Saglik Sohbet | Sağlık bilgisi kadın hastalıkları çocuk hastalıkları diyet güzellik sağlık haberleri



Sporun yararları

17 Nisan 2011 Yazan  
Kategori Genel sağlık bilgileri

1. Hareket sistemi;
Sporun sağlığa yararlı olduğu tartışılmaz bir gerçektir, fakat sportif bir aktiviteye başlamak için gerekli olan temel bilgiler genelde yetersizdir. Yani, yaşınıza ve fizik kondisyon düzeyinize uygun spor türünü seçmek önemlidir. Hareket sistemi üzerine sportif aktivitenin çok büyük yararları açıktır. Kas düzeyinde, çalışan kasların tonusunda ve kuvvetinde artış görülür.

-Sportif aktivite eklemlerin doğal genişlik derecesinin korunmasına ve gelişmesine olanak sağlar, ankiloza (eklemlerin katılaşması) karşı mücadele eder.

-beslenmeyi ve kıkırdakların devinme yeteneklerini kolaylaştırarak eklemlerin en iyi şekilde korunmasını ve bakımını sağlar,

-kemik düzeyinde; kalsiyum tutulmasını kolaylaştırır, yaşlı insanlarda sıklıkla görülen osteoporose hastalığına karşı mükemmel bir korunma aracıdır.

-kas tonusunun iyileşmesi sayesinde; sportif aktivite kalça, dizler ve özellikle omurga düzeyindeki ağrıların önüne geçilmesine olanak sağlar,

-bel ağrılarına karşı en iyi ilaçtır fakat, şayet omurganızın durumuna salık verilmeyen sporları ya da kötü jimnastik hareketleri yaparsanız, zararlı da olabilir,

2. Kalp-damar sistemi; salık verilmeyenler hariç, düzenli antrenmanlar kalp-damar sisteminin işlevi üzerine yararlı etkilere sahiptir; kas yapıda olan kalp, kasılma kapasitesini yükseltir ve büyük bir etkinlik gücüne ulaşır, böylece kan organizmanın dokularına en iyi bir şekilde dağılım gösterir. Diğer taraftan fizik aktivite iki önemli kalp-damar hastalıkları risk faktörüne karşı etkili biçimde mücadele eder; arteriyel hipertansiyonu düşürür, aterosikleroza karşı en iyi ilaçtır; dolaşımı iyileştirir ve sporcunun beslenmesine dikkatini zorunlu kılar; böylece, damar sistemi üzerine zararlı etkileri çok iyi bilinen, alkol ve sigara gibi toksik etkileri olan maddelerden uzak durulur.

Özetle;
-kalbin çalışma sistemini düzenler, efektif ve ekonomik çalıştırır,

-periferik damar direnci azalacağından kalp üzerindeki yük kalkar,

-hipertansiyon düzelir,

-dolaşım hızlanır, bundan dolayı metabolik artıkların atılımı kalaylaşır,

-pulmoner oksijenasyon yeteneÄŸi artar

3. Dış görünüm; spor bedeni geliştirir ve belli bir görünüş sağlar, fakat zayıflatmaz. Terleme ile kilo kaybı düşünülmemelidir, ter ile kaybedilen su daha sonra geri alınır. Fizik aktivite sellülite karşı etkili mücadele yöntemidir, kasları uyumlu hale getirir, aşırı kilo alımına yol açmaz (eğer body-building ile uğraşmıyorsanız).

4. Psikolojik yararlar; bu etkiler uygulanan spor türüne bağlıdır ki bunlar en az fizik etkiler kadar önemlidir. Spor;

-kendine güveni uyandırır, hırsı artırır,

-heyecanı ve stresi azaltır,

-bedenin bilincine varılır, seksüel yaşamın düzenine katkı sağlar,

-beynin daha iyi oksijenlenmesi sayesinde, zekasal etkinliği yükseltir,

-gurup düşüncesi, bireyler arasında ilişkiler, karşılıklı olarak saygı kavramı gelişir,

-zevk alma duyusu gelişir; bu beyinden salgılanan hormonlar ile olur; endorfinler; aile ve mesleki kaygılardan kurtulmaya olanak sağlar.

Sporun zararları

16 Nisan 2011 Yazan  
Kategori Genel sağlık bilgileri

Sıklıkla, sporun saÄŸlığı bozan bir çok faktörün kaynağı olduÄŸu unutulur. Sporun yararlarını bir tarafa koyarak, “hasta olmak istiyorsanız spor yapın” da diyebiliriz.

Yılda milyona yakın ölümün spordan kaynaklandığı tahmin edilir. Ölümler yalnızca, otomobil yarışçıları ya da alpinistler gibi üst düzey sporcuların şaşırtıcı kazalarından kaynaklanmaz. Ölümlerin çoğu yetersiz hazırlanma yanlışlıklarından da kaynaklanır; güneş altında tenis oynamak, çok yoğun bir koşu sonrası ya da yüzerek gereğinden fazla kuvvetine güvenerek plajdan çok uzaklara açılma sonrası kramp girmesi nedeniyle boğulmaların görülmesi

Spora başlarken mutlaka çok dikkatli olunmalı ve hekimin öğütleri göz önüne alınmalıdır. Kırk yaşından sonra, sağlıklı olsanız bile, özellikle kardiyak yıkımlardan sakınmak için düzenli olarak hekim kontrolünden geçmek gerekir. Spora bağlı kazalar ve sonuçlarını 4 guruba ayırabiliriz; kalp-damar bozuklukları, travmatik sorunlar, hareket sisteminde aşırı işlevsel sorunlar ve dopinge bağlı sorunlar.

1. Hareket sistemi üzerine: Hareket sisteminde görülen rahatsızlıklar çok fazladır fakat ağır bir sorun değildirler. Önem derecesine göre sıralayacak olursak;

Kas tutuklukları; bu sonunlar, aşırı bir çalışma sonrası kaslarda biriken aşırı toksinlerin, özellikle laktik asitin birikmesinden kaynaklanır. Bu olay çalışmadan 24 saat sonra başlar ve 2-3 gün kadar sürebilir. Bu durum da çok su içmeli ve kaslara yumuşatıcı pomadlar sürülmelidir. Sauna ya da sıcak bir banyo iyi bir etki sağlayabilir.

Kasılma; istemsiz kas kasılmalarıdır, refleks bir reaksiyondan, aşırı uzamadan ya da eklem travmasından kaynaklanırlar. Olayın durumuna göre kas üzerine buz ya da tersine, sıcak banyo ve masaj uygulanır.

Uzama; kas liflerinin gerilmesine neden olan, kasın elastikiyet sınırının aşılmasıdır. Bu durumda zorunlu olarak tüm masajlardan kaçınmak ve liflerin toparlanması için 10 gün beklemek gerekir.

Lif kopması; belirli sayıda kas liflerinin yırtılmasından kaynaklanır ve beraberinde kas düzeyinde bir iç kanama görülür. Masaj sakıncalıdır, iyileşme en az bir ay sürer.

Kas Yırtılması; kasın yırtılması çok ağır bir tablo oluşturur. Cerrahi bir girişim gerektirir.

Tendinit; sporcularda sıklıkla görülür. Genellikle aşil tendonunda, pubisde, diz kapağında, uyluk addüktörlerinde ve dirsekte odaklanırlar (tenisçi dirseği). Tendinitler bazen tüm sportif aktivitelerin bir süre kesilmesini zorunlu kılar.

2. Kalp-damar sistemi üzerine; kalbin, saygı gösterilmesi gereken sınırlarının bilinmesi gerekir. Bu tür riskler özellikle; uzun süreden beri spor yapmayan, hiçbir ön hazırlığı olmayan, akşam karar verip sabah başlayan, kırk yaş üzeri yetişkinlerde ortaya çıkmaktadır.

Çok anlamlı bir örnek squaç tır ve görünmediği kadar çok şiddetli bir spordur. Tenis ve koşu da, özellikle güneş altında uygulandıkları zaman, bazen tehlikeli sporlar olarak ortaya çıkarlar.

Sigara içmek ya da önemli bir fizik aktiviteden sonra saunaya girmek gibi yanlışlardan da kaçınmak gerekir.

3.Doping; Yıllardan beri doping sorunu kaygı verici boyutlara ulaşmıştır, 1988 de Seul Olimpiyatlarında Ben Johnson un altın madalyasının geri aalındığı hatıralardadır. Doping olarak kullanılan ürünlerin listesi hayli kabarıktır, özellikle yapay olarak performansta iyileşme sağlayan anabolizanlar ön sırayı almaktadır. Bunlar çoğunlukla vitaminler gibi psikolojik etkiye sahiptirler. Üstelik, düşüncesizce bu riski göze alan sporcuların yaşam ve sağlıkları için gerçek bir tehlike oluştururlar.

Anabolizanlar; bunlar hormonlardır, erkek testosteronu olarak takdim edilirler. Yoğun bir antrenmanı uygulamak koşuluyla önemli ölçüde kas kitlesini artırırlar. Kaslarda kitle artışı görülse bile tendonların üzerine hiçbir etkileri yoktur, kasın kasılma kuvveti tarafından kopmalar olabilir.

Anabolizanlar bazen tehlikeli tendon kopuklarına yol açmaktadırlar. Bunun yanında, kadınlarda geri dönüşümü olmayan erkekleşme, seksüel yaşam bozuklukları, bazen kanser (özellikle prostat kanseri) gibi çok ağır tabloların kökenini oluştururlar.

Amfetaminler; en çok bilinen ürünlerdir, uyarıcı ilaçlardır. Açlık duygusunu, özellikle yorgunluk hissini yatıştırırlar. Yarışma esnasında öfori sağlarlar ve sporcu kendisini yenilmez hisseder. Fakat, uzun sürede önemli psikolojik bozukluklara yol açarlar, özellikle kişi sürekli olarak hallisünasyonlar ile karşı karşıya kalır.

Kortikoidler; strese karşı mücadeleye ve çabuk toparlanmaya olanak sağlarlar. Fakat, hormonal sistemi tamamen bozarlar, kas ve tendon düzeyinde ağır yaralanmalara yol açarlar, bazen diyabete neden olurlar ya da kullanımlarından uzun yılar sonra osteoporoza yol açarlar.

Kardiyak uyarıcılar; uzun zamandır, yarışma öncesi eritrosit enjeksiyonu, özellikle dayanıklılık sporlarında destekleyici rol oynadığı sanıldı. Oysa, bu doping tamamen etkisizdir ve günümüzde terk edilmiştir. Kardiyak tonik olarak bilinen ünlü efedrin bir çok öksürük şurubu ve burun damlası gibi ilaçlarda bulunur. Kafeinin aşırı tüketimi yasaktır, fakat yinede kontrole yakalanmamak için 6-8 fincan içilebilir.

Medikal kontrol; sportif bir aktiviteye başlamadan önce medikal bir kontrolün yapılması kaçınılmazdır. Bu kontrol özel bir merkezde yapılmalıdır. Bu kontrolün amacı, genel olarak bir sporu yapmaya ya da belli bir spor için olası yasaklı durumların varlığını saptamayı amaçlar. Bu durum EKG, kardiyak enzimler, röntgen ve hastanın muayenesi ile araştırılır.

Kesin yasaklı durumlar;
-yeni geçirilmiş miyokard infarktüsü
-tipik göğüs ağrısı
-konjenital kardiyopati (doğuştan kalp hastalığı)
-kardiyomiyopati (kalp kasının kasılma özelliğinin azalması)
-akut perikardit (kalp zarının iltihabi hastalığı), miyokardit (kalp kasının iltihabi hastalığı),
-kalp ritim ve iletim bozuklukları

Göreceli yasaklı durumlar;
-miyokard infarktüsü; yeterli bir aradan sonra (en az 6 ay) ılımlı egzersizi engellemez, fakat yarışma yasaktır,
-kalp ritim bozuklukları (hastanın takibi gerekir),
-göğüs ağrısı (EKG ve kardiyak enzimler normal, atipik göğüs ağrısı olursa spor yapılabilir),
-orta derece arteriyel hipertansiyon (yüksek hipertansiyon yasak) ,
-tansiyonu düşük olanlar ya da efor testinde tansiyonu yükselmeyenler

Bu incelemelerden sonra, hekim size yapabileceğiniz sporu önerecektir. Mesela, kulak ağrınız var ise suya dalmanız yasaklayacaktır.

Saç dökülmesinin nedenleri ve tedavisi

04 Nisan 2011 Yazan  
Kategori Genel sağlık bilgileri

Memorial Hastanesi Medikal Estetik ve Zayıflama Merkezi’nde görevli Opr.Dr.Kemal UÄŸurlu saç dökülmesi ve tedavi yöntemleri hakkında bilgi verdi.

Estetik görünümde çok önemli bir yer tutan saçın kaybı kişide yaşlanma duygusu yaratmakta, vücudundan birşeylerin eksildiği düşüncesi insanlari mutsuz etmektedir. Erkeklerde daha sık olmasına rağmen kadınlarda da görülmekte ve psikolojik etkisi çok daha fazla olmaktadır.

SAÇ DÖKÜLMESİNİN NEDENLERİ
Saç dökülmeleri kansızlık, beslenme bozuklukları, vitamin eksiklikleri, ağır hastalıklar, hormonal düzensizlikler ve bazı ilaç kullanımlarından sonra görülebilirse de genelde bir nedene bağlanamaz. Ailesel yatkınlık, stres, mantar enfeksiyonları ve kalitesiz bakım ürünlerinin kullanılması dökülmeyi etkileyerek arttırabilmektedir.

Saç dökülme alanları erkeklerde başınn ön, üst ve tepe kısmında görülür ve degişik genişlikte olabilir. Çoğu kişide ileri yaşlara kadar başın her iki yanında ve ensede dökülmeyen alanlar kalır.

Kadınlarda ise yaygın seyrelme tarzında dökülmeye daha sık rastlanır bölgesel dökülme nadir olarak görülür.

Saç dökülmesi otuzlu yaşlara doğru başlar ve elli yaşın üstünde erkek nüfusunun hemen hemen yarısında görülür. Başlama yaşı nekadar erken olursa dökülme o kadar fazla ve genis alanda olur.

DÖKÜLMEYİ DURDURAN YADA YENİDEN SAÇ ÇIKARTAN TEDAVİ VAR MIDIR ?
Vücudun diger hücreleri gibi saç hücrelerininde genetik olarak şifrelenmis bir ömrü vardır. Dökülen saçların ömürlerinin kısa olarak planlandıgı düşünülür. Bazı ilaçlarla bu dökülmeye başlayan saçların hücrelerinin ömrü uzatılmaya çalısılmaktadır. Ancak bu ilaçlar kullanıldığı dönemde kısmen etkili olmakta ilacın kesilmesi ile eski dökülme durumuna geri dönülmektedir. Uzun zaman önce saçın dökülmüş olduğu bölgelerde etkili olan bir ilaç ise henüz bulunamamıştır.

SAÇ EKİMİ
Günümüzde teknolojinin gelişmesi ile birlikte estetik cerrahinin tüm bölümleri gibi saç ekim tekniğide çok gelişmiş ve mükemmel sonuçlar alınır hale gelinmiştir. Eskiden içerisinde 5-6 saç hücresi bulunan dokularla (makro greftlerle) yapılan saç ekimleri doğal olmayan görünüm yaratmaktaydı. Günümüzde saç ekimi artık mikro greft tekniği olarak bilinen 1-2 kıl hücresinin ekimi şeklinde yapılmaktadır.

Saç ekiminde en önemli kriter saç ekimi yapılacak alanla, saçın alındığı alan arasındaki orandır. Tüm saçın 3 de 1 ve daha az oranındaki dökülmelerinde saç ekimi ile elde edilecek estetik sonuçlar çok iyidir. Daha geniş alanlardaki dökülmelerde alanın genişliğine bağlı olarak estetik başarı düsmekte, ekim sonrası elde edilen saç yoğunluğu biraz daha az olmaktadır. Başarıyı etkileyen önemli bir diğer etkende ekibin tecrübesidir. Saçın ekim yönü, açısı, yoğunluğu ve hücrelerin efektif dağılımı estetik görünümü çok etkiler.

Türkiye’nin ürperten kanser haritası

01 Nisan 2011 Yazan  
Kategori Genel sağlık bilgileri

SaÄŸlık Bakanlığı Kanserle SavaÅŸ Dairesi ile Ankara İl SaÄŸlık Müdürlüğü Kanser Kayıt, İstatistik ve EÄŸitim Birimi’nin ortaklaÅŸa gerçekleÅŸtirdiÄŸi kanser araÅŸtırması Türkiye’deki kanser vakalarına iliÅŸkin çarpıcı gerçekleri su yüzüne çıkardı.

AraÅŸtırmaya göre 1999 yılında sekiz bin 879 olan kanserli sayısı 2003 yılında üç bin 893 artarak 12 bin 772′ye yükseldi. Erkeklerde en çok akciÄŸer, mide, mesane, prostat ve kolon, kadınlarda ise meme, over, mide, kolon ve akciÄŸer kanseri görülüyor.

Ankara İl saÄŸlık Müdürlüğü’nün yayın organı, “SaÄŸlığın BaÅŸkenti” dergisinde yayınlanan araÅŸtırma sonuçlarına göre, 1999 yılında sekiz bin 879, 2000 yılında sekiz bin 613, 2001 yılında dokuz bin 054, 2002 yılında 10 bin 971 ve 2003 yılında 12 bin 772 kanserli hasta tespit edildi. 2003 yılında ‘bildirimi yapılan’ kanser vakalarının yaÅŸ ve cinsiyete göre istatistikleri şöyle:

“0-4 yaÅŸ: Erkek 102, Kadın: 85,Toplam: 187
5-9 yaş: Erkek 103, Kadın: 64, Toplam: 167
10-14 yaş: Erkek 83, Kadın: 70, Toplam: 153
15-19 yaş: Erkek 112, Kadın: 82, Toplam: 194
20-24 yaş: Erkek 181, Kadın: 114, Toplam: 295
25-29 yaş: Erkek 175, Kadın: 150, Toplam: 325
30-34 yaş: Erkek 203, Kadın: 267, Toplam: 470
35-39 yaş: Erkek 233, Kadın: 390, Toplam: 623
40-44 yaş: Erkek 443, Kadın: 531, Toplam: 974
45-49 yaş: Erkek 585, Kadın: 635, Toplam: 1220
50-54 yaş: Erkek 935, Kadın: 772, Toplam: 1707
55-59 yaş: Erkek 803, Kadın: 592, Toplam: 1395
60-64 yaş: Erkek 841, Kadın: 623, Toplam: 1464
65 ve üstü: Erkek İki bin 112, Kadın: Bin 436, Toplam: 3548

Genel toplam: Erkek Altı bin 911, Kadın: BeÅŸ bin 811, Toplam: 12 bin 772″.

Çapraşık Dişlerin Nedenleri Ve Tedavisi

31 Mart 2011 Yazan  
Kategori Genel sağlık bilgileri

Çocukluk döneminde süt dişlerin değişip, kalıcı dişlerin gelmeye başlamasıyla pek çok çocukta çapraşıklıkların yaşandığı bildirildi.

Türk DiÅŸhekimleri BirliÄŸi’nin (TBD) web sitesinde yer alan bilgilere göre, bir çok anne ve baba, “ÇocuÄŸumun diÅŸleri eÄŸri geldi” endiÅŸeyle diÅŸhekimine baÅŸvuruyor. Bu durumun en büyük nedeninin ‘kalıtım’ olduÄŸunu belirten uzmanlar, zamanında alınmayan bazı önlemlerin de çapraşıklara yol açtığını ifade ettiler.

Genetik olarak çocukta çene boyutuyla diÅŸlerin geniÅŸlikleri arasında uyumsuzluk olması ya da çenelerin geliÅŸmesini olumsuz yönde etkileyen solunum yolu problemlerinin diÅŸlerde çapraşıklığıklara yol açtığını anlatan uzmanlar, “ÇocuÄŸunuzun burun yollarındaki solunumu engelleyen faktörler öncelikle üst çenenin daha sonrada alt çenenin normal büyümesini etkileyerek diÅŸlerin düzgün sıralanmasına engel olurlar. Bu durumda mutlaka uzman bir diÅŸhekiminin müdahalesi gerekir” diye konuÅŸtular.

Dişlerdeki çapraşıklığın bir diğer nedeninin de süt dişlerinin normal değişme zamanı gelmeden çekilmesi olduğuna dikkati çeken uzmanlar, şunları kaydetti:

“‘Nasıl olsa yerine yenisi gelecek’ düşüncesiyle tedavi edilebilir düzeydeki süt diÅŸlerinin çekimi son derece hatalıdır. Çünkü bu diÅŸler altlarından gelecek kalıcı diÅŸlerin yerini koruyarak çapraşıklıkları önlerler. Bir süt diÅŸi zamanından önce çekilirse yandaki diÅŸler çekilen diÅŸin boÅŸluğına doÄŸru kayar. Alttan gelecek kalıcı diÅŸin süreceÄŸi yeri kapatır, kalıcı diÅŸ bulabildiÄŸi boÅŸluktan sürmeye çalışır yada gömülü kalır. Her iki durumda da diÅŸ sisteminin dengesi bozulur ve çapraşıklıklar gözlenir. Süt diÅŸlerini ara yüzlerinde görülen çürükler zamanında tedavi edilmezse yandaki diÅŸler çürüyen, kayıp diÅŸ dokusu kadar boÅŸluÄŸa kayar. Çapraşıklıkların bir diÄŸer nedeni de budur. İşte bu nedenlerden dolayı süt diÅŸlerinde görülen çürüklerin tedavisi son derece önemlidir”.

DiÅŸlerin düzgün sıralanmasının sadece estetik açıdan önemli olmadığını anlatan uzmanlar, diÅŸlerdeki çapraşıklıkların bu bölgelerin temizlenmesi güç olacağından çürüklere, diÅŸeti hastalıklarına ve eklem aÄŸrılarına neden olabileceÄŸini belirttiler. Çapraşık diÅŸlerin her yaÅŸta deÄŸiÅŸik tedavi yöntemleriyle ortodontistler tarafından tedavi edilebildiÄŸini söyleyen uzmanlar, “Ancak bu tür tedaviler oldukça pahalıdır. Bu nedenle çürüyen süt diÅŸlerinin çekiminden çok tedavisi yoluna gitmek daha da önemlisi iyi bir ağız bakımıyla diÅŸleri saÄŸlıklı olarak ağızda tutmak en doÄŸru yöntem olacaktır” ÅŸeklinde konuÅŸtular.

Uykusuzluk Çekenlere Tavsiyeler

28 Mart 2011 Yazan  
Kategori Genel sağlık bilgileri

Hemen hemen herkesin zaman zaman yaşadığı uykusuzluk sorunundan, basit birtakım önlemlerle kurtulunabiliniyor.

Türk Psikiyatri DerneÄŸi’nin internet sitesi ‘Psikonet’te yer alan bilgilere göre, özellikle kabul gören kiÅŸilerde görülen uykusuzluk sorunu, uyandıktan sonra tekrar uykuya dalmakta güçlük ve sabah yeterince dinlenmemiÅŸ olarak uyanmak ÅŸeklinde kiÅŸide sıkıntı meydana getirir. Uzmanlar kötü bir uykuyu, düzensiz bir uyuma alışkanlığı, gün içinde kısa uykular, kafein içeren maddeler, rahatsız yatak, odanın çok sıcak ya da çok soÄŸuk olması, aşırı gürültü ile günlük hayatta yaÅŸanan gerilim ve endiÅŸelere baÄŸlıyorlar. Ancak birkaç basit önlemle uykusuzluk sorununu çözmek ve uykuyu geliÅŸtirmek mümkün. Psikologların sunduÄŸu öneriler ise şöyle:

“- Uykunuzun geldiÄŸini hissettiÄŸinizde yataÄŸa gidin.
- Yatakta kitap okumayın ya da televizyon seyretmeyin. Bunlar uyku kaçırıcı etkinliklerdir.
- Bir önceki gece kötü uyumuÅŸ olsanız bile gün içinde kestirmeyin. EÄŸer uzun süre “kalitesiz” bir uykunuz varsa ve uzun süren “uykuya dalamama” dönemleriniz oluyorsa, farkında olmadan yatağınızı/yatak odanızı “uyumak” yerine “uyanık kalmak” ile eÅŸleÅŸtirmiÅŸ olabilirsiniz. Bu durumdan kurtulmak için de;

- Çok yorgun hissetseniz ya da uyku açığınızı telafi etmek isteseniz de erken bir saatte yatağa gitmeyin.
- Işıkları hemen söndürün.
- 20 dakika içinde uyumadıysanız, başka bir odaya gidin; tekrar uykunuz gelene kadar oturun ve rahatlayın.
- Bir gece önce az uyumuÅŸ olsanız bile, her gün aynı saatte uyanın.”

Temiz ev astımı tetikliyor

22 Mart 2011 Yazan  
Kategori Genel sağlık bilgileri

Avustralya’da yapılan bir araÅŸtırma, ev temizliÄŸinde kullanılan temizlik malzemelerinin çocuklarda astım riskini arttırdığını ortaya çıkardı.

Cutrin Teknik Üniversitesi’nde yapılan araÅŸtırmalara göre, temizlikte kullanılan toz deterjanlar, çocukların astıma yakalanma riskini 4 kat artırıyor. AraÅŸtırmacılar, bu amaçla piyasada satılan 192 çeÅŸit uçucu özellik taşıyan organik katkılı temizlik ürününü inceledi ve deneyler sonucunda bu ürünlerin 88′inin astım hastalığına yol açabileceÄŸini saptadı.

AraÅŸtırmacılar, bu ürünlerin kansere neden olup olmadığını da test etti. Bilim adamları, bu ürünlerin birçoÄŸunda maden kömürü katranından elde edilen ve çabuk yanan renksiz bir sıvı olan ‘benzen’ maddesine rastladı. AkciÄŸer kanserine de neden olan bu maddeyi içeren ürünlerin astımı 3 kat daha fazla tetiklediÄŸini belirleyen araÅŸtırmacılar, benzen içeren temizlik ürünlerini kullanmamak konusunda ebeveynleri uyardı.

Balık birçok hastalığı önlüyor

11 Mart 2011 Yazan  
Kategori Genel sağlık bilgileri

Balığın depresyonu önleyip, kalp hastalığına iyi geldiği bildirildi. Semt Pazarları Balık Satıcıları Derneği tarafından hazırlanan katalogda, balık avı sezonunun başlamasıyla hangi balığın ne zaman alınacağı, nasıl pişirileceği sorularına cevap veriliyor. Katalogtan derlenen bilgilere göre, ülkemizde avlanan bazı balık türleri bütün yıl boyunca yenirken, bazılarınının lezzeti mevsimine göre artıyor.

Bu ay Marmara Denizi’nde avlanan hamsinin buÄŸulama, kızartma ve ızgara, irileÅŸen palamudun da tava, ızgara, fırın, kiremit, pilaki yahni ve lakerda olarak yenmesi tavsiye ediliyor. Ekim ayında ise palamudun yanı sıra lezzeti tam yerine gelen lüferin ızgara ve buÄŸulaması tavsiye ediliyor. Tava ve haÅŸlamaya elveriÅŸli olan uskumrunun yoÄŸun olarak avlandığı Kasım ayı da pisi balığının tadının en güzel olduÄŸu dönem. Aralık ayında Karadeniz’in simgesi hamsinin, en lezzelti olduÄŸu döneme giriliyor. Bu dönemde hamsinin tavası, ızgarası, pilakisi, buÄŸulaması, pilavı, böreÄŸi ve içli tavası yenilebilir.

Aralık, Ocak ve Şubat aylarında bolca tutulan, Mart Nisan aylarında da lezzetini koruyan tekirin tavasının yanısıra, yine Şubat ayında tereyağında tavasıyla meşhur kalkanın mevsimi başlıyor. Nisan ayında bolca bulunan ve tutulan balıklardan levreğin buğulaması, kırlangıcın çorbası; gümüşbalığı ve mezgidin tavası, kefalin ızgarası, barbunyanın tava ve ızgarası tavsiye edilirken, çorbasi ile meşhur iskorpit de Mayıs ayında zevkle tüketilebilir. Temmuz ayında mevsimi başlayan ve tadının en lezzetli olduğu dönem Ağustos ayı olan sardalya asma yaprağında ızgarası ve tuzlamasıyla ünlü.

Balıkçıların hazırladığı katalogda, balığın faydaları konusunda uzman görüşlerine de yer veriliyor. Tabii bir besin kaynağı olan ve çok sayıda hastalığı önleyici özellikler taşıyan balığın bolca tüketilmesini tavsiye eden uzmanlar, günde ortalama 350 gram yaÄŸlı balık tüketenlerde kalp krizi riskinin azaldığını savunuyor. Uzmanlar, balıkçı köylerinde ve balık tüketimi yüksek olan Japonya’da kalp hastalığının az görülmesinin sebebinin de bu olduÄŸunu ifade ederek, Finlandiya’da yapılan bir araÅŸtırmaya göre, haftada bir öğünden az balık yiyenlerin yüzde 40′ının depresyon riski ile karşı karşıya kaldığını, bu durumnu da balık etinde bulunan omega 3 adlı yaÄŸlı asidin az tüketilmesinden kaynaklandığını kaydediyor.

Diyabetli kadınlarda meşrubat riski

08 Mart 2011 Yazan  
Kategori Genel sağlık bilgileri

Meşrubat tüketimiyle şeker hastalığı arasında doğrudan ilişki olduğu ilk kez bilim adamlarınca tespit edilerek ortaya kondu. Yapılan araştırma sonuçlarını açıklayan uzmanlar, diyabetteki meşrubat riski konusunda hastaları uyardı.

Amerikan Tıp DerneÄŸi’nin internette yayınlanan bir araÅŸtırma sonuçlarına göre, günde en az 1 kez meÅŸrubat içen kimselerde, ikinci tip denilen ÅŸeker hastalığı riskinin yüzde 83 arttığı belirtildi. AraÅŸtırma, 9 yıl süreyle 91 bin kadın arasında gerçekleÅŸtirildi ve meÅŸrubat içenlerin, hiç içmeyenlerden veya az içenlerden çok daha fazla kilo aldıkları belirlendi. Günde en az 1 kez meÅŸrubat içen kadınlarda diyabet-2 riskinin, ayda 1 kez meÅŸrubat içen kadınlardan yüzde 83 daha fazla olduÄŸu tespit edildi. AraÅŸtırmacılar, bu sonuçların diyabet ve obeziteyle mücadelede, meÅŸrubatların azaltılması gerektiÄŸini gösterdiÄŸini vurguladı.

Vitamin Cildin Dostu

06 Mart 2011 Yazan  
Kategori Genel sağlık bilgileri

Genç ve sağlıklı bir cilde sahip olmak için vitaminin önemine dikkat çeken uzmanlar, C ve E vitaminlerinin ciltte kırışmayı engellediğini ifade ediyor.

C vitamininin vücuttaki bağ doku denen koruyucu doku katmanının korunmasında anahtar rol üstlendiği belirtildi. www.hekimce.com adresli internet sitesinde yer verilen bilgilere göre, ciltteki kırışıklıkların oluşumuna engel olan bir diğer etken de E vitamini. Suda eriyebilen vitamin grubundan olan C vitamini, sindirim kanalından kana, vücudun emme mekanizmasının izin verdiği ölçüde geçerek her noktasına taşınıyor. Hücreler ihtiyaçları kadar C vitaminini kandan alıyor fazla miktar ise vücuttan idrar yolu ile atılıyor.

Taze sebze ve meyvelerin C vitamini deposu olduÄŸunu belirten uzmanlar, bir yetiÅŸkinin günlük C vitamini ihtiyacını 300-500 mg olarak bildiriyor. Uzmanlar, “Sigara kullanan kiÅŸilerin vitamine ihtiyacı daha yüksektir. Fazla miktarda C vitamini, alınması halinde idrar yolu ile atılır. Ancak çok yüksek dozda alınan C vitamini, atılımı sırasında idrarda, kum veya taÅŸ oluÅŸumuna neden olabilir” uyarısında bulunuyor.

Daha çok ultraviyole ışına maruz kalarak yıpranmış cildin C vitamini gereksiniminin arttığı beliterek; cilde yüksek dozda C vitamini içeren kremlerin uygulanması ile bazı olumlu geliÅŸmelerin kaydedilebileceÄŸini vurgulayan uzmanlar, “Özellikle sunblock (tam UV kesen kozmetikler) ile birlikte C vitamini uygulamasının, serbest radikallerin oluÅŸumunu azaltıp kırışıkların baÅŸlamasına engel olduÄŸu düşünülmektedir. Bu tip ürünlerin, güneÅŸe çıkmadan en az 20-30 dakika önce uygulanması gerekmektedir” diyor.

Ciltte kırışıklıkların oluşumuna engel olan bir diğer vitaminin de E vitamini olduğunu ifade eden uzmanlar, şu tavsiyelerde bulunuyor:

“GüneÅŸlenmeden 8 saat sonra uygulanan E vitamini içerikli güneÅŸ yağının, ciltte oluÅŸabilecek zararlara karşı koruma saÄŸladığı ve ÅŸiÅŸik oluÅŸumunu engellediÄŸi bilinmektedir. Ağız yolu ile alınan E vitamininin, cilt kırışıklıkları üzerine olan etkisi yeni çalışılan bir konudur, ancak bu tip uygulamanın cildin daha saÄŸlıklı olmasında etkili olduÄŸu bildirilmiÅŸtir. Balık, E vitamini bakımından oldukça zengin bir besin kaynağıdır. Cilt kırışıklıkları konusunda içki ve sigaranın da çok etkisi vardır. Sigara, içerdiÄŸi maddeler nedeniyle damarların büzülmesine, kan dolaşımının azalmasına, ciltte tahriÅŸlere ve kurumalara neden olur. Vücuda su alımı da çok önemli bir faktördür. Ciltte bulunan hücrelerin su içeriklerin tam olması, yaÄŸ ve ter bezlerinin normal fonksiyonları için su çok önemlidir. DoÄŸal olarak cildi nemlendirir. Bir kiÅŸinin günde 5 litreye yakın miktarda sıvı alması gerekir. Dengeli bir beslenme, güneÅŸten korunma, spor yapmak ve bol bol su içmek, cilt saÄŸlığı için yapılması gereken en temel davranışlardır.”

Sonraki Yazılar »