kilo veriyorsanız ya da çabuk sinirleniyor ve çevrenize bağırıp çağırıyorsanız tiroit beziniz fazla çalışıyor olabilir.
Tiroit bezinde aşırı çalışmaya neden olan hastalıklar şunlardır:
1. Graves hastalığı: TSH reseptör antikorlarının kanda artması nedeniyle oluşan tiroit bezi aşırı çalışmasıdır. Bazı hastalarda gözde büyüme olur. Hipertiroidinin en sık nedenidir. Hipertiroidisi olan hastaların %60-90′nım Graves hastalığı oluşturur. Bağışıklık sistemindeki bir bozukluktan kaynaklanır.
2. Sıcak nodüllerin fazla hormon salgılaması: Sıcak nodüllerin aşırı tiroit hormonu yapıp salgılaması durumunda tiroit hormonları kanda artar ve hipertiroidi hastalığı oluşturur.
3. Tiroit bezinin iltihabi hastalıkları: Tiroit bezinde iltihabi hastalıklar olduğunda bezde depo edilmiş halde bulunan tiroit hormonları kana döküldüğünden hormonlar yükselir ve hipertiroidi belirtileri ortaya çıkar.
4. Tiroit hormon ilaçlarının fazla alınması: Tiroit hormon ilaçlarının gereğinden fazla alınması kanda tiroit hormonlarını artırır ve hipertiroidi yapar.
5. Bazı ilaçların kullanımı: Amiodarone isimli kalp ilacı ve interlökin ilacı kullanan bazı hastalarda tiroit bezi fazla çalışarak hipertiroidi hastalığı oluşturabilir.
6. Aşırı şekilde iyot almak: Fazla iyot alınması nodülü olan hastalarda hipertiroidi yapar.
7. Cıva zehirlenmesi: Civanın fazla alınması hipertiroidizm denilen tiroit bezinin aşırı çalışmasına neden olabilir.
Tiroid Hormonu ve Tiroit Hormonunun Görevleri
16 Ekim 2011 Yazan admin
Kategori Hastalıklar
Tiroid Hormonu, Tiroit Hormonları Görevleri
Vücudumuzdaki tüm hücreler tiroit hormonlarından etkilenmektedir. İnsanın anne karnındayken gelişimi, doğduktan sonra büyümesi ve tüm metabolizma faaliyetleri tiroit hormon tarafından kontrol edilmektedir. Tiroit hormonlarının vücudumuzda etkilemediği organ veya hücre yok gibidir. Kalp hızı, kan kolesterol düze yi, vücut ağırlığı, kasların güçlü olması, adet düzeni, cilt ve tırnaklar, kemikler, sek organları, beyin ve psikolojik durum tiroit hormonlarından etkilenmektedir. Tiroi hormonlarının önemli görevlerinden bazıları aşağıda daha detaylı olarak verilmiştir:
a) Tiroit hormonları metabolizmamızı hızlandırır:
Tiroit hormonlarının en önemli görevlerinden birisi bazal metabolizma denileı istirahat halindeyken harcanan kalorileri ayarlaması ve enerji üretimini sağlaması dır. Bu sayede vücudumuzun ısısı ayarlanır ve belirli bir düzeyde tutulur. Bu ıs oluşması olayı aldığımız oksijenin yakılması sırasında oluşur. Görüldüğü gibi tiro it bezi vücudumuzu bir soba gibi ısıtmaktadır. Tiroit bezi az çalışırsa vücut ısısı dü şer ve üşürüz. Bunun tersine çok çalışırsa metabolizma hızlanarak kendimizi sıcak hissederiz ve sıcak yerlerden kaçarız.
b) Tiroit hormonlarının kan yağları üzerine etkisi:
Tiroit hormonlarının fazla salgılanması kan yağlarının yani kolesterol ve trigli şerit dediğimiz yağların yakılmasını artırır ve kan düzeylerinde azalma yapar. Tiroit hormonlarının az salgılandığı durumda (hipotiroidi) metabolizma yavaşladığın dan kan yağları fazla yakılamaz ve kanda birikir. Sonuçta kandaki kolesterol ve trig liserit isimli yağlar çok yükselir. Bu nedenle kan yağlan yüksek kişilerde mutlak; tiroit hormon tetkikleri yapılmalı ve tiroit bezinin az çalışması gibi bir durum olu] olmadığı araştırılmalıdır. Kan yağlarını yükselten diğer bir hastalık da şeker hasta lığıdır.
c) Karbonhidrat metabolizmasına etkisi:
Tiroit hormonlarının ekmek, şeker ve nişasta gibi karbonhidratların yakılmalar ve böylece enerji üretilmesinde önemli görevleri vardır. Kandaki şekerin insülin hormonu sayesinde hücrelere girmesine tiroit hormonları yardımcı olur. Kanda şeker azaldığında ise tiroit hormonları karaciğerden kana şeker salınmasını artırarak kan şekerinin daha fazla düşmesini önler.
d) Tiroit hormonlarının büyüme ve boy üzerine etkisi:
Çocukların büyümesi için kanda tiroit hormonlarının yeterli miktarda olması gerekir. Tiroit hormonu az salgılanan çocuklarda büyümede gerilik, boy kısalığı veya cücelik oluşur.
e) Beyin gelişimi ve anne karnındaki bebeğin büyümesi tiroit hormonlarına bağlıdır:
Anne karnındaki bebeğin beyin gelişimi, anneden göbek kordonuyla gelen tiroit hormonlarına bağlıdır. Eğer annede tiroit yetmezliği varsa bebeğe az hormon gelir ve bebeğin beyin gelişimi iyi olmaz; zekâ geriliği ortaya çıkar. Bu nedenle gebeliğin ilk aylarında tiroit hormon tetkiki yapılarak (sadece TSH hormonu ölçmek yeterlidir) tiroit hormon azlığı olup olmadığı araştırılmalıdır. Beyin dışındaki diğer organların gelişimi için de vücutta tiroit hormonlarının yeterince bulunması gerekir.
f) Tiroit hormonları iştah ve vücut ağırlığını kontrol eder:
Tiroit hormonlarının az salgılanması veya fazla salgılanması iştah ve vücut ağırlığında değişiklikler meydana getirir. Tiroit hormonlarının az olması iştahı azaltarak az gıda alınmasına neden olurken, fazla olması iştahı artırarak aşırı yemek yenmesine yol açar. Kiloda görülen değişiklikler ise tiroit hormonlarının bazal metabolizma hızını etkilemesinden kaynaklanmaktadır. Hipotiroidi denilen tiroit bezinin az çalışması durumunda önceki kiloya göre % 15-30 oranında kilo alma, hipertiroidi denilen tiroit hormonlarının fazla salgılanması durumunda ise önceki kiloya göre % 15-oranında kilo kaybı söz konusudur. İlaçlarla tedavi yaptığımız hipertiroidili hastalarda yaklaşık 1-2 ay sonra hastaların kilo almaya başladığını görürüz. Hipertiroidi durumunda bazal metabolizma hızı fazladır ve aşırı oksijen tüketimi vardır. Bazal metabolizma hızındaki bu değişiklikler karbonhidrat ve yağ metabolizmasını da etkileyerek kan yağları düzeylerinde değişiklikler yapmaktadır. Tiroit hormonları vücudumuzda yağ yapım hızını ve yağ yakılmasını etkilemektedir. Karaciğer ve yağ dokusunda bulunan ve yağ yapımını sağlayan enzimler tiroit hormonlarından etkilenmektedirler.
g) Tiroit hormonları görmeyi ve gözün retina bölgesinin gelişimini sağlar: Yapılan bilimsel çalışmalar, tiroit hormonlarının gözün retina adı verilen ve görmemizi sağlayan bölgesinin gelişiminde önemli rol oynar. Tiroit bezi az çalışan sıçanlarda gözün retina bölümünün iyi oluşmadığını gözlenir.



