Bembeyaz ve Sağlıklı Dişlere Sahip Olabilirsinizin Tarifi

07 Mart 2010 Yazan  
Kategori Agiz Sagligi

Dişlerinizin hem sağlıklı hem de bembeyaz olmasını kim istemez. Bu konuda derlediğimiz bilgileri okumanızı öneririz.

Dişlerinizi leke oluşumuna neden olan besinler ve gıdalar tükettiğinizde hemen fırçalamalısınız.

Diş fırçanızı üç ayda bir kesinlikle değiştirin.

Dişlerinizi fırçalarken sert olmamak kaydıyla, dairesel hareketlerle yavaş yavaş fırçalayın

Dilinizin üzerinde de bakteri olşabildiğinden, her sabah diş fırçasıyla dilinizi fırçalamalısınız.

Sabah ilk işiniz dişlerinizi fırçalamak oluyorsa önce elma sirkesiyle gargara yapmalısınız.

Dişlerinizin beyaz olmasını istiyorsanız, haftada bir kez karbonatla fırçalamalısınız.

Diş aralarını her zaman diş ipiyle temizleyiniz.

Doğal diş temizleyicileri sebze ve meyvelerdir. Siz de bol bol çiğ meyve ve sebzeler tükemeye gayret etmelisiniz. Örn; Havuç,kereviz,elma

Dişlerinizi Fırçalarken Dikkat Etmelisinizin Tarifi

07 Mart 2010 Yazan  
Kategori Agiz Sagligi

Diş fırçası seçiminde sert kıllı fırçalar dişlere zarar verir, bu yüzden çok fazla tercih edilmemelidir. Diş fırçanızı üç-dört ay süreyle rahatlıkla kullanabilirsiniz. Diş fırçası üzerindeki kıllar birbirinden ayrılmaya başladığında fırçanızın değiştirilmesi gerektiğini anlayabilirsiniz.

Yanlış diş fırçalama teknikleri minelere ve diş etlerine zarar vereceğinden zamanla diş çürümelerine ve diş eti çekilmelerine sebep olmaktadır. Bunun için dişlerinizi fırçalarken fırçayı dişlerinize 45 derecelik bir açı ile yaklaştırmalı, dişlerinizin eni doğrultusunda ileri – geri uygulamayla fırçalamalısınız.

Diş fırçalama işleminden sonra diş etleri süpürme tekniği denilen biçimde fırçalanarak temizlenmelidir. Dişlerimizin iç kısımları daha dar olduğundan fırçalar dik şekilde tutularak yukarı – aşağı usulde fırçalanarak temizlenebilir.

Dişler florürlü macunlar ile fırçalanmalı,
- Diş ipi ile diş araları temizlenmeli,
- Diş hekiminizi en az altı ayda bir ziyaret ederek komple ağız muayenesi yaptırılmalı,
- Dengeli beslenmeye önem verilmeli.

Diş fırçası, diş macunu ve ağız temzliyicileri almadan önce mutlaka doktorunuza danışmalı, doktorunuzun tavsiye edeceği ürünleri kullanmalısınız. Her insanın ağız ve diş yapısı birbirinden farklı olması nedeniyle tüm ürünler herkses uygun olmayabiliyor.

İmplantta Lazer Teknolojisin Tarifi

07 Mart 2010 Yazan  
Kategori Agiz Sagligi

Özzeybek, şunları kaydetti: “Eski teknolojiyle üretilen implantların uygulandığı tedavide birinci yılın sonunda çenedeki kemik kaybı bir milimetreyken lazerle üretilenlerde sadece 0.20 milimetre oluyor. Eski yöntemle üretilen implantların kemiğe kaynadığı yerde oluşan oyuğa zamanla bakterilerin yerleşmesi sonucu oluşan kemik kaybı, implantın ömrünü kısaltıyor. Oysa lazerle üretilen implantta epitel hücre kontrol altına alındığı için yok denecek kadar az bir oyuk oluşması sebebiyle bakteri oluşumu engelleniyor. Bu da implantın ömrünü uzatıyor.”

Lazerle üretilen implanttaki kemik kaybının, bugüne kadar bu tedavide ortaya çıkan en düşük oran olduğunu bildiren Özzeybek, yeni geliştirilen bu teknolojinin Lazer Lock Amerikan Osseointegrasyon Derneği’nin ‘en iyi buluş’ ödülünü aldığını söyledi.

Son zamanlarda lazer tekniği kullanılarak üretilen ve ağızda kemik kaybını en aza indiren implantların daha uzun ömürlü olduğu bildirildi.

Meffert İmplant Enstitüsü Başkanı Ali Arif Özzeybek, yaptığı açıklamada, son bir yıldır dünyada daha yaygın hale gelen, lazer teknolojisiyle üretilen implantlarla çok iyi sonuçlar alındığını kaydetti.

Lazer-lock teknolojisiyle üretilen bu implantların en üst kısmındaki 0.3 milimetrelik bölümde nano ve mikro düzeltmeler yapılarak epitel hücrenin kontrol altına alındığını anlatan Özzeybek, bu teknolojinin ilk olarak ABD’de uygulanmaya başlandığını, son bir yıldır başka

Ağız Yaralarının Tarifi

07 Mart 2010 Yazan  
Kategori Agiz Sagligi

Genelde bebeklerde görülen ve pamukçuk olarak tabir edilen tıp uzmanlarınca da moni-liasis ya da müge denilen ağız hastalıklarıdır. Pamukçuk ise gebelik döneminde anneden bebeğe geçen mantarlar sonucu yenidoğan ve çocuklarda görülür. Tedavi olarak; antimikotik adı verilen (Nystatin) ya da jansiyon moru (violet de gentiane), metilen mavisi (blue de methylen) ilaçları uygulanır.

Dilde gelişen yaralar ise tüberküloz, lösemi, difteri ve frengi hastalıklarında karşılaşılan yaralardır. Dildeki iltihaplanmalar ve ağrı da genellikle demir eksikliği sonucu kansızlık ve şeker hastalıklarında oluşur. dil üzerindeki beyaz ve çatlaklı oluşumlar ise kanser öncesi hastalık olarak kabul edilen lökoplaziyi işaret ediyordur. Dilin ön kısımlarında kenarlarda sert yüzeyde açılan yaralar ise dil kanserinin başlangıcı sayılabilir bu nedenle kesinlikle ihmal etmeden doktora

Ağız yaraları son derece rahatsız edicidir. Hemen her yaşta görülebilen ağız yaraları, ağız içinde bulunan mikropların ve mantarların dengesinin bozulmasından oluşur ve ülserleşebilir. Ağızdaki dişler ve takma dişler de ağız mukozasını tahriş ederek sorunlara sebep olurlar. Bunların dışında bazı kan hastalıkları ve kullanılan ilaçlar da yine ağızda yaraların oluşumuna sebeptir. Ağız içinde en çok görülen, aftöz somatit ve genel tabir ile bildiğimiz uçuklar (herpes), ağız içine kenarları belirgin yuvarlak ya da oval biçimli ve bir kaç tane olabilen yaralardır. Virüs sebepli olduğundan ağız yaralarının kesin bir tedavisi yoktur. B ve C vitaminleri ile Antibiotik ve Antimikotik (Tetrasiklin, Misteklin) ve kortizon verilebilir.

Diş Bakım

03 Mart 2010 Yazan  
Kategori Agiz Sagligi

Ağız temiz­liği ve diş bakımı küçük yaşta edinilecek alışkanlıkla kolay çözülebilecek bir sağlık sorunudur.
Dişlerin çürümesine yol açacak şekerli yi­yeceklerden kaçınmak, mevcut bakterile­rin cinsini ve sayısını azaltmak için bunların üreyebileceği girinti ve çıkıntıları te­miz tutmak, ağız dokularının sağlıklı kal­masını temin etmek gereklidir.

Ağızdaki dolgu, kron, protez kenarları, kroşeler, protez plakları arada kontrol et­tirilmelidir.  Dişlerin dizisi ne kador sıkışık ve düzensizse o nisbette bakım gerektirir. Ağız ve diş bakımını sağlayacak temizlik araçları arasında diş fırçası, ipek ipliği, karbon asidi ve oksijenle işleyen temizle­me aletleri, spray ve nihayet su, diş tozu, diş patı ve ağız suları sayılabilir.

Dişlerin fırçalanması ilk olarak ağızda mey­dana gelen fena kokuyu (halitosis) gider­meye, dişter arasında sıkışıp kalan artıkları yok etmeye yarar.

Bir diş fırçasının ağzın anatomik durumu­na uyacak şekil ve büyüklükte seçilmesi, kendisinin de temizlenebilen, hatta dezenfekte edilebilen yapıda olması gereklidir. Fırça başı ne kadar küçük olursa ağız boşluğunu ve dişlerin arkasını, girilmesi güç olan yerlerini o kadar iyi temizler ve dişeti masajını o kadar iyi yapar. Ayrıca dişlerde meydana getireceği aşındırma o kadar az olur. Dişleri yukardan aşağı ve aşağıdan yukarı hareketlerle diş aralıkla­rına iyice ulaşacak şekilde fırçalamahdır. Arada sırada dişetlerine parmakla masaj yapıp ovmak yararlıdır.

Diş çürümesinin zararı yalnız dişlere do­kunmaz. Çürüklerin ve diş apselerinin ba­rındırdığı mikrcp odaklorı birçok hastalık­ların kayncğını teşkil edebilir. Fokal en­feksiyon odakları denilen mikrop yuvaları­nın vorlığı (çürük diş, bademcik iltihabı vb.) romatizmal hastalıkların, kalp roma­tizmasının nedeni olarak sayılmaktadır.Zamanla kaybedilen dişlerin yerine sağlık ve estetik acıdan gerekli yapay dişlerin takılması, diş protezlerinin yapılmasa diş doktorlarının başlıca görevleri arasına gir­miş bulunmaktadır.

Diş Hastalıkları

01 Mart 2010 Yazan  
Kategori Agiz Sagligi

Diş çürümesinin ve diş hastalıklarının oluşmasında ağızda bulunan yemek artıklarının, tükürüğün hep birlikte diş üzerinde oluşturduğu ta­bakanın (plak) rolü büyüktür. Fazla çiğ­nemeye gerek bırakmayan yumuşak ve karbonhidratlı yiyecekler diş aralarında kalarak bakterilerin çoğalmasına yol açar­lar. Bakteriler şekerli artıkları diş minesi­ne zararlı asitli maddelere çevirir ve minenin kalsiyumunu eritir. Minedeki bu kal­siyum eksikliği önce dişte beyaz bir be­nek olarak görülür. Dentin kanalları aracı­lığıyla mikroplar pulpaya girip pulpa ilti­habına sebep olurlar. Pulpada basıncın artması ağrıya neden olur. Kan akımı du­rup da pulpa beslenmezse diş de ölmüş olur. Dişin rengi koyulaşır ve daha ko­lay kırılabilir bir duruma gelir. Her gebeli­ğin anneye bir dişe malolduğu söylentisin­de hakikat payı vardır. Gebelikte kalsiyum eksikliği dişlerin kolay çürümesine neden olabilmektedir. Dişteki iltihabın diş köküne ve çevresine yayılması zonklayıcı ağrılara yol acar. Çe­ne kemiğine doğru ilerleyen iltihap kemik zarı altında apseye (subperiyostal abse) sebep olabilir. Çevre dokulara yayılan ilti­hap yanağı şişirir ve bazan bir yol bularak dışarıya açılabilir, yani fistül meyda­na gelir.
Dişetlerinin iltihabına gingivitis, apsesine piyore denir. Bu durumda dişeti kırmızı ve şiştir, kolayca kanar, ağrı pek duyulmaz. Dişeti iltihabı derine doğru ilerledikçe pe-riyodontitis meydana gelir. Zamanla aşı­nan ve zayıflayan dişetleri dişlerin sallanıp dökülmesine neden olabilir.
Dişlerdeki şekil bozuklukları genellikle ço­cuklukta edinilen kötü alışkanlıkları^ ör­neğin uzun süre parmak emmenin sonu­cudur. Ayrıca süt dişlerinin zamanında dö­külmemesi de kalıcı dişlerin yanlış ve çar­pık çıkmasına neden olabilir.

Ağız Kokusunu Püf Noktaları

01 Mart 2010 Yazan  
Kategori Agiz Sagligi

Günümüzde pek çok kişide görülen ve ortama rahatsızlık yaratan ağız kokusu birkaç yöntemle yok edilebilir. Dokorlar dişeti hastalığı, diş çürüğü, sorunlu dolgu ve ağzında tükürüğün az bulunmasını nedenleri arasında gösterdiği ağız kokusunun, düzenli diş fırçalama ve diş hekimine gidilmesiyle ortadan kaldırılabileceğini söylüyor.

Bunlara ek olarak, bu zamana kadar fazla bilmediğimiz dilin fırçalanması da ağız kokusunun ortadan kaldırılmasında faydalı olabiliyor.

Diş Hekimi M. Sözmen, çevremizdeki birçok kişide ağız kokusunun büyük bir problem olarak karşılarına çıktığını ifade ediyor. İnsandaki ağız kokusunun yüzde 90 sebebinin diş ve dişeti hastalıklarından kaynaklandığını ifade eden Sözmen, kokunun önüne geçilmesi için düzenli diş fırçalamanın ve diş ipi kullanmanın öneminden söz ediyor. Zira ağız kokusunun en önemli sebebi diş aralarında kalan gıda artıkları. Buna ek olarak ağızda kokuya neden olan, çürük, problemli dolgu, dişeti çekilmesi ve diş taşı problemi bulunuyorsa muhakkak bir diş doktoruna gitmeniz tavsiye ediliyor. Çünkü dişlerinizi düzenli fırçalasanız da bunların tedavisi diş hekimi koltuğundan geçiyor.

Sözmen’in, kokuya sebep olan faktörler arasında sözünü ettiği diğer bir önemli faktör ise ağızdaki tükürük miktarı. Ağızda salgılanan tükürüğün yıkayıcı etkisi bulunması, dişleri temizleyerek, ağızdaki zararlı maddelerinin etkisini azaltıyor. Tükürüğün az olması bu etkiyi zayıflatıp, ağız kokusuna neden oluyor. Sözmen, Böyle hallerde hastada diş taşı çok olur. Koku da fazla olur. Ayrıca dişini iyi fırçalamıyorsa tehlike çok ciddi aşamalara ulaşır. Kişi bol su içmeli ve düzenli diş fırçalamalı ki denge sağlansın, şeklinde konuştu. Sözmen bunlara ek olarak, dilin de fırçalanmasının ağız kokusunun önüne geçilmesinde önemli olduğunu ifade ediyor. Zira sigara, çay ve kahve içenlerde dil pası meydana geliyor. Bu da kokuya sebep oluyor. Sözmen bu durumda ‘dişlerinizi fırçaladıktan sonra dilinizi de mutlaka fırçalayın.” dedi.

Ağız Yaraları

28 Şubat 2010 Yazan  
Kategori Agiz Sagligi

Ağız yaraları son derece rahatsız edicidir. Hemen her yaşta görülebilen ağız yaraları, ağız içinde bulunan mikropların ve mantarların dengesinin bozulmasından oluşur ve ülserleşebilir. Ağızdaki dişler ve takma dişler de ağız mukozasını tahriş ederek sorunlara sebep olurlar. Bunların dışında bazı kan hastalıkları ve kullanılan ilaçlar da yine ağızda yaraların oluşumuna sebeptir.

Ağız içinde en çok görülen, aftöz somatit ve genel tabir ile bildiğimiz uçuklar (herpes), ağız içine kenarları belirgin yuvarlak ya da oval biçimli ve bir kaç tane olabilen yaralardır. Virüs sebepli olduğundan ağız yaralarının kesin bir tedavisi yoktur. B ve C vitaminleri ile Antibiotik ve Antimikotik (Tetrasiklin, Misteklin) ve kortizon verilebilir.

Genelde bebeklerde görülen ve pamukçuk olarak tabir edilen tıp uzmanlarınca da moni-liasis ya da müge denilen ağız hastalıklarıdır. Pamukçuk ise gebelik döneminde anneden bebeğe geçen mantarlar sonucu yenidoğan ve çocuklarda görülür. Tedavi olarak; antimikotik adı verilen (Nystatin) ya da jansiyon moru (violet de gentiane), metilen mavisi (blue de methylen) ilaçları uygulanır.

Dilde gelişen yaralar ise tüberküloz, lösemi, difteri ve frengi hastalıklarında karşılaşılan yaralardır. Dildeki iltihaplanmalar ve ağrı da genellikle demir eksikliği sonucu kansızlık ve şeker hastalıklarında oluşur. dil üzerindeki beyaz ve çatlaklı oluşumlar ise kanser öncesi hastalık olarak kabul edilen lökoplaziyi işaret ediyordur. Dilin ön kısımlarında kenarlarda sert yüzeyde açılan yaralar ise dil kanserinin başlangıcı sayılabilir bu nedenle kesinlikle ihmal etmeden doktora danışmakta fayda vardır.

« Önceki Yazılar