Kalp yetersizliği nasıl tedavi edilir ?

09 Haziran 2010 Yazan admin  
Kategori Kalp Sagligi

Kalp yetersizliği nasıl tedavi edilir ?

Kalp yetersizliği kontrolünde üç önemli hedef vardır. Bunlar;
* İlaç kullanarak kalbin pompa gücünü artırmak,
* İlaç ve beslenme ile vücuttaki fazla suyun atılmasını sağlamak,
* Kalbin yükünü azaltmaktır.

Aynı zamanda bazı faktörler kalp yetersizliği­nin ciddiyetini ve şiddetini artırabilir. Bunlar;
* Ciddi kansızlık, yüksek ateş,
* Akciğer enfeksiyonları,
* Kalbin hızlı çarpması,
* Fazla tuz alımı,
* Fazla miktarda sıvı alımı,
* Şişmanlık,
* Aşırı yorgunluk, aşırı stres ve gerginlik,
* Değişik nedenlerle kalbin yavaş çalışmasıdır.

İLAÇ TEDAVİSİ
Kullanacağınız ilaçlarla ilgili neleri bilmelisiniz ?
* İlacın adı, niçin kullanıldığı?
* Bir tablet ya da kapsülün kaç miligram olduğu?
* Günde kaç kez ve nasıl kullanılacağı?
* Nerede saklanması gerektiği?
* İlaçların yan etkileri var mı? Varsa bunlar nelerdir?
* Bu ilaçları alırken kaçınmanız gereken yiyecek, içecek ya da diğer ilaçlar var mı?
* İlaçla ilgili özel bir talimat var mı? (yemek­ten önce ya da sonra belirli saatler veya saat ara­lıkları).
* Kullanmamanız gereken ilaçlar var mı? (öksürük ilacı, ağrı kesici, mide ilaçları vb.).

İlaç kullanmaya başladığınızda özellikle baş­langıçta verilen ilaç miktarı size fazla gelebilir. Ancak unutmayınız ki her ilacın farklı etkileri vardır ve her biri farklı şikayetlerin tedavisinde etkilidir.

Unutmamanız gereken diğer bir konu düzenli ilaç kullandığınızda kalp yetersizliği ile il­gili yakınmalarınız azalacak, yaşam kaliteniz artacaktır. Tedaviye tam olarak uymazsanız hasta­lığınız daha ağırlaşabilir ve tedaviniz olanaksız hale gelebilir.

İlaç kullanmanızı hatırlatacak bazı stratejiler geliştirebilirsiniz
Örneğin ilacınızın adını, dozunu, günde kaç kez alınacağını ve saatlerini gösteren bir tablo ha­zırlayabilirsiniz ve bir kopyasını cebinizde taşıyıp, bir kopyasını da evinizde her zaman görebi­leceğiniz bir yere asabilirsiniz.

Bunların dışında dikkat etmeniz gereken noktalar
* İlaçlarınızı her zaman orijinal kutularında saklayınız,
* Yeni bir ilaç kullanmak zorunda kalırsanız bunu mutlaka doktorunuza danışınız,
* Kendi kendinize ilaç almaya ara vermeyiniz, ilaçlarınızı kesmeyiniz,
* İlaç almayı unuttuğunuzda asla iki dozu birden almayınız,
* İlaçlarınızı kullandığınız süre içinde yan et­kileri ortaya çıkarsa mutlaka doktorunuza-hem-şirenize bildiriniz,
* Doktor önerileri dışında kendi kendinize asla herhangi bir ilaç (bitkisel olsa bile) kullanmayınız.

Genel öneriler ve ilaçlarla ilgili uyarılar
Kalp yetersizliği tanısı konduktan sonra hastalığınızın tedavisi ve kontrolü için…
* Kendinizdeki değişimleri siz önemli görme­seniz bile kısa notlar halinde kaydedin,
* Düzenli olarak doktor kontrollerinize gidin,
* Doktor ve hemşire önerilerine uyun,
* İlaçlarınızı öneriler doğrultusunda kullanın,
* Nefes darlığı, çarpıntı, ayaklarda şişlik gibi yeni ortaya çıkan bir durum VARSA!
Durumunuzdaki herhangi bir değişikliği hemen doktorunuza bildirin.

Özet olarak
* Düzenli kilo kontrolü yapın,
* Yemek alışkanlıklarınızı gözden ge­çirin,
* Sigara ve benzeri tütün maddelerini (pipo, puro, nargile) asla kullanmayın,
* Alkol kullanmayın,
* Eğer doktorunuz önermişse günlük olarak aldığınız ve çıkardığınız sıvı mik­tarını düzenli olarak kaydedin,
* Strese yönelik önerileri dikkate alın.

Kalp hastalarının yakınları ne yapmalı ? Nasıl davranmalı ?

08 Haziran 2010 Yazan admin  
Kategori Kalp Sagligi

Kalp hastalarının yakınları ne yapmalı ? Nasıl davranmalı ?

Kalp yetersizliği ile başa çıkmak kolay değildir. Diyet, yaşam şekli değişiklikleri ve karışık te­davi listesi ile baş etmek zorunda kalınır. Kalp yetersizliği tanısı konmuş hastalar çoğu kez bunu yalnız başlarına başaramazlar. Aile bireylerinin çok gerekli olan ilgi ve destekleri bu uyumu ko­laylaştırır.

Doğal olarak hastaya bakım veren kişinin ye­ni rolüne uyum sağlaması zaman alacaktır. Bir­çok kişi, bir işte çalışma veya çocuk yetiştirme gi­bi diğer sorumluklarına ek olarak bu rolü de üst­lenmek zorunda kalabilir. Bu durum bazı zaman­lar stresli veya hayal kırıcı olsa da alınacak ödül­ler de büyük olacaktır.

Rolünüzü anlayın
Doktorlar kalp yetersizliği olan kişilerden fark­lı yemek alışkanlıkları, ilaçları hatırlama, vücutla­rına daha fazla ilgi gösterme ve stresi azaltma gi­bi, yaşam şekillerinde değişiklik yapmalarını is­terler.

Bu değişiklikler genellikle zordur, çünkü uzun süreli alışkanlıklardan vazgeçmeyi gerektirir. An­cak sevdiği kişilerin ilgi ve desteği bunu daha ko­lay hale getirecektir.

Kalp yetersizliği olan bir kişi ile yaşıyorsanız veya çok yakınınızda ise, doktor ve hemşirelerin önerilerini izlemesinde en büyük etkiyi siz yapabi­lirsiniz. Başlangıç için izleyen sayfalardaki fikirle­ri önermekteyiz, bunları kendi durumunuza ve tercihlerinize göre uyarlamaksınız.

Duygusal ve manevi destek vermek
Bakım veren kişi olarak yardım etmek için;
* Değişikliklerin zaman aldığını kabul edin. Kişilerin yıllar içinde geliştirdikleri alışkanlıklarını de­ğiştirmesinin sıkıntı yaratması doğaldır. Bunun far­kında olursanız sevdiğiniz kişiye yardım edebilirsi­niz. Önerileri yapmaları için azarlamayın. Bunun yerine, doktor ve hemşirenin önerilerine uyamasalar bile, endişelerini dinleyin ve olumlu yaklaşın. Teşvik edin ve yeni alışkanlıklarını övün.
* Eşler arasındaki fiziksel yakınlıkta azalma ola­bileceğini anlayın. Kalp yetersizliği tanısı çoğu kez bu durum kontrol altına alınıncaya kadar cinsel aktivitenin sonlandırılması veya sınırlandırılması an­lamına gelir. Kalp yetersizliği olan kişiler, önerilen diyet, ilaç tedavisi ve düzenli kontrollere uyum sağ­ladıklarında normal cinsel yaşamlarını sürdürebilirler.

Tıbbi bakım konusunda yardım
Sevdiğiniz kişinin tedavisine yardım etmek için;
* Hastane ve doktor kontrollerine aktif olarak katılın,
* Sevdiğiniz kişiye ilaç, diyet, fiziksel hareket ve rehabilitasyon hakkındaki bilgileri izlemede ve kayıt etmede yardım edin,
* Bilginin çokluğu ilk başta sizi şaşırtabilir, bu ne­denle soru sormayı ve not almayı unutmayın,
* Hastaya doktor ve hemşirenin önerilerini uygu­lamada yardımcı olun,
* İlaç tedavisini ya da reçetelendirilmiş başka tedavileri izlemelerine yardım edin,
* Birlikte düzenli olarak hareket yapmayı önerin,
* Birlikte sigarayı bırakın.
* Sevdiğiniz kişinin hoşuna gidecek yağ ve koles­terolden fakir yiyecekler alın ve hazırlayın ya da önemini vurgulayın,
* Doktor ve hemşire ile iletişimini sağlayın,
* Doktorlar genellikle hastanın durumu, yakınmaları, diyet ve hareket önerilerine uyum hakkın­daki bilgileri almak için ailede bakım veren yakın­lara güvenirler,
* Doktor, muayene için gittiğinizde size soru sorabilir. Eğer sevdiğiniz kişi ilerleme kaydetmiyorsa, kendinizi mazeret sunma zorunda hissetmeyin. Doktor ve hemşirenin evdeki işlerin nasıl gittiğini bilmesi gerekir.

Yardım etmek için ayrıca…
* Tüm aileyi olayın içine alabilirsiniz. Kalp yetersizliğinin etkin tedavisi çoğunlukla grup çabası gerektirir,
* Sevdiğiniz kişinin toleransına göre gezme planları yapın, sağlıklı yemekler hazırlayın,
* Diğer aile üyelerini de kendilerinde olabilecek kalp yetersizliği risk faktörlerini azaltmaları için ge­rekli değişiklikleri yapmaları için destekleyin,
* Hastaya her işi onun yerine yapmadan yardım edin,
* Kalp yetersizliği olan hastaların fiziksel hare­ketleri sınırlıdır, ancak aktif kalabilmeleri için orta derecede hareket yapmaları gereklidir. Doktor ve hemşireye sevdiğiniz kişinin ne yapıp ne yapamaya­cağını sorup öğrenin.

Sizin de kendi sağlığınızı korumaya hakkınız var. Bunu sakın ihmal etmeyin
Aşağıdaki öneriler doğrultusunda düşünmeye çalışın:
* Kendime bakmalıyım. Bu bencil bir davranış değildir. Sevdiğim insana daha iyi bakmamı sağla­yacaktır,
* Sevdiğim kişi karşı olsa bile başkalarından yar­dım isteme hakkına sahibim. Kendi sabır ve gücü­mün farkındayım,
* Sevdiğim kişi için elimden geleni yapmakta­yım, ama kendim için de bir şeyler yapma hakkına sahibim,
* Sinirlenmeye, depresif olmaya ve diğer sıkıntı­lı duyguları zaman zaman dile getirmeye hakkım var,
* Sevdiğim kişinin bilinçli veya bilinçsiz olarak beni rahatsız, mutsuz etmesine izin vermeme hakkı­na sahibim,
* Sevdiğim kişinin bana, ben ona düşünceli, sev­gi dolu, bağışlayıcı ve kabullenen bir davranış ser­gilediğim sürece aynı şekilde davranması gerekir,
* Bireyselliğimi koruma ve sevdiğim insanın ar­tık benim tam gün yardımıma ihtiyacı olmadığı za­man sürdürebileceğim bir yaşam kurma hakkına sahibim,
* Kendiniz için zaman ayırmanın öneminin far­kına varm. Hoşunuza giden aktiviteler için (okuma, sinemaya gitme, arkadaş ziyaretleri, spor yapma vb.) zaman ayırın.

Gerekirse başkalarından yardım isteyin
Kalp yetersizliği olan birine bakmak zor olabi­lir ve dışarıdan destek gerekebilir. Eğer hastanıza bakını veren tek kişiyseniz veya siz hastadan uzakta iseniz, yardım almak önemlidir.
Bu sevdiğiniz kişinin ciddi kalp yetersizliği ol­ması ve bağımsız yaşayamayacağı durumlarda daha da önem kazanır.

Hastanıza bakım veren kişi olarak
* Sevdiğiniz kişiyi kaybetmek konusunda kendi­nizi içe kapanık veya korku dolu hissedebilirsiniz. Duygularınızı dile getirin ve ciddi derecede rahat­sızlık duyarsanız profesyonel danışmanlık düşü­nün.
* Ailenizin ve arkadaşlarınızın yardımını almak­tan yarar görebilirsiniz. Her şeyi tek başınıza yapa­mazsınız. Eğer tek bakım veren kişi siz iseniz, hasta kendini iyi hissetmediğinde başkalarının yardımını isteyin.

Doktoru aramanız gereken durumlar
* Doktorun kalp yetersizliği tanısını koymasını sağlayan şikayetler aynı zamanda durumun kötüleştiğinin ve tedaviye yanıt vermediğinin işareti ola­bilir.
* Hastanızda aniden yeni bir şikayet ortaya çı­karsa veya o zamana kadar var olan yakınmaları artarsa doktorunuzu acilen arayın.

Gözlenmesi gereken uyarıcı şikayetler
* Ani kilo artışı; Eğer hastanız günde 1-2 kilo, haftada 3-5 kilo almışsa vücutta fazla su tutuluyor demektir. Mutlaka doktorunuza-hemşirenize bil­dirmelisiniz,
* Eğer hastanız beklenmedik şekilde haftada 1,5-2 kilo su kaybetmişse susuz kalmış olabilir. Bu durumu doktorunuza – hemşirenize bildirmelisiniz,
* Hastanın doğru tartılması önemlidir. Bu konu ile ilgili olarak “Kalp Yetersizliği Hasta El Kita­bı “na bakınız,
* İstirahatte veya daha az hareketle nefes darlığı (hareket veya iş ile ilgisi olmayan),
* Ani başlayan çarpıntı,
* Bacaklarda veya ayak bileklerinde şişlik veya şişlik artışı,
* Karın şişliği veya karın ağrısı,
* Uyumada güçlük (nefes darlığı ile uyanma, da­ha çok yastık kullanma),
* Sık kuru öksürük,
* Yorgunluk hissinde artış veya her zaman yor­gun hissetme durumları mutlaka doktora-hemşireye bildirilmelidir.

Kalp hastalıkları

07 Haziran 2010 Yazan admin  
Kategori Kalp Sagligi

Kalp hastalıkları

Kalp hastalıklarından korunmada ve tedavide beslenmenin önemli rolü vardır. Başka bir deyişle, kalp sorunlarının temel se­beplerinden biri yanlış bes­lenme alışkanlıklarıdır. Bu bağlamda alabileceğimiz tedbirleri şöyle sıralayabili­riz:
* Kolesterol seviyesi düşü­rülmelidir. Kolesterolü yük­selten faktörler arasında stres, sigara, alkol ve kafein de vardır. Bunlara dikkat et­mek şarttır. Yüksek koleste­role karşı sarımsak, yulaf,arpa, soğan, fasulye,mercimek, nohut, bezelye, elma gibi kanda bu maddenin artmasını engelleyen gıdalardan bolca tüketmek gerekir Alkolden uzak durmalıdır.
* Hayvansal yağlardan uzak durma­lı, zeytinyağı tercih edilmelidir.
* Beyaz şekerden uzak durmalıdır. Şeker, bazı insanlarda tansiyon yükselmesine sebep olabilmekte­dir.
* Fazla tuz tansiyonu yükseltebilmektedir.
* Sebze ve meyvelere ağırlık verilmelidir. Özellikle, sarımsak, so­ğan, lahana, elma, ki­raz, üzüm, limon, erik, kavun, ananas, engi­nar, tatlı biber yenme­lidir.
* Tam buğday, sızma zeytinyağı, esmer pi­rinç, kuru fasulye, bar­bunya ve ayçiçek çekir­deği gibi doğal ürünler yenmelidir.
* Düzenli ve devamlı eg­zersiz yapmalıdır.

Margarin kullanmamalıdır. Yapay olarak serteştirilen yağlar da donmuş yağlar ka­dar zararlıdır.

Kalbinizi güçlendirin

06 Haziran 2010 Yazan admin  
Kategori Kalp Sagligi

Kalbinizi güçlendirin

Kalbimizi doğal olarak güçlendirebiliriz bunun için;
Bezelye: Haftada 10 porsiyon domatesli bezel­ye yemeği yiyen bir erkeğin, yemeyenlere oran­la prostat kanserine yakalanma riski yüzde 35 daha azdır. B vitamini ve protein deposu olan be­zelye, kalp için de çok önemlidir.

Kepekli ekmek: Kalp hastalıklarıyla bağırsak kanseri için faydalıdır. Günde 12 gramdan fazla­sı, kişiye göre zararlı olabilir.

Kiraz: 100 gramında 40 kalori bulunuyor. İçer­diği ellegic asit vücudu kansere karşı korurken, kiraz kalp damarlarındaki normal kan dolaşımını sağlar. Çok kiraz yenilmesi, gut hastalığına yakalanma riskini de düşürür. Günde 20 kiraz ye­mek 1 Aspirin yerine geçiyor.

Salatalık: Diyet yapanların en büyük yardım­cısı olan salatalık, kolestrolü düşürür. Kalbi güçlendirir, unutmadan ekleyelim. Salatalığı soymadan yiyin. Çünkü kalbi kuvvetlendiren madde, kabuğu ile derisi arasında bulunuyor.
Mısır Gevreği: Günde 1 tabak tüketilmesi ye­terlidir.

Sonbahar, depresyonsuz nasıl atlatılır?
Sonbaharla ilgili önyargıları kafanızdan silin.
Pozitif olup, hayata olumlu yaklaşın.
Kendinizi sevin. İç monolog, olumlu bir ha­vaya girmek açısından çok önemli. Aynaya ba­kıp, sık sık “Gençsin, güzelsin, yakışıklısın” deyin. Sonbahar aylarındaki sorumlulukları an­garya olarak değil, hayatınızın bir parçası olarak görün.
Düzenli egzersiz yapın. Günde bir saat yürü­yüş bile yeterli.
Sağlıklı beslenmeye özen gösterin.
Düzenli uyuyun. Aynı saatte yatıp, aynı sa­atte kalkın.
Güne mutlaka iyi bir kahvaltıyla başlayın.
Mutlaka bir program çerçevesinde hareket
edin, hayatınızı tekrar düzene sokun. Program­lanmış bir kafanın depresyona girmeye fırsatı kalmaz.
Kendinize vakit ayırın, kendinizi şımartın, iç barışınızı koruyun.
Mutsuzluğu dışarıda aramayın. Mutsuzluğu da, mutluluğu da insanlar kendileri yaratıyor.
Ev kadınıysanız, çocukları okula yolladıktan sonra tekrar yatağa girmeyin.
Önemsiz bir iş bile olsa, bir şeylerle meşgul olun.
Sosyal ve kültürel etkinliklere katılın; Yoga, meditasyon, tahta boyama gibi kurslara yazılın.
Yaz boyunca görmediğiniz arkadaşlarınız gö­rüşün.

Toplumumuzda her 30 saniyede önlenebilir bir kalp krizi yaşanmaktadır

05 Haziran 2010 Yazan admin  
Kategori Kalp Sagligi

Toplumumuzda her 30 saniyede önlenebilir bir kalp krizi yaşanmaktadır

Amerika’daki ölümlerin yüzde 40′ına kalp rahatsızlığı sebep olur. Her yıl yaklaşık olarak 1.5 milyon Amerikalı kalp krizi ya da miyokardial enfarktüs (ME) geçiriyor. Sonuç olarak 500 bini ölüyor. Bu ölümlerden çoğu semptomların ortaya çıkmasın­dan kısa bir süre sonra yani hastalar hastaneye yetiştirilmeden çok önce gerçekleşiyor.

Kaçmılabilecek bu kalp krizlerinin her biri korkunç bir tra­jedidir. Birçok insan hükümetin, doktorların, diyetisyenlerin ve hatta Amerikan Kalp Derneği’nin yanlış, yetersiz ve pratik olarak faydasız bilgilendirmeleri yüzünden yok yere ölüyor. Geleneksel rehberler kendilerini kalp krizinden korumak iste­yenler için gerçek bir koruma sağlama konusunda yetersiz kalıyor.
Eğer 40′mı aşmış bir Amerikalıysanız, damar sertliğine yakalanma oranınız yüzde 95′in üzerindedir. “Ben kalp rahat­sızlığına yakalanmam” diye düşünüyor olabilirsiniz. Ama size kötü bir haberim var: Yakalanmış durumdasınız ve damar sert­liğine bağlı kalp krizinden ölme ihtimaliniz yüzde 50. Egzersiz programınızın ve düşük yağlı Amerikan diyetininin de size pek faydası olmayacak. Daha fazlasını yapmak zorundasınız.

Amerikan kalp derneği’nin tavsiyeleri tehlikelidir

04 Haziran 2010 Yazan admin  
Kategori Kalp Sagligi

Amerikan kalp derneği’nin tavsiyeleri tehlikelidir

Amerikan Kalp Derneği’nin tavsiye ettiği tipik diyet rehberi halen tehlikeli bir diyettir. Sizi kalp krizi geçirme riskinden koruması ihtimali zayıftır ve kalp krizinin gerilemesine imkan tanımaz. Ölçülülük öldürür. Aslında bu çeşit bir diyet aşırı derecede fazla sayıda insanın kalp rahatsızlığının ilerlemesine sebep olur.
UYARI: Amerikan Kalp Derneği’nin fazlasıyla müsa­mahakar tavsiyelerini uygulamayın; aksi halde büyük olasılıkla kalp krizi sonucu ölürsünüz.

* Toplam yağ alımı günlük kalorilerin yüzde 30′unu aşmamalıdır.
* Günlük kolesterol alımı 300 mg’dan az olmalıdır.
* Tuz alımı günde altı gram sodyum kloridi geçme­melidir

Amerikan Kalp Derneği’nin diyeti ile benim diyetim arasın­daki ufak bir fark şudur: Benim diyetim hafta başına 300 mili­gramdan daha az kolesterol ve altı gram sodyum klorid içerir. Bir düzinenin üzerinde çalışma gösteriyor ki, Amerikan Kalp Derneği’nin 1. ya da 2. adım diyetini uygulayan koroner damar rahatsızlığına sahip hastaların büyük bir çoğunluğunun durum­ları kötüye gitmiştir. Hiçbir çalışma Amerikan Kalp Derneği’­nin diyetini uygulayan hastaların durumunun tersine döndüğü ya da kötüye giden koroner damar rahatsızlığının durduğunu göstermemiştir.

Buna karşılık, sayısız çalışmada hastaların büyük bir ço­ğunluğu için kalp rahatsızlıklarının vejetaryen bir diyetle ter­sine çevrilebilir olduğu belirlenmiştir. Çoğu kez bu diyetler, en verimli diyetlerden değillerdir; yani, Omish programı gibi işlenmiş tahıllara, tuza ve diğer besin değeri düşük yiyeceklere yeterince sınır koymazlar. Yine de birçok hasta üzerinde etkili olmuşlardır.

Tıbbi literatür, Ulusal Kolesterol Eğitim Programı tarafın­dan önerilen diyeti halen “düşük yağlı” bir diyet olarak adlan­dırmaktadır. Dünya ölçütlerini kullanırsak yüksek yağlı olarak adlandırılması gereken bu diyet, daha da önemlisi bitkilerden alınacak besinler konusunda tehlikeli bir biçimde eksik olması dolayısıyla, besin değeri düşük bir diyet olarak anılabilir.
Sonuç olarak, bu değersiz sayılabilecek tavsiyeyi uygulayan kalp hastaları kalorilerinin yüzde 80′ini işlenmiş yiye­ceklerden ve hayvansal gıdalardan aldıkları bir diyetle beslen­mektedirler.

Hastaların diyetleri ne kadar yetersiz olursa olsun, çoğu zaten düşük yağlı diyet uyguladığını iddia etmektedirler. Sa­dece daha az kırmızı et yedikleri için tavuk ve makarnaya dayanan bir diyetin bir şekilde daha sağlıklı olduğuna inanır­lar. Ancak tavuk kalbe neredeyse kırmızı et kadar zararlıdır; kırmızı etten beyaz ete geçmek kolesterolü azaltmaz. Bu çeşit geleneksel diyetler kolesterolü yeterli oranda düşürmeme­lerinin yanında lif, antioksidan, folate, bioflavonoids, ve diğer fitokimyasallar gibi kalbi koruyucu etkenler içermezler.

Düşük yağlı denilen diyetlerin bir diğer temel sorunu da genellikle lif ve fitokimyasal düzeyi yüksek bitkilerden yok­sun olmaları ve tasarlanırken kalbi koruyucu yağlan içerme konusunda dikkatli davranılmamasıdır. Örneğin omega-3 yağ asitleri açısından zengin olan cevizin tüketilmesinin koruyucu etkilerini tespit eden çoklu çalışmalar yapılmıştır. 34.192 Kali­forniyalı Yedinci Gün Adventist üyesi üzerinde yapılan çalış­ma, sıkça işlenmemiş fındık tüketenlerin yaşam boyu iskemik kalp rahatsızlığına yakalanma riskinin yüzde 31 oranında azaldığını göstermiştir. O zaman, kalp rahatsızlığını ortadan kaldırmak için ideal diyet doymuş yağ, trans yağ ve koles­terolden arınmış; besin değeri ve lifi bol ve zayıflığı sağlamak için kalorisi az yiyeceklerden oluşmalıdır. Ancak aynı zaman­da yeterli derecede temel yağ asitleri de içermelidir, bu nedenle ceviz ve keten tohumu gibi az miktarda fındık, ceviz ve çekirdek eklemek de önemlidir.

Vaka incelemesi: Cliff Johnston

03 Haziran 2010 Yazan admin  
Kategori Kalp Sagligi

Vaka incelemesi: Cliff Johnston

Cliff chiropractic doktorudur. Babası 47 yaşında kalp krizinden ölmüştür. Cliff şimdi 47 yaşındadır. Neyle karşılaşacağını tahmin edin bakalım? Neyse ki benim hastam oldu ve zamanında doğru tavsiyeler alabildi.

06.08.96 11.09.96 % değişim
Kolesterol 401 170 -58
Trigliseridler 1,985 97 -95
GGT 303 55 -82
Glikoz 136 89 -35

GGT karaciğer fonksiyonu parametresidir ve yüksek GGT karaciğer­deki yağlı infıtrasyonu gösterir ki, bu da karaciğerin fonksiyonunu negatif yönde etkiler. Yüksek glikoz diyabetin başlangıcını gösteri­yordu. Her iki problem de onu uygun bir diyete sokunca çözüldü. Ona tekrar kan testi yapmak için iki ay sonra gelmesini söylemiştim, ama bir ayda on iki kilo verdiği için kendini o kadar harika hissediyor ve coşku duyuyordu ki dört hafta önce geldi. İstediğiniz kadar yemek yiyerek bir ayda on iki kilo verdiğinizi hayal edebiliyor musunuz? Bir ayda bu kadar kilo vermek çok fazladır ve tipik bir durum değildir.
Dünyanın başka yerlerinde yapılan bazı çalışmalar etkile­yici sonuçlar vermiştir. Rusların yaptığı bir araştırmanın gös­terdiği gibi “anti-aterojenik” adı verilen vejetaryen diyeti uy­gulanarak her çeşit lipit anormalliğinde gözle görülür bir iler­leme kaydedilmiştir.

Cleveland Kliniği’nden Dr. Caldvvell Esselstyn koroner da­mar rahatsızlığını iyileştirmek için hastalarına diyet prog­ramları önermektedir. Verdiği diyet benim hastalarıma önerdi­ğimden daha katı olmayabilir ancak o da kolesterol seviyesi 150′nin altına düşmeden tatmin olmamaktadır. Aldığı sonuç­ları düzenli koroner katerizasyonlarla elde etmiştir. Ortalama bir hastada koroner daralması yüzde 7 oranında iyileşmiştir. Önerilen bu diyete bağlı kalan hiçbir hastası takip eden yıl­larda koroner bir rahatsızlığa yakalanmanııştır. Onun katı diyetsel müdahalesini izlememe yolunu seçen hastalarının çoğu ilk on yıl içinde kalp krizleri geçirmişlerdir.

Anjiyoplasti ve bypass ameliyatları önlenebilir

02 Haziran 2010 Yazan admin  
Kategori Kalp Sagligi

Anjiyoplasti ve bypass ameliyatları önlenebilir

Benim sıkı ve beslenme temelli tedavim koroner damar rahat­sızlığı teşhisi konan hastalar konusunda damar açıcı tıbbi müdahalelerden birine karar verilmeden uygulanmaya başlan­malıdır. Deneyimlerim, sürekli rehberlik yapan ve destek veren bilgili ve ilgili bir doktor nezaretinde hastaların katı bir rejime ayak uydurduğunu gösteriyor. Geleneksel yaklaşımın risklerini birlikte gözlemlediği bir doktorla yeteri kadar zaman geçirdikten ve katı, beslenme yönlendirmesiyle iyileşmenin mümkün olduğunu gördükten sonra, kaç hastanın bypass ameliyatıyla göğsünün yarılması yolunu seçeceğini düşünüyor­sunuz?
Bypasstan, ameliyat sonrası hiçbir komplikasyonla karşı­laşmayacak kadar şanslı kalksanız dahi, kalp ciğer makine­sinde geçirilen zaman yüzünden nerdeyse her hastada belli derecelerde beyin hasarı görülür. Altı ay sonra yapılan nöropsikolojik testlerde hastada yüzde 20 oranında kötüleşme görü­lür. Beyin hasarları asgari derecede zihinsel zayıflamalardan, hafıza kaybına, kişilik değişimlerinden, kalıcı beyinsel hasar­lara kadar farklılık gösterir.
Anjiyoplastiden, stent yerleştirmeden ya da bypasstan sonra iyi hissetseniz bile, damar tıkanıklığı, bypass ya da anji-yoplasti uygulanan damarlarda daha hızlı bir şekilde yayılır. Ameliyat sonrası tıkanma hızı artar. Anjiyo uygulanan damar­ların yaklaşık üçte biri dört ila altı ay sonunda yeniden tıka­nır. Buna restenosis denir.
Restenosis, iatrojenik (doktorun sebep olduğu) bir rahatsız­lıktır. Restenosise neden olan şey yara izleri olduğundan, asıl damar tıkanıklığının sürecini izlemez ve daha sonra yaşam şeklinde yapılacak değişimlere istenen ya da beklenen tepki­leri vermez. Başka bir deyişle, damar sertliği tıkanıklığında anjiyoplastiyle meydana getirilen değişimler yüzünden tıkan­ma tekrarlandığında beslenmesel müdahalelere daha az tepki verilir. Birçok hasta tedaviden sonra iyileşmek yerine daha da kötüleşir. Eğer benim KKR (koroner kalp rahatsızlığı) iyileş­tirme planımı takip etselerdi, kalplerinin her geçen hafta daha iyiye gittiğini göreceklerdi.
Stent yerleştirme bu yüksek retenosis riskini aza indirmeye çalışmaktadır ancak sorunu çözememiştir. Stentler, anjiyo-plasti ile gerdirilen daralmış damar bölgelerinin içine yer­leştirilen minik kablo-örgü tüplerdir. Stent, kendisinden sonra asıl tıkanmanın başladığı yerde uyumsuzluğa ve yanmalara neden olabilir; ki bu da koroner thrombosis riskini artırabilir. Bir şeyi hastalara hatırlatmakta yarar var: Damar açıcı işlem­ler asıl rahatsızlığı etkilemez. İşlem yapılsa da yapılmasa da anjiyografı ile görünmeyen tıkanıklıklar yayılarak koroner damarların diğer bölgelerini gelecekteki kalp sorunları için risk altında bırakmaktadır.
Kalp krizleri en çok lipit yoğunluklu bir tıkanıklık bölgesi çatladığında meydana gelir. Bu nazik tıkanma bölgeleri, her zaman katerizasyonda iyice inceldiği görülen yerler olmaya­bilir. Kalp krizleri daralmanın en az olduğu, katerizasyon ve stres testlerinde normalmiş gibi görünen bölgelerde de mey­dana gelebilir.

Doğuştan Kalp Hastalıklarına Öneri

03 Mart 2010 Yazan admin  
Kategori Kalp Sagligi

Doğuştan kalp hastalıkları, doğum öncesi bebek daha an­ne rahmindeyken kalp gelişmesinde oluşan bir bozukluk nede­niyle ortaya çıkar.
Dünya çapında yapılan araştırmalara göre yenidoğanların % 0,7’sinde kalp anormalikleri tespit edilmiştir.
Doğuştan kalp hastalıklarının sebebi genellikle pek belirlenemez. Gebeliğin ilk aylarında geçirilen iltihabî hastalıklar (kı­zamıkçık gibi), alınan bazı ilaçlar, radyasyona maruz kalma, yakın akrabalar arasında yapılmış evlilikler, annenin hamilelik esnasında sigara içmesi veya alkol alışkanlığı, düşük tehdidinin kaldırılması için yapılan bazı müdahaleler, annede şeker has­talığı gibi sebepler sorumlu tutulmaktadır.
Belirtiler:
Yenidoğanın istirahat ve ağlama sırasında mo­rarması, beslenme bozukluğu, gereken ölçüde kilo alamaması, sık sık tekrar eden solunum yolu enfeksiyonları genellikle en er­ken görülen belirtilerdir.
Dudaklarda, el ve ayak parmak uçlarında eforla ve istirihatte morarmalarla nefes darlığı, çabuk yorulma, efordan sonra oturma, ayaklarda ve karında şişme, baş dönmesi, ba­yılma, baş ağrısı diğer belirtilerdir.

Teşhis ve tedavi:

Doğuştan kalp hastalıklarının ağır olan­ları hayatla bağdaşamadığından yenidoğan hemen veya bir­kaç ay içerisinde ölebilir. Onun için bu gibi durumlarda erken teşhis dolayısıyla zamanında müdahale, bebeğin tek yaşama şansıdır. Bu açıdan bakıldığında, doğumların tam teşkilatlı sağlık kurumlarında ve mutlaka uzman hekimler denetiminde yapılmasının önemi bir kere daha anlaşılır.
Son yıllarda kalp cerrahisinde meydana gelen yeniliklerle bu hastalıkların bir kısmı tamamen iyileştirilebilmektedir. Bu ne­denle bu şekilde belirtileri görülen bebeklerin en kısa zamanda hekime götürülmesi, hastalığın teşhis edilmesi gerekir.
Doğuştan kalp hastalığı olan çocukların da tıpkı romatizmal kalp hastalığında olduğu gibi enfeksiyonlardan korunma­ları gerekir.

Perikardit

01 Mart 2010 Yazan admin  
Kategori Kalp Sagligi

Kalp; biraz selofon bir torbaya benzeyen ve perikardiyum olarak adlandırılan yumuşak, ince, iki katmanlı bir keseyle çevrilidir. Bu zar iltihaplandığında perikardit meydana gelir.

Çoğunlukla iltihaplanma, viral (virüsün yol açtığı) bir enfeksiyondan kaynaklanır fakat diğer mikroorganizmalar da (tüberküloz bakterileri gibi) perikardiyumu enfekte edebilir. Lupus gibi bir bağ doku hastalığından kaynaklanan iltihaplanma da perikardite neden olabilir.
Perikardit, bir kalp krizinin ya da kronik böbrek yetmezliğinin, kalp ameliyatının ya da göğüs ameliyatının bir komplikasyonu da olabilir. Son olarak, perikardiyal iltihaplanma, perikardiyum tümörler özellikle lenfomlar ya da meme veya akciğer kanserinden kaynaklanan tümörler-tarafından istila edildiğinde ve tümörler için yapılan radyasyon tedavisinden kaynaklanabilir.

Perikardiyum iltihaplandığında, perikardiyal tabakalar birbirine sürtünerek bir friksiyona (sürtünmeye) neden olur. Bazen iltihaplanma perikardiyumda aşırı sıvının toplanmasına neden olur; bu durum perikardiyal efüzyon olarak adlandınlır.Perikarditin kronik bir şekli olan konstriktif perikarditte, uzun süren iltihaplanma perikardiyumda yaralı dokunun birikmesine yol açar.

SEMPTOMLAR
Perikarditin başlıca semptomu, iltihaplanmış dokunun kalbe ya da akciğerlere sürtünmesinden kaynaklanan keskin bir göğüs ağrısıdır. Ağrı, boyun ve omuzlarda da görülebilir.

Ağrı genellikle anjina ya da bir kalp krizinden ayırt edilir çünkü öksürme ya da nefes almayla kötüleşir. Alnı zamanda, anjinadan farklı olarak, oturma ya da öne doğru eğilme (uzanma) gibi duruşunuzu değiştirdiğinizde hafifleyebilir.

Ateş, üşüme ve halsizlik de yaygındır. Doktorunuz bir stetos-kopla göğsünüzü dinlerken, bir “sürtünme sesi” duyabilir. Geniş bir perikardiyal efüzyon ya da konstriktif perikardit, kalp odacık-larınm normal olarak kanla dolmasını engelleyerek kalp yetmezliğine ya da şoka neden olabilir.

Viral (virüsün yol açtığı) perikardit ya da bir kalp krizi ya da kalp ameliyatı ile ilgili bir perikardit genellikle bir ya da iki hafta içinde çözülür.

Perikardite bakteriyel bir enfeksiyon (özellikle tüberküloz) ya da tümörler neden olduğunda, semptomlar sıklıkla giderek şiddetlenir. Lupus gibi enflamatuar (iltihaplı) bir hastalıktan kaynaklanan perikardit, nükseden göğüs ağnsına neden olarak bir görünüp bir kaybolabilir.

TEDAVİ SEÇENEKLERİ
Semptomlarınız ve fiziksel bir muayenenin sonuçları, teşhis için güçlü ipuçları sağlayabilir. Bir elektrokardiyogram perikardit olabileceğini akla getiren değişiklikleri gösterebilir fakat en iyi tanısal test bir ekokar- 3 diyogramdır. Hastalığın kaynağı bariz değilse, daha yoğun testlerden geçmeniz gerekebilir. Nadir vakalarda, doktorunuz kalbinizin çevresinden bir sıvı örneği almak için bir iğne kullanmak zorunda kalabilir.

Alınan sıvı, analiz için laboratuara gönderilir. Perikardit tedavisi, altta yatan soruna bağlıdır. Neden, viral virüsün yol açtığı) bir enfeksiyonsa, tek tedavi ağrıyı kontrol etmek için iltihap önleyici (antienf- 3 lamatuar) ilaçlar olabilir. Bakteriyal enfeksiyonlar antibiyotik gerektirir. Neden, böbrek yetmezliğiyse, acil diyaliz gerekir.

Perikardiyal kesedeki sıvı hacmi, kalp fonksiyonunu engelleyecek derecede artarsa, bu acil bir durumdur. Bir iğneyle sıvı alınarak basınç geçici olarak hafifletilebilir. Sıvıyı boşaltmak ya da yaralı dokuyu keserek almak için kalp ameliyatı gerekebilir.

Sonraki yazılar »