Kalbe takılan ICD cihazlarında hata

02 Temmuz 2010 Yazan  
Kategori Kalp Sagligi

Merkezi Amerika BirleÅŸik Devletleri’nde bulunan çokuluslu Medtronic ÅŸirketi tarafından üretilen, hastaların kalp ritmini normale döndüren defibrilatörlerin (ICD) bir bölümünde fabrika hatası olduÄŸu ve ÅŸirketin hatalı cihazların deÄŸiÅŸtirilmesi için harekete geçtiÄŸi belirtildi.

İtalyan La Repubblica gazetesi, İtalya’da hastalara takılmış hatalı cihaz sayısının 3 bin olduÄŸuna dikkati çekti.

Birim fiyatı 10 bin avro civarında olan ICD cihazındaki pilin ömrü normalde 5 yıl olarak öngörülüyor.

Cihazların bir bölümünde fabrika hatası olduÄŸu, Medronic’in İtalya’daki yetkili bayii tarafından da doÄŸrulandı.

Sesto San Giovanni’de bulunan bayinin basın bürosu tarafından yapılan açıklamada, ”Cihazların pilleri öngörülenden daha kısa sürede tükeniyor. Cihazdaki kısa devreden kaynaklanan bu sorun, pilin tükenmesiyle cihazın iÅŸlevselliÄŸini de yitirmesine neden oluyor” denildi.

Medtronic şirketinin, 120 ülkede hastalara mektup göndererek, cihazların değiştirilmesi için harekete geçtiği belirtildi.

Åžirket yetkililerinin, ”Sadece dokuz hasta kendini kötü hissetmiÅŸtir. Bu vakalardan biri Avrupa’da… İtalya’da sorunlu vaka söz konusu deÄŸil” dediklerine iÅŸaret edilen haberde şöyle denildi: ”Ancak durum böyle deÄŸil. İtalya’daki hastanelerde de cihazı kullananlarda anomali gözlendiÄŸinin kayıtlara geçtiÄŸi belirtiliyor. Cenova’daki hastanelere, kalıcı kalp pili taşıyan iki hastanın ritm bozukluÄŸu ÅŸikayetiyle baÅŸvurduÄŸu biliniyor.”

Kalp krizinden nasıl korunulur ?

01 Temmuz 2010 Yazan  
Kategori Kalp Sagligi

Kalp ve damar hastalarının, egzersiz sayesinde ve stresi azaltarak kalp krizi riskini asgariye indirebileceği bildirildi.

ABD’nin Kuzey Carolina eyaletindeki Duke Üniversitesi Tıbbi AraÅŸtırma Merkezi tarafından yürütülen bir araÅŸtırmada, egzersiz yapan ve rahatlama seanslarına katılan kalp ve damar hastalarının, kalp krizi tehlikesinin azalmasını saÄŸladığı belirlendi.

Amerikan Tıp DerneÄŸi’nin dergisi JAMA’da bugün yayımlanan araÅŸtırma sonuçlarında, kalp ve damar hastası 40-84 yaÅŸlarında 92 erkek ve 42 kadın gözlendi.

Araştırmada hastaların üçte birine rutin tıbbi tedavi uygulanırken, üçte biri rutin tedavinin yanı sıra 4 ay boyunca haftada üç kez 35 dakika boyunca uzman denetiminde aerobik yaptı.

Araştırmaya katılan diğer hasta grubuna ise tüm bunlara ek olarak 4 ay boyunca haftada 1,5 saat stres azaltma seansı uygulandı.

Araştırma sonunda, egzersiz ve rahatlama seansı yapan hastaların, diğer iki gruba oranla daha fazla güçlendiği ve kalp-damar risk belirleyicilerinin belirgin şekilde iyileştiği tespit edildi.

Kalp rehberi

30 Haziran 2010 Yazan  
Kategori Kalp Sagligi

Kime Kalp hastası denir ?
Kalp damarlarında daralma, ya da kapakçıklarında rahatsızlık olan, ritim bozuklukları saptanan ya da doğurtan kalp deliği görülen hastaların hepsi kalp hastası olarak adlandırılır. Ayrıca kalbi saran zarda iltihaplanma, diğer bazı organlarda görülen hastalıkların kalbe hasar vermesi gibi durumlar da kalp hastalıkları kapsamına girer.

Kalp hastalığının türleri var mı ?
Kalp hastalıkları kalbi oluşturan tüm yapılarda yolunda gitmeyen birçok sebepten aynaklanabilir. 6 ayrı türde incelenebilir.
1) İskemik kalp hastalıkları (Koroner arter hastalığı)
2) Kalp kapak hastalıkları (Romatizmal veya dejeneratif)
3) Doğumsal kalp hastalıkları: Doğumsal kalp hastalıklarının günümüzde teknolojinin de ilerlemiş olmasının faydasıyla erken tespiti ve başarılı cerrahi müdahalelerle tedavisi mümkün olabilmektedir.
4) Kalp adalesi ve zarını ilgilendiren hastalıklar: Genelde tüberküloz ve enfeksiyon kaynaklı hastalıklar sonucu görülse de metabolik hastalıklar (böbrek rahatsızlığı), bağ dokusu hastalıkları hatta tümörler neticesinde bile perikard olarak adlandırdığımız kalp zan iltihabı ve kalınlaşması görülebilir.
5) Kalp ileti sistemini ilgilendiren hastalıklar
6) Kalp tümörleri ise çok büyük bir şans olarak genel kalp hastalıkları arasında son derece nadir görülürler. En sık görülen ve miksoma olarak adlandırdığımız tür dahi ekokardiyografı ile tespit edilip başarılı bir şekilde cerrahi müdahale ile alınarak tedavi edilmektedir.

Koroner kalp hastalığının belirtileri nelerdir ?
Kalp hastalığına bağlı olarak ortaya çıkan göğüs ağrısı; sıkıştırıcı, yanıcı, baskılayıcı, ağırlık çökmesi, ezici şekildedir. Genellikle halk arasında iman tahtası denilen yerde ve onun arkasında ortaya çıkar. Fakat sol omuza, sol kola, sağ kola, boyuna, çeneye, alt dişlere, sırta, mide bölgesine yayılım gösterir. Göğüs ağrısı 5-15 dk sürer, dinlenmekle veya dil altı nitrogliserin almakla geçer.

Kalple ilgili sorandan kaynaklanmayan aÄŸrılar ise 5 saniyeden az veya 20-30 dk’dan fazla sürer. Derin nefes almakla, gövde veya kolun tek bir dönüş hareketi ile ortaya çıkabilir ve düz yatmakla, yemekle geçer. AÄŸrı parmak ucu ile gösterilecek ÅŸekilde çok küçük bir alanda sınırlıdır ve göğüs duvarında hassasiyetle birlikte olabilir. AÄŸrı genellikle keskin, bıçak saplanır tarzda, yakıcıdır. Dinlenmekle veya dil altı nitrogliserin almakla 5-10 dk’da geçmeyen aÄŸrı durumunda baÅŸka sebepler düşünülmelidir.

Diğer belirtiler: Bulantı-kusma, soğuk terleme, belirgin halsizlik ve yorgunluk, çarpıntı ve baş dönmesidir.

Kalp nasıl yetmiyor ?
Halk arasındaki sıkça söylenen “kalp yetmezliÄŸi” kalbin pompa iÅŸlemini yeterli yapamamasına karşılık kullanılan bir terimdir. Kalp kasında güçsüzleÅŸme oluÅŸur ve bunun sonucunda da vücuda yeterli oranda kan pompalanamaz. Kanın yeterli oranda pompalanamaması vücutta birçok bozukluÄŸa, hatta ölümcül sonuçlara yol açabilir.

Biz pompalama sorununu da iki ayrı grupta inceliyoruz. Kalbin diastolik ve sistolik fonksiyonlarını tam olarak yapamamasına bağlı olan yetersizlikler olarak ayırıyoruz. Her ikisinde de nefes darlığı görülüyor. Diastolik fonksiyon bozukluğu kalbin gevşeme durumuyla, sistolik fonksiyon bozukluğu ise kalbin kasılmasıyla ilgili bozukluk anlamına geliyor.

Damar sertliÄŸi nedir ?
Damar sertliÄŸe diÄŸer anlamıyla “Ateroskleroz” damar çeperinde kolesterol “e damar düz kas hücrelerinin artmasına baÄŸlı olarak damar çeperinin esnekliÄŸini kaybetmesi ve kalınlaÅŸması olarak tanımlanabilir.

Ritim bozukluÄŸu nedir, neden oluÅŸur ?
Ritim bozukluğu kalbin normal uyan odağının dışında. başka odaklardan düzenli veya düzensiz ritim oluşması veya oluşan uyarının normal olmayan ileti yollarını kullanması veya iletinin gecikmesi, tam bloke olmasına bağlı olarak gelişebilecek çeşitli hastalıklar için kullanılan genel bir tanımlamadır. Kalbin elektriksel sisteminde gelişen bu bozuklukların elektrofizyolojik çalışmalar sonucu tedavileri mümkün olmaktadır.

Kalp hastalığı – risk faktörleri

29 Haziran 2010 Yazan  
Kategori Kalp Sagligi

Grip yada kişinin geçirdiği başka hastalıklar kalp hastalığına neden olabilir mi ?
Evet, bu konu sanıldığından çok daha önemlidir. Koroner kalp hastalığı başta olmak üzere kalple, kalbin zarıyla ilgili birçok sorana neden olabilir. Grip, birçok mekanizmayı tetikleyerek kalp adalesinin zayıflamasına bile yol açabilir. Daha ziyade genç hastalarda rastlanan bu durum erken dönemde teşhis edildiğinde, uygun tedavi ile çoğunlukla düzelme ve eski haline dönüş gösterir.

Kalp hastalıkları için riskli bir yaş grubu var mı ?
Kalp hastalıkları yanlış beslenme nedeniyle artık her yaş için risk teşkil ediyor. Genetik olarak da Türk toplumu kalp damar hastalıklarına yatkındır. Türk gen yapısı gereği faydalı kolesterol oranı düşük ve zararlı kolesterol oranı yüksektir. Bu riskli gen yapısının üzerine bir de yanlış beslenme eklenince kalp hastalıklarının görülme oranı 40Tı yaşlarla birlikte büyük ölçüde artmaya başlıyor. Araştırmalar ve istatistikler gösteriyor ki erkeklerde 45, kadınlarda ise 55 yaş üzerinde olmak kalp hastalıkları riskini artırıyor. Kadınların daha ileri bir yaşta risk grubuna girmesinin nedeni de menopoza girmeleri. Menopoza girene kadar kadınları sahip oldukları östrojen hormonu koruyor. Ancak menopozla birlikte östrojenin azalması, kalp krizi riskini yükseltiyor.

Genetik etkenler kalp hastalığında önemli mi ?
Genetik yapı özellikle ailede birinci dereceden akrabalarda varsa etkisini gösterir. Aileden gelen kalp kökenli hastalık, erkeklerde 45, kadınlarda 55 yaş öncesi ani ölümle sonuçlanmışsa gelecek nesilin sürekli kontrol altında tutulması gerekir. Bu durum ileriki nesil için % 25 oranında kalp krizi tehlikesi anlamına gelir. Aileden gelen yatkınlık; yanlış beslenme, sigara kullanımı ve düzensiz yaşam tarzı ile birleşince risk oranı daha da büyür.

Kalp ve damar hastalıkları için risk faktörleri nelerdir ?
Risk faktörlerini bireysel olanlar (değişemez) ve bireysel olmayan faktörler şeklinde iki ana grupta ve birçok alt grupta toplayabiliriz.

Değiştirilemez (bireysel) risk faktörleri
Yaş: Erkeklerde 45 kadınlarda 55 yaşın üstünde olmak veya erken menopoz, riskin artmasında etkili olur.

Cinsiyet: Erkek olmak (20-34 yaşları arası Koroner Arter Hastalıklarından ölüm erkeklerde kadınlardan 3 kat daha fazla olmasına rağmen ileri yaşlarda bu oran gittikçe azalmaktadır.)

Aile öyküsü: (Genetik-kalıtsal yatkınlık) olarak l’inci derece erkek akrabalarında 55 yaşın altında kalp krizi (myokard enfarktüsü) veya ani ölüm 1. derece kadın akrabalarında ise 65 yaşın altında kalp krizi veya ani ölüm olması riski artırır.

Kalp hastalığı riski kadında mı, erkekte mi daha yüksek ?
20-34 yaşları arası Koroner Arter Hastalıklarından ölüm, erkeklerde kadınlardan 3 kat daha fazla olmasına rağmen İleri yaşlarda bu oran gittikçe azalmaktadır.

Değiştirilebilir (Bireysel olmayan) risk faktörleri
Stres, sigara, hipertansiyon, total kolesterol yüksekliği, şeker hastalığı, obezite, fiziksel aktivite eksikliği, durağan yaşam tarzı.

Şeker hastalığı, artık günümüzde iskemik (belirti vermeden sessiz ve gelişen) kalp hastalığına eşdeğer olarak kabul edilmekte ve şeker hastalığı olup henüz aşikar kalp hastalığı olmayanlar, tıpkı bilinen kalp hastalığı olan kişiler gibi ele alınıp tedavi edilmektedir. Bir şeker hastasının kalp krizi geçirme riski daha önce kalp krizi geçirmiş bir hastanın ikinci defa kalp kriz geçirme riski ile aynıdır.

Sigara kalp sağlığı üzerinde etkili mi ?
Sigara tüm önlenebilir ölümlerin % 50’sinden sorumludur, bunların yarısı da kardiyovasküler nedenlidir, içilen günlük sigara miktarına ve kullanılma süresine baÄŸlı olarak zararlı etkileri deÄŸiÅŸmekle beraber, kadınlar üzerindeki zararlı etkisi daha fazladır. Günde 1 paket sigara içen hipertansiyonlu hastada, sigarayı bırakmanın kardiyovasküler riskte % 35-40 azalmaya yol açtığı hesaplanmıştır. Sonuç olarak sigara sadece kalp için deÄŸil akciÄŸerler, tüm damar hastalıkları, inme ve birçok kanser için alt yapı oluÅŸturması nedeniyle zararlıdır.

Sigarayı bıraktıktan sonra kalple ilgili risk devam eder mi ?
Koroner kalp hastalığı olanlar arasında yapılan araştırmaya göre sigarayı bırakanlarda risk, 3 yılda, hiç sigara içmemiş bir kişinin düzeyine düşüyor.

Sigarayı bırakmak isteyen insanların aşırı kilo alması ve bunun ardından kilolarla birlikte gelen kalp krizi vakaları var mı? Sigarayı bırakmak da kalp krizine neden olabilir mi ?
Her sigarayı bırakan kilo almaz. Dengeli beslenme ve düzenli spor yapabilenler, sigarayı bıraksalar da kilo almazlar. Ancak, sigarayı bıraktığında, iştahı açıldığı ve dengesiz beslendiği için kilo alan insanlar, koroner arter hastalıkları risk faktörleri arasında sayılan obezite-şişmanlık risk faktörü yönünden risk arz edebilirler. Kilo alıp şişmanlayacağım ve kriz geçireceğim endişesiyle sigaraya devam edenler, çok yanlış düşünüyor. Çünkü sigara içmek, risk faktörleri arasında şişmanlıktan daha önde geliyor.

Bir insanın ne kadar süreç içinde kalp hastası oluyor ?
KiÅŸinin damarlarının saÄŸlıklı olduÄŸu evrede şöyle bir durum vardır: Damar cidarı ince bir zarla kaplıdır. Bu zar damar içinde pıhtı oluÅŸumunu önler ve kan damarın içinde rahatça akarak kalbe ulaşır. KiÅŸi, kalp hastası olma yolunda ilerlediÄŸinde bu zar etkisini yitirmeye baÅŸlar. Damarların içinde yer yer yaÄŸ (kolesterol) birikimi olur. Bu birikim 10-20 yıl gibi bir süreç içinde oluÅŸur. Bu durumun ilk aÅŸamasında, kiÅŸi kalple ilgili hiçbir sorun hissetmez. Erken dönemde teÅŸhis için efor testi gerekir. Damar içerisindeki yaÄŸ birikimi ilk aÅŸamada yakalanamazsa devam eder. Darlık derecesi % 80′lere vardığında belirtiler de ortaya çıkar. KiÅŸi nefes darlığı çekmeye baÅŸlar, çarpıntılar olur. En son aÅŸamada da yaÄŸ birikimi ile daralmış olan damar, bir anda tıkanı-verir. Bu bir an saniyelerle ölçülür ve kiÅŸi kalp krizi geçirir.

Kilo ver riski düşür
Erkeklerde her % 10′luk kilo azalması, koroner kalp hastalıkları vakalarında % 20 azalma saÄŸlıyor. Verilen kilonun miktarı arttıkça, risk oranı da düşüyor.

Kalp krizi hiçbir belirti olmadan birden bire ortaya çıkabilir mi ?
Evet, çıkabilir. Bu durum daha çok şeker hastalarında görülür. Şeker hastası olan kişi hastalığının tahribatıyla sinirlerindeki hissizleşmeden dolayı, kalp ağrılarını hissetmez. Böylece aniden kalp sorunu ortaya çıkabilir.

Alkolün kalp sağlığı üzerine etkisi nedir ?
Alkolün fazla alınması halinde toksik etkileri yönünden’ kardiovasküler sisteme zararlıdır. Alkol ayrıca vitamin emiliminin bozulmasına baÄŸlı beslenme bozukluklarına da neden olur. Tansiyonu arttırır, kalp ritmini bozar, pıhtılaÅŸmayı arttırır. Alkol tüketiminin artmasıyla birlikte trigliserid düzeyleri artar, kan basıncı yükselir. Bu durumlarda hipertansiyon ve felç riski artar.

Kırmızı üzümün, kalp hastalıklarını önleyici bir etkisi var mı ?
Sebze ve meyvelere kırmızı rengini veren madde, damarların da tıkanmasını önlüyor. Bu nedenle kırmızı üzüm kadar, kırmızı lahana, kırmızı biber, elma, nar, kiraz da faydalıdır.

Peki ya ceviz, badem, fıstık…
Evet, kabuklu yemişler kalp için fayda ihtiva etmektedirler. Yalnız faydalı diye aşırı miktarda yenmemelidir. Fayda sağlamalarının nedeni, içlerinde bulunan ve iyi kolesterolü yükselten yağdır.

Stresli yaşam kalp hastalığına neden olur mu ?
Elbette stres vücutta salgılattığı çeşitli hormonların yarattığı tahribat sonucu başta kalp olmak üzere tüm vücuda olumsuz etki yapar.
Stres anında nefes alıp verme, tansiyon, kalp hızı, katekolamin düzeyleri artar. Bütün bunlar, koroner arter hastalığı için bir risk faktörü olarak sayılabilir.

Sinirlendikten sonra kalp krizi geçirilebilir mi ?
Bilimsel çalışmalarda sadece stresin değil, ağır iş yükünün yani fiziksel stresin de enfarktüs geçirme riskini % 10 gibi bir oranda başlatma etkisi olduğu ortaya çıkmıştır. Aniden sinirlenme durumunda kalp krizi geçirenler ise, saniyeler içinde yükselen adrenalin seviyesine bağlı olarak açıklanabilir.

Hangi meslekler kalp hastalıklarında risk altında ?
Günümüzün yaşam koşulları kalp hastalıklarının yanı sıra birçok hastalık için de risk oluşturmaktadır. Yaşadığımız hızlı tempolu, zamana karşı mücadele veren ve rekabet ortamı içerisindeki her meslek, kalp hastalıkları riski taşır. Stresi diğerlerine oranla daha yüksek olan meslekler arasında ise hava trafiği yöneten kuie çalışanları, pilotlar, doktorlar, borsacılar vs. sayılabilir.

Kalp saÄŸlığı – hipertansiyon

28 Haziran 2010 Yazan  
Kategori Kalp Sagligi

Tansiyon yüksekliği nedir ?
Tansiyon ya da kan basıncı, kalbin kanı pompalarken damarların cidarında oluşturduğu basınçtır. Bu basıncın normal değerlerin üzerinde olması durumu ise, Hipertansiyon olarak tanımlanır.

Küçük tansiyon ile büyük tansiyon arasındaki fark nedir ?
Kan basıncı sistolik (Büyük tansiyon) ya da kalbin kanı pompalarken oluşturduğu basınç ve diastolik (Küçük tansiyon) yada kalbin kan pompalamasına ara verdiği dönemdeki basınç olarak iki farklı değerden oluşur Normal kan basıncı iki farklı değerden oluşur. Yüksek tansiyon tanısı, aşağıdaki değerlere göre konur.

Tansiyonun normal deÄŸerlen nedir ?
Dünya SaÄŸlık Örgütü’nün deÄŸerlerine göre kan basıncının normal deÄŸerleri büyük tansiyon için 14, küçük tansiyon için 9′dur. Damar içerisindeki kan basıncının bu normal deÄŸerlerin üzerinde olması hali yüksek tansiyon hastalığıdır. AÅŸağıdaki tablo size tansiyonun durumu hakkında bilgi verir.

Hipertansiyon yani halk arasında söylenen şekliyle yüksek tansiyon sık rastlanan bir hastalık mıdır ?
Toplumun % 20’sinde hipertansiyon vardır. 55 yaÅŸ üstünde ise bu oran % 50 yükselmektedir. Bu nedenle toplumun her yaÅŸ kesiminden bireyler yılda en az bir kez tansiyon kontrolü yaptırmalıdır.

Hipertansiyonun sebebi nedir ?
Hipertansiyonun tek bir nedeni yoktur. Oluşum mekanizmasına göre iki tür hipertansiyon var diyebiliriz.

1.Birincil (Esansiyel) Hipertansiyon: Hipertansiyon vakalarının % 90′ı nedeni bilinmediÄŸinden Birincil Hipertansiyon olarak adlandırılır. Bilinen kesin bir nedeni yoktur.
2. İkincil Hipertansiyon:
- Böbrek hastalığı (böbrek doku ve damarlarında bozukluk)
- Böbreküstü bezlerinin çeşitli hastalıkları
- Bazı ilaçlar (doğum kontrol hapları; kortizon, soğuk algınlığı ilaçları v.s)
- Gebelik
- Beyin tümörü veya kafa içi basıncın artması
- Alkol kullanımı gibi çeşitli nedenlere bağlı olabilir.

Hipertansiyonun belirtileri nelerdir ?
Hipertansiyon çoğu zaman belirti vermez. Bu nedenle dikkatli olmak ve aralıklı ölçüm yaptırmak gerekir. Zaman zaman özellikle ense kökünde zonklayıcı tarzda baş ağrısı, bulantı, kusma, burun kanaması, uyuşukluk, yorgunluk, endişe, kulak çınlaması, bulanık görme veya gözlerde kararma ve fazla idrar çıkarma gibi belirtiler gözlenebilir.

Hipertansiyonun vücuda zararları nelerdir ?
- Ateroskleroz (damar sertliÄŸi)
- Beyin kanaması ve felç
- Kalp krizi ve yetmezliÄŸi
- Gözlerde görme kaybı
- Böbrek hasarı gibi hastalıklar, kişinin yaşam kalitesini bozar ve ömrünü kısaltır. Bu nedenle hipertansiyon önemle tedavisi gereken bir hastalıktır.

Kimler hipertansiyon riski altındadır ?
Aslında herkes risk altındadır. Ancak daha fazla risk altında olanlar şunlardır:
- Menopoz dönemindeki kadınlar
- Ailesinde hipertansiyon olanlar
- Yaşlılar
- Stres altında olanlar
- Sigara içenler
- Diyabeti (şeker hastalığı) olanlar
- ÅžiÅŸmanlar
- Alkol kullananlar
- Gebelik
- Yanlış beslenme ve tuzlu diyetle beslenenler.

Hipertansiyon tedavi edilebilir mi ?
Hipertansiyon tedavi edilebilir. Ancak tedavisi ömür boyu sürer. Tedavide kullanılan tüm ilaçlar kan basıncını normale çevirir, fakat tedavi kesilirse kan basıncı tekrar yükselir. Bu nedenle tedaviye ara verilmemeli ve yılda en az bir kez doktora kontrole gidilmelidir. Ayrıca düzenli beslenme, az tuz kullanımı, aşırı alkol ve kahve kullanılmaması, düzenli egzersiz ve sigara içilmemesi de tedavinin bir parçası olarak kabul edilmektedir.

Kan basıncını evde ölçebilir miyim ?
Evet ölçebilirsiniz, ancak bu konuda yeterli bilgi, doktor veya hekim programlarından alınmalıdır. Elektronik, bilek veya koldan ölçen aletler kullanılabilir. Ancak bunların güvenilirliğini test etmek amacıyla aralıklı olarak cıvalı ölçüm aletleri ile karşılaştırma yapılmalıdır.

Kan basıncı ölçülürken nelere dikkat edilmelidir ?
Tansiyon ölçülmeden en az 15 dk önce dinlenmelisiniz. Son yarım saat içinde sigara veya kafeinli yiyecek almamış olmalısınız. Tansiyon aleti kolunuzun çevresini ve boyunu yeterli olarak sarmalıdır. Dinleme cihazları (steteskop) tansiyon aletinin manşonu altına sokmamaksınız.

Hipertansiyon ilaçları alışkanlık yapar mı ?
Hayır yapmaz. Ancak yaş ilerledikçe damar elastikiyeti azalır ve bu nedenle hipertansiyon ilaçlarının sayısı veya dozu az gelebilir. Bu durumda kullanılan ilaçlarda yeni düzenlemeler yapılabilir. Bu durum alışkanlık anlamına gelmez. Unutulmamalıdır ki hipertansiyon tedavisi, ömür boyu sürecek bir tedavidir. Her ilaç grubunun kendine has bazı yan etkileri vardır. Bu yan etkiler hakkında doktorunuzdan bilgi alınız.

Tedavide verilen ilaçları ne zaman almalıyım ?
Bu konu özellikle doktora sorulmalıdır. Ancak genel olarak tansiyon ilaçları sabah kalkınca hemen alınır. Bazı özel durumlarda hastanın kan basıncı gece, beklendiği gibi gündüze kıyasla daha düşük olmayabilir. Bu durumda ilaçlar akşam da alınabilir.

Tansiyon ne sıklıkla ölçülmeli ?
Tansiyon çok oynamayan yani düzenli bir evreye girdikten sonra 2 veya 3 günde bir ölçülmelidir. Henüz tam belirli bir düzene oturmamış, kontrol halindeki bir tansiyon hastasının da günde 2 defa biri sabah biri akÅŸam olmak üzere tansiyonunu ölçmesi veya ölçtürmesi gerekir. Strese baÄŸlı olarak tansiyonu yükselen hastalarda gün içindeki tansiyon deÄŸiÅŸimlerini belirlemek amacıyla çalışma saatleri içinde de tansiyonunu ölçmesini istiyoruz. Bir de tansiyonu sürekli olarak inip çıkan hastalar var. Bu hastalarda verdiÄŸimiz ilacın faydasını belirlemek ve oynamaları kaydetmek için tansiyon holteri denilen bir araç kullanılıyor. Bu alet, hastaya bir gün süreyle baÄŸlanıyor ve gün boyu yarım saat ve 15 dk’lık aralıklarla hastanın tansiyonunu ölçerek bir rapor hazırlıyor.

Bir yakınımda da hipertansiyon var, kullandığım ilaçları ona da verebilir miyim ?
Hayır. Kesinlikle bunu yapmayın ve yapanları da uyarın. Size uygun bir ilaç başkasının hayatını tehlikeye atabilir. Bu nedenle yakınınıza doktora başvurmasını önerin.

Hipertansiyondan korunmak mümkün mü ?
Genellikle evet. Bunun için;
- İdeal kilonuzu koruyun ve dengeli beslenin.
- Fiziksel olarak hareketli olun.
- Sigara içmeyin
- Alkolden uzak durun.
- Az tuzlu besinlerle beslenin
- Stresten uzak durun
- Düzenli sağlık kontrolü yapın.

Hamileler de tansiyon riski altında mı ?
Gebelik hali, tansiyonu normal olan bir kişide bile tansiyon yükselmelerine neden teşkil eder. Gebelik öncesinde tansiyon hastalığı bulunanlarda ise durum daha da kritikleşir. Gebelikle yaşanan yüksek tansiyon kanama ve enfeksiyonla birlikte anne ölümlerine bile yol açabilir. Ayrıca gebelikte tansiyonun yükselmesi anne ile bebekte çeşitli sorunlara da yol açar.
Anne karnındaki bebeğe giden kanın azalması bebeğin kilo almamasına, doğum sırasında kalp atışlarının bozulmasına, hatta bebeğin ölümüne neden olabilir. İhmal edilmiş ağır vakalarda, annede havale, beyin kanaması, damar tıkanması, böbrek yetmezliği gibi nedenlerle ölüm de görülebilir.

Bu nedenle gebelikteki yüksek tansiyonun erken tanısı çok önemlidir. Ayaklarda şişme olması tansiyon belirtileri arasındadır. Haftada 1 kilodan fazla alınması ya da birkaç gün için ani kilo artışı, tansiyonun habercisidir. Gebelikte yüksek tansiyonu olan bir anne adayı, hamilelik sürecini yatarak ve dinlenerek geçirmelidir.

Tansiyon ne sıklıkla ölçülmeli ?
Tansiyon çok oynamayan yani düzenli bir evreye girdikten sonra 2 veya 3 günde bir ölçülmelidir. Henüz tam belirli bir düzene oturmamış kontrol halindeki bir tansiyon hastasının da günde 2 defa, biri sabah biri akşam olmak üzere tansiyonunu ölçmesi veya ölçtürmesi gerekir. Strese bağlı olarak tansiyonu yükselen hastalarda, gün içindeki tansiyon değişimlerini belirlemek amacıyla, çalışma saatleri içinde de tansiyonunu ölçmesini istiyoruz.

Bir de tansiyonu sürekli olarak inip çıkan hastalar var. Bu hastalarda verdiÄŸimiz ilacın faydasını belirlemek ve oynamaları kaydetmek için tansiyon holteri denilen bir araç kullanılıyor. Bu alet, hastaya bir gün süreyle baÄŸlanıyor ve gün boyu yarım saat ve 15 dk’lık aralıklarla hastanın tansiyonunu ölçerek bir rapor hazırlıyor.

Koroner bypass

27 Haziran 2010 Yazan  
Kategori Kalp Sagligi

Herkese bypass olmaz
Normal koşullarda bir bypasss ameliyatında ölüm riski % 0.5-2 arasındadır. Ama böbrek, karaciğer, akciğer fonksiyon bozuklukları olanlar ve yaşlılarda risk yükseliyor.

Bypass ameliyatı nedir ?
Tıkalı veya daralmış olan koroner arterlerin ilerisine vücudun başka yerlerinden alınan damarlar vasıtası ile yeni yollar oluşturulmasıdır.

* Nasıl yapılır ?
Çalışan veya geçici olarak durdurulmuş kalpte, tıkalı veya daralmış damarın ilerisine vücudun başka yerinden çıkartılıp hazırlanan damar (greft) dikilir. Eğer bu ek damarın diğer ucu ser-bestse, bu uç da vücudun en büyük atardamarı olan aorta dikilir. Böylece greftin bir ucundan gelen temiz kan, direkt olarak tıkalı veya daralmış yerin ilerisine yönlendirilmiş olur.

Bypasss ameliyatı bazı insanlar tarafından yanlış bilinmektedir. Bu ameliyatta kalp vücuttan çıkartılıp ameliyattan sonra tekrar yerine konulmamaktadır.

Müdahale direkt olarak kalbin üzerinde yapılır. Kalp damarlarının “deÄŸiÅŸtirildiÄŸi” de doÄŸru deÄŸildir. Hasta koroner arter, yerinde kalmaktadır. Bu ameliyatta sadece tıkalı veya daralmış yeri bypasss eden (atlayan) ek bir damar dikilmesi söz konusudur.

Kalbin ve akciğerlerin durdurulduğu vakalarda özel bir sistemle (kalp-akciğer makinesi) kalbe gelen kan kalbe ulaşmadan çekilerek oksijenlendirilir ve bir rezervuarda toplanır ve sonra kalbin, ilerisinde vücuda geri verilir. Bu sırada vücut soğutulur ve kalp durdurulur. Böylece kansız ve hareketsiz bir ortamda kalbe müdahale edilebilir.

Kimlere yapılması gerekir ?
Tıkalı/daralmış damarın kanlandırdığı bölgede az beslenen, ancak canlılığını muhafaza eden kalp dokusunun mevcut olduğu hastalar belli kriterleri yerine getiriyorlarsa cerrahi adayıdır.
Bu kriterler açısından her hasta ayrı ayrı değerlendirilmeli ve balon/stent veya sadece ilaçla tedavi seçenekleri yerine bypass ameliyatının tercih edilmesi gerektiğine karar verilmelidir.
Bazen bu kararı daha sağlıklı olarak verebilmek için hastaya bazı ek tetkikler yaptırılması gerekebilir.

Koroner bypass ameliyatı ne sağlar ?
Koroner bypass ameliyatlarıyla, kalp kasını beslemede yetersiz kalan kan miktarı arttırılır. Bunun sonucunda göğüs ağrıları ve hastanın diğer şikayetleri ortadan kalkar.
Hastalar daha az ilaç kullanmaya başlarlar ve kendilerini daha iyi hissederler.
Böylece hastaların hayat kalitesi artmış olur.
Koroner arter hastalığı ilerlemiş olan kişilerde, baypas ameliyatları hastaların yaşamını uzatır.

By-pass ameliyatındaki yenilikler neler ?
Koroner arter hastalarında bir yandan by pass cerrahisinde değişik yöntemler geliştirilirken, diğer yandan da az beslenen dokuların kanlandırılması için daha farklı yaklaşımlar üretilmektedir. Bunlardan biri kalp kasının içine lazerle ince kanalcıklar açılması (transmiyokardiyal lazer revaskülarizasyon), diğeri hala deneme aşamasında olan tıkalı olan koroner arter ile sol kalp boşlukları arasında bağlantı sağlayan özel stentlerin (korono-sol ventriküler stent) kullanılması ve bir diğeri de kök hücre nakilleridir.

Bypass cerrahisinde de önemli uygulama değişiklikleri geliştirilmiştir. Göğüs kemiğini içeren veya içermeyen daha ufak kesiler, kalp akciğer makinesinin ciltten yerleştirilen özel kataterler yoluyla hastanın göğsü açılmadan kullanılabilmesi, çalışan kalpte yapılan müdahaleler, endoskopik ve robotik bypass cerrahisi bunlardandır. Seçilmiş vakalarda uygulanan bu metotlarla hem estetik açıdan daha tercih edilen bir görüntü olmakta, hem de hastaların ameliyat sonrası bazı şikayetlerinde ve hastanede kalış sürelerinde azalma olmaktadır.

Robot cerrahi by-pass ameliyatlarında çığır mı açacak ?
Robotik cerrahi, insan elinin sığamayacağı kadar küçük alanlarda ve çalışan – atan kalplerde iÅŸ yapabilmek üzere dizayn edilmiÅŸ özel enstrümanlar vasıtasıyla yapılmaktadır. Robotik cerrahide birbirlerine kablolarla baÄŸlı ana ve köle ünite olarak adlandırılan 2 ünite vardır. Ameliyatı yine cerrah yapmaktadır; ama ana kontrol ünitesinin başında. Hastanın göğsünde 1 cm’den küçük açılan deliklerden içeriye sokulan endoskopi aracılığıyla gelen görüntüler cerrahın kullandığı gözlükle 3 boyutluya çevrilir. 2 ayrı delikten ise cerrahın saÄŸ ve sol elinin fonksiyonlarını yapacak enstrümanlar içeriye sokulur. Cerrah, el kumandasına parmaklarını geçirip yaptığı her hareket, hasta yanındaki köle üniteye aktarılır ve bu robotik cerrahiyle çoÄŸunlukla tek damara Sol ön inen koroner arter tıkanıklığı veya önemli daralmalarında) by-pass yapılır. Bu sırada cerrahi ekibin diÄŸer elemanları bir aksilik durumunda hemen müdahale etmek üzere ameliyathanede hazır dururlar.

Robotik cerrahide bir amaç da cerrahın dünyanın öbür ucundan kontrol ünitesi ile operasyonu gerçekleştirebilmesidir. Bu cerrahi yine seçilmiş vakalarda kullanılmaktadır ve hala aşılması gereken birçok sorunu mevcuttur. Teknoloji ve deneyimin birleşmesi ile çok daha yaygınlaşacağı
ve daha çok vaka tipine uygulanacağı beklenmektedir. Ancak, bu diğer cerrahi yöntemlerin gelecekte hiç kullanılmayacağı anlamına gelmemelidir.

Artık göğüs kafesi kesilmeden mi by-pass yapılıyor ?
Göğüs kemiğinin (sternum) ortadan kesildiği klasik yöntem hala yaygın olarak kullanılmaktadır. Vakanın durumuna ve cerrahın tercihine göre sternumun kısmen kesildiği, göğsün yanından kalbe yaklaşıldığı veya robotik veya endoskopik cerrahide olduğu gibi sadece göğüs kafesi üzerindeki birkaç ufak kesinin yapıldığı teknikler de mevcuttur. Ancak, uygun olmayan vakalarda estetik kaygılar nedeniyle sternumun kesilmediği tekniklerin kullanılması hastanın hayatını ve ameliyatın başarısını riske atabilir.

Kalp saÄŸlığı – diyet

26 Haziran 2010 Yazan  
Kategori Kalp Sagligi

Şişmanlığın kalp sağlığı üzerine etkisi nedir ?
ÅžiÅŸmanlık, koroner kalp hastalığı için sorgulanan klasik risk faktörlerinden biri olup, günümüzde özellikle geliÅŸmiÅŸ toplumların giderek artan önemli bir saÄŸlık problemidir. Ayrıca, sadece kalp hastalığı için deÄŸil, aynı zamanda kalp hastalığı eÅŸ deÄŸeri sayılan diyabet ve hipertansiyon için de önemli risk taşımaktadır. ÖrneÄŸin erkeklerde her % 10′luk kilo azalması koroner vakalarda % 20 azalma saÄŸlar. Verilen kilonun miktarı arttıkça elde edilen fayda da artar. Bilimsel araÅŸtırmalarda % 5 kilo verme ile bile yaÅŸam kalitesinin arttığı, diyabet riskinin azaldığı, kan yaÄŸlarının profilinin olumlu etkilendiÄŸi gözlenmiÅŸtir. İdeal olan, vücut kitle endeksinin (vücut ağırlığının, kiÅŸinin boyunun metre birimi ile karesine bölümünden elde edilir.) 25′in altında olmasıdır.

Bunun üzerinde olanlarda kalp hastalıklarının yanı sıra başka hastalıkların risk oranı da yükselir.

Birden bire ve aşırı kilo vermek de kalp sağlığını bozar mı ?
Dengeli beslenme, kalp saÄŸlığının birinci ÅŸartı olup vücudu aşırı zorlayan her türlü diyet uygulaması kalp için de zararlıdır. Birdenbire kilo kaybetmek vücut dengesini bozacağı için hiç bir zaman önerilmez. İlk etapta vücut ağırlığının % 10′u veya 10 kg verilmesi hedeflenebilir. Kilo vermek zaten zor bir iÅŸ olduÄŸundan hedefin küçültülmesi baÅŸarının da daha büyük olmasını saÄŸlar. Bir de önemli olan kilo verdikten sonra korunmasıdır. Kilo verdikten kısa bir süre sonra tekrar alınması ve sonra tekrar diyete baÅŸlanması vücutta tahribata neden olur. Bu nedenle kilo vermenin saÄŸlığı olumlu etkilemesi için mutlaka verilen kiloların bir ömür boyu korunması gerekir.

Kalp hastası için özel bir diyet var mıdır ?
Kalp hastaları, kardiyolog ve diyet ve beslenme uzmanlarının kontrolünde gerekli düzenlemeleri yaparak yaşamlarını sürdürmelidirler. Kalp hastaları için önerdiğimiz, yağ oranı azaltılmış diyetlerdir. Bu tip diyette, LDL-kolesterolü düşürmek için total yağlar, enerji içeriğinin

%30′unu oluÅŸturmalıdır. Ancak kalp hastalığı aÅŸikar olanlarda daha çok tedavi etmeye yönelik, daha katı olan bir ikinci tip diyet uygulanır. Bunda da yine yaÄŸlar, total günlük enerji ihtiyacının ancak % 30′unu karşılamalıdır.

Şişmanlar risk altında
Menopoz dönemindeki kadınlar, ailesinde hipertansiyon olanlar, yaşlılar, stres altında olanlar, sigara içenler, şişmanlar ve alkol kullananlar yüksek tansiyon riski altındadır.

Beslenme ile kalp krizi arasında bir bağlantı var mı ?
SaÄŸlıksız beslenme, fast-food tarzı yiyecekler ve yaÄŸ – karbonhidrat açısından zengin diyetler ÅŸiÅŸmanlık oranını arttırdığı gibi kalp hastalığına da yol açar. Beslenme düzgün olmayınca kilo alma ve lipit profilinde bozulma olur ve ayrıca tuz tüketiminin de fazla olması yine hipertansiyonun olmasına sebep teÅŸkil eder. Bütün bunlar bir arada kalp hastalığı risk faktörlerinin (bozulmuÅŸ lipit profili, hipertansiyon, obezite gibi) geliÅŸmesine ve sonuçta da kalp krizine zemin hazırlayacaktır.

Diyetin kalp hastalıklarındaki rolü nedir ?
Diyet, koroner kalp hastalıkları için önemli bir risk faktörüdür. Kan basıncı, kan şekeri ve şişmanlığın artmasıyla koroner kalp hastalıkları gelişmesi riski de artar. Diyetteki doymuş yağ asitleri, LDL-Kolesterolü (zararlı kolesterol) yükseltirler. Doymuş yağ asitlerinin yerini doymamış yağ asitleri aldığında LDL- kolesterol düşer, fakat HDL-kolesterol (faydalı kolesterol) etkilenmez. Tüm katı yağlar sıvı yağlara göre kolesterol açısından zengin olduğu için daha fazla zararlıdır. Diyet kan basıncının da belirleyicisidir. Diyetle alınan tuzun azaltılması kan basıncım düşürebilir ve yaşla kan basıncı artışım önler. Meyve ve sebzeden ve düşük yağlı süt mamullerinden zengin beslenme, kolesterolü düşürmesi yanında kan basıncı değerlerini de etkiler. Bu nedenle kalp sağlığı açısından uygundur.

Obezite gittikçe artan bir şekilde toplum sağlığını tehdit etmektedir. Fizik aktivitenin azalması ve yüksek miktarda yağ ihtiva eden veya yüksek kalorili yiyeceklerin aşırı alımından dolayı kalp hastalıkları da fazlaca görülmektedir. Kalp hastalıklarında korunmada ağırlık, diyet tedavisinde olmaktadır.

Birinci basamak diyeti
Günlük total kalori: İdeal kiloya getirecek ve bu kiloda devam ettirecek kadar olmalı. İdeal kilo da yukarıda belirttiÄŸimiz gibi vücut kitle endeksi hesap edilerek bulunur. Vücut kitle endeksi 25′in üzerinde çıkanlar tehlike sinyalleri verir.
* Kolesterol

Ekokardiyografi

25 Haziran 2010 Yazan  
Kategori Kalp Sagligi

Ekokardiografi nedir ?
Ekokardiografî ses dalgaları kullanılarak gerçekleştirilen bir görüntüleme testidir. Eko kalp kasınızın ve kalp kapaklarınızın nasıl çalıştığını gösterir. Aynı zamanda kalp genişliğinizin ne kadar olduğu konusunda da bilgi verir. Ekokardiografi işlemi sırasında kullanılan ve monitöre bağlı mikrofon benzeri bir gönderici kalbinize insan kulağının duyamayacağı yükseklikteki ses dalgalarını gönderir. Bu dalgalar ekranda kalbinizin bir görüntüsünü oluşturur. Bu görüntü kalbinizin ve kalp kapaklarınızın durumu ve işleyişi hakkında doktorunuza görsel bir bilgi verir.

Ekokardiografi çektiren kişi, acı hisseder mi?
Ekokardiografi testi, tamamen güvenli ve acısız bir uygulamadır.

Ekodan önce neler yapılması gerekiyor ?
Test yapılmadan önce hastanın hangi ilaçlara devam edip hangilerini bırakacağı ve bunların zamanları konusunda doktorla görüşülüp karar verilir.

* Ekonun çekileceği gün doktora herhangi bir şey yiyip yiyemeyeceğinizi danışmanız gerekiyor.
Ekokardiografi yeri ve pozisyonu
* Eko çekilirken üstünüzü çıkarmanız ve önlük giymeniz gerekeceğinden giysilerinizin iki parça olmasında ve üst giysinizin de önünün açılabilir olmasında fayda vardır.

Ekokardiografi işlemi ne kadar sürer ?
Ekonun çekilmesi toplam 45 dk kadar bir zaman dilimini kapsar. Eğer doktor gerekli görürse, kontrol için de birkaç dk ayırmanız gerekebilir.

Eko çekilirken neler olur ?
Kalp atışlarını monitörde görüntüleyebilmek için hastanın göğsüne “elektrot” adı verilen küçük pedler yerleÅŸtirilir. Bundan sonra ses dalgalarının iletimini ve gönderici mikrofonun hareketini kolaylaÅŸtırmak için hastanın göğsüne soÄŸuk bir jel uygulanır. Eko çekimi esnasında zaman zaman hastadan nefesini tutup bırakması istenebilir. Çünkü akciÄŸerlerdeki hava miktarı, kalbin görüntülenmesi esnasında etki yaratır.

Eko çekildikten sonra neler yapılıyor ?
Hasta testten Önce doktorun kestiği ilaçlara tekrar başlayıp başlamaması gerektiğini yine doktoruna danışmalıdır.
Testten sonra hasta hemen rutin yaşantısına döner. İşine bile gidebilir.

Test sonuçları ne zaman verilir ?
Test sonuçları yazılacak raporla hemen veya başvurulan merkezin durumuna göre ertesi gün verilebilir. Doktor eko filmini inceledikten sonra bir sonraki randevuda bulguları hastaya tüm ayrıntısı ile anlatacaktır. Ekokardiografı sonuçlarına göre doktor hastadan başka testler de isteyebilir.

Sintigrafi

24 Haziran 2010 Yazan  
Kategori Kalp Sagligi

Miyokard perfüzyon sintigrafileri (Talyum) nedir nasıl yapılır ?
Miyokard perfüzyon sintigrafisi, bir nükleer tıp tetkiki olup risk altındaki damarların belirlenmesi yoluyla tetkik ve tedavileri doÄŸru ÅŸekilde kararlaÅŸtırmamızı saÄŸlar. Bu tetkikte amaç; koldan verilen talyum-201 veya Teknesyum maddelerinin kalbin koroner arterleri yoluyla kalp kasında dağılıp dağılmadığının belirlenmesidir. Bunu özel termal kameralarla da sıcak-soÄŸuk alanlar ÅŸeklinde görüntüler. Çekim sırasında, egzersiz stres (yani kiÅŸiye “hareketler yaptırıldıktan sonra), farmakolojik stres (efor yapamayanlar için ise ilaçla baÅŸlatılan stres) ve istirahat döneminde alınan görüntülerle deÄŸerlendirme yapılır. Kalbin herhangi bir bölgesinde koroner damarlarda önemli daralmanın olduÄŸunu ve buraya yapılacak yeniden kanlandırmanın (Balonla açma veya bypass ile yeni damar takma) faydalı olacağını belirlemeye yarar. Kalpte kan dağılımının tam olduÄŸu alanlar ise normal olarak rapor edilir.

Talyum testine nasıl hazırlanılıyor ?
* Testten 12 saat önce kafein içeren hiçbir ÅŸey yiyip içilmez (çay, kahve, kola, çikolata… vb.).
* Testten en az 4 saat önceye kadar hiçbir şey yenmez. Fakat hastada şeker hastalığı varsa ve bunun için ilaç kullanıyorsa normal olarak yemeğe devam edebilir.
* Testten 3 saat önceye kadar sigara içilmesi yasaktır.
* Hasta istediğiniz zaman su içebilir.
* Koşu bandında rahat yürüyebilmek için yanınızda rahat bir ayakkabı ve rahat kıyafetler getirmeniz gerekir.

Test sırasında neler olur ?
* Test sırasında doktor hastadan koşu bandında yürümesini ister. Eğer hastanın yürümesine engel bir durum varsa, doktor yürümesini istemeden damar yolundan bir ilaç uygular.
* Kalp ritminiz ve kan basıncınız gözlenir.
* Radyoaktif madde damar yolundan enjekte edilir.
* Yürüme bandındaki işlem bittikten sonra kalp görüntülerini almak için hastanın özel kameraları olan bir masaya uzanması istenir.
* Masadayken hasta konuşmamalı ve hiç hareket etmemelidir.
* Alman bu ilk görüntülerden 2-3 saat son
ra ikinci görüntülerin alınması için gelmek üzere hasta laboratuarı terk edebilir, ikinci görüntülerin alınması işlemi, koşu bandında yürümeyi gerektirmez.

Enjekte edilen radyoaktif madde güvenli midir ?
* Hastanın yediği yemekler, ikinci görüntüleri etkileyeceğinden laboratuar görevlisinin talimatına uyması gerekir.
Bu maddelerin herhangi bir yan etkisine rastlanmamıştır. Alınan radyasyon dozu normal bir akciğer grafiği çektirmekten daha fazla değildir.

Hasta testin sonucunu ne zaman alır ?
Testin sonuçları bir sonraki hafta verilir.

Anjiografi

23 Haziran 2010 Yazan  
Kategori Kalp Sagligi

Koroner anjiografi nedir, nasıl yapılır ?
Anjiografi, kalbi besleyen koroner damarların opak madde verilerek filminin çekilmesi olarak tanımlanabilir. Hasta bayıltılmaz. Lokal anestezi ile kasıktan girişim yapılacak olan bölge uyuşturulur ve bacak arterine bir kanül konularak katater tabir ettiğimiz özel borularla kalp damarlarına ulaşılır ve bu damarların ağzına opak madde enjekte edilerek, damarları gösteren çeşitli pozisyonlarla filmler çekilir. İşlem sırasında hasta acı duymaz. İşlem sona erdikten sonra, bir engel durum yoksa örneğin özel bir kan sulandırıcı kullanılmamışsa hastanın kasığındaki kanül çekilerek kanama durana kadar kompres-yon yapılır.

Anjio ameliyat deÄŸildir
Birçok hasta, Anjio olmaktan korkuyor ve bunu bir kalp ameliyatı sanıyor. Oysa anjioda hasta bayıltılmaz. Sadece kasığından küçük bir keşi yapılıyor.

Hasta 6 saat kadar tam kanama kontrolü sağlamak üzere sırt üstü yatarak istirahat eder ve bol su içerek verilen opak maddeyi idrarla atar. 6 saat sonra yürüyerek taburcu olabilir. 6 saat boyunca ayağa kalkmaması istenir.

Anjio teşhisin son aşaması mı ?
Hayır. Ancak Anjio damarları görmede altın standartlardan biridir.

Anjio sırasında kalp krizi geçirilir mi ?
İşlem sırasında damarda yırtılma, plakta yırtılma ve spazma bağlı olarak ritim bozuklukları ve kalp krizi, hatta ölüm riski olabilir. Ancak bunlar her işlemin riski olduğu gibi göze alınabilir oldukça nadir görülen (% 0.5 civarında) olaylardır. Sonuçta yarar-zarar oranında işlemin riski oldukça düşüktür.

Anjioda hangi sonuç çıkarsa ameliyat kararı alınır ?
Üç damarı tıkalı hastalarda, ana damar hastalıklarında, kritik LAD (Sol ön inen dal) darlıklarının eşlik ettiği 1 veya 2 damar hastalıklarında (balon tedavisine uygun olmamak koşulu ile) ameliyat uygun görülür. Ayrıca ileri derecede damar genişlemesi olan hastalarda, ciddi kapak rahatsızlığı olan hastalarda da operasyon kararı alınır.

Anjioyu kimler yapar, ameliyat kararını kimler verir ?
Anjiyoyu kardiyologlar yapar, operasyon kararı da yine kardiyolog ve cerrahi branşlarca birlikte alınır.

Kalp krizi anında neler oluyor ?
Kalp aÄŸrısı tipik tarifi ile göğüste yaygın olarak hissedilen bir aÄŸrıdır. Hasta, sanki göğsünün üzerine yumrukla baskı yapılıyormuÅŸ gibi hisseder. Göğüs kafesinin ön kısmında duyulan bu aşırı basınç, göğüs kafesinin arkasında da hissedilebilir. Hastaların birçoÄŸu “boÄŸazımı sanki bir el sıkıyor gibi” ifadesini kullanır. Bu aÄŸrı, çoÄŸunlukla 20 dk’yı aÅŸar. AÄŸrı sırta, çene ve sol kola da yayılabilir. Ancak karakteri batıcı, iÄŸneleyici ÅŸekilde deÄŸildir, anlık ve vücudun baÅŸka yerlerini de gezen bir aÄŸrı da deÄŸildir. Kalp krizi anında koroner damarlar yani kalbi besleyen damarlardaki yaÄŸ yüklü plaklar yırtılıp, üstleri pıhtı ile kapanıp darlık % 100 hale gelir. Bu tıkanıklık kan akımının ilerlemesine engel olur. Kan akımının gidiÅŸi engellenince de kan gitmeyen bölgeler beslenemez ve kalp dokusu hasar görmeye baÅŸlar. Bazen de tam % 100 tıkanma olmaz. Küçük damarların yaygın olarak önemli derecede daralması ile ilgili olan kalp krizleri vardır, bu durumda da kan akışı tam durmaz, ancak kalbin beslenmesini bozacak kadar kritik düzeylere iner ve yine adale hasarı ortaya çıkar

Kalp krizi geçiren bir kişiye nasıl yardım edilir ?
Kalbe giden damarların tıkanması durumunda uygulanan tedaviler: ilaçlar, balon uygulaması, balon ve stend uygulaması sayılabilir. Balon işlemi 20 dk sürer.

Birisi yanımızda kalp krizi geçiriyorsa ona yardım etmek için neler yapmalıyız ?
Kalp krizi aÄŸrısı baÅŸlayan biri, ÅŸayet bilinen bir kalp rahatsızlığı sebebiyle ilaç kullanan biri ise hemen dil altı hapı olarak adlandırılan isordil 5 mg ilacının yanında olup olmadığı sorulur. İlaç varsa hemen bir dil altı verilir, ayrıca normal büyük aspirinin (500 mg’lık) yarısı hastaya çiÄŸnetilir. Hastanın rahat bir konuma geçip istirahat etmesi, uzanması saÄŸlanır. Etrafının boÅŸaltılmasıyla temiz hava alması saÄŸlandıktan sonra tansiyon ve nabız sayılabilir. Tansiyonun sistolik 100 mmHg ve üzerinde olması halinde ve aÄŸrının halen devam etmesi durumunda 2′nci dil altı verilir. Tüm bunlar devam ederken acil ambulans çaÄŸrılıp en kısa zamanda bir hastanenin acil bölümüne nakli temin edilir. Åžayet kalp durması ve solunum durması meydana gelmiÅŸse o zaman canlandırma için suni teneffüs ve kalp masajı ile ilk yardım gelene kadar yaÅŸam desteÄŸi verilebilir.

Kalp hastalıklarının tedavi yöntemleri nelerdir ?
Bunlar hastalığın türüne göre: Bypasss, balon anjioplasti, stent yerleştirilmesi, kapak tamiri, yapay kapak takılması, kalp defektlerinin onarımı, ritim bozuklukları için ablasyon tedavisi, kalıcı kalp pili yerleştirilmesi, kalp transplantasyonu, kök hücre implantasyonu gibi geniş tedavi spektrumu içerir.

Kalp hastalığını önleyen ya da tedavi etme sürecinde kullanılan ilaçlar var mı ?
Kalp krizini tamamen önleyen bir ilaç yoktur, ancak kalp krizi veya kalp hastalığı risk faktörleri olan etkenleri kontrol eden ilaçlar vardır. Bunlarla kalp krizi riski azaltılır. ÖrneÄŸin hipertansiyonu olan birinde kullanılan beta blokerler, ACE inhibitörleri, Alfa blokerler, kalsiyum kanal blokerleri, diüretikler gibi, yine aynı ÅŸekilde hiperlipidemisi olan kiÅŸilerde anti lipit tedavide kullanılan statinler, fibratlar, niasin, safra asidi reçineleri, kan sulandırmada kullanılan antiagreganlar en baÅŸta aspirin, clopidogrel, warfarin gibi ilaçlar sayılabilir. Kriz anında ise daha yoÄŸun pıhtı eritici tedaviler kullanılabilir. Bunlar içinde fîbrinolitikler; t-PA, streptokinaz gibi ve damardan verilen kan sulandırıcılar olarak heparin, LMWH’ler, gerekli olan hallerde anti aritmikler sayılabilir. Ayrıca ilaç tedavisi sayılmamakla birlikte kalp krizinde direkt PTCA ve stent ile tıkalı damarı açmak yöntemi de sıkça kullanılmaktadır. Kolesterol ve tansiyon yüksekliÄŸini kontrol altında tutan ilaçlar, kan inceltici ilaçlar, koruyucu ilaçlar olarak tanımlanabilir.

Sonraki yazılar »