Sağlık Sohbetleri | Sağlık bilgisi kadın hastalıkları çocuk hastalıkları diyet güzellik sağlık haberleri



YaÄŸ Severlerin Dikkatine

09 Nisan 2011 Yazan  
Kategori Genel sağlık bilgileri

Margarin ve Tereyağı arasındaki farkı biliyor musunuz?

· Her ikisi de hemen hemen aynı kaloriye sahiptir.
· Tereyağı çok az daha fazla doymuş yağ oranına sahiptir. 8 grama 5 gram.
· Harvard Tıp Fakültesinin çalışmasına gore tereyağı ile karşılaştırılınca margarin yemek kadınlarda kalp hastalığına yakalanma olasılığını %53 artırıyor.
· Tereyağı yemek yiyeceklerdeki diğer besin öğelerinin emilimini artırıyor. Tereyağının besinsel değeri yüksek olmasına rağmen margarinin çok düşüktür. Çünkü katkılıdır.
· Tereyağı margarinden çok daha lezzetlidir ve diğer yiyeceklerdeki tadları zenginleştirir. Tereyağı yüzyıllardır bilindiği halde margarin 100 yıldan az bir süredir yapılmaktadır.

Ve şimdi margarine gelelim…
· Yağ asitleri çok yüksektir…
· Koroner kalp hastalığı riskini üçe katlar…
· Toplam kolesterolü ve LDL’yi yükseltir. (Kötü kolesterol)
· HDL’yi düşürür. (iyi kolesterol)
· Kanser riskini beş katına çıkarır…
· Anne sütünün kalitesini düşürür…
· Bağışıklık sistemini zayıflatır…
· İnsülin tepkisini düşürür.

İŞTE EN İLGİNÇ KISMI!
· Margarin plastikten yalnızca 1 molekül farklıdır.

(Hidrojene demek moleküler yapısına hidrojen eklenmiş demektir.) Kendiniz de deneyebilirsiniz: Bir paket margarine alın ve gölge bir yere koyun. İki gün içinde şunları gözlemleyeceksiniz. Üzerinde bir tane bile sinek yok! (Bu size birşeyler anlatmalı.)

Çürümemiş ve kötü kokmamıştır. Çünkü hiçbir besin değeri yoktur ve üzerinde hiçbir şey gelişmez. Hatta mikro organizmalar bile yerleşmez. Neden? Çünkü nerdeyse plastiktir. Evdeki plastik kablonuzu eritip de tostunuza surer misiniz?

Sigara, egzozdan 10 kat zararlı

24 Mart 2011 Yazan  
Kategori Genel sağlık bilgileri

Uzmanlara göre, sigara tüketimi, motorlu araçlardan 10 kat daha fazla havayı kirletiyor.

ABD Ulusal Kanser Enstitüsü tarafından yayınlanan rapora göre, söz konusu bulgu, Enstitü araÅŸtırmacılarının ‘Neden sigara kullanmayanlar en az sigara içenler kadar etkileniyor?’ sorusuna cevap aramaları sonucunda bulundu. AraÅŸtırmalarda, yakılan bir sigaranın ürettiÄŸi katranın, bir aracın egzozundan çıkan miktardan daha fazla olduÄŸu ölçüldü. Katran ve benzeri zehirli parteküllerin akciÄŸer kanseri ve astım riskini yükselttiÄŸi önceden beri bilinen bir gerçek. Avrupa’daki morotlu taşıtlara her yıl uygulanan egzoz emisyon ölçüm limiti 40 ug/m3 olarak belirlenmiÅŸ.

Araştırmacılar, iddialarını desteklemek için bir deney yaparak, düşük sülfür katkılı 2 litre turbo dizel yakıtla doldurulmuş bir arabayı kapalı bir garajda 30 dakika çalıştırdılar. Deneyin ilk bölümünde aracın emisyon ölçümünden 88 ug/m3 elde edildi. Ölçümlerin ardından 4 saat havalandırdıktan sonra kapattıkları garajda bu sefer 30 dakika içinde 3 filitreli sigarayı yanar halde bıraktılar. Bunun sonucunda da 830 ug/m3 emisyon elde edildi. Araştırmacılar, sadece 3 sigaranın, 2 litre turbo dizel yakıtından tam 10 kat daha fazla havayı kirlettiği sonucunu elde ettiler.

Televizyon seyretmek kasları imha ediyor

23 Mart 2011 Yazan  
Kategori Genel sağlık bilgileri

Uzmanların, uzun saatler boyunca televizyon ya da bilgisayar karşısında oturan kişilerin bel ve sırt kaslarında şiddetli ağrılara neden olan kalıcı hasar oluştuğunu belirledikleri bildirildi.

İnternette yayın yapan bir sağlık haberleri sitesinde yayınlanan araştırmaya göre, beli destekleyen kasların, saatler süren hareketsizlik sonucunda kalıcı biçimde işlevsizleşebileceği belirlendi. Bilim adamlarının yaptığı araştırmada, 19 genç erkek gönüllü, 8 hafta boyunca yatakta zaman geçirdi ve kaslarındaki değişim izlendi.

AraÅŸtırma ekibi bunun, omurgayı koruyan kasların uzun zaman kullanılmadığında ‘iÅŸlevsizleÅŸtiÄŸini’ kanıtlayan ilk araÅŸtırma olduÄŸunu belirterek, televizyon önünde saatlerce zaman geçirmenin etkisinin de tam olarak aynı olacağını bildirdi. AraÅŸtırma, zarar gören kasların yeniden çalıştırılmasının da uzun ve zor bir süreç olduÄŸunu kanıtladı. Gönüllülerin bazılarının bel kaslarının, egzersiz yapmalarına raÄŸmen 6 ay sonra bile düzelmediÄŸi belirlendi.

Mikrobun da faydalısı var

20 Mart 2011 Yazan  
Kategori Genel sağlık bilgileri

Bitki, hayvan ya da büyük pekçok organizmanın gen dizilimini hatta tarih öncesi canlıların kopyalarını elde etmeye çalışan genetik bilimciler, bu kez dikkatleri ihmal edilen insanların kendi bedenindeki mikroplara çevirdiler.

Normal bir insanın bağırsağında 500 ayrı tür mikrop yaşadığını belirleyen uzmanlar, bir o kadar da ağızda ve vajinada yuvalanan mikropların organizma için bir çok yararı olduğunu tespit ettiler.

Tübitak’ın Bilim Teknik Dergisi’nde yer alan bir araÅŸtırmada, insan vücudunu mesken edinmiÅŸ bakteri ve virüslerin, yaÅŸam için çok önemli olduÄŸu vurgulandı. Bağırsaklardaki mikropların hem hazmı kolaylaÅŸtırdığı, hem de daha zararlı organizmaları vücudun dışına attığı ifade edildi. Ancak insan vücudundaki mikropları laboratuvarda çoÄŸaltmak mümkün olmadığı için özelliklerinin fazla bilinmediÄŸi kaydedildi.

ABD’de bulunan Genomik AraÅŸtırmalar Enstitüsü ile Stanfort Üniversitesi’nden bilimadamları, vücuttaki boÅŸluklardan alınan sıvıları doÄŸrudan, daha önce insan genom projesinde yararlanılan dizgeleme makinelerine atmayı planlıyorlar. Makinelerden saÄŸlanacak verilerin, hangi organizmaların insan vücudunun neresinde yaÅŸadığının bilinmesine ışık tutacağı ifade ediliyor. AraÅŸtırmacılar iÅŸe diÅŸ ve diÅŸetlerinde oluÅŸan bakteri plaklarından bir örnekle baÅŸladılar. AraÅŸtırmacılara göre, elde edilen dizilimlerin yüzde 40′tan fazlasına ÅŸimdiye kadar hiçbir yerde rastlanmadı. Bunların, bilinen bakterilerdeki yeni genler ya da tümüyle yeni türlere ait oldukları düşünülüyor.

Beslenme Rehberi

21 Ocak 2011 Yazan  
Kategori Sağlıklı beslenme

Sağlıklı beslenmenin temel kuralları
Yağ kaybı sadece kilo kaybı demek değildir
Yiyecek piramidi – DoÄŸru seçim için rehberiniz
Kilo kontrolünde yiyecek piramidi
Sağlıklı yiyecek seçimi
Sağlıklı yiyecek seçenekleri için öneriler

Zayıflamak sadece kilo vermek değil, aynı zamanda kontrolü ele almaktır. Yiyeceklerinizi iyi seçerseniz kontrolü de elinizde tutarsınız.
Kilo vermek alınan ve yakılan kalorilerin dengelenmesi ile ilgili bir süreçtir. Bu bölümde yediklerinizle ilgili bilgiler bulacaksınız. “Diyet” kelimesi ile, belli bir zaman uygulanan ve kilo verildikten sonra bırakılan bir program anlatıldığından “diyet uygulamak” terimi pek uygun deÄŸildir. Diyet, uzun süreli bir sorun için kısa vadeli çözümler getirir.
Öneriler, başarılı bir şekilde kilo vermenizi sağlamak ve yeniden kilo almanızı önlemek amacıyla tasarlanmıştır.

Beslenme programının üç basit kuralı vardır:
Daha az yaÄŸ yiyin. Aldığınız yaÄŸ miktarının günlük toplam kalori miktarının 1/3′ünden az olmasını saÄŸlayın.

Daha çok sebze ve meyve içeren, dengeli ve çeşitli yiyecekler yiyin.
Günde 3 ana öğün ve aralarda yağdan ve kaloriden fakir ara öğünler yiyin.

Sağlıklı beslenmenin temel kuralları
Kaloriler hayatın yakıtıdır
Kaloriler hayatınızı sürdürmeniz için gereken enerjiyi verirler. Yediğiniz her yiyecekte belli miktarda kalori vardır. Besinlerle aldığınız kalorilerin kaynakları yağlar, karbonhidratlar ve proteinlerdir.
1 gram yaÄŸ = 9 kilokalori
1 gram karbonhidrat = 4 kilokalori
1 gram protein = 4 kilokalori

Yukarıda da belirtildiği gibi yağlar kalori açısından, hem karbonhidratlardan hem de proteinlerden iki kat daha zengindir. Vücudunuz yiyeceklerden gelen kalorileri alabilmek için besinleri karbonhidratlar, proteinler, yağlar, mineraller ve vitaminler gibi bileşenlerine ayırmak zorundadır. Bu bileşenler daha sonra kan dolaşımına katılırlar ve tüm vücuda dağılırlar.
Sindirimin gerçekleşmesi için de enerji gereklidir. Bu olaya termojenik etki denir.

Yiyeceklerin termojenik etkisi
Tüketilen her 100 kalori için yakılması gereken kalori miktarı:
Protein 25-40
Karbonhidrat 6-8
YaÄŸ 3

Sizin de gördüğünüz gibi diyetsel yağın termojenik etkisi yok denecek kadar azdır ve bu nedenle doğrudan yağ olarak depolanır. Bu yakma işlemi yemekten hemen sonra başlar ve birkaç saat sürer. Yağdan zengin beslenme durumunda vücut aşırı yüklenir ve yakma süresi kısalır. Gün içinde ki birkaç hafif yemek, vücudunuza kalori yakması için ek fırsatlar kazandırır.

Karbonhidratlar
Karbonhidrat vücudun glikoza dönüştürebildiği her türlü maddedir. Glikoz hücrelerin enerji olarak kullandığı en önemli maddelerden biridir. Karbonhidratlar glikoza yıkılma özeliklerine göre basit ya da karmaşık olabilirler. Saf buğday ekmeği, şeker ve alkol kalori fazlalığı olduğunda kolaylıkla yağa dönüşebilen basit karbonhidratlara örnek olarak verilebilir. Yapraklı sebzeler, patates ve hububat ürünleri karmaşık karbonhidratlara örnektir. Bu grup yiyecekler sağlıklı olmanız için gereken bütün besinlere sahiptir ve beslenme programınızın temelini oluşturmalıdır.
Proteinler
Proteinler, vücudun en etkili kalori yakıcı bölümü olan kas dokusunu güçlendirmek açısından çok önemlidir. Protein ette, süt ürünlerinde ve daha az olarak hububat ürünlerinde bulunmaktadır. Yemeklerinizin yeterli miktarda protein içerdiğinden emin olun, ancak bu tür gıdaların yağdan da zengin olabileceğini aklınızdan çıkarmayın. Mümkün olduğunca yağ açısından fakir alternatifleri seçmeye çalışın.

YaÄŸ
Yaşamın idamesi ve sağlık için çok önemli olan yağ, sadece fazla miktarda alındığında zarar verir. A, D, E ve K vitaminleri gibi önemli vitaminler için taşıyıcılık görevi yapar. Vücudun savunma sisteminde önemli bir rolü olan yağ, östrojen gibi homonların üretiminde ve depolanmasında görev alır.
Günümüzde, saÄŸlık uzmanları saÄŸlıklı bir diyette bulunması gereken kalori miktarının en fazla 1/3′ünün yaÄŸdan gelebileceÄŸini belirtmektedirler.

Yağ kaybı sadece kilo kaybı demek değildir
Gerek hastalar, gerekse doktorlar baÅŸarı göstergesi olarak verilen kiloyu dikkate alma eÄŸilimindedirler. Oysa bakmanız gereken ÅŸey nicelik deÄŸil niteliktir. Kilo kaybı yaÄŸdan ya da “yaÄŸ dışı kitleden” olur. Kilo kaybının ilk dönemlerinde bu yaÄŸ dışı kitle su iken, ilerleyen zamanlarda kas ağırlıklı olur. Kas dokunun kalori yaktığı, buna karşın yaÄŸ hücrelerinin ise depoladığı bilinen bir gerçektir. Kayıp, kas dokudan olduÄŸunda vücudunuzun fazla kaloriyi yakma yeteneÄŸi de azalır. Hızlı kilo vermeyi saÄŸlayan diyetler niceliÄŸi niteliÄŸin önünde tuttuklarından kayıplar daha çok yaÄŸ dışı kitleden olur ve bu nedenle çok kısa süre içinde yeniden kilo alınır.
İdeal olanı kayıpların ¾’ünün yaÄŸdan ve ¼’ünün de yaÄŸ dışı kitleden olmasıdır. YaÄŸ dokudan kaybetmeyi hedefleyen, yavaÅŸ ve sabit bir kilo kontrol programı bu amaca ulaÅŸmak için yeterlidir.

Diyetinizdeki yağı kesin
Yağ beğenilen pek çok yiyeceğin tadına ve kokusuna güzellik kattığından, yiyeceklerinizdeki yağ oranını azaltmanız hiç de kolay değildir. Buna rağmen, beğenilerinizden çok fazla fedakarlık yapmadan da yiyeceklerinizdeki yağ miktarını azaltabilirsiniz.

Yiyeceklerinizdeki yağı azaltmanıza yardımcı olacak bazı öneriler:
Tereyağı, mayonez ve salata sosu gibi şeyleri azaltın.
Patates cipsi gibi yağlı çerezleri azaltın.
Yağda kızartılan yemekleri azaltın.
Et yerine tavuk ya da balık eti tüketin.
Daha çok sebze, meyve ve hububat ürünü tüketin.
Kahvaltı alışkanlıklarınızı değiştirin. Önceden böyle bir alışkanlığınız yoksa kahvaltı yapmaya başlayın. Yağda yumurta, tereyağlı kızarmış ekmek gibi şeyler yemeyin.
Mümkün oldukça yağdan oranı düşük alternatifleri tercih edin.

Yiyecek Piramidi – DoÄŸru seçim için rehberiniz
Günümüzde insanların çoğu arzuladıkları yiyeceklere kolaylıkla ulaşabilmektedir. Sosyal ve duygusal gereksinimlerimizi karşılayan, dengeli beslenmemizi sağlayan bütün yiyeceklerin hayatımızda yeri vardır. Yiyecekleri iyi ya da kötü diye sınıflamak ya da yasaklamak doğru değildir. Sağlıklı bir şekilde kilo vermenin anahtarı dengeyi bulmaktır. Yiyecek piramidi bu dengeyi oluşturmanıza yardımcı olmak amacıyla hazırlanmıştır.
Herkesin günlük kalori ve besin gereksinimleri farklıdır. Bir beslenme uzmanı bu konuda size yardımcı olabilir. Kilo vermek ve sağlıklı yaşamak için piramidin tabanını oluşturan yiyeceklerden bol miktarda yemeli, tepesindekilerden ise mümkün olduğunca kaçınmalısınız.
İyi planlanmış dengeli bir yemek şunlardan oluşmalıdır:
%20-30 oranında yağ
%10-20 oranında protein
%50-70 oranında karbonhidrat

Kilo Kontrolünde Yiyecek Piramidi
Yağlar, tatlılar, alkol yağdan açısından zengin yiyecekler Süt ürünleri Daha az yeyin Et, kümes hayvanları, balık, deniz ürünleri, yumurta, fındık Hububat ürünleri, tahıl ürünleri, pirinç, makarna Meyveler Yağdan açısından fakir yiyecekler Sebzeler Daha çok yeyin

Bir porsiyon ne anlama gelir?
Günlük porsiyon sayısı
Hububat ürünleri
(ekmek, tahıl ürünleri, pirinç, makarna)
1 dilim ekmek (30 gram)
1 kase hazır mısır gevreği (30 gram)
½ kase pilav ya da makarna (100 gram)
½ kase pişmiş bakliyat (100 gram)
Her öğün 2-3

Sebzeler
1 kase yapraklı pişmemiş sebze (50 gram)
½ kase pişmiş sebze (50 gram)
½ kase sebze suyu (180 gram)
Her öğün 2-3

Meyveler
1 adet orta boy meyve (100 gram)
½ kase dilimlenmiş meyve (125 gram)
1 kase taneli meyve (100 gram)
¾ bardak meyve suyu (180 gram)
Yemeklerle birlikte ya da
ara öğün olarak 1-2

Süt ürünleri
(süt, yoğurt, peynir)
1 kase süt ya da yoğurt (245 gram)
DoÄŸal peynir (45 gram)
İşlenmiş peynir (60 gram)
Kahvaltıda ve
öğle yemeğinde 1-2

Et ve bakliyat
(et, kümes hayvanları, balık, kuru fasulye, yumurta,
fındık)
Pişirilmiş et, kümes hayvanı eti, balık (56-85 gram)
½ kase bakliyat ya da 1 yumurta = 30 gram et
1/3 kase fındık ya da türevi çerez = 30 gram et
Herhangi iki öğünde bir 2

Sağlıklı yiyecek seçimi
Kilonuzu düzenlemeye yağ ve kalori içeriği düşük yiyecekleri öğrenerek başlayın. Bunun için yiyecek piramidinden yararlanabilir ve yemeklerinizi planlarken de aşağıdaki önerileri uygulayabilirsiniz.

İçecekler
Alkollü içecekler yağ içermemelerine rağmen kaloriden zengindir ve kolayca yağa dönüşen basit şekerlerden meydana gelirler. Alkol oranı arttıkça kalori miktarı da artar. Alkol ayrıca vücudun yağı yakma yeteneğini azaltır.

Normal bir kutu kolada yaklaşık olarak 200 kalori vardır. Günde bir kutu kola içerseniz bu yılda 73000 kaloriye ve 9 kilograma tekabül eder. Şekersiz içecekleri tercih etmeniz daha mantıklıdır.

En iyisi günde 6-8 bardak su için.

Sebzeler
Kilo vermek için sebzelerden daha iyi bir yiyecek grubu yoktur. Sebzeler kalori açısından fakir, lif, mineral ve vitamin açısından zengindir. Hiç yağ içermedikleri ya da çok az içerdikleri için sağlıklı beslenmenize katkıda bulunurlar. Yediğiniz sebzelere tereyağı, krema ya da peynir sosu dökmeyin. Sirke, soya sosu ya da limon suyu ise kullanabileceğiniz alternatiflerdir.

Kremalı salata soslarından uzak durun.
Salatanıza yağ dökmeyin ve yağ içeriği yüksek katkı maddeleri kullanmayın.
Patates yağ oranı düşük ve kilo verme programınızda gönül rahatlığı içinde kullanabileceğiniz bir yiyecektir. Ancak kesinlikle tereyağı ile yemeyin. Kızartmak yerine fırında ya da yapışmayan bir tencerede pişirmeniz daha doğru olur.
Zeytin, yağ yönünden zengin olduğu için kısıtlı yenmelidir.

Süt ürünleri
Yağsız ya da az yağlı süt, yoğurt veya peynir kullanın.
Çırpılarak hazırlanmış kremanın bir kasesinde neredeyse tamamı yağdan gelen 400 kalori vardır.
Soslar ya da tatlı için krema yerine koyulaştırılmış süt kullanın.

Yumurta
Tam yumurta yerine yumurtanın akını kullanın.
Yumurtayı yağda kızartmak yerine kaynatın ya da haşlayın.
Yumurta ve omletlerinizi yapışmayan bir tavada yapın.

Şekerler Ve Tatlılar
Tatlı yaparken şeker yerine bal kullanın.
Bütün meyve konservelerinde yağ ve şeker miktarı düşüktür.

Otlar Ve Baharatlar
Taze otlar ve baharatlar kullanarak, yağ korkusu taşımaksızın yemeklerinize lezzet katmanız mümkündür. Bazı istisnalar dışında otlarda ve baharatlarda kalori ve yağ miktarı düşüktür.

Et, kümes hayvanları ve balık
Hiç bir zaman kızartmayın. Bunun yerine, fırında pişirin.
Kümes hayvanlarının derisini ayırın.
Beyaz et kırmızı etten daha sağlıklıdır.
Tavuk ya da hindi sosisleri en azından sığır etinden yapılan sosis kadar yağlı olabilir.
Bel bölgesi, sığır ya da kuzu etinin en hafif yeridir.
Etinizdeki yağlı kısımları her zaman ayırın.
Sosis, salam gibi önceden hazırlanmış etler yağdan zengindir.
Et yemeklerini, çorbaları ve sosları bir gün önceden yapın ve soğutun. Servis yapacağınız zaman yağını ayırın.
Balık ve deniz ürünleri mükemmel seçeneklerdir.

Hububat ve tahıl ürünleri, pirinç, makarna
Hububat ve tahıl ürünleri dengeli ve sağlıklı beslenmenin ana unsurlarındandır. Yağdan fakir olmalarına rağmen kalori içerikleri yüksek olduğu için çok fazla miktarda yenmeleri doğru değildir.

Makarna kilo kontrolünün sağlanmasında son derece önemlidir. Ancak porsiyon boyunun çok önemli olduğu (1 kase makarna 200 kalori içerir) ve et sosu gibi katkı maddelerinin kullanılmaması gerektiği unutulmamalıdır.

YaÄŸlar ve soslar
Margarindeki yaÄŸ ve kalori miktarı tereyağından daha fazladır. Bu nedenle, kalori miktarı düşük, “diyet” margarin kullanabilirsiniz.
Yağsız mayonez kullanın.
Diyet salata sosu, ya da en iyisi sirke kullanın.
Kolesterolsüz demek yağsız demek değildir.

Dondurulmuş gıdalar
İş hayatı yoğun olan pek çok kişi dondurulmuş hazır gıdalara yönelmektedir. Bunlar genellikle yağ ve kalori açısından zengin yiyeceklerdir. Paket etiketlerini dikkatli bir şekilde okuyun ve 100 kalori başına 3 gramdan fazla yağ varsa bu yiyeceklerden uzak durun.
KuruyemiÅŸ
İyi yanları kolesterol içermemeleri, lif, vitamin ve mineral açısından zengin olmalarıdır.
Kötü yanları, kalori ve yağ açısından zengin olmalarıdır. İki avuç dolusu yediğinizde günlük yağ miktarınızın tamamını ve kalori miktarınızın yarısını alırsınız.

Ara öğünler
Yağdan ve kaloriden fakir ara öğünler kilo verme programınızın önemli bir bölümünü oluştururlar.
Taze sebze ve meyveler çok yararlıdır.
Yağsız krakerler cipslerden daha uygundur.

Sağlıklı yiyecek seçenekleri için öneriler
Genel olarak Her gün vitamin hapı alın, bu özellikle yeterli miktarda meyve ve sebze yemiyorsanız önemlidir.
Gün boyunca 5-8 kez hafif yemekler yeyin. Öğün atlamayın ve ağır yemeklerden kaçının.
Yemeklere saldırmayın. Daha az ve yavaş yerseniz daha çok tat alırsınız.
İçki içmeden önce düşünün. Alkol kalori bakımından çok zengindir, besleyiciliği yoktur, yağ depolanmasını uyarır ve irade gücünüzü olumsuz etkileyerek yanlış seçimler yapmanıza zemin hazırlar.
Günde 6-8 bardak su için. Yemeklerden önce içeceğiniz bir-iki bardak su daha çabuk doymanızı sağlar.
Yemeklere yağsız sıcak bir çorba ile başlayın. Bu sizin yavaş yemenizi ve çabuk doymanızı sağlar.
Tetikleyici yiyecekleri kontrol etmeniz son derece güç olduğundan bunlardan tamamen uzak durun.
Elle yenen yiyeceklerden kaçının. Ne kadar yediğinizi kontrol edemezsiniz.
Başka birinin tabağındakilere göz koymayın.
Daha çok, balık ve derisini ayırarak kümes hayvanı eti yeyin, kırmızı et miktarını azaltın.
Daha çok sebze ve hububat yeyin.
Mümkün olduğunca yağdan fakir alternatifleri seçin.
Annenizin ne söylediği önemli değil, tabağınızdaki her şeyi yemek zorunda değilsiniz.

Alışverişte
Alışverişe boş bir mideyle gitmeyin. Gördüğünüz her şeyi almak istersiniz.
Bir alışveriş listesi hazırlayın ve bu listeye bağlı kalın.
Sizin için uygun olmayan, sakınmak istediğiniz yiyeceklerin bulunduğu reyonlara gitmeyin.
Paket etiketlerini okumayı öğrenin.
İhtiyacınız olandan fazlasını satın almayın.
Genellikle yağ ve kalori yüklü olan hazır gıdalardan kaçının.
Satın almazsanız yemezsiniz.

Yemek hazırlarken
Yemekleri basit hazırlayın, sos eklemeyin.
Yemek pişirirken yemeyin. Taze sebzeler bu kuralın dışındadır.
Yemek pişirirken yağ gereksinimini azaltmak için yapışmayan tencereler kullanın.
Yağ kullanmak zorundaysanız zeytin yağı veya susam yağı kullanmaya çalışın ve miktarını az tutmaya özen gösterin.

Et üzerinde görülen tüm yağı ayırın.
Bonfile yerine hindi etini tercih edin.
Bir tam yumurta yerine iki yumurtanın beyazını kullanın.
Fırında pişirilen yiyeceklerde, meyva püresi ve sosu yağın yerine kullanılabilecek mükemmel alternatiflerdir.
Bir parça rendelenmiş peynir yemeğe çeşni katar, verdiği kalori de çok azdır.
Yağda kızartmak yerine tavuk suyu, tuzdan fakir soya sosu ya da su içine sote yiyecekler hazırlayın.
Yemeği hazırlarken en iyisi fırında pişirmek ya da kaynatmaktır.
Sos ve çorbalara krema yerine patates püresi eklenebilir.
Yemek tarifinde 1/2 kaşık yağdan söz ediliyorsa siz onun da yarısını koyun. Tat tomurcuklarınız aradaki farkı anlamaz, fakat bel çevreniz bunu ayırt eder.
Yağ yerine baharat kullanın. Taze otlar ve baharatlar kalori ya da yağ korkusu olmadan yemeklerinize çeşni katar. Çeşitli etnik yemekleri deneyin.
Arta kalan yemekleri hemen dondurun, yoksa buzdolabına koyamazsınız ve kendinizi yemek zorunda hissedersiniz.

Evde yemek
Gözden ırak olan gönülden de ırak olur. Evinizde yağdan ve kaloriden zengin yiyecekler bulundurmak zorundaysanız kolayca ulaşabileceğiniz yerlerde olmamalarına dikkat edin.
Televizyon ile yemeği karıştırmayın. Tabağınız yerine televizyona bakarsanız ne yediğinizi ve ne kadar yediğinizi anlamazsınız.
Yemeği daima yemek masasında yemeyi bir kural olarak belirleyin, hiçbir zaman ayakta yemeyin.
Hiçbir zaman paketten ya da kutudan yemeyin. Bir tabağa bir miktar alıp paketi ortadan kaldırın.
Yemeği tabaklara koyarken porsiyonların çok büyük olmamasına özen gösterin ve bu işi mutfakta yapın. Masada sadece salata ve sebze gibi yararlı şeylerin bulunmasına izin verin.

Dışarda yemek
Evden asla aç karnınıza çıkmayın. Bir restorana gitmeden önce bir bardak meyve suyu için ya da bir parça meyve veya havuç gibi şeyler yeyin.
Restoranda ekmek sepetinin masadan kaldırılmasını isteyin.
Tüm sosların yemeğinizin üzerine değil, yanında servis edilmesini isteyin. Bunları çatalla alın.
Garsona yemeklerin nasıl hazırlandığını sorun.
Kızarmış yiyeceklerden uzak durun!
Büyük porsiyon istemek en iyi fikir gibi gözükse de fazla kalori ve yağa değmez.

Kaçınılması gereken yağdan zengin yiyecekler
Tam yağlı beyaz peynirler
Bonfile
Pirzola
Ördek eti
Tereyağı (günde üç çay kaşığına kadar alabilirsiniz)
Yağ (günde üç çay kaşığına kadar alabilirsiniz)
Mayonez (günde üç çay kaşığına kadar alabilirsiniz)
Salata sosu (günde en fazla bir yemek kaşığı)
Kuruyemiş (günde en fazla bir yemek kaşığı)
Not: 1200, 1500 ya da 1800 kalorilik bir günlük diyeti her biri 300 kaloriden oluşan küçük gruplara bölün.

Obezite nedir ? neden olur ? tedavisi ?

18 Ocak 2011 Yazan  
Kategori Sağlıklı beslenme

Obezite ya da ÅŸiÅŸmanlık, vücutta saÄŸlığı tehlikeye sokacak ölçüde fazla miktarda yaÄŸ birikmesi sonucu ortaya çıkan bir hastalıktır. Bir insana obez diyebilmek için vücudundaki yaÄŸ miktarını ve dağılımını tespit etmek gerekir. Bunun için bugün en sık kullanılan yöntem “Beden Kitle İndeksi” nin hesaplanmasıdır. Beden kitle indeksi (ingilizce body mass index’in baÅŸ harflerinden BMI olarak kısaltılmıştır.) kilogram cinsinden beden ağırlığının, metre cinsinden boyun karesine bölünmesiyle hesaplanır.

BMI’ı ;
18.5 kg/m2 altında olanlar zayıf
18.5-24.9 kg/m2 arasında olanlar normal kilolu
25-29.9 kg/m2 arasında olanlar fazla kilolu
30-39.9 kg/m2 arasında olanlar obez(şişman)
40 kg/m2 üzerinde olanlar ileri derecede obez olarak tanımlanırlar.

Yağın vücuttaki dağılımı da önemlidir.Özellikle karında ve göbek çevresinde biriken yağlar,kalp ve damar hastalıkları için ciddi risk oluşturur.

Obezitenin nedenleri nelerdir?
Çok sayıda faktör obezitenin gelişmesine katkıda bulunur. Bunlar dört büyük kategoriye ayrılır:
* Kalıtsal faktörler
* Fizyolojik faktörler(yaşlanma , gebelik sayısı gibi)
* Yaşam biçimiyle ilgili faktörler(besinlerle fazla miktarda yağ alınması,pasif ve hareketsiz yaşam)
* Psikolojik faktörler(sıkıntı ve üzüntü gibi olumsuz duygulara tepki olarak yemek yenmesi)

Kalp damar hastalıkları, hipertansiyon, şeker hastalığı, solunum rahatsızlkıları, eklem rahatsızlıkları ve bazı kanser türlerine de yol açabilen obezite mutlaka tedavi edilmesi gereken bir hastalıktır.

Obezitenin tedavisi
Amaç kısa sürede fazla kilo vermek deÄŸil uzun vadede yavaÅŸ ama saÄŸlıklı bir ÅŸekilde zayıflayarak ulaşılan kiloyu muhafaza etmektir. Bunun için de gerekli olan yerleÅŸmiÅŸ alışkanlıkları deÄŸiÅŸtirerek yeni bir yaÅŸam tarzına uyum saÄŸlamaktır. Yapılması gereken öncelikle yaÄŸ ve kalori miktarı düşük saÄŸlıklı bir beslenme programına baÅŸlamak ve aynı zamanda saÄŸlıklı bir yaÅŸamın ayrılmaz parçası olan egzersizle bunu tamamlamaktır. Unutulmamalıdır ki %5′lik bir kilo kaybı bile obeziteye eÅŸlik eden hastalıklarda(kalp ve damar hastalıkları,yüksek tansiyon,ÅŸeker hastalığı,kanda yüksek oranda yaÄŸ bulunması,solunum hastalıkları,eklem hastalıkları,inme,bazı kanser türleri) ciddi iyileÅŸmeler saÄŸlayacak ve yaÅŸam süresini uzatacaktır.

Tek başına ilaç tedavisi yeterli midir?
Obeziteyi tedavi edebilmek için çok yönlü bir yaklaşım gereklidir. İlaç sadece bunu önemli bir parçasıdır. Beraberinde yağı azaltılmış düşük kalorili bir diyet,düzenli egzersiz ve yaşam biçimini değiştirmeye yönelik davranış yedavileri ile başarıya ulaşmak mümkündür.

Egzersiz
Kilo kaybetmek iyi güzelde bir daha geri almasak deriz ama hep aklımıza gelen başımıza gelir.Yapmış olduğumuz diyetlerle egzersiz yapmayı genelde ihmal ederiz.

Yarı aç yarı tok geçirdiğimiz günlerde kolumuzu kıpırdatmaktan acizlik getirir sürekli uyu haliyle dolaşırız.Bizi bu durumdan uzaklaştıran ve kendimize getiren tek şey terazideki ibrenin hiç değişmemesi.

Vücut nasıl kilo kaybediyor ?
Alınan enerji = Harcanan enerji kilo sabit
Alınan enerji > Harcanan enerji kilo artışı
Alınan enerji < Harcanan enerji kilo kaybı
Bu denklemden çıkartmamız gereken sonuç harcadığımız enerjiyi arttırmamız gerektiği.Bu da egzersizle mümkün olabilir.Günde 15 dakikayla başlayan ve arttırılan tempolu yürüyüş egzersizleri kilo veriminizi destekleyecek ve dinlenme metabolik hızını ( BMH ) düşmemesini sağlayacak.
Sık aralıklarla kilo kaybı ve kilo alımı : Kilo kaybının dinlenme metabolik hızına, Lipolitik Aktiviteye etkisi başlığından yapılan araştırmaya göre;
Şişman kadın grubu 14 haftalık egzersiz ve zayıflama diyetine tabii tutularak beden bileşimi , oksijen tüketim gücü,dinlenme metabolik hızı ve karın yağındaki yağ aktiviteleri ölçülmüştür.Kişiler ;
1) Diyet + Egzersiz sık sık uygulayan
2) Diyet + Egzersiz sık uygulamayan
3) Sadece diyet uygulayan olmak üzere gruplandırılmıştır.

Bu süre sonunda 3. ve 1. Grup karşılaştırılmış kilo kaybı ve yağ kaybı yönünden 1. Grubun karşılaştırılması sonucunda kayda değer sonuçlara ulaşılamamıştır.
Bu araştırmaya göre sadece diyetle zayıflayan 3.grupta dinlenme metabolik hızında düşme saptanmıştır. Bu araştırmadan çıkan sonuç ;
1) Sık sık diyet yapmanın kilo kontrolünde etkili bir yöntem olmadığı
2) Egzersizle birlikte enerji sınırlaması yapıldığında kilo ve yağ kaybının olduğudur.

Kilo kaybetmek sadece diyet yapmakla mümkün değil bu araştırma umarım egzersiz yapmanın önemi konusunda bir fikir yandırmıştır.Masa başında , asansör kullanarak arabamızı en yakın yere park ederek pekiştirdiğimiz tembellik ve bu huyumuzun bize kazandırdığı kiloyu yürüyüş yaparak,tenis oynayarak , yüzerek en azından evimizin temizliği kendimiz yaparak sarf edeceğimiz enerji ve doğru beslenme bizi sağlık ve örüntü yönünden mükemmele ulaştıracaktır.

Bitki çaylarına dikkat

01 Ocak 2011 Yazan  
Kategori Saglik Haberleri

Zayıflamak için tüketilen bitki çayları bilinçli kullanılmazsa, başta karaciğer tahribatı olmak üzere birçok rahatsızlığa yol açıyor.

Kontrolsüz olarak uzun süre kullanılan bu çaylar karaciğeri yıpratarak, enzimlerinin yükselmesine sebep oluyor.

Bitki çayları, zehir etkisi gösterebileceği gibi kronik rahatsızlığı olan veya sürekli ilaç kullanan kişilerde tedaviyi olumsuz yönde etkiliyor. Diyetisyen Emel Unutmaz, kullanılan bitki çayının kişiye uygun olup olmadığına dikkat edilmesi gerektiğini söyleyerek, doktora başvurulmasını öneriyor.

Günümüzde kilo vermek için her yolu deneyen insanlar için bitki çayları önemli bir alternatif. Fakat uzmanlar, zayıflamak uğruna bilinçsizce tüketilen bitki çaylarının pek çok zarara yol açtığına dikkat çekiyor. Bu tür çayların vücuttaki ödemi çözdüğünü, bağırsakları çalıştırıp, hazımsızlığa iyi gelebildiğini anlatan Medical Park Bahçelievler Hastanesi Diyetisyeni Emel Unutmaz,

“SaÄŸlıklı bir bireyseniz, herhangi bir ilaç kullanmıyor, gebe veya emzikli deÄŸilseniz haftada 1 kez herhangi bir bitki çayını içiyorsanız problem yok. Fakat miktarında ve çeÅŸidinde denge kurulamadığı zaman bitki çayları faydadan çok zarar verebilir.” diyor.

Bundan dolayı her gün düzenli bitki çayı içen bir kişinin doğru bir karar vermesi gerekiyor. Sık kullanılan bitki çayları zehir etkisi gösterebileceği gibi kronik rahatsızlığı olan veya sürekli ilaç kullanan kişilerin tedavilerini olumsuz yönde etkileyeceğini aktaran Unutmaz,

“Bundan korunmanın en iyi yolu, doktorunuza kullandığınız tüm ilaçları ve bitki çaylarını hatırlatarak, uygun olup olmadığını danışmanız olacaktır.” diye konuÅŸuyor. İlk 6 ay anne sütü alan bebeÄŸe gaz sıkıntısı olsa dahi herhangi bir bitki çayı verilmemesi gerektiÄŸini vurgulayan Unutmaz, şöyle devam ediyor:

“6 aydan sonra da rezene veya papatya çayı yine doktoru ile görüşüldükten sonra tüketilmeli”

Zaman

Kaynak: http://www.haberturk.com/haber.asp?id=53936&cat=220&dt=2008/02/02

Cep telefonu pandemisi

25 Aralık 2010 Yazan  
Kategori Saglik Haberleri

Yeni salgın bu.. Cebinizi dikkatli kullanın, sağlığınızı olumsuz etkilemesine izin vermeyin.

Dünya çapında bir salgınla, yani bir pandemi ile karşı karşıyayız. Hem de gelmiÅŸ geçmiÅŸ tüm virüsleri kıskandıracak boyutta bir salgınla. Ama bu pandeminin sebebi ne grip… ne HIV…ne hepatit B… ve ne de bir baÅŸka virüs.

Sözünü ettiğim salgın cep telefonu pandemisi.
Ülkemizde 35 milyon kişinin cep telefonuna sahip olduğu ileri sürülüyor. İçecek ayranı olmayanların ve ilkokul çocuklarının bile ‘cebi’ olduğuna göre, doğrudur herhalde. Dünyada ise 3 milyardan fazla insanın cep telefonu olduğu hesaplanıyor ve bu gidişte yakın bir gelecekte ‘cebi’ olmayan kalmayacak yeryüzünde.

Ceplerin ne kadar iÅŸe yaradığını, hayatımızı ne kadar kolaylaÅŸtırdığını, hatta kimi zaman can kurtarıcı bile olabildiÄŸini… herkes biliyor. Ancak, bu mucize aletlerin ‘ bilinçsiz ve aşırı kullanımının’ saÄŸlığımızı ciddi ÅŸekilde etkilemesi de muhtemel.

Cep telefonları, 900-1800 MHz arasındaki mikrodalgaları bir anten aracılığı ile alan ve yayan düşük enerjili bir tür küçük radyolardır. Bu mucize aletlerin, yarattıkları ‘elektromanyetik radyasyon’ ve lokal ısı ile sağlığımızı etkilemelerinden endişe duyuluyor. Bu konuda yapılmış pek çok epidemiolojik ve deneysel laboratuar araştırmaları var.

Mesela, kedi ve tavşanlar üzerinde yapılan araştırmalar, cep telefonlarının beynin elektrik aktivitesini değiştirebileceklerini, hücrelerin çoğalma hızını, enzim aktivitelerini ve hatta genleri etkileyebileceklerini gösteriyor. Bu bulguların insanlar için ne kadar geçerli olduğu tam belli değil. Henüz sinek küçük, ama mide bulandırıyor.

‘Cep’ beyin tümörü ilişkisi
Cep telefonları en fazla beyin tümörlerine sebep olmakla suçlanıyorlar. Gerçi cep ile bu tümörler arasında bir ilişki olmadığını gösteren araştırmalar da var ancak, bunun aksini iddia edenler de var. İşte bunlardan birkaçı:

İki yıl önce İsveç’de yapılan bir araştırmada ‘cep’ ile 2 bin saatten fazla konuşanlarda beyin tümörü riskinin hiç cebi olmayanlara göre yüzde 240 fazla olduğu belirlenmişti.

Dünya Sağlık Örgütü tarafından da desteklenen ve İngiltere ve Almanya’da yürütülen araştırmalar da ‘glioma’ türü beyin kanseri riskinin 10 yıldan uzun süre cep kullananlarda yüksek olduğunu gösteriyor.

Bir başka araştırmada ise ‘akustik nörinoma’ isimli selim beyin tümörlerinin cep sahiplerinde 4 misli fazla olduğu sonucuna ulaşıldı.

Tabii ki her cep telefonu kullanan beyin kanseri olmuyor ve olmayacak da. Tıpkı ‘sigara-kanser ilişkisi’ gibi. Her sigar içen kansere yakalanmadığı gibi, kanser ancak yıllar sonra gelişiyor.

Mesela, 10 yıldır sigara içenlerde akciğer kanseri sıklığı, hiç içmeyenlerden çok farklı değildir, ama bu araştırma 20 yıldan fazla zamandan beri sigara içenlerde yapıldığında akciğer kanserlilerin yüzde 90’ının sigara tiryakisi olduğu ortaya çıkar.

Benzer şekilde, beyin tümörlerinin gelişimi için de 15-20 yıllık bir süre geçmesi gerekir. Oysa, ceplerin kullanımı ancak son 10, hatta 5 yıl içinde çok yaygınlaştı ve yoğunlaştı. Uzun vadedeki etkileri gösteren bir araştırma yok ne yazık ki.

Çocuklar büyük risk altında
Beyin tümörü bakımdan, özellikle çocuklarımız büyük risk altında. Cep kullanma yaşının anaokulu seviyesine indiÄŸini ve giderek de arttığını… ve daha da artacağını göz önüne alacak olursak çocuklarımızın beyin tümörü için ne büyük bir risk altında oldukları apaçık ortaya çıkar. Üstelik, hayatımıza giren elektromanyetik alanların da giderek arttığı bir çaÄŸda.

Buna bir de, çocukların kafa taslarının erişkinlere göre daha ince olmasını (bu daha fazla radyasyona maruz kalmak demek) ve çocuklarda bölünen hücrelerinin daha çok olmasını (bu, bölünen hücreler kanserojen faktörlere daha duyarlı demek) da eklerseniz tehlikenin büyüklüğü daha iyi anlaşılır.

Gelelim neticeye
Cep, herkes ama özellikle çocuklar ve hamile hanımlar için çok ciddi bir tehlike. Mümkün olduğu kadar kısa konuşun. Kullanmadığınız zaman üzerinizde taşımayın. Açık telefonu yastığınızın altına, başucunuza koymayın, hatta yatak odasında bile bulundurmayın. Ararken bağlantı sağlanana kadar telefonu kulağınıza dayamayın. Konuşurken de telefonu kulağınıza olabildiğince uzakta tutun; daha iyisi kulaklık kullanın. Uzun konuşmalarda kulak değiştirin. Sinyal azken aramayın ve konuşmayın.

Tabii bir de, ‘birileri’ çocukların cebe özendirilmelerine ve cep reklamlarında kullanılmalarına hemen dur demeli.

Star- Ahmet R. Küçükusta

Kaynak: http://www.haberturk.com/haber.asp?id=54170&cat=220&dt=2008/02/04

Bebeğinize en büyük kötülüğü siz yapıyorsunuz

18 Aralık 2010 Yazan  
Kategori Saglik Haberleri

ONA EN BÜYÜK KÖTÜLÜĞÜ SİZ YAPIYORSUNUZ!
Beslenme özellikle yeni doğan bebekler için çok önemli. Peki yeni dünyaya gelen bebekler nasıl beslenmeli ve nelere dikkat edilmeli?

Özellikle yenidoÄŸan bebek için en ideal besin anne sütü olduÄŸuna dikkat çeken uzmanlar, “YenidoÄŸan bebeÄŸi en güzel nimetlerden biri olan ve daima hazır bir ÅŸekilde sunulan anne sütünden mahrum bırakmak belki de ona karşı yapılacak en büyük kötülüktür” uyarısında bulundu.

sağlık,bebek

Bursa Çekirge Çocuk Hastalıkları Hastanesi Çocuk Hastalıkları, Gastroentoloji ve Beslenme Uzmanı Dr. Fatih Ünal, anne sütünün bebeğin büyüme ve gelişimine katkıda bulunmasının yanı sıra; Kognitif özelliklerinin, IQ ve entelektüel performansının gelişimine ve enfeksiyon hastalıklarına ve alerjiden korunmasına katkısı olduğunu söyledi.

Dr. Ünal, “Anne sütünden daha fazla yararlanabilmek için annenin buna doÄŸum öncesi ve doÄŸum sonrası psikolojik olarak hazırlanmış olması gerekmektedir. BebeÄŸi de doÄŸar doÄŸmaz ilk 1-2 saat içinde anne göğsüne yatırılması saÄŸlanmalıdır. Böylece prolaktin salınımı için gerekli mesaj beyine gönderilir ve bebeÄŸin hemen emmesi saÄŸlanır, aynı zamanda bu davranışla anne ve bebek arasında tensel temas ve psikolojik baÄŸ da saÄŸlanmış olur. Annenin bebeÄŸini emzirme sıklığı tamamen bebeÄŸe baÄŸlı olmalıdır. Anne sütünün yetip yetmediÄŸi tartı, dışkı ve idrar çıkışına baÄŸlı olmalıdır. DoÄŸumu takiben 3. günde 3 ıslak bez ve ilk haftanın sonunda 4 ıslak bezin olması anne sütünün yeterli olduÄŸunu gösterir. İlk 6 ay bebeÄŸe sadece anne sütü verilmeli su dahi verilmemelidir. EÄŸer anne çalışıyorsa ve iÅŸe baÅŸlayacaksa annenin sütünün buz dolabında, buzluk ve derin dondurucu da saklayabileceÄŸi anlatılmalı bebek gereksinim duyunca sıcak suyun içine oturtulup çözündükten sonra vücut ısısına ulaşınca bebeÄŸe verebileceÄŸi belirtilmelidir.” dedi.

Anne sütünde bulunan suda eriyen ve yağda eriyen vitaminlerinin miktarı -D ve K vitamini dışında yenidoğan bebek için yeterli olduğunu dile getiren Dr. Ünal, bunun için yenidoğan bebeğe doğar doğmaz K vitamini prematürelere 0.5 mg, temrinde doğan bebeğe 1 mg yapılması gerektiğini kaydetti.

Yapılan araÅŸtırmalarda Türkiye’de bebeklerde, Nutrüsyonel demir eksikliÄŸi anemisinin sık gözüktüğünü anlatan Dr. Ünal, “Bunun sonucunda süt çocukluÄŸu döneminde demir takviyesi alanlar ile demir takviyesi almayanlar arasında 6 puan zeka farkı olduÄŸu gösterilmiÅŸtir. Sonuçta anne sütü alan bebeÄŸe rutin olarak demir preparatı baÅŸlanmalıdır. EÄŸer bebek yeterli anne sütü alıyor, annenin beslenmesi iyi ve ilk bebek ise 6. ayda demir preparatı baÅŸlanmalıdır. Anne daha önce doÄŸum yapmış ve annenin beslenmesi bozuk ise bebeÄŸe 4. ayda demir preparatı baÅŸlanır. Anne sütünü herhangi bir sebepten alamamış bir bebeÄŸe ise eÄŸer adapte mama ile besleniyorsa ilk 6 ay demir takviyesi gerekmemektedir. Bebek 6. aydan sonra da demir takviyeli mama ile besleniyorsa ilave yine demir takviyesi gerekmez. Fakat İnek sütündeki demir konsantrasyonu anne sütünden fazla olsa da emilimi anne sütünden düşük olduÄŸu için, sonuçta inek sütü ile beslenen bebeÄŸe 6. ayda demir takviyesi gereklidir.” diye konuÅŸtu.

Kaynak: http://h2.haberturk.com/01Detay.aspx?ID=5325&Kat=5&dt=2008/02/06

Erkekler kısırlık tehdidi altında

13 Aralık 2010 Yazan  
Kategori Saglik Haberleri

Fazla cep telefonu kullanımının erkeklerde sperm kalitesini bozuyor..

ABD’deki kısırlık tedavisi kliniklerindeki 361 erkek üzerinde yapılan bir ön araştırmada, cep telefonuyla daha fazla vakit harcayan erkeklerin sperm sayıları ve kalitesinin daha düşük, anormal sperm oranınınsa daha yüksek olduğu görüldü.
cep telefonu,sağlık
“Fertility and Sterility” dergisinde yayımlanan araÅŸtırma, cep telefonları ve diÄŸer kablosuz cihazların saÄŸlık üzerindeki olumsuz etkisiyle ilgili kafalardaki soruları bir kez daha gündeme getirdi.

Cep telefonlarının yaydığı elektromanyetik enerjinin DNA’ya zarar vererek vücut dokusunu bozabileceği düşünülüyor.

Araştırmaya katılan erkeklere cep telefonu kullanma alışkanlıkları hakkında sorular soruldu. Bunun sonucunda günlük cep telefonu kullanımı ne kadar çoksa sperm sayısı ve kalitesinde o kadar azalma olduğu görüldü.

Günde 4 saatten fazla cep telefonu kullandığını söyleyen erkeklerin sperm sayısının araştırmaya katılanlar arasında en düşük çıktığı ve çok az kaliteli sperme sahip olduğu belirlendi.

Cleveland kliniÄŸindeki araÅŸtırmanın baÅŸkanı Dr. Ashok Agarwal, “Elde ettiÄŸimiz sonuçlar cep telefonu kullanımıyla azalan sperm kalitesi arasında güçlü bir baÄŸlantı olduÄŸunu gösteriyor. Bununla birlikte bir neden sonuç iliÅŸkisini kanıtlamıyor” dedi.

AA

Kaynak: http://www.haberturk.com/haber.asp?id=54640&cat=220&dt=2008/02/07

Sonraki Yazılar »