Kan Hastalıkları Nedir ve Kan Hastalıkları Nelerdir?

21 Ekim 2011 Yazan  
Kategori Hastalıklar

Kan Hastalıkları Nedir? Kan Hastalıkları Nelerdir?

Bu sorunun yanıtını anlayabilmek için öncelikle kanın işlevlerini ve yapısını kabaca kavramak gereklidir. Bir erişkinin vücudunda bulunan kanın Hacmi Litre Maddeleri taşıyan organların Hormon denilen maddeler yardımıyla iletişim kurmalarını mümkün kılan vücuda giren yabancı madde ve mikropları temizleyen vücutta oluşan zararlı maddeleri atılmak üzere akciğer ve böbrek gibi organlara ulaştıran bir sıvıdır.

şartlar altında Kan Mineraller besin faktörleri Hormonlar organlardaki hücrelerin çoğalmaları ve kendilerini yenilemeleri için gerekli olan Proteinler normal sıvı halde kalmasını yaralanma halinde ise pıhtı oluşmasını sağlayan proteinler organların çalışmaları neticesinde oluşan toksik maddeler ve hücreler içerir. Kanın içinde bulunan hücreler kırmızı hücre (eritrosit) beyaz küre (beyaz kan hücresi lökosit) ve kan pulcuğu (trombosit) olmak üzere 3 çeşittir. Bu hücrelerin sırasıyla Oksijen ve karbon dioksid transferi vücudu mikroplar ve zararlı etkenlere karşı savunma ve kanama halinde pıhtılaşmayı sağlama işlevleri vardır. Kırmızı kan hücresinin içinde bulunan ve oksijen-karbon dioksid taşınmasını sağlayan moleküllere hemoglobin denilir. Kan hücreleri kemik iliğindeki kök hücreler tarafından üretilirler ve belli bir sürenin sonunda parçalanıp yıkılırlar. İlik sürekli olarak üretim yaptığı için kan hücrelerinin sayıları belli sınırlar içerisinde sabit kalır.

Lenf bezleri timus bezi ve dalak vücudun mikroplara ve zararlı etkenlere karşı korunmasında kanın beyaz hücreleri ile birlikte işbirliği halinde çalışırlar (bağışıklık sistemi). Lenf bezleri lenfosit adı verilen bir çeşit beyaz kan hücrelerinin mikroplarla savaşı öğrenmek üzere yetiştirildikleri küçük organlardır. Timus bezinin de benzer bir görevi vardır.

civarındadır. Kan organlara beslenmeleri ve kendi kendilerini yenilemeleri için gerekli olan Hematoloji biliminin ilgilendiği başlıca hastalık gurupları aşağıda özetlenmiştir

1. Kan hücrelerinin veya hemoglobin’in ilikteki üretimlerinde bozulma (değişik Anemi

2. Kan hücrelerinin yıkımlarının hızlanması (hemolitik anemiler İTP vb)

3. Kan hücrelerinin işlevlerinin bozulması (orak hücreli anemi değişik trombosit ve lökosit işlev bozuklukları vb)

4. Kanın pıhtılaşmasının bozulması (hemofililer von Willebrand hastalığı vb)

5. Kanın damar sistemi içinde gereksiz yere pıhtılaşması (tromboz akciğer tromboembolisi tromboflebit vb)

6. Kanı üreten ilik hücrelerinin ve lenf bezi hücrelerinin kanserleşmeleri (lösemiler lenfomalar myeloma vb)

-kansızlık- lökopeni ve trombositopeniler) Kan Hastalıklarının Belirtileri Nelerdir
Halsizlik solukluk çabuk yorulma sık infeksiyon geçirme düzelmeyen ateş durduk yerde ya da hafif bir travma neticesinde ortaya çıkan kanamalar yaralanma halinde kanamaların uzun sürmesi boyunda koltuk altında ya da kasıklarda gittikçe büyüyen ağrısız şişlikler (beze) ve bir bacağın tümünde ya da diz altındaki kısmında ani gelişen ağrılı ödem (genişleme) kan hastalıklarında izlenen başlıca belirtilerdir (semptom).

Kan Hastalıklarının Teşhisinde Kullanılan Başlıca Yöntemler Nelerdir
Kan hastalıklarının teşhisi için çok değişik testlere baş vurmak gerekebilmektedir Kan hücrelerinin ve hemoglobin miktarının ölçülmesi (tam kan sayımı) hemoglobin alt tiplerinin elektroforez ile analizi kanın mikroskop altında incelenmesi (periferik yayma) kemik iliğinin incelenmesi (kemik iliği aspirasyonu ve biyopsisi) kan yapımı için gerekli olan demir vitamin B12 ve folik Asit düzeylerinin incelenmesi kan pıhtılaşmasının tetkik edilmesi kan hücrelerinin işlevleri ve yaşam süreleri ile ilişkili testler bağışıklık sistemi hücrelerinin ürettikleri Proteinlerin tetkik edilmesi kan hücrelerinin ya da onları üreten kemik iliği hücrelerinin kromozomlarının ve diğer yapı taşlarının tahlil edilmesi ve radyolojik incelemeler en sık ihtiyaç duyulan testlerdir.

Kansızlık Nedir? Demir Eksikliği Neden Olur
Kansızlık ya da anemi kırmızı kan hücrelerinin içinde bulunan ve oksijen taşımakla görevli olan hemoglobin molekülünün miktarında azalma olmasıdır. Anemi’nin çok çeşitli sebepleri vardır. Demir eksikliği bunlardan en sık görülenidir.

Demir hemoglobin molekülünün üretilmesi için gereklidir. Besinlerle demir alımının az olması ya da aşikar veya farkına varılamayan kanamalar nedeniyle vücuttan demir kaybının artması bu Mineralin eksikliğine yol açar. Bu eksikliğin yol açtığı başlıca rahatsızlık kansızlıktır.

Kansızlık halsizlik solukluk ve çabuk yorulma gibi yakınmalara sebep olur.

Demir eksikliği özellikle genç bayanlarda ergenlik çağında ve iyi beslenmeyen bebeklerde gelişmektedir.

Kan Transfüzyonu (Nakli) zaman Yapılır Kan Bağışı Yapmanın zararı Var mıdır
Kan günümüzdeki bilimsel imkanlar çerçevesinde yapılması mümkün olmayan dolayısıyla yalnızca gönüllü kişilerin bağışlarıyla temin edilebilen doğru kullanıldığında hayatlar kurtarabilen yanlış kullanıldığında ise alıcıda çok ciddi Sağlık sorunlarına yol açabilen değerli bir tedavi maddesidir. Bu nedenlerle kan bağışı sağlıklı bireyler için bir toplumsal sorumluluk doğru ve dikkatli kan kullanımı ise hekimler için bir görevdir. Kan bağışı yapacak kişiler dikkatli bir sağlık sorgulamasından geçirilmektedir. Sağlıklı kişilerde kan bağışlamanın korku ve endişeden kaynaklanabilen reaksiyonlar dışında sağlık üzerine olumsuz etkisi yoktur.

Şiddetli kanamalarda hastanın yaşamını tehlikeye sokan ya da yaşam kalitesini bozan ve ilaç tedavileriyle makul bir sürede düzeltilme ihtimali az olan kansızlıklarda kan pulcuğunun (trombosit) sayısının tehlikeli düzeylere düştüğü hallerde kan pulcuğu veya kandaki pıhtılaşma proteinleri azalmış olan kişilerde bazı kanamalı hallerde ya da kanama olması beklendiğinde kan ürünleri transfüzyonu gerekebilmektedir. Şiddetli kanamalar dışında genellikle tam kan nakli yapılmaması hastalara yalnızca vücutlarında eksik olan komponentin nakledilmesi tercih edilir.

Kemik İliği Aspirasyonu ve Biyopsisi Niçin ve Nasıl Yapılır?
İlik kan hücrelerinin (= kırmızı hücre beyaz küre ve kan pulcukları) üretildikleri organdır. Kemik iliğinde kan hücrelerini doğuran ana hücreler vardır. Kemik iliği aspirasyonu ve biyopsisi adı verilen tetkikler bu hücrelerin sayı yapı ve işlevleri konusunda bilgi elde etmeye yararlar. Böylelikle kan testleri radyolojik incelemeler gibi tetkiklerle tanıları konulamayan kan hastalıklarının teşhis ve tedavileri mümkün olabilmektedir.

1. Randevu Saatinde size reçetesi verilen kemik iliği iğnesi ile birlikte geleceksiniz. doktorunuz bazen çok yüksek sıcaklıklarda sterilize edilmek suretiyle bir çok kez kullanılabilen ve hastanede ya da ofisinde hazır bulunan iğneleri kullanmayı tercih edebilir. Bu durumda size işlem için iğne reçetesi verilmeyecektir.

2. İşlem için aç olmaya gerek yoktur. İlik örneği kemer hizasındaki kalça kemiğinin (= iliyak kemik) ön ya da arkasından veya göğüsün ortasındaki dikey kemikten (= sternum) alınır. Örneğin alınacağı yer açılacak şekilde giysilerinizi çıkardıktan sonra uygun pozisyonu almanız istenecektir. İşlem en sık olarak kalça kemiğinin arkasından yapılır. Bu durumda yüzükoyun yatmanız ya da sağ veya sol yanınıza yatıp üstte kalan bacağınızı karnınıza doğru çekmeniz istenecektir.

3. İlik örneğinin alınacağı sahadaki cilt baticon ya da benzeri bir lokal antiseptik ve Alkol yardımıyla iyice temizlendikten sonra cilt cilt altı doku ve kemiği kaplayan zar bir lokal anestetik ilaç iğnesi yapılarak uyuşturulur. Bu uyuşturma iğnesinin yapacağı ağrı kalçadan herhangi bir iğne yapılması sırasında hissedilen ağrıdan daha fazla değildir.

4. Uyuşma (= anestezi) sağlandıktan sonra ilik iğnesi sokulur ve kemik iliği (kandan biraz daha yoğun kıvamdadır) ilik iğnesinin arkasına monte edilen bir enjektör yardımıyla çekilir. Çekilen örnek enjektör içinde lam denilen küçük Camlar üstüde ya da küçük tüpler içinde laboratuara gönderilir. İlik iğnesinin sokulması fazla bir ağrı yapmayacaktır. Ancak ilik örneği enjektörle çekilirken bacağa doğru yayılabilen kısa süreli bir ağrı hissedilebilir. Doktorunuz bu kısa süreli ağrıya hazır olmanız için bu aşamada sizi uyaracaktır.

5. Yukarıda tarif edilen işlem kemik iliği aspirasyonu olarak adlandırılır. Doktorunuz bazen aspirasyon ile birlikte biyopsi yapılmasını da isteyebilir. Biyopsi aspirasyon işleminden hemen sonra ve genellikle aynı yerden alınır. Bu işlem ilik iğnesi yardımı ile çok küçük bir kemik parçasının çıkarılmasıdır. Bu sırada kısa süreli bir ağrı hissedilebilir.

6. Bütün bu işlemler yaklaşık 15-20 Dakika sürecektir. İşlem bittikten sonra iğne yeri pansuman yapılarak kapatılır. İşlemi yapan doktorun önerisine göre hemen ya da bir süre dinlendikten sonra kalkmanıza izin verilecektir.

7. Yara yerindeki pansuman 24-48 Saat tutulduktan sonra çıkarılabilir. Bu süre zarfında pansuman ıslanacak şekilde banyo yapılmaması gereklidir.

8. Uyuşturucu ilacın etkisi geçtikten sonra iğne yerinde hafif bir ağrı hissedilebilecektir. Yürümek bu ağrıyı hafifletebilir. İhtiyaç halinde doktora danışarak 4-6 Saatte bir parasetamol (minoset parol vb) isimli ağrı kesici ilaç alınabilir.

9. Yara yerinden şiddetli kanama gelişmesi halinde (nadiren olur) doktorunuzu aramanız uygun olacaktır.

İlik Nakli (Kök Hücre Nakli) Hangi Hastalara ve Nasıl Yapılır 
Kök hücreler kemik iliğinde bulunan ve kan hücrelerini üreten ana hücrelerdir. Allojeneik (dokuları uyan akrabadan) ve otolog (kendi kendinden) nakil olmak üzere başlıca iki çeşit kök hücre nakli vardır. Dokuları uyan akraba dışı kişilerden ve plasenta (eş) kanından kök hücre nakli yöntemleri de son yıllarda uygulanmaya başlanmıştır. Kök hücreler ilikte kalmayıp kana da çıkabilirler. Bu nedenle vericinin kemik iliğinden ya da aferez cihazları denilen kan işleme makineleri yardımıyla kandan toplanır ve hastaya damardan zerk edilirler. Nakledilen kök hücrelerin hastanın iliğine yerleşebilmeleri ve vücuda zarar vermemeleri için nakilden önceki Günlerden başlayıp işlemi takiben aylar-yıllar boyunca çeşitli ilaçların kullanılması gerekebilmektedir.

Günümüzde kök hücre naklinin en çok uygulandığı hastalıklar bazı akut lösemi çeşitleri kronik miyeloid lösemi ağır aplastik anemi ağır beta talasemi hastalığı bazı lenf tümörleri (= lenfoma) ve multiple myeloma hastalığıdır.

Lösemi nedir ? Tedavi edilebilir mi
Lösemi Kan Kanseri ya da ilik kanseri olarak da bilinen bir hastalıktır. Kemik iliğinde kan yapımından sorumlu hücrelerin kanserleşmeleri sonucunda gelişir ve aslında tek bir hastalık değildir; çok değişik tipleri vardır. Kanserleşen ilik hücreleri sağlıklı kan üretmedikleri gibi iliği istila etmek suretiyle sağlıklı kan üretebilecek hücrelere de yer bırakmazlar.

Lösemiler en kaba şekilde akut ve kronik olmak üzere 2 guruba ayrılabilirler. Akut lösemiler tedavi edilmedikleri zaman sıklıkla haftalar-aylar içinde ölümle sonuçlanırlar. Bu hastaların önemli bir bölümü Kemoterapi adı verilen ilaç tedavileriyle ya da ilik nakli (kök hücre nakli) ile iyileştirilebilirler. Kronik lösemili hastalar ise kendi seyirlerine bırakılmaları halinde sıklıkla yıllarca (hatta bazen on yıllarca) yaşayabilirler. Kronik lösemili hastaların ilaç tedavileriyle iyileştirilmeleri daha zordur. Bu hastalarda ilaç ve destek tedavileri genellikle tam iyileşme değil yalnızca yaşam kalitesinin düzelmesi ve hayat süresinin uzamasına olanak sağlayabilirler. Bazı tip kronik lösemiler kök hücre nakliyle iyileşebilirler.

Demir Eksikliği Anemisi ppt, slayt

01 Haziran 2011 Yazan  
Kategori Hastalıklar

DEMİR EKSİKLİĞİ ANEMİSİ SUNUM

Sunuda bulunan bir kısım;

DERSİN AMACI:
Bu dersin sonunda;
* Demir metabolizması
* Demir eksikliği anemisinin
Nedenleri
Klinik bulguları
Tanı yöntemleri
Ayırıcı tanı
Tedavi

Demir: Altının parıltısına ve gümüşün parlaklığına sahip olmayan fakat biyolojik önem bakımından bu metalleri gölgede bırakan esansiyel bir elementtir.

Demir ne iş yapar?
DNA, RNA ve protein sentezi
Oksijen taşınması
Elektron transportu
Hücre solunumu
Pek çok enzimin yapı ve fonksiyonu

Demir içeren proteinler hangileridir?
A. HEM İÇEREN PROTEİNLER
Hemoglobin
Myoglobin
Sitokromlar (a, b ve c)
Sitokrom P-450
Katalaz
Myeloperoksidaz

B. DEMİRE BAĞLI ENZİMLER
Aldehid oksidaz
NADH dehidrogenaz
Akonitaz
Ribonükleotid redüktaz
Tirozin hidroksilaz
Süksinat dehidrogenaz
Ksantin oksidaz

Demir Toksisitesi:
Bağlı olmayan demir “redox” potansiyeline sahiptir.

O2- + Fe3+ –> O2 + Fe2+

Fe2+ + H2O2 –> Fe3+ + HO. + OH-

O2- + H2O2 –> O2 + HO. + OH-

>>>Devamı için lütfen sayfadaki indirme adreslerinden herhangi birini kullanarak sunumun tamamını bilgisayarınıza indiriniz.

Yazar: Doç. Dr. A. Emin KÜREKÇİ

Sunuda geçen diğer konular: Demirin Enterositlerce Emilim Yolları , Demir Emilimine Etki eden Faktörler , Demir Eksikliği Anemisi

–> SUNUMLAR ANA SAYFASINA DÖN <–

Demir Eksikliği Anemisi Adlı Sunumu İndir    Alternatif İndirme

Besinler ve Sindirim Sistemi slayt

28 Mayıs 2011 Yazan  
Kategori Hastalıklar

BESİNLER VE SİNDİRİM SİSTEMİ SUNUM POWERPOINT PPT

Sunuda bulunan bir kısım;

Besin nedir?
Canlıların yaşamaları için dışardan aldıkları kimyasal maddelere besin denir. Alınan besinler canlılara gerekli olan enerjiyi sağlar. Büyüme ve gelişmelerine yardımcı olur.

KÖKENLERİNE GÖRE BESİNLER
A) Hayvansal besinler
B) Bitkisel besinler.
C) Su ve mineraller

KİMYASAL YAPILARINA GÖRE BESİNLER
KARBONHİDRATLAR :Şeker, makarna ekmek ,baklava vebörek
PROTEİNLER:Et, süt, yumurta ve baklagiller
YAĞLAR: Zeytin yağı, tere yağı ve iç yağ
VİTAMİNLER:(A) vitamini-(C) vitamini

GÖREVLERİNE GÖRE BESİNLER
ENERJİ VERİCİ BESİNLER:
Karbonhidratlar
Yağlar
Proteinler
YAPICI ve ONARICI BESİNLER
Proteinler , Karbonhidratlar, Yağlar
Su ve Mineraller
DÜZENLEYİCİ BESİNLER
Proteinler, su, vitaminler ve minaraller

KARBONHİDRATLAR
Birinci derecede enerji veren besinlerdir . Tatlılar ,börek, makarna ve meyvelerde bol miktarda bulunur.>>>… sunumun devamı için lütfen sayfadaki indirme adreslerinden herhangi birini kullanarak sunumun tamamını bilgisayarınıza indiriniz.

Yazar: ?

Sunumun devamında geçen diğer konular: PROTEİNLERİN ÖZELLİKLERİ , VİTAMİNLERİN GRUPLANDIRILMASI , SİNDİRİM ve SİNDİRİM SİSTEMİ , SİNDİRİM SİSTEMİ ORGANLARI , SİNDİRİM SİSTEMİ YARDIMCI ORGANLARI , ağzın görevi , yutak nedir , yutağın görevi , yemek borusunun görevi , İNCE BAĞIRSAĞIN İÇYAPISI , anatomisi , KALIN BAĞIRSAKTA SİNDİRİM , KARACİĞERİN GÖREVLERİ , PANKREAS NEDİR , pankreasın görevi

–> SUNUMLAR ANA SAYFASINA DÖN <–

Besinler ve Sindirim Sistemi Adlı Sunumu İndir    Alternatif İndirme

Koagülasyon slayt

28 Mayıs 2011 Yazan  
Kategori Hastalıklar

KOAGÜLASYON SUNUM POWERPOINT PPT

Sunuda bulunan bir kısım;

Amaç:
Koagülasyon mekanizması hakkında bilgi sahibi olmak.

Öğrenim hedefleri
Bu dersin sonunda dönem 2 öğrencileri ;
- Hemostazı tanımlayabilecek,
- Hemostazın bileşenlerini sayabilecek,
- Hemostazın özelliklerini sayabilecek,
- Koagülasyon sistemi bileşenlerini sayabilecek,
- Koagülasyon sistem bileşenlerinin nasıl çalıştığını açıklayabileceklerdir.

Hemostaz
Hasarlanmış damardan kan kaybının spontan olarak önlenmesi
- Primer
* Kan damarı kontraksiyonu
* Plateletlerin subendotelyuma adezyonu
* Primer hemostatik tıkaç oluşumu

- Sekonder
* Fibrin ağı oluşturmak üzere koagülasyon sisteminin aktivasyonu
* Mekanik olarak hemostatik tıkacın güçlendirilmesi

Hemostatik sistemin özellikleri
- Hasarlanmaya ani yanıt oluşumu.
- Hasarın lokalize edilmesi.
- Rüptüre olmuş kan damarının tıkanmaması.
- Kan akımına karşı mekanik olarak dirençli olması.
- Kalıcı yapının oluşturulması.

Kolagülasyon sistemi
- Prokoagülan sistem; hasara hızlı, lokalize, mekanik olarak dirençli yanıtın oluşumu
- Antikoagülan sistem; prokoagülan sistemin anahtar reaksiyonlarındaki aktivatör proteinleri inaktive ederek olayın lokalize kalması
- Fibrinolitik sistem; doku onarımı başladıktan sonra kalıcı hemostatik tıkaçtaki fibrinin proteolitik sindirimi

Primer hemostaz
- Rüptüre olmuş kan damarının vazokonstriksiyonu ve plateletlerin aktivasyonu
* Platelet GpIa/IIa res. ile kollagene adezyon
* Platelet granüllerinin salınımı
* Aggregasyon>>>… sunumun devamı için lütfen sayfadaki indirme adreslerinden herhangi birini kullanarak sunumun tamamını bilgisayarınıza indiriniz.

Yazar: ?

Sunumun devamında geçen diğer konular: Platelet aktivasyonu , Şematik olarak prokoagülasyon reaksiyonlar dizisi “koagülasyon kaskadı” , Hemostatik sistem faktörleri , Proteinaz prekürsörleri , Kofaktör proteinler; F V ve VIII , Proteinaz inhibitörleri , Membran fosfolipid yüzeyler , von Willebrand faktör , Protrombin trombin çevrimi , Fibrin pıhtısının oluşumu , Fibrinojen , Fibrin monomerlerinin oluşumu , Faktör XIII , Cross-linklerin Oluşumu , Kontak faz reaksiyonları , Pıhtılaşma kaskadı , Antikoagülan sistem , AT III etki mekanizması , Protein C ve S , Protein C ile faktör V ve VIII inaktivasyonu , Vitamin K etkisiyle Gla proteini oluşumu Faktör II,VII, IX, X , Hemofili nedir , hemostaz nedir

–> SUNUMLAR ANA SAYFASINA DÖN <–

Koagülasyon Adlı Sunumu İndir    Alternatif İndirme

RBC Biyokimyasi slayt, ppt, sunum

28 Mayıs 2011 Yazan  
Kategori Hastalıklar

RBC BİYOKİMYASI SUNUM POWERPOINT PPT

Sunuda bulunan bir kısım;

Amaç: Eritrosit biyokimyası hakkında bilgi sahibi olmak

Öğrenim hedefleri:
- RBC yapısını tanımlayabilecek,
- RBC metabolizmasını tanımlayabilecek,
- RBC üretiminin nasıl düzenlendiğini tanımlayabilecek,
- Anemi nedenlerini sıralayabilecek,
- RBC prooksidan-antioksidan dengesini tanımlyabilecek,
- MetHb nedenlerini sayabilecek,
- RBC mebran lipidleri ve proteinlerini sayabilecek
- ABO kan gruplamasını açıklayabilecek,
- Neutrofillere spesifik enzimleri tanımlayabilecekler.

RBC’nin etkilendiği bazı önemli hastalıklar
Demir eksikliği anemisi
Methemoglobinemi
Hemoglobinopatiler
Megaloblastik anemi
Hemolitik anemiler

- Çok basit bir yapı
İntrasellüler proteinlerin %95’i Hb
Hb’ini çevreleyen hücre membranı ve hücre iskeleti
- İntrasellüler organel yok
- Nukleusu yok

- Metabolik olarak durgun değil
-Sentezlenen ATP
-Bikonkav şeklinin korunmasında
-İyon transportunun düzenlenmesinde (Na-K ATPaz)
-Suyun hücre içi ve dışına transportunda>>>… sunumun devamı için lütfen sayfadaki indirme adreslerinden herhangi birini kullanarak sunumun tamamını bilgisayarınıza indiriniz.

Yazar: ?

Sunumun devamında geçen diğer konular: ABO antijeni glikosfigolipid , RBC antijenleri , Antijenik fenotipi , Majör integral proteinler , Herediter sferositoz

–> SUNUMLAR ANA SAYFASINA DÖN <–

RBC Biyokimyasi Adlı Sunumu İndir    Alternatif İndirme

DNA ve Genetik Kod slayt sunum

25 Mayıs 2011 Yazan  
Kategori Hastalıklar

DNA VE GENETİK KOD SUNUM POWERPOINT PPT

Sunuda bulunan bir kısım;

DNA nedir?
Deoksiribonükleik asit (DNA), tüm organizmalar ve bazı virüslerin canlılık işlevleri ve biyolojik gelişmeleri için gerekli olan genetik talimatları taşıyan bir nükleik asittir. DNA’nın başlıca rolü bilginin uzun süreli saklanmasıdır. Protein ve RNA gibi hücrenin diğer bileşenlerinin inşası için gerekli olan bilgileri içermesinden dolayı DNA bir kalıp, şablon veya reçeteye benzetilir. Bu genetik bilgileri içeren DNA parçaları gen olarak adlandırılır, ama başka DNA dizilerinin yapısal işlevleri vardır, diğerleri ise bu genetik bilginin kullanılmasının düzenlenmesine yararlar.

Kimyasal olarak DNA, nükleotit olarak adlandırılan basit birimlerden oluşan iki uzun polimerden oluşur. Bu polimerlerin omurgaları, ester bağları ile birbirine bağlanmış şeker ve fosfat gruplarından oluşur. Bu iki iplikçik birbirlerine ters yönde giderler. Her bir şeker grubuna baz olarak adlandırılan dört tip molekülden biri bağlıdır. DNA’nın omurgası boyunca bu bazların oluşturduğu dizi, genetik bilgiyi kodlar.

Bu süreç sırasında DNA’daki bilgi, DNA’ya benzer yapıya sahip başka bir nükleik asit olan RNA’ya kopyalanır, bu işleme transkripsiyon denir.

Hücrelerde DNA, kromozom olarak adlandırılan yapıların içinde yer alır. Hücre bölünmesinden evvel kromozomlar ikilenir, bu sırada DNA ikileşmesi gerçekleşir. Ökaryotlarda (yani hayvan, bitki, mantar ve protistalar) DNA’larını hücre çekirdeği içinde bulundururlar, buna karşın prokaryotlarda (yani bakteri ve arkelerde) DNA hücre sitoplazmasında yer alır. Kromozomlarda bulunan kromatin proteinleri (histonlar gibi) DNA’yı sıkıştırıp organize ederler. Bu sıkışık yapılar DNA ile diğer proteinler arasındaki etkileşimleri düzenleyerek DNA’nın hangi kısımlarının okunacağını kontrol ederler.

DNA’nın Özellikleri
1- Canlı yaşamında bozulmadan yapısını korur.
2-Hücre içi metabolizma olaylarını gerçekleştirir.
3- Bozulmadan türler arası geçişi sağlar.
4- Bazı koşullara göre değisebilir.
5- Morötesi (ultraviole) ışık altında bozulan bir yapısı vardır.
6- Sarmal yapılıdır.
7- Çift iplikli sarmal yapıya sahiptir. fakat istisnai olarak tek iplikli olabilirler.
8- Kendini eşlemesine replikasyon, DNA yapmasına transkripsiyon denir.
9- Replikasyonları semi konservatif şekilde gerçekleşen,bir sarmalında10.5 baz çifti içeren kalıtım materyali. >>>… sunumun devamı için lütfen sayfadaki indirme adreslerinden herhangi birini kullanarak sunumun tamamını bilgisayarınıza indiriniz.

Yazar: Kerim Muhammet GEDİKLİ

Sunumun devamında geçen diğer konular: yok

–> SUNUMLAR ANA SAYFASINA DÖN <–

DNA ve Genetik Kod Adlı Sunumu İndir    Alternatif İndirme

Gen – DNA – Kalıtım nedir slayt sunum

25 Mayıs 2011 Yazan  
Kategori Hastalıklar

GENLER SUNUM POWERPOINT PPT

Sunuda bulunan bir kısım;

Gen Nedir? Gen, DNA’nın bir parçasıdır ve bu “yönetici” molekül nasıl göründüğünüzü, vücudumuzda hangi olayların gerçekleştiğini ve bazen de hangi hastalıkları geçirmeye eğilimli olduğunuzu belirler. DNA (deoksiribonükleik asit), bükülmüş bir merdiven görünümünde, çift sarmal yapıda uzun bir moleküldür. DNA’nın yapısının keşfedilmesinden sadece yarım yüzyıl sonra, bugün bilim adamları, genlerin oluşturduğu “saman yığını” içinde saç rengi gibi fiziksel özelliklerden sorumlu gen veya genleri adeta “iğne” arar gibi aramaktadırlar. Genler kimi zaman bazı hastalıklara karşı eğilimin olup olmadığı ile ilgili bilgiler de verebilmektedirler.

Herkes bütün özelliklerini ailesinden kalıtır. Kalıtım, anne ve babanızda olan özelliklerin size geçmesi demektir. Bu özellikleri taşıyanlar ise aslında vücuttaki protein adı verilen yapıları oluşturan şifrelerdir. Proteinler vücuttaki pek çok işlevi yerine getiren moleküllerdir. Haberleri taşırlar, reaksiyonları katalizlerler, hücrelerin içinde yer alırlar. Proteinler olmadan yaşam olmaz. Proteinler amino asit adı verilen küçük yapı taşlarından oluşmuşlardır ve bu amino asitlerin ne şekilde dizilip protein oluşturacaklarının şifresi DNA’da bulunmaktadır. DNA’da bulunan ve hangi proteinin ne şekilde üretileceğini söyleyenler ise genlerdir. Vücudunuz genlerden aldığı bilgiye göre gerekli olan proteinleri ne zaman ve ne şekilde üreteceğine karar verir. Hangi genin hangi proteini kodlayacağı belirlidir.

Genler düzenleyici bölgeler, ekzon ve intron bölgelerinden oluşmaktadır.
Gen denilen şifre aynı bir kasanın şifresi gibi yan yana gelen harflerden oluşmaktadır. Bu harfler dört adet bazı tanımlamaktadır. Bu bazlar adenin, guanin, sitozin ve timin olarak adlandırılmakta ve A, G, C ve T kısaltmaları ile gösterilmektedir. Şifre ise A, G, C ve T’nin yan yana dizilmiş halidir. Protein kodlamak, gereken zamanda genin harekete geçerek doğru şifreyi, proteini üretecek olan yapılara göndermesi demektir. Sonuç olarak bir gen, bir proteine karşılık gelen DNA dizisi olarak tanımlanabilir. DNA’dan bir protein oluşturulması gerektiği zaman da haberci RNA (ribonükleik asit) adı verilen bir kopya hazırlanır ve kopya ile istenilen protein üretilir. Bu kopya, üretilecek olan protein için bir kalıp görevi görür. DNA’nın kalıbının çıkarılmasına ‘’transkripsiyon’’ ve bu kalıptan gerekli proteinin üretilmesine ‘’translasyon’’ adı verilir.

Çok uzun bir molekül olan DNA normalde hücre içerisinde paketlenmiş halde bulunur. Bu paketlemeye yardımcı olan bazı proteinler vardır. DNA’nın bu haline kromatin adı verilir. Diğer taraftan hücrenin bölünmesi gerektiği zamanlarda bu paket daha da sıkı hale getirilir. DNA’nın bu en sıkı paketlenmiş haline kromozom denir.İnsan vücudunun hücrelerinde 23 çift kromozom bulunur. Bunların 23’ü anneden, 23’ü babadan alınır. Böylece hücrelerde her genin iki kopyası bulunur. Bir gen için mümkün olan her bir seçeneğe allel adı verilir. Anneden ve babadan birer set kromozom ve o kromozomlar üzerinde birer set gen geldiği için her hücrede en fazla iki allel (gen seçeneği) bulunabilir. Allellerin durumuna göre genler heterozigot veya homozigot olarak tanımlanır.Bir genle ilgili allellerin (mümkün olan gen seçenekleri) her ikisi de aynı ise bu duruma homozigot denir. Yani o gen için hem anneden, hem babadan gelen kopya aynıdır. Eğer iki allel (mümkün olan gen seçenekleri) farklı ise bu duruma hetorozigot denir. Yani o gen için anneden ve babadan gelen kopya farklıdır.>>>… sunumun devamı için lütfen sayfadaki indirme adreslerinden herhangi birini kullanarak sunumun tamamını bilgisayarınıza indiriniz.

Yazar: Kerim Muhammet Gedikli

Sunumun devamında geçen diğer konular: kalıtım nedir , gen ne demek , transkripsiyon , translasyon nedir , rna ne demektir

–> SUNUMLAR ANA SAYFASINA DÖN <–

Genler Adlı Sunumu İndir    Alternatif İndirme

Proteinin Önemi

11 Mayıs 2011 Yazan  
Kategori Hastalıklar

 

Proteinin gücü
Protein hepimiz için çok büyük bir önem taşımaktadır. Ancak günümüz sofraları­na hakim olan Batı tarzı beslenme modelleri, sağlığımız için gerekli olan orandan daha fazla protein içermektedir.
■ Vücudun %17’si (yani kaslar, kemikler, deri, tırnaklar ve saç) proteinden oluş­maktadır.
■ Proteinler tam 22 çeşit amino asidin farklı kombinasyonlarından oluşmakta­dır. Vücudumuz işlevini yürütmek için proteine ihtiyaç duymaktadır.
■ Çocuğunuzun beslenme sisteminde yeteri kadar protein bulunmuyorsa, bü­yümesinde gerileme ve enerjisinde eksilme görülür.
■ Protein fazlasının karaciğer ve böbreklere zararı dokunmaktadır. Gereğinden fazla protein kansere ve kalp krizine neden olabilir.
■ Kimyasal maddelerle işlenmemiş olan gıda maddelerinde protein bulunur. Ör­neğin, portakal ve pirinçte %8, patateste %10, bezelyede %26 oranında protein bulunmaktadır. Buğdaylı ve yulaflı gıdalarda yüzde %16 oranında protein vardır

Sağlıklı protein nedir?
Eskiden sadece et ve hayvani ürünlerde protein olduğunu düşünürdük. Ancak bir çok uzmana göre, en sağlıklı proteinler (yağ oranları az olduğu ve birçok vitamin ve mineral içerdiği için) bitkisel ürünlerde bulunur.
■ Hayvansal proteinler biftek, kuzu eti, sosis, tavuk, hindi, balık ve diğer deniz ürünleri, süt, yağ, yumurta ve peynir gibi gıda maddelerinde bulunur.
■ Bitkisel proteinler soya fasulyesi, makarna, bezelye, brokoli, çekirdeksiz üzüm, patates, böğrülce, esmer pirinç, tatlı vişne, portakal ve muzda mevcuttur.

SONUÇ OLARAK
■ Yağlı ve damarlı etler tüketmek yerine yağı alınmış et çeşitlerini tercih edin.
■ En iyi proteinler sebzelerde bulunan proteinlerdir.

■ Çocuklarınıza günde üç ya da beş porsiyon protein kaynaklı besin ikram edin.
■ Protein hepimiz için önemlidir. Gereğinden fazla protein tüketimi^ararlıdır. An­ne sütü %2′den daha az oranda protein içermektedir, ancak yine de doğumdan sonraki altı ay içinde anne sütü ile beslenen bebeklerin kiloları iki katma ulaşır. Bu da gösteriyor ki, yalnızca gereken protein ile beslenmek ve gereğinden fazla protein tüketimini engellemek gelişimi olumlu yönde etkilemektedir.
■ Et yerine sebzeyi tercih edin. Hayvani proteinler konusunda ise, doymuş yağ oranı az olan gıdaları tercih edin

Stresli hamilelik çocuğu şizofren yapıyor

19 Aralık 2010 Yazan  
Kategori Saglik Haberleri

Hamilelik döneminde yoğun stres yaşayan kadınların çocukları şizofren teklikesiyle karşı karşıya

Gebeliğin ilk dönemlerinde ağır stres altında bulunan kadınların çocuklarının şizofreni olma riskinin daha yüksek olduğu ortaya çıktı.

Manchester Üniversitesi’ndeki araştırma sonucunda, hamileliğin ilk üç ayında yakın bir akrabanın ölümüyle karşılaşan kadınların çocuklarında şizofreni ve bağlantılı rahatsızlıklar riskinin yüzde 67 daha fazla olduğu ortaya çıktı. Araştırmacılar, stresli dönemde annenin beyninin saldığı kimyasalların embriyonun henüz yeni gelişmekte olan beyni üzerinde doğrudan etkisi bulunduğunu belirtti.

Ağır bir tedavi gerektiriyor
Şizofreni, ağır bir ruh hastalığı. Sebebi tam olarak bilinmese de beyindeki kimyasal ve yapısal değişiklikler ile genlerden kaynaklandığı biliniyor. Şizofreni, alevlenme ve yatışma dönemleri ile seyrediyor. Hastalar, ilaç tedavisiyle çoğunlukla günlük yaşamlarına adapte olabilirler.

Kaynak: http://www.haberturk.com/haber.asp?id=54458&cat=220&dt=2008/02/06

Proteinler ve Kanser

09 Mart 2010 Yazan  
Kategori Proteinler

Birçok kimse çok protein almanın iyi olduğunu sanır. Oysa bu doğru değildir. Sağlıklı yetişkinlere vücut ağırlığına göre, günde her kilogram başına 0,8 gr protein almaları önerilir. Yani 70 kg’lik bir erkek günde 56 gr, 55 kg’lik bir ka­dın da 44 gr protein almalıdır. Aslında çoğumuz her gün bu miktardan daha fazlasını yemekteyiz. Örneğin tek başı­na 85 gr yağsız biftek 27 gr protein sağ­lar. Birçok deney tümörün protein bakı­mından zengin bir beslenme söz konusu olduğunda daha kolay geliştiğini göster­miştir. Örneğin kanser yapıcı olduğu bi­linen afiatoksin Bı adlı mantarla besle­nen farelerde karaciğer tümörünün ge­liştiği kanıtlanmıştır. Bu nedenle prote­in oranı düşük bir beslenme, afiatoksin Bı’in metabolizmasında yer alan ve kan­ser yapıcı etkisini artıran bazı karaciğer enzimlerinin etkinliğini ve üretimini azaltabilir

İnsanlardaki bazı tümörlerin geliş­mesi protein bakımından zengin beslen­meye bağlanmaktadır. Ama araştırmala­rın sonuçlan yağlara ilişkin veriler ka­dar doyurucu değildir. Aşırı protein alı­mına eşlik eden tümörler meme, dölyatağı, prostat, kalınbağırsak, düzbağırsak, pankreas ve böbrek tümörleridir