Yeni doğmuş bebeklerde kanamalı hastalık

09 Haziran 2010 Yazan admin  
Kategori Çocuk Sagligi

Yeni doğmuş bebeklerde kanamalı hastalık

Yeni doğmuş bebeklerde kanamalı hastalık nedir ?
Bu hastalık kendisini bebeğin hayatının ikinci ile beşinci günleri arasında gösterir ve deri içerisinde tükürük zarlarında göbeğinde, kanamalar görülür. Bazen makattan ve vajinadan kanama da görülür. Kusuntu ve idrarda da kana rastlanılabilir.

Bu tür kanamalı hastalık neden ileri gelir ?
Kan pıhtılaşma sisteminde bir mekanizmanın iyi çalışmamasından veya K vitamininin eksikliğinden ileri geldiği sanılmaktadır.

Tam bir teşhis için ne yapılmalıdır ?
Prothrombin kan pıhtılaşması testi yapılır. Bu testle pıhtılaşma mekanizmasının iyi çalışıp çalışmadığı tespit edilir.

Yeni doğmuş bebeklerde kanamalı hastalık nasıl tedavi edilir ?
Bebeğe enjeksiyon yoluyla damardan veya adaleden K vitamini verilir. Ciddî vakalarda nakil yoluyla taze kan verilmesi gerekmektedir. Bu şekilde durumu çabucak tedavi edilir.

Bu hastalıkta kalıcı sakatlıklar olur mu ?
Genellikle hayır. Yalnız beyine kanama yapabilecek çok ciddî bazı vakalarda ciddi yan tesirler görülebilecektir.

Bu durum nasıl önlenebilinir ?
Yeni doğmuş bebeğe bir K vitamini enjeksiyonu yapılmakla. Bu, genel olarak bütün vaktinden önce doğan bebeklere yapılmaktadır. Bazı hallerde anneye de gebeliği sırasında K vitamini verilmektedir.

Yeni doÄŸmuÅŸ bebeklerde tefani

08 Haziran 2010 Yazan admin  
Kategori Çocuk Sagligi

Yeni doÄŸmuÅŸ bebeklerde tefani

Yeni doÄŸmuÅŸ bebeklerde tefani nedir ?
Bu, doğan bebeğin hayatının ilk haftasında meydana gelen bir hastalıktır. Bu durumda bebek çok rahatsız, fazlasıyla sinirlidir ve kaslarını gayri ihtiyari oynatır. Bazen izpazmoza tutulur.

Tefani neden ileri gelir ?
Bu hastalık kandaki kalsiyumun eksik olmasından ileri gelir. Hastalık paratiroid guddelerin veya böbreklerin bozuk işlemesinden de ileri gelebilir. Ya da çocuğa verilen sütte kalsiyuma oranla fazla fosfor bulunduğu takdirde de meydana gelebilir.

Anne sütüyle beslenen bebeklerde de tefani görülür mü ?
Anne sütünde fosfor ve kalsiyum oranları tamam olduğundan bu hastalığa daha çok biberon ile beslenen çocuklarda rastlanmaktadır

Olumlu bir teşhis için ne yapılmalıdır ?
Kanda kalsiyum miktarını ölçecek bir kan testi gerekir.

Yeni doğmuş bebeklerde tefaninin tedavi yolları nelerdir ?
Hasta çocuğa damardan kalsiyum verilir. Bundan sonra mamasına
içinde kalsiyum bulunan bir solüsyon ilâve edilir.

Tedavi yapılmadığı takdirde ne gibi haller meydana gelir ?
Çocuğun sinirlilik hali artış gösterir ve izpazmoz geçirebilir. Bu durumda derhal kalsiyum verilmediği takdirde vahim bir hal meydana gelebilir.

Yeni doğmuş bebeklerde tefani hastalığı önlenebilir mi ?
Evet, bebeğin anne tarafından emzirilmesiyle veya her mamasına kalsiyum katılmasıyla.

Yeni doÄŸmuÅŸ bebeklerde kan zehirlenmesi

07 Haziran 2010 Yazan admin  
Kategori Çocuk Sagligi

Yeni doÄŸmuÅŸ bebeklerde kan zehirlenmesi

bebek
Yeni doÄŸmuÅŸ bebeklerde kan zehirlenmesi ne demektir ?
Genellikle bebeğin doğumunun ilk haftasında meydana gelen bir kan dolaşımı enfeksiyonu veya zehirlenmesidir.

Yeni doÄŸmuÅŸ bebeklerde kan zehirlenmesinin sebepleri nelerdir ?
Deriden, tükürük guddelerinden, burun, ağız veya göbekten kana bakterilerin girmesinden ileri gelmektedir.

Bu mikroplar kana doğumdan önce mi sonra mı girmektedir ?
Bakteriler vücuda doğumdan önce veya sonra girmiş olabilirler; sonra da kan dolaşımına ulaşırlar.

Kan zehirlenmesinin belirtileri nedir ?
Gıda alamamak, kusmak, ishal, kilo kaybı, aşırı derecede rahatsızlık, yüksek ateş ve izpazmoz halleri.

Kesin teşhis nasıl elde edilebilir ?
Kanda bakterilerin bulunup bulunmadığını tespit etmek için kan kültürleri alınarak laboratuarda analize gönderilir.

Kan zehirlenmesinin tedavisi nasıl yapılır ?
Yeterli dozajlarda gereken antibiyotiklerin derhal verilmesiyle.

Kan zehirlenmesinin komplikasyonları olabilir mi ?
Evet. Zatürree, menenjit, peritonit, muhtelif organların apse yapması veya deri apseleri.

Bu hastalıktan iyileşme şansları nedir ?
Erken teşhis ve derhal tedaviye girişilmesiyle bu hastalıktan iyileşme şansı oranları yüksektir. Eğer hastalık erken teşhis edilmezse, enfeksiyon da ciddî ve hatta vahim ise, hasta çocuk, kısa bir süre içerisinde ölür.

Kan zehirlenmesi önlenebilir mi ?
Eğer annede doğumdan önce veya doğum sırasında herhangi bir enfeksiyon belirtisi görülmüşse. Bebeğe koruyucu ilâçlar verilmelidir. Çocuk herhangi bir deri veya göbek enfeksiyonu belirtisi gösterirse derhal, vakit kaybetmeden antibiyotik ilâçların verilmesine başlanmalıdır.

Pamukçuk

06 Haziran 2010 Yazan admin  
Kategori Çocuk Sagligi

Pamukçuk

Pamukçuk hastalığı nedir ?
Genellikle bebeğin doğumunun ilk haftasının sonunda kendisini gösteren bir dil ve ağız hastalığıdır.

Pamukçuk hastalığı neden ileri gelir ?
Mantar veya mantar sınıfından ilkel bir bitkiden ileri gelen bir hastalıktır.

Bu mantar nereden gelmektedir ?
Genellikle vajinasında hafif bir mantar hastalığı bulunan anneden. Çocuk rahimden çıkarken bu mantarla enfekte olur. Mantarın gelişmesi yaklaşık bir hafta sürer. Hastalık, ayrıca enfekte olan bir çocuğun kullanmış olduğu biberon başlıklarından da başka bir çocuğa bulaşabilir.

Pamukçuk ciddî bir hastalık mıdır ?
Hayır, çok rastlanan bir hastalıktır.

Pamukçuğun tedavisi nasıl yapılır ?
Mor kantaron (gentian violet) bir çubuğa sarılmış pamuk ile hafif hafif bebeğin ağız, dil ve damağına sürülür. Ayrıca mantara karşı bir ilâç olan «Nystatin» yine bu şekilde sürülebilinir veya bebeğe yutturulur.

Pamukçuğun tedavisi uzun sürer mi ?
Hayır. Bir hafta ile on gün arası bebek tamamen iyileşir.

Pamukçuk önlenebilir mi ?
Eğer annenin vajinasında ifrazat yapan bir mantar hastalığı olduğu bilinirse, doğumdan önce tedavi edilmesiyle önlenebilinir.

Hastanelerde bebeklere ayrılan bölümde bir bebekte pamukçuk görülürse bu bebek tecrit edilmeli midir ?
Evet. Böylece hastalığın öteki bebeklere bulaşması önlenir. Hasta bebeğin bakımında kullanılan bütün kap, çatal, bıçak ve kaşıklar da ayrı tutulmalıdır.

Kalıtsal gırtlak stridoru

05 Haziran 2010 Yazan admin  
Kategori Çocuk Sagligi

Kalıtsal gırtlak stridoru

Kalıtsal gırtlak stridoru nedir ?
Ses çıkaran bir solunum durumudur. Özellikle içeriye doğru nefes alınırken ve çocuk ağlarken had dereceye ulaşmaktadır.

Bu durumun sebebi nedir ?
Genellikle hançere etrafındaki dokuların, çoğunluka epiglotta, gevşek oluşundan ileri gelir.

Kalıtsal gırtlak stridorunun daha ciddî olan nedenleri de olabilir mi ?
Evet. Bazı hallerde hançerenin veya etrafındaki strüktürlerin kusurlu teÅŸekkül etmiÅŸ olması. Solunum yoluyle içeriye alman yabancı maddeler, hançerede meydana gelmiÅŸ olabilen marazı teÅŸekküller veya hançereye baskı yapan aort’un bir anormalliÄŸi, bunların hepsi bu hastalığa neden olabilir.

Gırtlak stridoru ilk nasıl görülür ?
Çoğunlukla doğumda ve bu durum çocuk oniki ilâ onsekiz aylık oluncaya kadar inatla devam edebilir; sonra kendiliğinden kaybolur.

Normal bir gırtlak stridoru için bir tedavi usulü gerekli midir ?
Hayır. Bu kendi kendini sınırlayan bir durumdur. Çocuk büyüyünce hançere etrafındaki gevşeklik düzelir.

Bu durumun daha ciddî deformiteleri nasıl tesbit edilir ?
Bir laringoskopla (boğaza sokulan aynalı âlet) hançereye bakılma. sıyle. Eğer doktor buyolda bir kist, bir perde veya bir başka tıkanma görürse bunu derhal tedavi edecektir.

Kalıtsal gırtlak stridorundan mustarip çocukların besisi için özel yollara başvurulmalı mıdır ?
Evet. Bu gibi çocuklar daha yavaş ve dikkatle beslenmelidir. Böylece solunum borusuna gıda maddelerinin girmesi önlenecektir. Bu gibi çocuklar bazen memeden veya biberondan gıdalarını almakta güçlük çekebileceklerinden, bunların kaşıkla beslenmesi gerekebilir.

Genel gırtlak stridoru vakası ciddî midir ?
Hayır. Anne ve babayı rahatsız edecek nitelikte olabilse de bu hastalık ciddî bir hastalık sayılamaz. Anne ve baba şunu bilmelidir ki bu hastalık ileride kendiliğinden iyileşecektir.

Bebek bakımı ile ilgili bilgiler

04 Haziran 2010 Yazan admin  
Kategori Çocuk Sagligi

Bebek bakımı ile ilgili bilgiler

Hayatımızın en önemli varlıkları bebeklerimiz;
Yapacağınız doğru uygulamayla, bebeğinizi endişe duymadan yıkayabilir, hatta onun bun­dan zevk almasını sağlayabilirsiniz.

Özellikle sıcak yaz günlerinde bebeğinize sık sık yaptırmanız gereken banyoların kabus ol­maktan çıkmasını istiyorsanız, önerilerimizi mut­laka okuyun.

Nelere dikkat edilmeli?
Suyun ısısını kendiniz ayarlayın. Bebeği yıka­yacağınız ortamın yaklaşık 22-33 derece olması­na Özen gösterin. Bebeğinizi altını açıp, soyun. Gözlerindeki çapakları, burnunu, boynunu sıcak suya batırılmış bir havlu ya da pamuk ile sildik­ten sonra, yüzünü ve ensesini de temizleyin. Sonra kollarından kavrayarak küvet veya leğenin içine oturtun ve tutmaya devam ederek başı­nı yıkayın. Poposunu ve genital organını sıcak suya batırılmış pamukla temizleyin.
Havlusuna yatırıp sardıktan sonra kurulayıp, altını bağlayın.

Sudan Korkuyorsa?
Eğer bebeğiniz sudan korkuyorsa, onu sakın zorlamayın. Suya alışıncaya kadar, onu sıcak su­ya batırılmış bir havlu ile temizleyin. Tabii bu önerimiz, minik bebekler için geçerli. Bebeğiniz biraz büyükse fazla zorlamadan, banyo faslına birkaç gün ara vererek alıştırın. Bu arada günlük temizliğini, sabunlanmış ve sıcak suya batırılmış bir sünger ile yapın. Banyo sırasında ise çok az su kullanarak yıkayın. Eğer hala korkusu sürü­yorsa, oyunlar yaratın. Suyun içinde yüzen oyun­caklar işe yarayacaktır.

Gözleri yanmasın!
Bebeğin saçlarının yıkanması onunda hoşuna gidebilir, ancak gözlerine şampuan kaçmaması şartıyla. Ayrıca, bebeğinizin saçlarını yıpratma­mak için iyi bir şampuan seçmelisiniz. Eğer be­beğiniz başının yıkanmasından hoşlanmıyorsa, bir süre ara verip, tekrar deneyin. Hala saçının yıkanmasından rahatsız oluyorsa, elleriyle yüzü nü örtmesini öğreterek, gözlerini şampuandan korumasını sağlayabilirsiniz.

Bebeğiniz bakımı için
Ellerini ve parmaklarını sık sık temizleyin. Çünkü tırnaklar ve parmaklar, mikropların yer­leşmesi için ideal bir ortam oluştururlar.

Ayaklar
Bebeğiniz hareketlendiğinde ayakları hemen kirlenir ve çorabındaki iplikler parmak aralarına girer bu yüzden, ayak temizliğinde parmak ara­larını sakın unutmayın.

Popo
Bebeği yıkarken poposunun da yeterince te­mizlendiğinden emin olun sık sık altını kirleten bebeğin en temiz tutulması gereken bölgelerin­den biri de poposudur.

Ganital bölgeler
Önce ıslak bebek mendilleri ya da ıslatılmış bir pamukla bebeğin genital bölgelerini temizle­yin. Erkek bebeklerde ise penisi hafifçe arkaya çekerek temizledikten sonra, testislerin arkasını iyice temizleyin.

Kulak ve kulak arkası
Kulakların dış kısımlarını temizlemek için pa­muklu çubuk kullanın. Kulağın iç kısmını ise temizlemeye çalışmayın, zedeleyebilirsiniz. Kula­ğın içinde bulunan mumsu salgı, kendi kendine temizlenir. Kulak arkalarında kepeğimsi kabuk­lar oluşabilir. Bunları bebek yağı ile yumuşatıp ıslak pamukla temizleyebilirsiniz.

Emzirmenin püf noktaları

03 Haziran 2010 Yazan admin  
Kategori Çocuk Sagligi

Emzirmenin püf noktaları

DSÖ (Dünya Sağlık Örgütü) ve ÜNİCEF, be­beklerin yaşamının ilk 4 ayında mümkünse 6 ayında, su dahi almaksızın anne sütü ile beslen­mesini önermektedir. Bebeğin tüm biyolojik ge­reksinimleri için en iyi ve eksiksiz besin, Anne sütüdür. Bebeğin sağlıklı gelişmesini, büyümesi­ni ve hastalıklardan korunmasını sağlar. Emzir­me, bebeğinizle sizin arasında sağladığı yakın te­mas nedeniyle özel bir bağ oluşmasına neden olur. Bebeğiniz doğduktan sonra ilk yarım saat içinde, sütünüzün gelmesini beklemeden ve ke­sinlikle şekerli su vermeden, mutlaka onu emzir­melisiniz. İlk 48 saat içinde sık emzirmek, sütün yeterliliği açısından önem taşır .Çünkü sık emzir­meye bağlı olarak süt salgısında artık olacaktır. Bu nedenle, sütünüz henüz gelmemiş bile olsa, sık emzirmeye devam edin.

Kolostorun adı verilen ilk süt, protein bakımın dan oldukça zengindir ve içinde bebeği bulaşıcı hastalıklardan koruyacak bol miktarda antikor taşımaktadır. Kıvamı koyu ve sarımsı bir rengi olan kolostrum, sonraki birkaç gün içinde nor­mal anne sütüne dönüşecektir.

Kolostrum sıvısı, hamileliğinizin yedinci ayın­dan sonra sağlıyabilir. Bu aylarda dış altında memenin ayla kısmına (meme başı etrafında bu­lunan koyu renkli kısım), baş ve işaret parmak­larıyla yapılacak kısa masajlar, süt kanallarının açılmasına yardımcı olabilir.

Bebeğinizi emzirmeden önce ellerinizi yıkayın. Yeni kaynatılmış ılık suya batırdığınız pamukla meme başlarınızı silin. Bebeğinizi mümkün ol­duğu kadar dik bir pozisyonda kucağınızı alın. Meme başınızı bebeğin yanağına değdirerek onun içgüdüsel olarak memenize yönelmesini sağlayın. Bebeğinizin, meme başını çevresindeki meme başını çevresindeki koyu renkli kısımla (ayla) birlikte ağzına almasını sağlayın. Böylece, bebek bu kısma dudaklarıyla bastırdıkça meme başından süt gelir. Sadece meme ucunu emerse yeterli süt alamayacaktır.

İlk 6 ayda emzirme bebekte hayati önem taşıyor

02 Haziran 2010 Yazan admin  
Kategori Çocuk Sagligi

İlk 6 ayda emzirme bebekte hayati önem taşıyor

AraÅŸtırmalarıma göre; ülkemizdeki annelerin sadece yüzde 2’si 6 ay boyunca emziriyor. Dün­ya SaÄŸlık Örgütü (WHO), bebeklerin ilk 6 ayda sadece anne sütü ile beslenmesini saÄŸlıklı yaÅŸam için ÅŸart koÅŸuyor. Buna karşın ülkemizde hala ilk 6 ayda anne sütüyle beslenen bebek oranı yüzde 2. Her yıl ekim ayının ilk haftasında WHO, “Dün­ya Emzirme Haftası’nı kutluyor. Hafta boyunca anne sütünün bebek için ne kadar yararlı olduÄŸu, çeÅŸitli etkinlikler düzenlenerek anlatılmaya çalı­şılıyor. SaÄŸlık Bakanlığı tarafından açıklanan bil­giler arasında en acı verici olanı ise, her yıl isha­le yakalanan 3 bin 500 bebeÄŸin yeterince anne sütü almadığı için Ölüyor olması.

ülkemizde emzirmeyi teÅŸvik etmek amacıyla kurulan Piyon Emzirme Çözümleri kurucusu Ar­zu üstündaÄŸ, 1980′li yıllardan itibaren bebeÄŸini emziren anne sayısının giderek azaldığını belirt­ti. Dünya SaÄŸlık Örgütü verilerine göre sadece 200 anneden birinde gerçekten süt salgılama so­rununun olduÄŸunu ifade eden uzmanlar,
“Annelerimizin asıl sorunu kaygı. BebeÄŸin aç kaldığı kaygısı, annede süt üretimini saÄŸlayan oksitosin hormonunun durmasına neden oluyor. Böylelikle anneler emzirmekten vazgeçebiliyor” diye konuÅŸtu.

İlk 6 ayda emziren anne oranı
(ÜNICEF İSTATİSTİKLERİ)
TÜRKİYE – %2
ARNAVUTLUK – %6
CEZAYİR – %13
ERMENİSTAN – %30
MISIR – %57
HIRTAVİSTAN – %23
NEPAL – %69
FİLİPİNLER – %37
MAKEDONYA – %37
DOÄžU AVRUPA – %9
ABD – %8

Çocuklarda Şiddet

03 Mart 2010 Yazan admin  
Kategori Çocuk Sagligi

Çocuklar küçük yaşlardan itibaren medyada şiddete şahit olurlar ve gördükleri imgeler şiddeti genelde olumlu bir şekilde gösterir. Ayrıca çocuklar evde, okulda ve yaşadıkları çevrede de şiddete maruz kalabilirler. Anlaşmazlıkları çözme becerilerinin yetersiz olması ile alkol ve uyuşturucu madde kullanımı da ergenlerdeki şiddet içeren davranışları artırır.

Çocuğunuzun televizyonda izlediklerini, filmlerde gördüklerini ve internette karşılaştıklarını izlemek ve anlaşmazlıkları çözmek için onunla konuşma yoluna gidin. Ayrıca kendi davranışlarınızın da şiddet içermeyen davranışlar için bir örnek oluşturmasına dikkat edin.

Uykunun önemi

01 Mart 2010 Yazan admin  
Kategori Çocuk Sagligi

Uyku tahmin ettiğimizden daha büyük bir öneme sahiptir. Güzel ve huzurlu bir uyku süreci geçirmek hepimizin hakkıdır.
Yetersiz uyku bağışıklık sistemimizin zayıflamasına neden olur. Birkaç saat az uyumamız bile bağışıklık sistemimizin yapı taşlarını oluşturan ve bakteri ve virüslere karşı savaşan savaşçı hücrelerimizin azalmasına neden olur. Yetersiz uyku, soğuk algınlığı ve grip gibi hastalıklarla bile savaşmamızı zorlaştırır. Ço­cuklarımız için de durum aynıdır. Bir çocuğun bağışıklık sistemi zaten yeterin­ce gelişmiş sayılmaz. Bağışıklık sistemi çok fazla gelişmemiş olan bir çocuğun gereğinden az uyuması bağışıklık sistemini daha da zayıflatır.
■ Kısa süreli uyku problemleri bile günlük yaşantımızı olumsuz yönde etkiler, strese neden olur. Uykusuzluk üretkenliğimizi azaltır. Amerika’da yapılan bir araştırmaya göre, düzenli bir uyku sistemine sahip olan çocuklar daha kolay konsantre olurlar, kendilerine verilen görevleri yerine getirirler ve ufak tefek sorunların üstesinden gelirler. Gerektiği kadar uyuyamayan çocuklar ise zi­hinsel işlemleri gerçekleştirmekte, mantıksal çıkarımlar yapmakta ve mate­matik işlemlerini çözmekte bir hayli zorlanırlar. Uyku problemi yaşayan ço­cuklar arkadaş çevresinde de sosyal sorunlar yaşarlar.
■ Büyüme hormonları, çocuklar uyurken harekete geçer. Kronik uyku düzensiz­liği yaşayan çocukların (özellikle de astım ve uyku apnesi rahatsızlığı yaşayan­lar) gelişimlerinin yavaşladığı tespit edilmiştir. Uyku sorunu yaşayan çocukla­rın uykuya dalmakta güçlük çektiği, uyumaktan korktuğu, gece sık sık uyandı­ğı ve derin bir uykuya dalamadığı tespit edilmiştir. Çevreleri tarafından uyku konusunda baskı gören çocukların üzerindeki baskı hafifledikçe, büyümeleri ve gelişimleri de olumlu yönde etkilenir.

■ İngiltere’de Loughborough Universitesi’nde Uyku Araştırma Laboratuarına başkanlık eden Jim Horne’ye göre çocuklardaki uyku bozuklukları en çok bey­ni etkiler. Uykunun hayati önem taşıdığı en önemli organımızın beynimiz ol­duğunu söyleyen Horne, bu bulgusunu uyku düzensizliği problemi yaşayan çocuklar üzerinde yaptığı araştırmalarla desteklemiştir. Uyumadığımız za­manlarda vücudumuzu gevşetip dinlendirebilsek de, beynin gerçek anlamda dinlenmesi ancak uyku esnasında gerçekleşmektedir. Gözlerimizi kapatıp hiç­bir şey düşünmemeye çalışsak bile beynimizin yüksek bir aktivite içerisinde olduğu söylenmektedir. Horne’ye göre, beyin metabolizması 3-8 yaşları ara­sındaki çocuklarda oldukça hızlı çalışır. Bu nedenle bu yaşlardaki çocukların beyinlerini dinlendirebilmesi için daha çok uykuya ihtiyacı vardır.
■ Çocuklar kadar yetişkinler de uykusuzluktan etkilenmektedir. Uzmanlara gö­re, yeteri kadar uyuyamadığımız günlerde, uyku konusunda bir sonraki güne borçlanırız. Uyuyamadığımız günü takip eden günlerde bu borcumuzu öde-yemezsek, uykumuzu gerektiği kadar alana dek borcumuz katlanarak artar. Bu borç arttıkça da kendimizi daha uykulu, yorgun ve halsiz hissederiz. Eğer uy­kuya olan borcumuz bir hafta boyunca çok yüksek oranlara ulaştıysa, hafta so­nunu uyuyarak geçirsek bile hafta içinde uyuyamadığımız saatlerin bize ver­diği hasarı çok zor telafi ederiz. Anne ve babalar, tüm ailenin yatış ve kalkış sa­atlerini güzel bir düzene oturtabilirse, ergenlik sürecindeki gençler de uyku konusunda sıkıntı çekmeyecektir. Ergenlik dönemindeki bazı gençlerin gece geç vakitlere kadar oturduğu ve uyku esnasında da sık sık uyandığı bilinmek­tedir. Bu gençlerin uykuya olan borcu uyku düzensizliği ne kadar uzun sürer­se o kadar güç ödenir. Hatta çok geç yatıp, gece yarısı ara ara kalkmayı alışkan­lık haline getiren gençlerin uyku borcunun asla ödenmeyeceği de belirlenmiş­tir. Peki, bunun sonucunda neler yaşanabilir? Amerika’da yapılan bir araştır­maya göre, uyku düzensizliği yaşayan gençlerin gün içinde uyukladığı, dikkat­lerini toplayamadığı, etkiye tepki verme sürelerinin uzadığı, düşünme ve yorumlama kabiliyetlerinin azaldığı, zihinsel faaliyetlerinin yavaşladığı, duy­gusal durumlarının bozulduğu ve kaza ve yaralanma riskine daha çok maruz kaldığı ortaya çıkmıştır.

Sonraki yazılar »