Menopoz nedir ?

Adet görme ve doÄŸum nasıl kadın yaÅŸamının doÄŸai bir parçasıysa, menopoz da öyledir. Bir kadın o kocaman “M” hakkında sorular sormaya baÅŸladığında kırk kırk beÅŸ yaÅŸlarına no ÅŸan ve gelmiÅŸtir ve büyük olasılıkla daha o sıralarda me-lgili bazı belirtileri yaşıyor olabilir. Menopozda olu-iklikler çoÄŸu kez menopozdan yıllarca önce baÅŸlar ez yanlış nedenlere yorulur.
Menopoz sırasında olagelen değişiklikleri anladığınız zaman bunları tanıyabilir, kabul eder ve bununla yaşayabilirsiniz. Menopozun bir şeyin sonu değil, yeni bir başlangıç olduğunu hiç unutmamalısınız.
Teknik açıdan bakılırsa, kadın adetten kesildikten bir yıl sonra menopoza girmiş sayılır. Çoğu kadın birkaç ay adet görmeyince hemen menopozda olduğunu sanır. Oysa, bu durum menopozun başlangıcı da olabileceği gibi, başka bir sağlık sorununa veya, ağır bedensel veya ruhsal baskıya da bağlı olabilir. Hatta, bu dönemde beklenmedik hamilelikler bile mümkündür.
Menopozun gerçekte ne olduğunu algılayabilmek için adet görme döngüsünün tam olarak ne anlama geldiğini bilmemiz cok önemlidir.
Menopoz

Bir kadın yaşlandıkça daha az östrojen üretmeye başlar. Çoğu kadın bunun farkına varmaz. (Menopoza girmeden menopoz belirtilerini yaşadığımızı daha önce de belirtmiştim.) Azalan östrojen düzensiz adet görmemize neden olur ve en sonunda da adetten kesiliriz. Ancak, genel kanının aksine, menopoz sonrasında bile kadın tamamen östrojensiz kalmaz.
Çoğu zaman menopoza girmeden bir iki yıl önce kadınlar düşük östrojen düzeyinden dolayı adet döngülerinde bazı değişiklikler fark ederler. Menopozun ilk belirtilerinden biri de, adet döngüsündeki düzensizliklerdir.
Döngünün düzeni bozularak kadın bir iki ay adet görmeyebileceği gibi, süresinde veya kanama miktarında farklılıklar da olabilir.Yüzünde pırıl pırıl, sağlıklı ve diri bir pembelik belirir. Bu hafif pembeliği sık sık hissedebileceği gibi, altı ayda bir gibi, uzun aralıklarla da yaşayabilir.
Erken menopoz

Ani stres veya, uzun süre stres altında kalan kadınlarda erken menopoz görülebilir. Stres yumurtalıkların işlevini azaltır ve otuzlu yaşların sonundan itibaren herhangi bir zamanda geçici menopoza neden olur. Her ne kadar bizim kuşağımız için yeni bir olgu da olsa, günümüz kadını cinsel taciz ve yükselme hırsı gibi nedenlerle, iş yerinde baskı altında çalışıyor. Tüm bunlardan başka, bizim kuşak çevreye ve birlikte yaşamak zorunda olduğu zehirli atıklara karşı da çok duyarlı. Sürekli daha fazlasını isteyen yaşam biçimleriyle, doksanlı yılların kadını uzun süreli stresleri göğüsleyerek gücünü tüketiyor.
Kemoterapi de erken menopozun nedenlerinden biridir. Bu tedaviyi gördükten sonra tekrar adet görmeye başlayan kadınlar vardır, fakat büyük çoğunluk erken menopozdan kurtulamaz. Tedavi öncesinde doktorunuz size bu olasılıktan söz etmediyse, çok rahatsız edici bir durumdur.
Cerrahi müdahaleyle yumurtalıkların ve rahmin tamamen alınması en çok görülen erken menopoz nedenidir. Kanser, tümör ve iltihaplanma dolayısıyla işlevini yitirmiş yumurtalıklar ameliyatla alınır. Menopozun olması için iki yumurtalığın da alınması gerekir. Tek yumurtalık veya, yumurtalığın bir kısmı da sanki iki yumurtalık varmışcasına yumurtlamaya ve hormon salgılamaya devam edebilir.
Menopozun değişik aşamaları nelerdir ?

Premenopoz (Menopoz öncesi)
Bu tanım genellikle doğurganlığın hâlâ mümkün, adet kanamalarının düzenli olduğu yıllar için kullanılır.Yaşam değişikliğinden önceki yılları kapsar.
Perimenopoz (Menopoz esnasında)
Genel olarak, kırk yaş civarında hâlâ düzenli olarak adet görülürken ortaya çıkan, menopozun ilk evresidir. Bu dönem, arasıra yoklayarak, iki ile on yıl arası sürer. Ergenlikle benzerlikler gösteren bu aşamada kadınlar bedenleriyle rahat ve barışık değildir. Tuhaf şeyler olur. Adet kanaması bir ay çok şiddetli, bir sonraki ay çok az olabilir. Adet dönemi uzayıp, sonra kısalabilir. Ani yüz kızarmaları ve sıcak basmaları olabilir. Cinsel istek azalabilir, uykusuzluk veya, iştahsızlık görülebilir. Genel olarak beden doğal düzeninin dışına çıkar.
Sıkıntılı bir aşamadır. Bu döneme girmişseniz menopoz, hormon takviyesi tedavisi ve diğer olası seçenekler konusunda kendinizi eğitmenin zamanı gelmiş, demektir. Bedenin verdiği bu uyarılar çok önemli bir karar aşamasına geldiğimizi gösterir.
Menopoz
Son adet kanamasını gördükten bir yıl sonra baÅŸlar. Bundan da ancak bütün aÅŸamaları yaÅŸadıktan sonra emin olabilirsiniz. Bu nedenle, “resmen” menopoza girip girmediÄŸinize emin olabilmek için takvim tutmanızı öneririm.
Postmenopoz (Menopoz sonrası)
Son adet kanaması görüldükten bir yıl sonrasını “Menopoz” diye nitelendirdiÄŸimize göre, bunu izleyen yıllar da postmenopoz olarak adlandırılır.
Kaygılar ve menopozla ilgili hurafeler

Hiç kuşku yok ki, menopozdaki kadınların en büyük kaygı konusu hormon takviyesi tedavisidir. Kadınlar hormon alıp almama konusunda mantıklı bir karar verebilmek için bu alandaki en son araştırmalardan haberdar olmalıdırlar.
Bir süre önce Long Island Üniversite Hastanesinde menopozla ilgili bir seminere katıldım. İzleyen kadın sayısının çokluÄŸu (yaklaşık 150 kiÅŸi) beni sevindirdi. Ancak hormon tedavisi dışındaki seçenekler hakkında çok az bilgi sahibi olduklarını fark edince hayal kırıklığına uÄŸradım. Seminerin sonunda katılımcı kadınlardan biri dobra dobra, “TeÅŸekkür ederim, ama sizi dinledikten sonra sanki, mutlaka östrojen almak zorundaymışım, duygusuna kapıldım,” dedi. Kadın çok haklıydı, çünkü östrojen dışında pek bir seçenek verilmemiÅŸti. Sunulan seçeneklerden biri olan günlük kalsiyum iÄŸneleri de bence, yanlış aktarılmıştı. Her gün kalsiyum iÄŸnesi olduÄŸunuzu düşünebiliyor musunuz? Tablet halinde kalsiyum varken, iÄŸneye ne gerek var?
Salonda yoğun bir düş kırıklığı vardı, çünkü herkes bir şey sormak istediği halde, tüm soruların cevaplandırılması mümkün değildi.
Dahası, bizlere soru sorma hakkı verilmeden önce doktorun yaptığı takdimin ve bir kadın komedyenin kadınlar hakkında yaptığı esprilerin bitmesini beklemek zorunda kaldık. Sıra bize geldiği zaman da, soracağımız soru hâlâ aklımızda kalmışsa, bunu bir protokol görevlisi aracılığıyla sorabiliyorduk.
Seminerden çıkarken herkesin edindiği izlenim şuydu: Östrojen herkese iyi gelir; genç kalmanızı sağlar; diğer seçeneklerin üstünde durmaya bile değmez, çünkü hiçbiri etkili değildir. Oysa, bu kesinlikle doğru değildi.
En Yaygın Üç Hurafeye Cevaplar
1.Hurafe “Kadınlar Menopozda delirir”
Bu çok bildik bir hurafedir ve evde olsun, iÅŸ yerinde olsun, menopozdaki kadın sinirlendiÄŸi zaman söylenir. Şöyle ifade edilir: “Bak, yine kafayı yedi. Ne de olsa, menopozda.”
Bu insanı iki misli sinirlendiren bir durumdur, çünkü her ne kadar menopozda olan bir kadının uykusunu alamadığından veya, başka bir nedenle tepesi atmış olabilirse de, günlük yaşamda herhangi bir kimsenin de kızacağı şeylere öfkelendiği zaman bunun menopozuna yorulması onu iyice çileden çıkarır.
Konuya açıklık getirmenin tam sırasıdır. Ergenlikte yaşadığınız duygusal çalkantıları anımsıyor musunuz? Peki, ya Adet Öncesi Sendromu veya, hamilelikte hormonlarınızın iniş çıkışını? Menopoz da, diğerleri gibi atlatılması gereken bir dönemdir. Bu kadar büyütmeye ne gerek var? Adet düzeni altüst olmuş, sürekli terleyen, uykusuzluk çeken bir kadından duygularının dengede olması nasıl beklenebilir?
Eğer kendinizi aşırı hassas, gergin, endişeli, kızgın ve
bunalımda hissediyor, yersiz yere aÄŸlıyorsanız bu konuda bir ÅŸeyler yapmanın zamanı gelmiÅŸ, demektir. Hiç merak etmeyin. Delirmediniz… ve bu durumda olan sadece siz deÄŸilsiniz.
Çalışan kadınların sorunlarından biri de menopoz konusunu işyerinde açıp açmamaktır. İşi şakaya mı vurmalı, yoksa, durumunuzu belli etmemek için elinizden geleni mi yapmalısınız? Bu konuda kadınlar değişik tutum sergiliyorlar. Bir bölümüne göre menopoz fazla ciddiye alınmamalı.
Diğer bölümü de bu konunun mahrem kalması gerektiğine inanıyor. Şöyle bir sorunla karşılaşabilirsiniz: Hiç şaka kaldıracak durumda olmadığınız bir anda sizi konu alan bir espri tepenizi attırabilir. Bir kadının yakındığı gibi, işyeri-nizde yapılan her esprinin merkezi olmaktan hiç hoşlanmayabilirsiniz.
Madalyonun öteki yüzüne bakalım: bir kadın bu konuda suskun kalmayı tercih etse de, arasıra kendi yokluğunda işleri fark ettirmeden götürmesi için bir yardımcısına veya, mesai arkadaşına açılmak zorunda kalabilir. Her neyse, artık dert etmeyin. Hangi yolu seçerseniz seçin, deliriyor falan değilsiniz.
Değişken ruh halinden şikayetçiyseniz aşağıda önerilen, sıkıntılarla başa çıkma yollarını deneyebilirsiniz.
EndiÅŸe/Sinirlilik/DeÄŸiÅŸken ruh halleri;
*Sizi neyin uyardığını anlarsanız, hazırlıklı olur ve önleminizi alırsınız.
*Kalsiyum alın.
*E Vitamini alın.
*B Kompleks Vitamini alın.
*Çuhaçiçeği yağı alın.
*Doktora gidin. Depresyon
*Yukarıda “EndiÅŸe” bölümüne bakınız. Bir danışmana baÅŸvurun.
*Doktorunuzun önerdiği antidepresan (sakinleştirici) ilaçları kullanın.
*Düzenli egzersiz yapın.
*Kendinize olumlu yaklaşmayı deneyin. Olaylara olumlu gözle bakın.
2.Hurafe “CinselyaÅŸamınız bitti.”
Aslında kadınlar hamile kalma korkusu ve doğum kontrolü gereğinden kurtulduktan sonra cinselliği istedikleri zaman ve en iyi şekilde yaşayabilirler. İlk başlarda vajinal kuruma nedeniyle acı veren birleşme yaşasalar da, bu sorunun üstesinden gelmek çok kolaydır.
Bazı kadınlar hayatlarındaki en doyurucu cinsel deneyimlerini menopozdan sonra yaşadıklarını, kendilerine olan güvenlerinin arttığını ve yeni şeyler denemeye istekli olduklarını belirtmişlerdir. Kendine güvenen kadın eşiyle cinsel doyum konusunda isteklerini açık açık konuşabilmektedir.
3.Hurafe “Bir kez hastalandın mı, yaÅŸamın bitmiÅŸ
demektir.”
Eskiden menopoz hastalık olarak nitelendirilirdi. Ama günümüzde kadınlar menopozun ne demek olduğunu, bunun da adet kanamaları gibi yaşamın bir parçası olduğunu ve geçici bir dönemi simgelediğini biliyorlar. Ortalama kadın ömrünün yetmiş dokuz yaşın üstüne çıktığı günümüzde, önünüzde daha uzun ve doyurucu yıllar var.
Menopozda gıda sorgulaması

Strese yol açan olan gıdaların varlığından haberdar mısınız? Yoğun baskı altındayken çok fazla şeker, kahve,alkol, yağda kızarmış ve çok fazla işlemden geçmiş gıdalardan kaçının. Besinlerin doğru şekilde alınıp alınmaması duygularınızı, düşüncelerinizi ve davranışlarınızı etkileyebilir. Oruç tutarken veya, yoğun egzersiz yaparken hormonların birden düştüğü tıbben kanıtlanmıştır. Menopoz boyunca sıkı rejimlerden kaçının.Yaşamınızda belki de en dengeli beslenmeniz gereken dönem budur. Az yağlı yemek pişirmeyi öğrenin, vitamin alın. (Bu kitapta Doğal Vitamin Kaynakları adlı sekizinci bölüme bakınız.)
Daha başka neler yapabilirsiniz? Herkesin strese tepkisi farklı olur. Psikologlar stresle başa çıkmak için atılması gereken ilk ve en önemli adımın, insanın kendi yaşamının kendi kontrolünde olduğunu hissetmesi olduğuna inanıyorlar. Bunu başarmanın yolu da, oturup bu durum karşısında neler yapabileceğinizin bir planını çıkarmaktır.
İpucu
Zaman kaybetmeyin. Hemen planınızı yapmaya başlayın.
Stres altındayken çoğu kez neler yapabileceğimizi değil de, neler yapamayacağımızı düşünürüz. İçinde bulunduğunuz stresli dünya değişmese de, bundan etkilenmemek için sizin neler yapabileceğinizi düşünün.
En önemlisi, yeterince dinlenin. Dinlenmiş haldeyken bedeniniz normal işlevlerini yeniden düzene sokacağı için, zorluklara uyum sağlayabilirsiniz. Zorluklar stres yarattıkça bedeninizin daha çok dinlenmeye gereksinimi olur. Bedeninize kulak vermeyi unutmayın. Kendinize düzenli olarak zaman ayırıp, mola verin.
Mola İçin İpuçları
*Kendinize bir masaj takvimi hazırlayın.
*Yoga yapmaya başlayın.(Yoga Bölümüne bakınız.)
*Kendinizle barışık olmaya çalışın.
*Sıcak banyo yapın
*Klasik müzik dinleyin.
*Yürüyüş yapmak için belirli bir zaman ayırın.
*Derin soluklar alın.
*Hep okumak istediğiniz, ama zaman bulamadığınız bir kitabı alın.
*Bir arkadaşınızı arayıp onu ziyaret edin.
*Bir egzersiz planı yapın ve bunu uygulayın.
*Meditasyon yapın.
*Dua edin.
Kısa süre için de olsa, stresli ortamdan uzaklaşıp sevdiğiniz bir şey yapın. Bunu yapmak size yaşama karşı doğru bakış açısını kazandıracaktır.
Asıl sorun şu: günümüz kadını tarih boyunca hiç olmadığı kadar stresle karşı karşıya. Şimdilerde bir koltukta birçok karpuz taşımak zorundayız. Anne, büyükanne, eş, işkadını, ailedeki yaşlıların bakımını üstlenen, evi çekip çeviren ev kadını ve memleket meselelerine duyarlı yurttaş olarak sorumluluklarımız artıyor. Bütün bu kimlikleri yirmi dört saate sığdırmam mümkün değil. Eğer bizi nelerin beklediğini bilmiyorsak, menopoz da stresli olabilir. Araştırmalar menopoz konusunda kendilerini eğiten kadınların bu dönemi çok daha az stresle atlattıklarını gösteriyor.
Menopoz karşısında takınacağınız tavır da önemli bir rol oynar. Eğer menopozu düşlerimizi gerçekleştireceğimiz, kimliğimizi bulacağımız, sürekli ertelediğimiz şeyleri yapmaya zaman ayırabileceğimiz harika bir değişim olarak görürsek, bu geçiş dönemini sorunsuz atlatırız.
Biz kadınlar yaşam mücadelesinde ayakta kalmayı biliriz.
Zorluklar karşısında kolay yılmayız. Menopoz sadece aşılması gereken bir geçittir. Bu dönemde kendinizle barışmalı, bedeninizi olduÄŸu gibi kabul edip ona kulak vermeli ve iç dünyanızın zamanla solmayan güzelliklerini hisssetmelisiniz. Artık yaÅŸama baÅŸka gözle bakıp, yeni bir dünya keÅŸfetmenin zamanıdır… eÄŸlenmenin zamanıdır. Ne dersiniz, bunun için çok beklemedik mi?
Menopoz ve osteoporoz

Osteoporoz bazen “sessiz hırsız” olarak da adlandırılır, çünkü menopozu izleyen ilk beÅŸ yıl içinde kadının kemik yoÄŸunluÄŸunun dörtte birini çalar. Hastalık otuz ile kırk yılda geliÅŸir. Sonuçta altmış yaşın üstündeki her dört kiÅŸiden biri hızlı kemik erimesinden etkilenmektedir. Åžu anda yirmi milyon hasta vardır. Osteoporoz eriÅŸkinlerin kemiklerini eritmekle onları hareketsizliÄŸe mahkum edip yaÅŸam kalitelerinden de çalar.
Osteoporozun tedavisi yoktur. Ancak erken teşhisle önlenebilir. Kemik yoğunluğu kaybını önlemenin üç yolu vardır:
Egzersiz
*Ağırlık kaldırmayı içeren egzersizler (yürümek dahil) yeni kemik hücrelerinin oluşumunu hızlandırır.
Kalsiyum
*Kalsiyum vücudun yeni hücreleri sertleştirmesini sağlar.
Östrojen
*Her ay kaybedilen yeni kemik hücrelerinin sayısını azaltır.
Risk Grubundaki Kadınlar
Aşağıdaki tanımlara uyan kadınlar yüksek risk grubunda sayılırlar.
*Beyaz tenliler ve Asyalılar
*Ufak yapılı olanlar
*Açık tenliler
*Sarışınlar
*Ailesinde osteoporoz olanlar
*Zenci kadınlar daha güçlü iskelet yapıları olduğundan ve daha yavaş kemik kaybına uğradıklarından, daha az risk taşıyorlar.
Riski artırıcı diğer etkenler şunlardır:
*Sigara içmek
*Sürekli düşük kalsiyumlu gıdalarla beslenmek
*Hareketsiz yaşam biçimi
*Fazla alkol almak
*Fazla kafein almak
Osteoporozu önleme tedbirleri

*Kırmızı et tüketimini azaliın.
*Daha çok kepekli tahıl ürünleri, makama, fasulye, yeşil yapraklı sebzelerle ceviz ve fındık gibi kabuklu yemişler yiyin.
*Doymuş yağla yapılan yemeklerden kaçının.
*Beyaz şekeri azaltın.
*Fosfatlı yemekleri azaltın.
*Sigarayı bırakın.
*Kahve, çay ve alkol tüketiminizi sınırlayın.
*İlaçları sadece gerektiğinde ve önerildiği gibi alın.
*Beslenmenizi kalsiyumla destekleyin.
*Spor yapın! Spor yapın! Spor yapın!
NOT:35 yaşın altındaki kadınlar spor yaparak ve kalsiyum alarak kemik yoğunluğunu artırabilirler. Bu yaşın üzerindeki kadınlar sadece mevcut kemik yoğunluğunu koruyabilir, ama çoğaltamazlar.
Menopoz ve kalsiyum

Kalsiyum kemik gelişimi, merkezi sinir sistemi, kan pıhtılaşması, kasların ve dolayısıyla kalbin işlev görmesi için gereklidir.
Menopozda yeteri kadar kalsiyum almazsam ne olur ?
Kadınların yaşam boyunca kalsiyuma gereksinimleri vardır. Kalsiyum özellikle menopoz sırasında yaşanacak duygusal dalgalanmalarınıza dayanma gücü verecek en önemli mineraldir. Sinirlerinize, kaslarınıza, dişlerinize ve kemiklerinize gereklidir. Menopoza giren kadınların östrojen düzeyleri düşmeye başlayıp osteoporoz ve kalp hastalıkları riski oluşunca, kalsiyum kemik hücrelerinin oluşumunda ve sinirlerinizi dengede tutmada en büyük yardımcınızdır. Kalbinizin düzenli atmasını bile sağlar.
Menopoz duygusal bağlamda da rahatsızlık verebilir. Kalsiyum stres altındayken iskeletinizin zayıflamasını önler. Yeterince süt içmiyor, ya da, düşük yağlı süt ürünleri tüketmiyorsanız kemik yoğunluğunu kaybetme tehlikesi altındasınız.
Menopozdaki kadınların günde en az 1500 mgr. kalsiyum almaları gerekir. Ulusal Osteoporoz Derneği günde iki kez kalsiyum tableti almanızı öneriyor.
Ancak vücut tarafından emilebilen kalsiyum karbonat almaya özen gösterin. Bazı kalsiyum tabletleri magnezyumudur. Bunları tercih edin. Özellikle bir tablette 600 mg kalsiyum bulunan tabletlerden alırsanız, kalan 300 mg ihtiyacınızı günlük besinlerden aldığınızı varsayarak günde iki tablet tüketebilirsiniz.
Kalsiyum almayı unutmamanız için (menopoz bazen unutkanlık yapar) kalsiyum kutularından birini mutfağa, diğerini de banyoya, diş fırçanızın yanına koymanızı öneririm. Nasıl diş macunu dişlerinizi koruyorsa kalsiyumun da kemiklerinizi koruduğunu düşünün. Günde iki kez kalsiyum alınması tavsiye ediliyor. C ve E vitaminleri takviyesi için de aynı dozun önerildiğini bildiğinize eminim. Bir kez bu alışkanlığı kazandıktan sonra gerisi gelir. Gece yatmadan önce kalsiyum, C ve E vitaminlerimi almazsam ertesi gün daha çok sıcak basmasından ve yüzüme ateş basmasından şikayet ettiğimi kendi deneyimlerime dayanarak söyleyebilirim. Kalsiyum da içeren bir vitamin tedavisi ve düzenli egzersizler sayesinde neredeyse, menopozda bir kadın olduğunu bile unutttum.
Ulusal Osteoporoz DerneÄŸi osteoporozu önlemek için kalsiyumdan yararlanmamızı kısıtlayan bazı gıdalar konusunda bizi uyarıyor. Bu maddeler bazen “kemik hırsızı” olarak da adlandırılır. Bu listenin en başında sigara var.
Sigarayı, kafein, tuz ve kırmızı et takip ediyor. Kalp hastalıklarını ve osteoporozu önlemekte yardımcı olduğu kabul edilen bazı faydalı besinler de aynı öğünde birlikte alındığında, vücudun daha az kalsiyum özümlemesine neden oluyor. Bunlar çavdar, kepek gibi lif bakımından zengin ekmekler, ıspanak ve kuşkonmaz. Olaya açıklık getirmek için bir kez daha tekrar ediyorum. Bu besinler ayrı ayrı yendiğinde sağlığa yararlı, ancak birlikte yendiğinde kalsiyumun etkisini azaltıyorlar.
Menopozda kemiklere neler olduğuna bir bakalım

Menopozdaki kadınların osteoporozdan kaçınmak için çok sıkı bir egzersiz programı uygulaması gereklidir. Kadınlar yaÅŸlandıkça vücutlarındaki kaslar yerini yaÄŸa bırakıyor. Genç kadınların vücut ağırlığının yüzde kırk beÅŸi kastır. YetmiÅŸ yaşındaysa vücut ağırlığının ancak yüzde yirmi beÅŸi kas olur. Bu konudaki yeni araÅŸtırmalar bize menopozdaki hareketsiz kadınların bu eÄŸilimi tersine çevirebileceÄŸini gösteriyor. (Bu bölümde “Egzersiz yardımcı olabilir mi?” kısmına bakınız.) Kemikleriniz yaÅŸayan hücrelerden oluÅŸur. KemiÄŸin derinliklerinde hücreler ölür ve bu hücrelerin her üç dört ayda bir yenilenmesi gereklidir. Vücudunuzda yeterince östrojen ve kalsiyum varsa, egzersiz yapıyorsanız, bünyeniz güçlü ve sert bir iskelet oluÅŸturacak yeni hücreler üretir. Kadınlar otuz beÅŸ yaşına kadar dengeli beslenerek, kalsiyum alarak ve ağırlık kaldıran egzersizler yaparak kemik yoÄŸunluÄŸunu artırıp iskeletlerine ekleyebilirler. Otuz beÅŸ yaşından sonraysa, yine iyi gıdalar alarak, kalsiyum takvi-yesiyle ve ağırlık çalışmalarıyla kemik yoÄŸunluÄŸumuzu koruyabiliriz.
Kemik yoğunluğunu koruyan bir madde de, östrojen hormonudur.Menopozda östrojen takviyesi tedavisi önerilebilir. Ancak, bir sorun var: İstatistikler uzun süreli yalnızca östrojen verilen tedavilerin rahim kanserine yol açabileceğini gösteriyor. Günümüzde doktorlar, rahim kanserine yakalanma riskini en aza indirmek için östrojen ve progesteron hormonlarının bileşiminden oluşan bir tedaviyi öneriyorlar. Ne var ki, bu yine de bir kumardır. Çünkü uzun süreli hormon kullanımının göğüs kanseriyle ilintili olduğu iddiaları da yok değil. Ama yine de ailenizde osteoporoz vakası varsa, bu riski göze almak isteyebilirsiniz. Diğer yandan hormon almayıp, egzersiz, dengeli beslenme ve kalsiyum takviyesine ağırlık vermekle osteoporoz için daha büyük bir riske girip girmediğiniz kesin olarak bilinmemektedir. Bu bölümün sonunda konuyu daha da karmaşık hale getirmek için, elliyle yetmiş yaşı arası kadınlar üzerinde yapılan ağırlık çalışmalı, direnç artırıcı egzersizler konusunda yeni bir araştırma var. Özü şu: Hareketsiz bir yaşam biçimi sürmüş olsanız bile hiçbir zaman geç kalmış sayılmazsınız. Bu kadınlar ağırlık çalışarak hem kemik yoğunluklarını hem de yaşam kalitelerini artırdılar. İlk başta da söylediğim gibi, bu kararları vermek gerçekten zordur.



