Temel yaÄŸ asitleri
17 Haziran 2010 Yazan admin
Kategori Saç sağlığı

Araştırmalar ve klinik deneyler, keten tohumu yağı, ay çiçek yağı, siyah kuşüzümü yağı (GLA: gama linolenik asit açısından zengindir), çuha çiçeği yağı ve soya yağında bulunanlar da dahil olmak üzere temel yağ asitlerinin, prostata zarar veren ve erkek tipi kelliğin oluşmasına katkıda bulunan süreçlere karşı etkili olduğunu ortaya koymuştur.
Temel yaÄŸ asitleri, linoleik, linolenik ve araÅŸi-donik (araÅŸidonik asitlerin vücut ve saç dökülmesi üzerindeki etkileri için Bölüm 2′ye bakınız) asitleri kapsar. Bunlardan birini ya da daha fazlasını içinde bulunduran yaÄŸlar sık sık diyetimizde yer almaÂlıdırlar.
Temel yağ asitlerinin kullanımı
Yukarıdaki yaÄŸların birinden günde bir çay kaşığı almanız yeterlidir. Siyah kuÅŸ üzümü yağı ve çuha çiçeÄŸi yağı kapsüllerini kullanabilir ya da bir çay kaşığı ayçiçeÄŸi yağını, diÄŸer malzemelerle birÂlikte salata ya da diÄŸer yiyeceklere ekleyebilirsiniz. Bu ÅŸekilde tavsiye edilen dozu almış olursunuz.
Diyetinizde yeterli miktarda GLA almak genelÂlikle zordur. SaÄŸlıklı bir cilde, saç ve tırnaklara sahip olmanızı saÄŸladığı ve ilaçlar gibi yan etkilere neden olmaksızın iltihap önlemede etkili olduÄŸu için GLA önemli bir maddedir. Günde iki kere 500 mg.lık siyah kuÅŸ üzümü kapsülü alarak, altı-sekiz hafta içinde saçınızın dokusunda, yoÄŸunluÄŸunda ve kalitesinde geliÅŸme görebilirsiniz.
Cerrahı çözümlere bir bakış
16 Haziran 2010 Yazan admin
Kategori Saç sağlığı

Saç transplantasyonu yaptırmayı düşünen kiÅŸilerin çoÄŸu, bu tıp uzmanlığının faaliyet alanından ve gizli tehlikelerinden haberdar deÄŸildir. Bazı hastaÂlar bu prosedürün arkasında yatan bilimsel temeli anlayabilir, ama çok azı bütün kozmetik prosedürÂlerde gerekli olan en üst düzeydeki estetik ve artisÂtik yeteneÄŸin önemini kavramıştır. Maalesef, bu prosedürleri uygulayan doktorların çoÄŸu da hastaÂları kadar eksik bilgiye sahiptirler.
Göz alıcı pazarlama ve yoÄŸun baskı uygulayan satış teknikleri endüstriyi ele geçirmiÅŸ ve hastanın tamamen nesnel ve mantıksal bir karar vermesini neredeyse imkansız hale getirmiÅŸtir. Saç transplanÂtasyonu, gerçekte olduÄŸu gibi hastalara hizmet eden tıbbi bir uzmanlık olarak deÄŸil, tüketicilere hizmet eden bir iÅŸ kolu olarak ele alınmaktadır.
Bu sahadaki pek çok doktorun yaptığı müstakÂbel müşterisinin kafasını karıştırmaktır; bu da hasÂtalar saçlarını kaybettikleri için umutsuz durumda olduklarından hiç de zor deÄŸildir. BirleÅŸik Devlet-ler’de bilinen tabiriyle saç-restorasyonunun her çeÅŸidini gerçekleÅŸtiren 200.000 doktor olmasına raÄŸmen, bunlardan sadece bir avuç kadarı bu proÂsedürleri güvenli, kusursuz ve çaÄŸdaÅŸ kriterlere uygun olarak yapmaktadır.
“Bu endüstrinin tarihinde geçen otuz küsur yıl boyunca, çeÅŸitli saç restorasyon yöntemlerinden elde edilen sonuçların sunumları konusunda açık davranılmamıştır,” diyor 1995 yılında meslektaşı Dr. Robert M. Bernstein ile birlikte, International Journal of Aesthetic and Restorative Surgery’de foliküler transplantasyonu tanıtan Dr. William R. Rassman. Foliküler transplantasyon tekniÄŸi, günüÂmüzde en güvenli, en doÄŸal görünen sonuçları veren ve baÅŸarılı bir saç transplantasyon metoÂdudur. Rassman ve Bernstein yeni bir çığır açan teknikleriyle, tıbbi yayınlarda çıkan raporlarıyla ve tıbbi konferanslardaki sunumlarıyla bu sahanın ileri görüşlü ve vicdanlı kiÅŸileri olarak ortaya çıkÂmışlardır. “Açık davranmama durumu hala mevcutÂtur. Bu yüzden, hastaları direk olarak görmeye ve incelemeye izin vermeyen şüpheli tıbbi iddialara karşı uyanık olun. GeçmiÅŸten gelen ilkel teknikÂlerin bir an önce bırakılmasını ümit ediyoruz.”
Tüketici savunucusu olarak, saç kaybı süreciÂnin çeÅŸitli aÅŸamalarındaki insanlarla konuÅŸuyorum. Bunlardan bazıları önceden saç restorasyon ameliÂyatı geçirmiÅŸ oluyor. Bu kiÅŸilerin çoÄŸu elde ettikleri sonuçtan mutlu deÄŸil ve hatta bir çoÄŸu, tembel ve vicdansız doktorlar tarafından hala kullanılmakta olan zamanı geçmiÅŸ cerrahi prosedürler yüzünden deforme olduklarını hissediyorlar (birçoÄŸu gerçekÂten de deforme olmuÅŸ). Åžahsen, flap, kafa derisi .küçültme, lineer saç ekimi ve saç kaldırma gibi barÂbarca yöntemlerin neden olduÄŸu korkunç deformasyonlar gördüm.
Birçok doktor hala eskiden kalma saç transÂplantasyon yöntemlerini kullanmakta ve hastayı doÄŸal olmayan (oyuncak bebek saçma benzeyen) bir görüntüyle ve kafa derisini deforme eden yara izleriyle bırakmaktadırlar.
AÅŸağıda belirtilen yedi eskiden kalma yönteÂmin size uygulanmasına izin vermeyin.
1. Doku parçası – Flap
Başın yan tarafından alınan bir cilt parçası (flap), üzerindeki doku, saç telleri ve saç folikülleri ile birÂlikte ön saç çizgisine kaydırılır. Bunu yaparken flap, kan dolaşımından ve kafa derisinden tamamen ayrılmaması için sadece üç tarafından kesilir. Bu yöntem ciddi bir ameliyattır ve hastanede yapılması gerekir. Bir flap, iki buçuk santim eninde ve yakÂlaşık yedi- on sekiz santim boyundadır. KelleÅŸen bölgeye dikildiÄŸinde saçlı kısmın dış yüzeyde olması için dibinden çevrilmesi gerekir. Çevrilme yerinde bir kabarıklık kalır ve yumru gibi görünür. Bu yöntemle ilgili diÄŸer ciddi problemler ÅŸunlardır:
* Nekroz: kesilen parçanın, geride geniÅŸ çirÂkin bir yara izi bırakarak, kısmen ya da tamamen ölmesi olasılığı çok fazladır.
* Saç normaldekinin ters yönünde uzar.
* Enfeksiyon.
* Donör bölgede saç kaybı ve büyük yara izi.
* Cilt alında bollaşır ve Frankeştayn ya da neandertal bir görüntü verecek şekilde kaşların üzerine sarkar.
* Yeni yaratılan ön saç çizgisinin arkasında saç yoktur.
* Kesilen parçanın kötü yerleştirilmesi.
* Parçanın dikimi sırasında yara izi oluşması.
* Kafa derisinin bütünlüğünün bozulması.
Serbest formlu flap ise, parçanın dört tarafının da kesilmesi ve donör bölgeden tamamen ayrılması ile elde edilir. Bu ÅŸekilde kelleÅŸen bölgedeki yeni pozisyonunda, normal saç çıkış yönüne göre yerÂleÅŸtirilebilir. Ne flap ne de serbest formlu flap yönÂtemleri asla kullanılmamalıdır.
2. Çizgisel saç ekimi
Başın yanından ya da arkasından 3-4 milimetrelik çizgisel bir donör saç ÅŸeridi alınır ve küçük parÂçalara bölünmeksizin olduÄŸu gibi ya da büyük parçalara bölünerek ekilir. Bu büyük parça, küçük deliklere yerleÅŸtirilemeyeceÄŸinden, kelleÅŸen bölgeÂde ameliyatla büyük bir delik oluÅŸturulur ve parça o deliÄŸe yerleÅŸtirilir. Saç çizgisel bir doÄŸrultuda uzar ve bu kozmetik olarak kabul edilemez bir görüntü verir.
3. Dairesel ya da kare saç ekimi
Bunlar, ilk zamanlarda uygulanan standart, çaÄŸdışı ve takma saç görüntüsü veren transplantasyonlarÂdır. 3-5mm.lik her bir parça, bir delgi aletiyle ekilir; bu da yaklaşık kurÅŸunkalem silgisi boyutlarında bir tutam saç oluÅŸturur. Bu parçalar dairesel de olsalar, kare de olsalar çok büyüktürler ve saçın kafada doÄŸal olarak uzaması görüntüsüyle uzaktan yakınÂdan bir ilgileri yoktur. Parçalar büyük olduÄŸu için ekildikleri yerdeki kan yeterli gelmez ve bu nedenle ekilen parçaların ortasında genellikle saç çıkmaz. Bu da, hastanın kafasında simit ÅŸeklinde bir görüntü oluÅŸturur. Oyuncak bebek saçı – kellik okyanusundaki saç adacıkları – görüntüsünden de bu geniÅŸ parçalar sorumludur. Bu yöntemde kafa derisinde yara izleri kalması çok yaygındır. Bu parçaların yeni geliÅŸtirilen küçük versiyonları -önce mini sonra mikro parçacıklar- bile doÄŸal bir görünüm vermekten uzaktır. Bu nedenle de saç transplantasyonu ancak foliküler birim (kafa deriÂsinde saçın doÄŸal büyüme ÅŸekli olan bir-dört adetlik saç kümesi) denilen parçacıklarla yapılmalıdır.
4. Kafa derisini küçültme
KelliÄŸin küçültülmesi, galeoplasti ya da erkek tipi küçültme olarak da bilinen kafa derisi küçültmeleri barbarcadır ve çirkin bir görüntü yaratmaktadır. Lokal anesteziyle doktorun ofisinde yapılan bu iÅŸlemde, kafa derisinin üst ya da tepe kısmındaki kel bölge kelimenin tam anlamıyla kesilerek alınır ve etraftaki saçlı deri her iki taraf da ortada birleÅŸeÂcek ÅŸekilde kenarlarından dikilir. Bazı vakalarda, başınızın tepesinin ya da arkasının kalçalarınız gibi görünmesine neden olan gizli bir yara izi kalır. Kafa derisi küçültmeden kaynaklanan diÄŸer problemler ÅŸunlardır:
* Saç kaybınızın doÄŸal seyrinden daha hızlı olacak ÅŸekilde artması. Saç kaybı birkaç hafta ya da ay içinde olabilir ve saçlar geÂnellikle bir daha çıkmaz.
* Kafa, derisinin incelmesi
* Saçın büyüme yönü değiştirildiği için doğal olmayan bir görüntü.
* Enfeksiyon.
* Hemoraji ve hematoma (kan toplanması).
* Geri kayma: Saçlı kafa derisinin gerilip dikilen bölümünün gerginliğini kaybederek tamamen ya da kısmen geri kayması ve yara izi olan kel bölgeyi açıkta bırakması.
* DikiÅŸ yeri reaksiyonu: Derinin alt tabakaÂlarındaki dikiÅŸler aÄŸrı ve ÅŸiÅŸmelere neden olabilir. Vücut bu dikiÅŸleri reddedebilir ve bu da dikiÅŸ yerlerindeki kafa derisinde delikler oluÅŸmasına neden olur.
* Bazı doktorların ortaya sürebilecekleri iddiÂaların aksine, kafa derisi küçültme yöntemi, saçı transplantasyonlarda kullanılabilecek ÅŸekilde muhafaza etmez. Çünkü, kalıcı saç tepedeki geniÅŸ bölgeyi örtmek üzere esneÂtilir. Bu da normalde transplantasyonda donör olarak kullanılacak kalıcı saçın azalÂmasına yol açar.
5. Saç kaldırma
Bu yöntem, kafa derisi küçültme yönteminin daha radikal bir ÅŸeklidir ve kafa derisinin kesilmesi veya gevÅŸetilmesi iÅŸlemi, kafa derisindeki ana damarÂların altındaki bir seviyeden yapılır. Bu kan daÂmarlarına zarar vermemek için sinirler kesilir ve
baÄŸlanır. Bu kafanızın kalıcı olarak uyuÅŸmuÅŸ kalÂmasına neden olur. DiÄŸer kafa derisi küçültme yöntemlerinin aksine, bu ciddi bir ameliyattır ve hastanede genel anestezi ile yapümayı gerektirir. Kulakların çevresinde görülür yara izleri bırakır ve genellikle fazladan saç kaybına neden olur.
6. Kafa derisi ÅŸiÅŸiricileri
Bunlar, kafa derisi ve kafatası arasında yaratılan ceplere koyulan silikon balonlardır. Birkaç hafta içinde ameliyat yerleri iyileÅŸtikten sonra bu balonÂlar bir seri tuz solüsyonu enjeksiyonuyla yavaşça doldurulur. Kafa normal büyüklüğünün iki üç katına kadar ÅŸiÅŸirilir. Bu radikal yöntem, sadece hastanın kafa derisinde derin yanıklar oluÅŸturan travma vakalarında tavsiye edilir.
Bütün diğer kafa derisi şişirme yöntemleri, travma vakalarında kullanılması dışında tavsiye edilmez.
7. Genişleticinin kullanımı
Bazı doktorlar, ekilecek saçın yerleşeceği çok ufak bir yarık açtıktan sonra, bu yarığa kamışa benzeyen
içi boÅŸ çelik bir iÄŸne ÅŸeklinde bir geniÅŸletici koyarÂlar. GeniÅŸleticiyi çıkardıktan sonra, geniÅŸlemiÅŸ olan yarığa minik parçaları yerleÅŸtirirler. Bu yöntemin dezavantajları ÅŸunlardır:
* Birçok doktor, geniÅŸleticiler kullanıldığında ekilen saçın hangi yöne uzayacağını kontÂrol edememektedir.
* Alıcı bölgedeki doku genişletici yüzünden zedelenebilir.
* Alıcı bölgedeki iÄŸne delikleri geniÅŸleticiyi içine alabilmesi için saçtan daha geniÅŸ olÂmak zorundadır. Bu da saçın yoÄŸunluÄŸuÂnun az olmasına neden olur.
“Parçalar küçüldükçe, bazı doktorlar bu hassas parçaları kafa derisindeki alıcı bölgede bulunan küçük deliklere ve mikro yarıklara yerleÅŸtirmekte çok büyük güçlük yaşıyorlar,” diye açıklıyor Dr. VVilliam Rassman. “Bazı doktorlar geniÅŸleticiler kullanmaya baÅŸladı. Doktor veya teknisyenlerin parçaları yerleÅŸtirme esnasında deliklerin yerini bulabilmeleri için, bu çelik iÄŸneler, genellikle bir basınçla yerleÅŸtirilir. Ama zamanla birçok doktor bu geniÅŸleticilerin gerekli olmadığını, parçaların onlar olmadan da deliklere yerleÅŸtirilebileceÄŸini öğrenmislerdir. Gerekli olan ÅŸey öğrenmeye çalışmak, ama bazı doktorlar öğrenmemeyi seçiyorlar.”
Dr. Rassman, hastaları bu hassas transplantasÂyon yöntemi konusunda pek hünerli olmayan dokÂtorlara karşı uyarmaktadır. “EÄŸer bir doktor bu yöntemi hassas bir ÅŸekilde yapamaz ve hastaya saç transplantasyonunun ancak geniÅŸleticilerle mümÂkün olduÄŸunu söylerse, bu bir ressamın müşterilerÂine Mona Lisa’nın ancak ev boyama fırçalanyla yapılabileceÄŸini söylemesine benzer.”
“Öyle görünüyor ki, bu konuda çok az bir deneyim ve eÄŸitimle bile kendini saç transplantı uzmanı olarak ilan eden herkes, kırılgan ve naif olan halkı ikna edebilmektedir,” diyerek uyarıda bulunuyor Dr. Rassman, Uluslararası Saç RestoÂrasyonu TopluluÄŸu’nun resmi yayını olan Hair Transplant Forum Internationaı’in 1994 Temmuz sayısında. “Büyük parçalarla standart sayıda saç transplantı yapmaktan, çok küçük parçalarla çok fazla sayıda saç transplantı yapmaya geçiÅŸ, birçok pratisyenin farkında olmadığı derecede karmaşık ve zordur.”
Bu bölümün amacı, hastayı bu endüstrinin tehlikeli mayın tarlasından güvenle geçirmektir. Bu vicdansız doktorların, tıp asistanlarının ve satıcıların “satışı gerçekleÅŸtirmek” adına her ÅŸeyi söyleyebileceÄŸini ve yapabileceÄŸini aklınızdan çıÂkarmayın.
Bu bölümdeki cerrahi tekniklerle ilgili olarak verilen bilgi, en güncel ve çağdaş bilgidir.
Bu yöntemler deformasyona, yara izine, takma saç ya da yama görüntüsüne yol açmayan en doÄŸal görüntüyü saÄŸlarlar. Bu bölüm, tamamen kurallarÂdan uzak olan bu endüstrinin sesi ve vicdanı olan iki doktorun çalışmalarını anlatmaktadır. Dr. Bern-stein ve Dr. Rassman’m yeni bir çığır açan foliküler transplant isimli tekniklerini inceledim ve sayısız doktorla görüştüm. Dr. O’Tar Norwood’un (yıllarca önce erkek tipi kelliÄŸi ölçmek için standartları oluÅŸÂturan Nonvood OlçeÄŸi’ni ortaya koyan kiÅŸi) Hair Transplant Forum International’in 1997 Mayıs sayıÂsında yazdığı gibi, Bernstein ve Rassman’ın metodu “zamanı gelmiÅŸ bir fikirdi.”
Dikkatli bir araÅŸtırma ve bu kitapta teknik-lerdeki üerlemeler hakkında verilen bilgiler sayeÂsinde saç transplantasyonu fark edilemez ve doÄŸal görünümlü olacaktır.
Saç transplantasyonu tek başına ya da ilaç, diyet veya bitkisel terapilerle birlikte uygulandığında, ömür boyunca sağlıklı, çekici saçlara sahip olmanız veya saçlarınızı geri kazanmanız mümkün olabilir.
Ekilen saçın uzaması
15 Haziran 2010 Yazan admin
Kategori Saç sağlığı

Alıcı bölgelere yerleÅŸtirilen saçlar çok kısa kesilir. Transplantasyondan hemen sonra alıcı bölgeye yeÂni ekilen saçların ve hastanın orijinal saçlarının (eÄŸer varsa) dökülmesi, yani “ÅŸok dökülme” görülÂmesi gayet yaygındır. Bu geçici bir durumdur ve ekilen saçlarınızla birlikte orijinal saçınız da norÂmal uzama döneminde tekrar yerlerine gelirler.
Bernstein ve Rassman tıbbi bir yayın olan “Dermatologic Surgery”de bu konuda ÅŸunları yazmışlardır: “Normal foliküler uzaÂma dönemi oldukça deÄŸiÅŸkendir. ÇoÄŸu hastada ekilen saçların büyük kısmı, ameliyattan yaklaşık üç-dört ay sonra uzamaya baÅŸlar ve takip eden birÂkaç ay boyunca da kalan saçlar çıkar. Hastaların çok küçük bir yüzdesinde, saçların, çoÄŸunun uzaÂmaya baÅŸlaması dört aydan sekiz aya kadar, ya da daha fazla gecikebilir ve saçlann tamamlanması onsekiz ayı bulabilir.”
Saçın uzaması sabit deÄŸildir; doÄŸal olarak “saç uzaması için bazen haftalar, bazen de aylar gerekir. Yeni ekilen saçın çapı ve uzunluÄŸu zaman içinde artacaktır,” denmektedir bu raporda.
İlk seansı takiben yeni seanslar planlıyorsanız, önceden ekilmiÅŸ saçlarınıza uzamaları için ÅŸans tanımak üzere en azından sekiz – on iki ay bekleyin.
Bu bölümde birkaç yerde belirtildiÄŸi gibi bazı doktorlar saç restorasyonu cerrahisindeki yeni, çaÄŸÂdaÅŸ yöntemlere adapte olmakta yavaÅŸ davranmakÂtadırlar; bazıları da bu konuda tamamen isteksizdir.
Kaliforniya, Santa Paula’dan Dr. Michael D. Sparkhul, çok küçük parçalarla çalışmaya adapte olmanın çok büyük bir hüner ve çaba gerektirdiÄŸini belirtmektedir.
“Åžimdiye kadar gördüğüm en iyi sonuçları verÂmesine raÄŸmen, uzun, yorucu ve aşın çaba isteyen bir yöntem bu ve arada sırada çıkan hastalara uygulayıp iyi sonuçlar alacağını düşünen doktorlar için uygun deÄŸil. Bu yöntem hafife alınamaz. Fazlasıyla adanmışlık, organizasyon ve hüner gerekÂtiriyor. Bu yöntemi ne kadar çok uygularsam, beni o derece mütevazı olmaya zorluyor. KiÅŸi sürekli dikÂkatli olmak zorunda.”
Hasta da, saç transplantasyonu konusundaki eğitimi ve doktor seçimi konusunda aynı derecede dikkatli olmalıdır.
Takma saçın yapısı
14 Haziran 2010 Yazan admin
Kategori Saç sağlığı

Takma saçın alt yapısında, kapatacağınız kel bölÂgenin ÅŸekline uyacak biçimdede kesilmiÅŸ ve ÅŸekil verilmiÅŸ bir aÄŸ taban veya kafanıza göre ÅŸekilÂlendirilmiÅŸ bir silikon taban ya da bunların her ikisi birden bulunur.
Hem aÄŸ hem de silikon tabanlar çeÅŸitli yapışÂtırıcılarla ya da klipslerle başınıza tutturulabilirler. Böylelikle takma saçı istediÄŸiniz sıklıkta çıkaraÂbilirsiniz.
Silikon taban, aÄŸ tabana göre daha doÄŸal görüÂnür.
Ağ şeklindeki taban kullanıldığında, saçlar tek tek ya da çok küçük gruplar halinde ağın iplerinin çevresine bağlanır ve düğümlenirler. Bu şekilde, saçın doğal uzama şeklini takip ederler.
Takma saçlarda kullanılan saç
En iyi takma saçlar, en iyi kalite insan saçından, müşterinin saçma uyacak ÅŸekilde özel olarak yaÂpılanlardır. Bu uyum, rengi, dokuyu, doÄŸal dalga ya da lüleyi veya saçın düzlüğünü ve saçın yoÄŸunÂluÄŸunu kapsar.
Daha ucuz takma saçlar, orta kalite insan saçınÂdan, hayvan kılından ya da yapay liflerden yapılaÂbilir.
Fiyatı en pahalı ya da orta seviyede pahalı olan takma saçlar, çeÅŸitli renk, doku, yoÄŸunluk ve deÄŸiÂÅŸik lüle, dalga ya da düzlük seviyesine sahip bir ÅŸekilde doÄŸal olarak uzamış olan Avrupalı saçından yapılır.
En ucuz takma saçlar ise, koyu renk, düz Asyalı saçının boyanması ya da renginin açılmasıyla yapıÂlır. Asyalı saçı çok dayanıklı olmasına raÄŸmen, renklendirme iÅŸlemi onu nazik ve kuru yapar, bu yüzden kolayca kırılır ve takma saç kısa sürede ÅŸekÂlini kaybeder. Bu durum kısa aralıklarla yenilenÂmeyi gerektirir.
Takma saçlar en yaygın saç ikame şeklidir; fakat her birinin fiyatı ve görünüşü kullanılan materyale ve işçiliğin seviyesine bağlı olarak yüksek oranda farklılık gösterir.
İnsan saçı naziktir, bu yüzden en pahalı ve ustaÂlıkla yapümış takma saçlar bile düzenli bakım ister ve bir süre sonra yenisiyle deÄŸiÅŸtirilmeyi gerektirir.
Takma saçın yerleştirilmesi
Takma saçı başınıza tutturma ÅŸeklinizin, onun altınÂda ya da yanında olan saçı fazlasıyla etkileyeceÄŸini unutmayın. Takma saç onun altında bulunan bölÂgede saç kaybını hızlandırabilir. Özellikle de uhuya benzer kuvvetli bir yapıştırıcı ile ya da dokuma iÅŸlemi ile baÅŸa tutturulmuÅŸ olan takma saçlar. Klipsler en az saç kaybına neden olurlar.
Kalıcı olarak tutturulan takma saçlar
Kalıcı olarak tutturulan takma saçlar, genellikle altı haftada bir, bir saç teknisyeni ya da kuaför tarafınÂdan çıkarılmak üzere tasarlanmışlardır. Bu sizin için, başınız için ve saçlarınız için çok saÄŸlıksız olaÂbilir. Åžampuanla yıkama sırasında, kafa derisi ve takma saç arasında biriken pul halinde dökülmüş cilt hücreleri, yaÄŸ, dökülmüş saçlar ve diÄŸer organik kalıntılar temizlenemezler. Yapıştırılmış ya da dokunmuÅŸ (bu yöntemde saçınız takma saçın dip kısmına örülerek onu başınızda sabitler) olsun, eÄŸer bu çeÅŸit bir takma saçınız varsa, en azından beÅŸ günde bir çıkarılması ya da gevÅŸetilmesi gereÂkir ki, kafa derinizi iyice temizleyebilesiniz.
Yapışkanla tutturulan takma saçlar
Takma saçı tutturmak için iki yanlı bir bant kulÂlanılır. Bu kolay bir tutturma ÅŸeklidir ve saçı isteÂdiÄŸiniz zaman çıkarabilir ve takabilirsiniz. Ama kafa derinizde ve takma saçın alt kısmında yıkaÂmanız gereken yapışkan bir artık bırakabilir. Fazla terlediÄŸinizde bandın yapışkanlığı kaybolabilir. Ayrıca yüzme de bandı gevÅŸetebilir.
Klipsle tutturma
Takma saçın altında bulunan metal klipsler, takma saçın hemen altında ya da yanında bulunan kendiÂnize ait saçlara tutturulurlar. Güvenli ve bantlarda olduÄŸu gibi çıkarması kolaydır.
Kopça ile tutturma
Metal kopçalar saÄŸlam bir ÅŸekilde takma saçın altına tutturulurlar, sonra da takma saçın altındaki ya da yanındaki saçlara baÄŸlanır ya da dikilirler. Saç uzadıkça kopçaların yeri deÄŸiÅŸtirilmelidir; ayrıÂca bu yöntem gündelik takıp çıkarmaları imkansız hale getirmektedir. Sadece bir teknisyen tarafından çıkarılabilirler. Kafa derisinin düzenli temizliÄŸini imkansız hale getirdiÄŸi için, kalıcı tutturma yönÂtemlerine benzer ÅŸekilde, kopça ile tutturma yönÂteminin de kafa derinizin ve saçlarınızın saÄŸlığı açısından büyük bir dezavantajı vardır.
Dokumalar
Dokuma iÅŸlemi sırasında, kendi saçınızın telleri, takma saçın temelindeki açıklıkların içinden geçirÂilir ve takma saçı kafanızda sabitleyecek ÅŸekilde örülür. Birçok tutturma noktası olduÄŸu için çok saÄŸlamdır.
Takma saçın, saçınız uzadıkça tekrar yerleÅŸtirÂilmesi gerekir. Dokumalar genellikle saçınızı çekeÂceÄŸinden, takma saçın altındaki saçlarda fazladan dökülme görülebilir. Buna çekme kelliÄŸi, yani preÂmatüre saçın bölgesel olarak dökülmesi denir.
Dokumalar da, takma saç haftalar boyunca yeÂrinde takılı kalacağından, kafa derisinin saÄŸlığı açıÂsından problem yaratabilir.
Bu bölümdeki fotoÄŸraflar Propecia, Toppik ve Foliküler TransÂplantasyon ile elde edilen sonuçların örneklerini göstermekÂtedir. Aynca kuralları olmayan bu endüstride görülen bazı hatalı uygulamalara da örnekler bulunmaktadır. Maalesef yıllar boyunca bu tür sonuçlar standart olarak sunulmaktaydı. Ne mutlu ki, siz bu tür kazalara kurban gitmek zorunda deÄŸilsiniz.
Tünel yöntemi
Bu iÅŸlemde, kafa derinizde tüneller oluÅŸturulur. Bu tüneller, vücudunuzun baÅŸka bir bölümünden ameÂliyatla alman parçalarla kendi derinizden yapılır.
Üç tünel yaratılır: bir önde ve iki tane arkada.
Takma saçınızda, plastik ya da naylondan yaÂpılmış kancalar bulunur ve bu kancalar kafanızdaki tünellere takılır. Güvenli ve takma saçın kolayca çıkarılıp takılmasına (her gün) imkan veren bir tutÂturma yöntemi olmasına raÄŸmen, kafanızda tünelÂler vardır! Tüneller ameliyatla kaldırıldığında bile kafa derinizde izleri kalır.
Takma saçın kafa derisine dikilmesi
Bu yöntem, BirleÅŸik Devletler’in bütün eyaletlerinÂde kanunen yasaklanmış olmasına raÄŸmen, saygın cerrah Dr. VVilliam R. Rassman ÅŸu uyarıda bulunÂmaktadır: “En azından bir eyalette, New Jersey’de, savcının meslekten ömür boyu men etme giriÅŸimÂlerine raÄŸmen, bazı ÅŸirketler bu yöntemi senelerdir kullanmaktadırlar.”
Bu yöntem, takma saçın kafa derinize dikildiği
barbarca bir yöntemdir. DikiÅŸler asla alınmadığı ve kendiliÄŸinden de çıkmadığı için -oysa ameliyatlarÂda yara iyileÅŸtikten sonra dikiÅŸler alınır ya da kenÂdiliÄŸinden çıkarlar- büyük problemler görülür.
“Uzun süre deride bırakılan ameliyat dikiÅŸleri, bir telin peyniri kesmesi gibi, deriyi keserler. Bu yöntemde, dikiÅŸler daima deriyi kesip çıktıklarınÂdan, yenilenmeleri gerekir,” diyor Rassman.
Bu durum, örneğin saçınıza dokunur ya da tararken yapılan hareketle saçın çekilmesi sonucu, dikişlerin zorlanmasıyla daha da içinden çıkılmaz bir hale gelir.
Tekrarlayan enfeksiyonlar ve yara izleri oluÅŸur.
Durun, daha bitmedi. Rassman sonra olanları şöyle açıklıyor: “Yaralar zamanla, kafa derisinin merkez kısmına kan taşınmasını neredeyse tamaÂmen bloke eder hale gelirler. Bu yüzden, parşöÂmene benzeyen, ince bir yara izi dokusu, kafa derisinin merkezindeki derinin yerini alır. DikiÅŸin çevrelediÄŸi bölgede önceden mevcut olan saçlar da yok olur. Bu zarar kalıcıdır.”
Yaklaşık altı yıl önce, saç ikame metotlarını araÅŸtırırken New Jersey’de bu firmalardan birini ziyaret etmiÅŸtim. Saç kaybının daha ilk aÅŸamaÂlarında olduÄŸumdan, takma bir saçı kafama dikÂtirmek gibi aşırı ve tehlikeli bir yöntemi bir yana bırakın, henüz bir takma saç adayı bile sayılÂmazdım. Buna raÄŸmen, orada çalışan vicdansız satış temsilcisi, bu yönteme ihtiyacım olduÄŸuna beni ikna etmek için uÄŸraÅŸtı. Tabii ki ben orada sadece araÅŸtırma amacıyla bulunuyordum, ama bu yöntemi uygulatmaya ikna olmuÅŸ herkes için çok üzgündüm.
Saç transplantasyonunun temel kuralları
13 Haziran 2010 Yazan admin
Kategori Saç sağlığı

Saç transplantasyonu yöntemini ve foliküler transÂplantasyon metodunu derinlemesine incelemeden önce, bu konuyla ilgili bazı temel kurallara göz atalım:
* Saç transplantları sadece, kendi donör bölÂgelerinizden alınacak kendi saçınızın akÂtarılmasıyla ya da aynı yumurta ikizleri arasındaki aktarımla yapılabilir. Aksi halde vücudunuz aktarılan saçı, dokuyu ya da folikülü reddeder.
* îleri derecede erkek tipi kelliÄŸe sahip olanÂların baÅŸlarının arkasındaki ve yanlarındaki saçlar biraz azalmakla beraber dengeli bir ÅŸekilde dağılmış olarak kalır. Bu bölgeler, donör saçın alındığı donör bölgeler’dir. BuÂralardan alınan saç, kafa derisinin diÄŸer bölgelerinde doktorun ameliyat aletleri ile açtığı çok küçük yarıklara yerleÅŸtirilir.
* Aktarılan saça, saç foliküllerine ve onları çevreleyen dokuya ve deriye parça (graft) denir.
* Her bir parçada, saç, doku ve deriyle birÂlikte bir ya da daha fazla saç folikülü buluÂnur.
* Her kafa farklıdır.
* Saç transplantasyonunda sanat, tıbbi teknik kadar önemlidir.
* Saç yoÄŸunluÄŸu, kafa derisinin bir santimeÂtre karesindeki saç foliküllerinin sayısıdır.
* Kafa derisi gevşekliği, kafa derisinin esnek ve gevşek olmasıdır.
* Kafa derisi gevÅŸek ve yoÄŸunluk fazla olduÂÄŸunda, daha fazla saç transplantasyonu yapılabilir.
* Saç, kafanın deÄŸiÅŸik bölgelerinde deÄŸiÅŸik yönlere doÄŸru büyür: Önde ve tepede ileri doÄŸru, yanlarda aÅŸağı ya da başın orta kısÂmından geriye doÄŸru, arkada ise geriye ve aÅŸağıya doÄŸru.
* Kalın saçın hacmi daha fazladır, bu nedenle her parçada daha az saç transplantı yapılaÂbilir. Ayrıca kalın saç kel bölgeyi daha iyi kapatır.
* İnce saçın hacmi azdır ve kalın saçtan daha az örtücü olan, ama çok doğal bir görüntü verir.
* Kıvırcık ve dalgalı saç daha kolay iyi sonuç verir, çünkü tek bir kıvırcık saç kendi etraÂfında kıvrılır ve kafa derisini düz saçtan daha fazla kapatır.
* Düz saç kafa derisinin üstüne düşer ve kıvırcık ya da dalgalı saça göre kapatıcılık açısından daha az yoğun bir görüntü verir.
* Saç rengi, cilt rengine ne kadar yakın olurÂsa örtülen yerin görünüşü o kadar iyi olur. Afrika kökenlilerin saçı koyu renk ve çok kıvırcıktır ve koyu renk cildin deÄŸiÅŸik tonÂlarıyla çok az kontrast oluÅŸturur. Bu, göÂrünüş açısından en iyi transplantasyon sonuçlarının alınmasını saÄŸlar. Açık renk saçlı ve açık renk cütli erkeklerin de saç ve cilt tonları arasında daha az kontrast vardır. Bu da mükemmel sonuçlar verir. Koyu renk
düz saçlan ve bej rengi ciltleri olan Asyalı erkeklerde kontrast daha fazladır ve saç transplantasyonunda en sanatsal becerileri gerektirirler. Yine de hünerli bir doktorla mükemmel sonuçlar alınabilir.
* Yönteme karar verirken doktor hastanın gelecekteki saç kaybı tablosunu ve değişim hızını da göz önüne almalıdır.
* Saç çizgisinin dizaynı ve aktanlan saçların konulacağı bölgenin seçimi çok önemli noktalardır. Transplantasyonu planlamak bir sanattır ve doğal saç çizgileri kişiden kişiye değişir.
* Çok ufak foliküler birimlerin (bir-dört saçÂtan oluÅŸan doÄŸal kümeler) kullanıldığı yönÂtem sayesinde, doktorlar saç kaybının erken aÅŸamalannda, saç çizgisi daha yeni geri kaymaya baÅŸlamışken saç transplantasyoÂnunu uygulayabilirler.
* Aktarılan saç önce başın ön ve üst kısmına eklenir. Hastanın tek kelleşen bölgesi orası olmadığı takdirde, başın tepe kısmı sona saklanır.
* EÄŸer seanslar uzun sürerse, istenen sonuca bir ya da iki seansta ulaÅŸabilirsiniz. Bu seanslarda binlerce saç, bir-dört adet saçtan oluÅŸan foliküler birimler halinde trans-plante edilir. Saç kaybının ilerlemesi duÂrumunda, gelecekte yeni seanslar da yapılabilir.
* Her seans, beş ve on saat arasında bir zaman alır.
Ön sınav
Saç transplantasyonunuzu gerçekleştirecek olan doktorla ilk randevunuzda, doktorunuzun şunları yapması gerekir:
* Başınıza detaylı bir fiziksel muayene uyguÂlamalı ve ilgili tıbbi geçmiÅŸinizi detaylı bir ÅŸekilde öğrenmelidir.
* Başınızın muayenesinde, saç yoÄŸunluÄŸunu ölçen ve normalde foliküler birimlerinizde kaç adet saç olduÄŸunu ve zaman içinde sizde görülecek olan saç kaybı tablosunu doktorun anlamasına yarayan bir alet olan Hair Densitometerâ„¢ kullanılmalıdır. AyrıÂca, ince saçlarınızla kalın saçlarınız karşı-
laÅŸtırılır. Bu ÅŸekilde, saç tellerinizin saç foliküllerinin küçülmesinden dolayı ne deÂrecede inceldiÄŸi ve kısaldığı görülecektir.
* Doktor size uygulanacak transplant modeÂlini ve tahmini zaman programını yazıya dökmelidir.
* Doktor bütün transplant prosedürünü ve oluÅŸabilecek riskleri açık bir ÅŸekilde anlatÂmalıdır.
Doktora muayene olmaya giderken ona gösÂterecek bir ÅŸeyiniz olması gerektiÄŸini unutmayın; bu demek oluyor ki ona tıraÅŸ edilmiÅŸ ya da kısacık kesilmiÅŸ saçlarla gitmeyin. Muayeneden önce saçıÂnızın biraz uzamasını bekleyin.
Foliküler transplantasyon yöntemi
Saç transplantasyon ameliyatı, birkaç saat sürer ve sadece doktorun deÄŸil, birkaç tıp teknisyeni ve hemÅŸirenin de olmasını gerektirir. Doktorun muaÂyenehanesinde, sadece lokal anestezi ile gerçekleÅŸÂtirilir. Hafif bir aÄŸrı kesicinin ardından, diÅŸ operasyonlarında yapılan novocaine- iÄŸnelerine benzer ÅŸekilde, donör ve reseptör olan bölgeleri
uyuşturmak için kafa derisine enjeksiyonlar yapılır.
Bu işlem boyunca hasta ya arkasına yaslanır ya da uzanır; müzik dinler veya tıp ekibiyle konuşur.
Hastaya lokal anestezi uygulandıktan sonra adım adım neler olduğuna bakalım:
1. Doktor, kafa derisinden donör olarak bir ÅŸerit seçer. Bu ÅŸeritteki saç kısa kesilir ve sonra doktor bir skalpel kullanarak bu ÅŸeridi başın yan ya da arka tarafındaki donör bölgeden ayırır. Donör ÅŸerit soÄŸutulÂmuÅŸ tuzlu su solüsyonu ya da Ringer laktatı ile dolu bir kaba konulur.
2. Donör bölge kapanacak ÅŸekilde dikilir. DoÂnör bölgeyi açık bırakan bir doktora operasÂyonunuzu yaptırmayın. Küçük ya da büyük olsun açık bir yara, iz bırakma riskini artÂtıracaktır. Donör bölgenin üstündeki saç dikiÅŸli bölgeyi kapatacaktır. Bu bölge bir, iki hafta içinde iyileÅŸir ve eriyen dikiÅŸlerden kullanılmamışsa, dikiÅŸler doktor tarafından alınır. Bu iÅŸlem, çevredeki saçlar sayesinde fark edilmeyen ince bir iz bırakır.
3. Donör kafa derisi şeridi, tıp teknisyenleri tarafından bir mikroskop altında kesilir ve
ekstra yaÄŸlı dokudan temizlenir. Bu, uzun, detaylı ve titiz bir süreçtir; bu yüzden donör ÅŸerit kesilip parçalara ayrılır ve ekilirken, diÄŸer parçalar, 40oF ısısındaki bir buzÂdolabında bekletilirler. Kesme iÅŸlemi sıraÂsında ÅŸerit, her biri bir-dört saçtan oluÅŸan folıküler birimlere ayrılır. Bunlar doÄŸal olaÂrak oluÅŸmuÅŸ bireysel kümelerdir. Her biÂrimde (bir saçtan, iki saçtan, üç saçtan ya da dört saçtan oluÅŸan birimler olması fark etmez), saç telleri, saç folikülleri, doku ve deri bulunur. Bu foliküllere zarar vermemek için çok özen gösterilmelidir.
4. Transplantın uygulanacağı alıcı bölgeye ameliyat öncesi muayene sırasında zaten karar verilmiÅŸtir. Ameliyat sırasında doktor, kafa derisine transplant uygulanacak bölÂgenin dış hatlarını çizer. Bu hatlar sizin pek yakında yaratılacak olan yeni ön saç çizÂginiz, başın üst ya da tepe bölgesi olabilir. Her bir alıcı bölge, küçük ve özel bir skalpel ile açılan çok küçük bir yarık ile ekilecek parçayı almaya hazır hale getirilir.
5. Sonra, foliküler birimler halindeki saç parÂçaları, saçın doÄŸal büyüme yönüne göre alıcı bölgelere yerleÅŸtirilir.
İlk seanstan sonraki transplant ameliyatları, bir önceki seansın donör alanındaki yara izinin alınÂmasını ve saçın altındaki yara izi sayısını en aza indirmek için ilk donör bölgeye komÅŸu bölgenin aynı iÅŸlemde kullanılmasını gerektirir. Aksi halde, donör bölgelerdeki yara izlerini örten saçlar ince ise, birkaç yara izi çirkin bir görüntüye neden olaÂcaktır.
Doktorlar parçaları kafa derinize, saçınızı taraÂmadığınızda bile doÄŸal duracak, istediÄŸiniz modeli verebileceÄŸiniz ve saçınızın doÄŸal olarak uzamasını saÄŸlayacak ÅŸekilde yerleÅŸtirmelidirler. Saç yoÄŸunÂluÄŸu az olan veya aşın kelleÅŸmiÅŸ ve donör saçı az olan kiÅŸiler, “ağırlıklı” transplantasyon uygulayaÂbilirler. Bu yöntemde, iyi kapatıcılık saÄŸlayan bir saç modeli oluÅŸturmak için bir bölgeye diÄŸerinden daha fazla transplantasyon yapılır. Her durumda, saçınıza iyi ÅŸekil vermek transplantın baÅŸarısını artÂtırır.
Foliküler transplantasyon
1984 yılında patolog John Headington, saçın, bir-dört adet saçtan oluÅŸan doÄŸal kümeler halinde çıkÂtığını belirtmiÅŸ ve bu kümelerin her birine foliküler birimler adını vermiÅŸti. 1980′lerin sonlarında, Tek-sas San Antonio’da doktor olan Dr. Bobby L.
Limmer, saç transplantasyon ameliyatında mikÂroskop kullanmaya baÅŸlamıştı. Bu çok önemli katkı, saç derisini foliküler birimlere ayırmayı ve mini ve mikro parçalar elde etmeyi mümkün kılmıştır.
New York’taki Kaliforniya Üniversitesinin DokÂtorlar ve Cerrahlar Koleji Dermatoloji Bölümü yardımcı klinik profesörü olan ve saç transplantasÂyonları yapan Dr. Robert Bernstein, bütün transÂplantasyon sürecinde bu foliküler birimlerin kullanılması gerektiÄŸini öne sürmüştür. Bernstein ve Los Angeles’taki meslektaşı, ileriyi gören, yaraÂtıcı bir cerrah olan ve biyoteknoloji alanında sayısız patente (saç yoÄŸunluÄŸunu ölçen Hair Densitome-ter de dahil olmak üzere) sahip olan Dr. VVilliam R. Rassman, yeni bir devri baÅŸlattılar: Bu birimlerin transplantasyon sırasında parçalara ayrılmaması gerektiÄŸine ve doÄŸal olarak bulundukları birli, ikili, üçlü, dörtlü kümeler halinde kullanılmalarının daha iyi olacağına karar verdiler.
1995 yılında Bernstein ve Rassman’ın bu yönÂtemi mükemmel bir hale getirmesiyle saç transÂplantasyon cerrahisi ileri doÄŸru büyük bir adım atmış oldu. Bernstein bu yönteme foliküler transÂplantasyon adını verdi ve iki doktor bu yöntemi International Journal of Aesthetic and Restorative Surgery’de bir makaleyle tanıttılar.
“Foliküler transplantasyon, saç restorasyon cerÂrahisinin geniÅŸ parçalarla baÅŸlayıp, saçın doÄŸada bulunduÄŸu ÅŸekli olan birli, ikili, üçlü birimler halinÂde kullanılmasına doÄŸru süren otuz yıllık evriÂminin, mantıksal olarak ulaşılan son noktasıdır. Foliküler transplantasyonun kilit noktası, hastanın doÄŸal saç gruplarını tanımlamak, foliküler birimÂleri, onları çevreleyen deriden ayırmak ve bunları yetiÅŸkin bir bireye uygun yoÄŸunlukta ve yaygınlıkta alıcı bölgelere yerleÅŸtirmektir.”
Bundan önce transplantlar, yirmi saça kadar geniÅŸleyen saç gruplarının alıcı bölgeye yerleÅŸtiÂrilmesiyle yapılıyordu. Sonuç kozmetik açıdan caÂzip ve doÄŸal bir görünüm oluÅŸturmuyordu. Çünkü saç normalde başınızdan geniÅŸ gruplar halinde fışkırmaz.
Bernstein ve Rassman’ın tekniÄŸi, eski metotÂlarda karşılaşılan pek çok problemi de çözmüştür.
“Foliküler transplantasyonun kritik noktaları, ne kadar donör saçın mevcut bulunduÄŸunu hesapÂlamak, foliküler birimleri titiz bir ÅŸekilde ayırmak, transplantın kozmetik açıdan baÅŸarısı için alıcı bölÂgeyi dikkatle tasarlamak, fazla sayıda seans yerine az sayıda seansta çok sayıda implant yapmak, uzun vadede kelliÄŸin gidiÅŸatını göz önüne alarak bir
master plan hazırlamaktır. Ayrıca-hastanın gerçekçi beklentileri olmalıdır.”
Doğayı yansıtmak bu tekniğin sırrıydı.
“Saçlar normalde kafa derisinden, foliküler birÂimler denilen doÄŸal kümeler halinde çıkar. Cerrah, doÄŸadakine benzer saçlar yaratabilir. TransplantasÂyondan sonra bu küçük parçalar, genellikle bitiÅŸik-lerindeki doÄŸal saç gruplarından ayırt edilemezler,” demektedir Dr. Rassman.
Foliküler birimlerdeki saç sayısı bir ve dört arasında deÄŸiÅŸir. DoÄŸal olarak saç folikülleri ve saçlar bu ÅŸekilde uzarlar. Dr. Rassman şöyle diyor: “Eski tekniklerle çaÄŸdaÅŸ teknik arasındaki fark, parçaların boyutları ve konfigürasyonu ile ilgilidir ve görsel açıdan bu fark, gece ve gündüz arasınÂdaki fark kadar dramatiktir.”
Eskiden parçalar, standart parça, mini parça ve mikro parçalar olarak ayrılıyordu. Ama bunların hiçbiri saçın doÄŸal uzama ÅŸeklini taklit edemiyorÂdu. Ne yazık ki bu üç yöntem de hala birçok doktor tarafından transplantasyonlarda kullanılmaktadır.
Standart parçalar, en nahoş, oyuncak bebek saçı görüntüsünü yaratan geniş parçalardır. Çaplan 3-4 milimetre arasında değişir ve her bir parçada on ikiyle yirmi arası ya da daha fazla miktarda saç bulunur. Günümüze kadar saç transplantasyonuyla en çok bağdaştırılan görüntü buydu.
Çapları 1,2 ve 2,5 mm. arasında deÄŸiÅŸen ve her birinde beÅŸ-dokuz arasındaki bir sayıda saç buluÂnan mini parçalarla hafif bir geliÅŸme gösterildi.
Mikro parçalar önemli bir geliÅŸme olmakla birÂlikte, günümüzdeki çaÄŸdaÅŸ foliküler birim tekniÂÄŸinin gerisindedir. Çapları 1 ve 1,5 mm. arasında deÄŸiÅŸen parçaların her birinde sadece bir-üç arası bir sayıda saç bulunmasına raÄŸmen, saç tellerinin ve foliküllerinin doÄŸal düzeneÄŸinden, yani foliküler birimlerden yaratılmamışlardır. DoÄŸal bir ÅŸekilde uzayan gruplar görmezlikten gelinmiÅŸ, birbirinden ayrılmış ve birçok folikülün zarar görmesi yüzünÂden transplantasyondan sonra saç uzamasında baÅŸarısızlık oranları yüksek çıkmıştır,” diyor Dr. Rassman.
Bernstein ve Rassman’ın 1997′de tıbbi bir dergi olan “Dermatologic Survey “de çıkan raporlarında ÅŸu noktalar belirtilmiÅŸtir: “ABD’de erkekler üzerinÂde uygulanan en yaygın kozmetik cerrahi yöntem, saç restorasyon ameliyatıdır. Bu ameliyat, erkeklere uygulanan kozmetik yöntemler arasında, kiÅŸinin görünüşünde en çok fark yaratma potansiyeline sahip olanıdır. Bununla birlikte, kozmetik ameliyatÂların hiçbirinde hasta için istenilen sonucu almak bu kadar zor olmamıştır. Birkaç aÅŸamalı seanstan sonra kısmi, tamamlanmamış ya da çirkin görünÂtülere neden olan eski cerrahi yöntemlerin yarattığı problemler, uzun vadeli faydaların önüne geçÂmiÅŸtir.”
Kabul edilebilir cerrahi sonuçlara ulaşmak için uzun bir yol kat edilmişti.
“2-5 milimetrelik parçalarla yapılan geleneksel transplant ameliyatlarının, kafa derisini küçültÂmenin veya Sapların, yalnız ya da birlikte uygulanÂmalarının uzun süre devam etmesi, genellikle ciddi ÅŸekil bozukluklarına yol açmıştır. Transplantlarda foliküler birimleri kullanan bir cerrah, bir tek seansta çok miktarda implantı güvenli bir ÅŸekilde aktarabilir ve doÄŸal saça en yakın saç biçimini yaratabilir,” yazıyordu bu raporda.
Her çeÅŸit kozmetik ve rekonstrüksiyon ameliÂyatı gibi, saç transplantasyonu da hastayı cerrahi bir yol haritasına benzetmemeli, yapılan deÄŸiÅŸiklikÂler doÄŸanın orijinal bir hediyesi gibi gözükmelidir.
“İdeal durumda, saç restorasyon ameliyatı hastanın yetiÅŸkin görüntüsünü korumalı ve ona, saçları fazla dökülmeden “olgunlaÅŸsaydı” sahip olacağı “görünüşü” vermelidir. Ameliyatlar hastanın yetiÅŸÂkin görüntüsünü deÄŸiÅŸtirmeye yeltenmemelidir,” diye açıklıyorlardı Bernstein ve Rassman.
Bernstein ve Rassman’m Dermatologic Sur-gery’deki raporu hakkında yorum yapan Avustralya Melbourne’den Dr. Richard C. Shiell onların bu alana getirdiÄŸi yenilikleri destekliyordu: “KuÅŸkuÂsuz, onların bulduÄŸu teknik saç restorasyonu cerÂrahisinde bir devrim yarattı. Ayrıca bu alandaki hemen hemen bütün pratisyenler onların geçmiÅŸÂteki yazılarından ve ikna edici vaka sunumlarından halihazırda fazlasıyla etkilenmiÅŸlerdir.”
Tekniklerdeki bu müthiÅŸ ilerlemeye raÄŸmen, birçok doktor hala eskide kalmış, kabul edilemez yöntemleri kullanmaya devam etmektedir. Dr. RassÂman konuyu şöyle açıklamaktadır: “Sorun, deÄŸiÅŸim ve deÄŸiÅŸimin ekonomisidir. Kendini kanıtlamış saç transplantasyoncuları için deÄŸiÅŸim kolay deÄŸildir. Fakat, geleneksel saç transplantasyonlarının soÂnuçları çok kötü olmuÅŸ ve doÄŸal bir saç görüntüsü sunamamışlardır. Bu tedavileri gören hastalar norÂmal bir hayat süremez hale gelmiÅŸlerdir. Sorun, geleneksel transplantasyon tekniklerinin neden olduÄŸu zararlardır; bunu kabul etmeyecek kiÅŸi kör olmalıdır. Standardın altında sonuçlar veren bu yöntemlerle devam etmek, mantığa aykırıdır ve doktorlar olarak bütünlüğümüze zarar vermekteÂdir.”
Saç transplantasyonu, bu hassas teknikte kenÂdini uzmanlaÅŸtırmak için ne arzusu ne de yeteneÄŸi olmayan bazı doktorların gözünde karlı bir iÅŸ fırsatı olarak görülmektedir. Bu fırsatçı doktorlar yöntem-lerdeki güncel geliÅŸmeleri öğrenmeye isteksizÂdirler.
“İyi sonuçlar alamayan doktorlar ya bunu nasıl baÅŸarabileceklerine odaklanmalıdıriar ya da bu yöntemi uygulamayı tamamen bırakmalıdırlar. BiÂzim hastalarımızdan standarda uygun sonuçlar alındı ve bizce bu, saç transplantasyonunda uyguÂlanacak standart haline getirilmelidir. Rassman standardından söz etmiyorum, doÄŸanın standardınÂdan söz ediyorum. Saç, her birinde birle dört arasında bir sayıda saç bulunan birimler halinde uzamaktadır ve transplantasyon da bu ÅŸekilde yapılmalıdır.”
İdeal bir saç transplantasyonu, birbirine yakın olarak yerleÅŸtirilen foliküler birimlerden meydana gelir. İki tekniÄŸin birlikte kullanılmasına hibrid ya da karışık parça yöntemi denir; bu yöntemde, kapatılacak alanın çoÄŸunda geniÅŸ parçalar kullanılırÂken, en görünür yer olan ön saç çizgisinde küçük ve doÄŸal folıküler birimler kullanılır. Bu teknik önerilmez, çünkü sonuç, sadece foliküler birimler kullanıldığında elde edilen sonuç kadar doÄŸal göÂrünmez.
Foliküler transplantların avantajları
Büyük ve doÄŸal olmayan parçalarla karşılaÅŸtırılÂdığında, transplantlarda foliküler birimlerin kulÂlanılmasının saÄŸladığı tıbbi ve görsel avantajlar ÅŸunlardır:
* Her bir alıcı bölgedeki cerrahi kesik daha küçüktür; bu yüzden daha çabuk iyileşir.
* Parçalar ve kesikler küçük olduğu için cilt yüzeyinde deformasyon ve yara izi olması önlenir.
* Takma saça ya da oyuncak bebek saçına benzemeyen doğal bir görünüş elde edilir.
* Saç uzaması daha iyidir.
* Alıcı bölgede yamaya benzeyen yara izleri
olmaz. Büyük parçalar ve kesiklerle yapılan ameliyatlarda bu durum sıklıkla görülüÂyordu.
* Her bir parçanın büyüklüğü, doğal olarak oluşmuş olan foliküler birimler tarafından belirlendiği için, hastanın saçının doğal özelliklerine uygundur.
* Kafa derisinin doğal dış hatları korunur.
* İmplantlarda oksijen yayılımı azami düzeye çıkar.
* İyileşme döneminde parçalara normal kan akışının kesilmesi durumu en aza indirilir.
* Operasyon sonrası iyileşme süresi önemli ölçüde kısalır.
* Saç birimleri çok küçük oldukları için birÂbirine çok yakın bir ÅŸekilde yerleÅŸtirilebilir.
* Her seansta çok sayıda implant yapılabilir.
* Saçlar doğal bir biçimde serpilebilir.
* Alıcı bölgeleri tasarlamada esneklik sağlar.
Saç transplantasyonunda lazerler
Bazı doktorlar, saç parçalarının yerleştirileceği alıcı bölgelerde delikler açmak için, ultra ya da süper-atışlı C02 lazerlerini transplantasyon yöntemine dahil etmişlerdir. Bu durum, aşağıdaki nedenlerden dolayı tartışmalar başlatmıştır:
* Bütün saç transplantasyon yöntemlerinde olduÄŸu gibi alıcı bölgeye lokal anestezi uygulanmalıdır, çünkü lazer aşırı acıya neden olur. Doktorlar lazeri “acısız” olarak reklam ettiklerinde, bu yanlış yönlendirÂmedir. Kafa derisindeki alıcı bölgeyi uyuÅŸÂturmadan asla kullanılmaz.
* Lazerli bölgelerle, skalpel ile yapılan bölÂgeler karşılaÅŸtırıldığında, bazı hastaların saçlarının, bazı lazerli bölgelerde daha az çıktığı görülmüştür. Bunun nedeni, günüÂmüzde kullanılan lazerlerin, o bölgeye kan akışını azaltarak ekilen parçalara yeterli oksijen gitmesini tehlikeye atmalarıdır.
* Ekilen parçaların sayısı arttıkça, alıcı bölÂgeleri çevreleyen dokuların ısıdan zarar görmesi bir sorun oluÅŸturur.
* Lazerin ciltteki kolaj enleri ve elastik lifleri tahrip etmesi nedeniyle, cildin normal esnekliÄŸi azalır ve ekilen saçlar lazer kulÂlanılarak yaratılan bölgelerden düşebilir.
* Lazer kullanıldığında daha fazla iz ve daha fazla doku ölümü görülür.
* Lazer transplantasyonundan sonra iyileşme daha uzun sürer.
* Lazer ne kadar sofistike ve etkin bir hale gelirse gelsin, yine de dokuyu tahrip eder ve bu yüzden de her zaman skalpelin geriÂsinde kalacaktır.
Bernstein ve Rassman’m “Lasers in Surgery and Medicine”de (19. cilt, no.2, 1996) belirttikleri gibi, lazerler aslında, bazı doktorlar tarafından ne yazık ki hala kullanılan eski bir tekniÄŸin uygulaÂmasında, doÄŸal görünmeyen geniÅŸ saç tutamlarını yerleÅŸtirecek geniÅŸ, derin yarıklar açmak için tasarÂlanmış yeni bir teknolojidir.
“Foliküler transplantasyonda ise donör parçaÂları içine alacak geniÅŸ yarıklar gerekmemektedir. Hastanın doÄŸal saç grupları tanımlanarak, gruplar arasında bulunan fazla doku temizlenebilir; bu da, çok küçük yerlere yerleÅŸtirilebilecek minik foliküler birimlerin elde edilmesini saÄŸlar ve büyük hacim ve sıkıştırma problemlerini çözer. Bu yüzden, lazerÂlerle yarık açarken alıcı bölgedeki dokuyu kaldırÂmasının bir avantaj olduÄŸunu iddia etmek, foliküler transplantasyon düşünüldüğünde geçersizdir.”
Transplantasyon yapılacak bölgenin görünüşünün tasarlanması
Başlarında fazla miktarda saç kalmış erkekler, transplantasyonun dizaynı açısından esnekliğe sahiptirler.
Başının arka ya da yan taraflarındaki donör bölgelerde, büyük oranda saçı kalmamış çok kel bir erkeÄŸin transplantasyon dizaynında üç seçeneÄŸi vardır: Arzu edilen saç çizgisi dahil, bütün kel bölÂgeleri örten ince bir saç tabakası yaratılması; saç çizgisinin yukarıya yapılması ve diÄŸer kel bölgeÂlerin makul miktarda saçla örtülmesi; ya da “ön ağırlıklı” model. Bu seçenekte, donör saç yüzü çevÂreleyerek istenilen saç çizgisini yaratır ve başın üstünü makul derecede örter, ama başın tepesi ya kel kalır ya da ince bir tabakayla örtülür. SonunÂcusu üç seçenekten en memnun edici olanıdır.
Saç kaybınız ne boyutta olursa olsun, her trans-plantta belirli dizayn kuralları önem taşır.
Bernstein ve Rassman bu noktalan ve diÄŸer konuları “Dermatologic Survey”de (23. cilt, no. 9, 1997) detaylı olarak anlatmaktadırlar. Dr. Shiell derginin aynı sayısında bu raporu, “saç restorasyon cerrahisi uygulayan herkesin en baÅŸta okuması gereken en önemli çalışma,” olarak nitelendirmiÅŸtir.
Ekilen saçın dizaynında geçiş bölgesi en büyük önemi taşır.
Bernstein ve Rassman şöyle yazmaktadırlar: “GeçiÅŸ bölgesi, bir kiÅŸinin gözlerini tamamen saçsız kafa derisinden transplantın gür yapısına yönlenÂdiren bölgedir. Rekonstrüksiyonun en görünen, bu nedenle de en kritik olan parçasıdır. Transplantın diÄŸer yönlerinde olduÄŸu gibi doÄŸal görünümlü bir geçiÅŸ bölgesi oluÅŸturmanın da püf noktası, doÄŸada-kini taklit etmektir. Ne mutlu ki, foliküler implant-lar bize bunu baÅŸarmamız için gerekli aracı saÄŸlamaktadır.”
Geçiş bölgeleri şu bölgelerde fark edilir: Ön saç çizgisinde; şakaklarda; kelleşen tepede; ve eğer perçem izole hale gelirse, yanlarda.
Bernstein ve Rassman, “GeçiÅŸ bölgesi, ekilen saçın, halihazırda varolan saçla bütünleÅŸmesi için ve hastanın çirkin ve yapay bir görüntü yaratmış olan eski transplantasyonlarından kalmış olabileÂcek geniÅŸ parçaların ve yamaların kamufle edilmesi için gereklidir,” demektedirler.
“Ön saç çizgisini incelerseniz, bir “çizgi” deÄŸil, gittikçe artan sayı ve yoÄŸunluktaki foliküler birimÂlerden oluÅŸmuÅŸ yumuÅŸak, tüylü bir bölge görürÂsünüz. DoÄŸal görünümlü bir saç çizgisi önce tek saçların, sonra da ikili, üçlü ve hastanın saç yoÄŸunÂluÄŸuna baÄŸlı olarak belki de dörtlü foliküler birimÂlerin titiz bir ÅŸekilde yerleÅŸtirilmesiyle yaratılır. Azami saç büyümesi ve en iyi kozmetik sonuçlar için, saç her zaman doÄŸal foliküler gruplar halinde ekilmelidir.”
Bernstein ve Rassman ayrıca, ön saç çizgisinde kullanılan tekli saç foliküllerinin de doğal olarak meydana gelmiş olması gerektiğini ve çok sayıda saça sahip birimlerin kesilmesiyle oluşturulmama-ları gerektiğini belirtmektedirler.
“Zayıf büyümeye neden olabileceÄŸinden, ikili, üçlü foliküler birimler tekli saçlara ayrümamahdır.”
“En doÄŸal görünüşü yakalamak için doktorların hatırlaması gereken bir baÅŸka nokta ise, geçiÅŸ bölÂgesinin genellikle aşırı düzensiz ve asimetrik olmaÂsıdır. Bütün yaÅŸayan canlılarda “güzellik” kısmen “simetri” ile tanımlandığından, “çok mükemmel” bir geçiÅŸ bölgesi yaratmakla, hastanın görünüşüne maksimum katkıyı yapmayacak bir bölge yaratmak arasında hassas bir denge kurulmalıdır.”
Kafa derisine ekilen yapay lifler
12 Haziran 2010 Yazan admin
Kategori Saç sağlığı

Saç transplantasyonunun kaba bir ÅŸeklidir; ama kafanıza kendi donör saçınız yerine, sentetik fiberÂler implante edilir.
Bu transplantlarda insan yapımı bir polimer olan NIDO kullanılır. Bu naylonlar, küçük gruplar halinde kafa derinize doğrudan ekilir.
Bu yöntem ABD’de kullanılmamakla birlikte, Japonya ve baÅŸka ülkelerde yaygın olarak uygulanÂmaktadır. ABD’li birçok doktor, baÅŸka bir ülkede yapılan bu implantların felaket sonuçlarını yaÅŸayan erkekleri tedavi etmiÅŸlerdir.Lifler, parlak, yapay görünüşlü ve serttir. LifÂlerin dokusu saç gibi görünmez ve saç hissini verÂmez. Bu implantlar, yapıldıkları bölgede kronik enfeksiyonlara neden olurlar ve zamanla, ÅŸiÅŸikler ve enfeksiyonlar kafa derisini mahvedebilir.
Bu liflerin dibinde kafa derisinin doÄŸal yaÄŸlaÂrından oluÅŸan tıkaçlar (sebum) oluÅŸur ve birkaç hafÂtada bir bu tıkaçların çıkartılması ve devam eden enfeksiyona bakım yapılması gerekir.
Bütün bunlar yetmezmiÅŸ gibi, lifler naziktir ve kolayca kırılır. Åžekil verme ya da fön makinesiyle kurutma, bu liflerin kıvrılmasına ve kalıcı olarak hasar görmelerine neden olur. Taramak ise kırılÂmalarına ya da yerlerinden çıkmalarına yol açabilir. Enfeksiyon, yapay liflerin yanındaki doÄŸal saç foli-küllerinin erken kaybına neden olabilir.
Kısaca bu yöntem, ciddi sonuçlara yol açacak ÅŸekilde salonunuzdaki halının liflerini başınıza takÂmaya benzer.
Saç entegrasyonu
11 Haziran 2010 Yazan admin
Kategori Saç sağlığı

Paris merkezli ve Beverly Hills ve New York’ta ÅŸubeleri olan bir firma, yüksek kaliteli insan saçını, kendi saçınıza “entegre” edecek (en az!) 20.000 dolarlık bir yöntem sunmaktadır. Bu yöntemde, satın alınmış saç kendi saçınıza ufak, som altın silindirlerden oluÅŸan bir aÄŸ ile tutturulur.
Dokuma yöntemine benzeyen bu yöntem doÄŸal bir görünüm yaratmakla birlikte, bütün dokumalar gibi çok büyük dezavantajları vardır (dokumalarla ilgili bölüme bkz.). VerdiÄŸi zararın yanında, ayda rahatça 1.000 dolarınıza mal olacak bakım masÂrafları bir hakaret gibidir.
Hem erkekler hem de kadınlar bu yöntemle harika kozmetik sonuçlar elde etmiÅŸlerdir; silindirÂler sayesinde takma saç, kendi saçınız ve kafa derisi arasındaki hava dolaşımı daha fazla olmasına raÄŸmen, dokumalardaki saÄŸlık çekinceleri bu yönÂtemde de geçerlidir.
Takma saç alırken
10 Haziran 2010 Yazan admin
Kategori Saç sağlığı

Dokuma ya da yapıştırılacak bir takma saç istiÂyorsanız Erkekler için Saç Kulübü, biraz pahalı olmakla birlikte harika seçenekler sunmaktadır. Fakat bu bölümde dokumalarla ilgili olarak anlaÂtılan saÄŸlık sorunlarını unutmayın.
Bir klips ya da yapışkan ile tutturulacak klasik bir takma saç anyorsanız, yaşadığınız yerde önce şehirdeki en iyi saç salonunu sorun. Orası size, ürünlerini gördükleri ve beğendikleri bir takma saç stüdyosunu önereceklerdir.
Bu stüdyoda, takma saçınızı yapacak kiÅŸilerin saçınızın rengini, dokusunu ve yoÄŸunluÄŸunu tutÂturabilmeleri için sizden bir parça saç örneÄŸi alınır. Stilist, başınıza uygun olması için başınızın ölçüÂsünü alır.
Sonra stüdyo takma saçınızı bir toptancıya ısmarlar. Bu sipariÅŸi, hangi kalitede bir saç isteÂdiÄŸiniz konusunda onlara verdiÄŸiniz bilgi doÄŸrulÂtusunda hazırlarlar.
Takma saçınız stüdyoya geldiğinde, stilist prova yapar, düzeltir ve başınıza tutturduktan sonra şekil verir.
Birisi bakımdayken diÄŸerini kullanmak üzere iki takma saç almak isteyebilirsiniz. Takma saçlar bakım ister. Bu nedenle, özel temizlik, bakım ve gerekiyorsa onarım ve boyama için en azından ayÂda bir kere onu aldığınız stüdyoya ya da seçeceÄŸiÂniz baÅŸka bir stüdyoya götürmeniz gerekecektir.
Kapatıcı ürünler
09 Haziran 2010 Yazan admin
Kategori Saç sağlığı

Kapatıcı ürünler oldukça doÄŸal görünürler. Birçok erkek bu ürünleri baÅŸarıyla kullanmaktadır. GerÂçekten de, bu ürünleri sürekli kullanan birçok erkek görür, ama fark etmezsiniz bile. Televizyonda ve filmlerde gördüğünüz erkeklerden bahsetmiyoÂrum; meslektaÅŸlarınızdan, arkadaÅŸlarınızdan, komÂÅŸularınızdan bahsediyorum.
Bu ürünlerin ne kadar iÅŸe yaradığı, hangilerini kullandığınıza, saç kaybınızın seviyesine ve ürünÂleri nasıl uyguladığınıza baÄŸlıdır. Kullanımları koÂlay ve fiyatları ucuzdur. Size, elbiselerinize ya da bir baÅŸka kiÅŸiye bulaÅŸmazlar.
Piyasadaki en iyi güncel ürünlere bir bakalım:
Toppik
Saç kaybınız az ya da orta derecedeyse, Toppik doÄŸal görünüşünü bozmadan saçınızı dolgunlaÅŸ-tırır. Toppik, insan saçını meydana getiren protein olan keratinden yapılmış liflerden oluÅŸur. Bu liflerin binlercesi şık bir ÅŸekilde paketlenmiÅŸ bir kavaÂnozun içinde bulunur ve uygulama için, direk kavanozdan kafa derinizin incelmiÅŸ bölgelerine yavaşça dökülür. DoÄŸal statik elektriÄŸin etkisiyle bu lifler, saç telleriniz ne kadar ince olursa olsun mevcut saçınıza iliÅŸirler.
Toppik yüzde 99 organik keratin ve yüzde 1 renklendirici, koruyucu ve ürünün akıcı kalmasını sağlayan maddelerden oluşur. Kafa derinize lokal olarak uyguladığınız doğal ya da tıbbi tedavilerle ve dikenli palmiye ya da Propecia gibi doğal ya da tıbbi vücut içi tedavilerle birlikte uygulanmasında bir sorun yoktur.
Ayrıca Toppik’i, transplantlardan sonra alıcı bölge iyileÅŸir iyileÅŸmez kullanabilirsiniz. TransÂplantlardan sonra yeni saçınızın çıkmasını bekÂlerken özellikle faydalıdır.
Toppik günlük kullanımda, hatta rüzgar ve yağmurda bile, kolay kolay çıkmamakla birlikte, yıkamayla kolayca çıkar ve saçınıza ya da kafa derinize zarar vermez. Fırçayla dökülmeyeceği için saçınızı tarayabilir hatta parmaklarınızı saçlarınızın arasından geçirebilirsiniz. Toppik suda çıktığı için, başınız suyun içinde yüzerseniz çıkar.
Toppik leke ya da boya bırakmaz, bu yüzden birkaç lif giysinize düşerse endişelenmenize gerek yoktur. Hemen silkelemeniz yeterli.
Toppik, siyah, koyu kahve, orta kahve, açık kahve, kumral, sarı, beyaz ve gri renklerde satılır.
Couvre
Couvre Maskeleme Losyonu piyasadaki ilk kapatıcı üründü ve abartılı makyaj sanatçıları arsında yayÂgın bir kullanıma ulaÅŸmıştır.
Kafa derisini renklendiren bir ürün olan Couvre, paketinden çıkan bir sünger ile uygulanır. Saç kaybını kalan az miktardaki saçı kullanarak gizlemekle birlikte, onu örtecek yeterli saç olmaÂdıkça bu yöntem kel bölgelere uygulanamaz. Ne kadar büyük ya da küçük olursa olsun incelen bölgeler için idealdir.
Couvre, kafa deriniz ve saçınız arasındaki konÂtrastı yok eden görsel bir etkiye sahiptir. Ayrıca her bir saç telinin dibini kalınlaÅŸtırdığından, saçın daha dolgun görünmesini saÄŸlar.
Saç çizginizin kenarlarında kullanamamakla birlikte, kafa derinizin diğer bütün yerlerinde, hafif incelmiş saçların altında kullanabilir ve doğal bir görüntü elde edebilirsiniz.
Couvre yaÄŸmurda çıkmaz; başınız suyun altınÂda yüzebilirsiniz; akmaz ve bulaÅŸmaz. Couvre saÂdece ÅŸampuanla yıkandığında çıkar.
Couvre’yi kuru ya da nemli saçınıza ve kafa derinize uygulayabilirsiniz. Gözenekleri tıkamaz ve saçınızın uzamasını engellemez. Uygulandıktan yaklaşık bir dakika sonra tam etkisini gösterir.
Couvre’nin ana bileÅŸeni susam yağı olduÄŸundan hafif renkli bir nemlendirici gibidir. Couvre’nin renÂgi, yüz çevresinde kullanılmasına izin verilmiÅŸ olan ve doÄŸal yollarla türetilen demir oksitlerden gelir.
Couvre’yi, kafa derinize lokal olarak uyguÂladığınız tıbbi tedavilerle birlikte kullanabilirsiniz.
Sadece uyguladığınız tedavinin tamamen emilmeÂsini bekledikten sonra Couvre’yi kullanın.
Couvre, siyah, koyu kahve, orta kahve, açık kahve, kumral, sarı, gri ve beyaz/gri renklerde satılÂmaktadır.
Fullmore
Fullmore Renkli Saç DolgunlaÅŸtırıcısı, Toppik ve Couvre’nin bileÅŸimi gibi bir etkiye sahip olan yeni bir üründür. Fullmore’un spreyi, ufak renkli keratin liflerini (Toppik’te kullanılanların aynısı) incelen saçınıza ve kafa derinize püskürtür.
Eski nesil spreyli kapatıcı ürünlerin aksine, Fullmore etrafa bulaşmaz ve kontrolü çok kolaydır.
Fullmore Toppik ile aynı renklerde satılır: Siyah, koyu kahve, orta kahve, açık kahve, kumral, sarı, beyaz ve gri.
Fullmore’un özel polimerleri, kel bölgeleri kapatıp ince saçları dolgunlaÅŸtıracak ÅŸekilde kendi saç foliküllerinize yapışır. Onu uyguladıktan sonra, 15-30 saniye bekleyin ve sonra sabitlemek için herÂhangi bir saç spreyi sıkın. Bir kere sabitlendikten
sonra, ÅŸampuanla yıkanana kadar pul pul dökülÂmez ve çıkmaz.
Bu kapatıcı ürünler, sürekli saç kaybınızı düşünmenizi önlemeye yardımcı olabilir. Bu ürünÂleri tek başına, ya da saç kaybı tedavi ürünleri ile birlikte kullanabilirsiniz. Kadınlarda da, erkeklerde olduÄŸu gibi iyi sonuç verir.
Gelişim aşamasındaki saç kaybı tedavileri
08 Haziran 2010 Yazan admin
Kategori Saç sağlığı

KelliÄŸin önlenmesinde ve tedavisinde bir çığır açan Propecia henüz üretim sürecinde eczanelere doÄŸru yol alırken bile, Merck’teki ve diÄŸer ilaç firmalarındaki, biyoteknik firmalarındaki, üniverÂsitelerdeki ve laboratuarlaraaki bilim adamlan, geleceÄŸin ilaç ve tedavilerinin araÅŸtırma, çalışma ve deneyleri üzerinde çalışmaktaydılar.
Bu yeni gelişmelerden bazıları, saç foliküllerinden saç çıkması için yapılan gen tedavisi, mevcut saçm klonlanması ve kadınlar için özel olarak geliştirilen ilaçlardır.
Bu bölümde, ufukta görünen yeni önleme ve tedavi yöntemlerinin en umut verici olanlarından bazılanm bulacaksınız. Bu tedavilerin bir kısmı bu on yıl bitmeden önce piyasaya çıkabilir durumÂdayken, diÄŸerlerinin piyasaya sürülmesi beÅŸ yılı bulacaktır; bazıları ise ÅŸu anda ABD dışında kulÂlanımdadır ve yakın zamanda ABD pazarına da gelebilir. Ayrıca, araÅŸtırma ve geliÅŸtirmenin ilk ya da orta aÅŸamalarında olan tedaviler de bulunmakÂtadır.
Gen terapisi
New York’taki Kolombiya Üniversitesi Kolombiya-Prezbiteryan Tıp Merkezi’nden Dr. Angela Chris-tiano, 30 Ocak 1998′de “Science” dergisinin onun saç kaybı ile ilgili ilk insan genini bulduÄŸunu duyurmasıyla, tarihte yeni bir sayfa açmış oldu.
Yeni bulunan genin saç oluşumunda önemli bir rolü olduğu görülmektedir.
Bu gen androjenik kellik -erkek tipi kellik- ile ilgili olan gen değildir; insanların saçlarının tamamim kaybettikleri özel bir kellik ile ilgilidir.
Bununla birlikte bu keşif, erkek tipi kelliğe neden olan genin ve diğer kellik çeşitlerine neden olan genlerin araştırılmasında büyük bir adım olmuştur.
San Diego’daki bir biyoteknoloji firması olan AntiCancer Inc., kanser için yeni teÅŸhis ve terapi modelleri üzerinde çalışırken, hücreleri büyütme yolları üzerinde yapılan bir deneyde, sürpriz bir ÅŸekilde saç çıktığına tanık oldular.
Artık saç çıkaran deri hücreleri yetiÅŸtirebildiklerinden, bu iÅŸin üstüne gitmeye karar verdiler. Bu onları, bir genin DNA kodunu doÄŸrudan saç foliküllerine gönderme konusunda bir devrim yaÂratmaya yöneltti. Åžimdi ise, saç foliküllerine gönÂdermek üzere saç uzamasında ve saç kaybında etkili olan genleri bulmaya çalışıyorlar.
AntiCancer Inc.’in kurucusu ve baÅŸkanı olan Dr. Robert Hoffman, bulgularını “Nature Medi-cine”de (Temmuz 1995) rapor etmiÅŸtir.
Ulusal SaÄŸlık Enstitüsü (NIH) Hoîfman’ın çaÂlışmalarından çok etkilenmiÅŸtir.
“Bir düşmanımız var (saç folikülleri hastalığı) ve Dr. Hoffman bu düşmanla savaÅŸmamız için bir “silah” bulmuÅŸtur. Bu silah saç foliküllerine kurusıkı atmaya yarıyor. Åžimdi bize düşen, bu silahı saç dökülmesine karşı mücadelede yararlı hale getireÂcek cephaneyi bulmaktır,” diyor NIH’de araÅŸtırmacı olan Dr. Leonid B. Margolis.
Dr. Hoffman, bulduğu gen-gönderme işlemi sayesinde, seçilen genlerin saç foliküllerinin en önemli hücrelerine yöneltilebileceğini belirtiyor.
Bu, saç konusunda seçime bağlı, güvenli bir terapinin mümkün olduğu anlamına geliyor.
AntiCancer Inc.’teki bilim adamları, saça renÂgini veren melanini saç foliküllerine göndermek için bir yol buldular bile.



