Temel yaÄŸ asitleri

17 Haziran 2010 Yazan  
Kategori Saç sağlığı

Temel yaÄŸ asitleri

Araştırmalar ve klinik deneyler, keten tohumu yağı, ay çiçek yağı, siyah kuşüzümü yağı (GLA: gama linolenik asit açısından zengindir), çuha çiçeği yağı ve soya yağında bulunanlar da dahil olmak üzere temel yağ asitlerinin, prostata zarar veren ve erkek tipi kelliğin oluşmasına katkıda bulunan süreçlere karşı etkili olduğunu ortaya koymuştur.

Temel yaÄŸ asitleri, linoleik, linolenik ve araÅŸi-donik (araÅŸidonik asitlerin vücut ve saç dökülmesi üzerindeki etkileri için Bölüm 2′ye bakınız) asitleri kapsar. Bunlardan birini ya da daha fazlasını içinde bulunduran yaÄŸlar sık sık diyetimizde yer alma­lıdırlar.

Temel yağ asitlerinin kullanımı
Yukarıdaki yağların birinden günde bir çay kaşığı almanız yeterlidir. Siyah kuş üzümü yağı ve çuha çiçeği yağı kapsüllerini kullanabilir ya da bir çay kaşığı ayçiçeği yağını, diğer malzemelerle bir­likte salata ya da diğer yiyeceklere ekleyebilirsiniz. Bu şekilde tavsiye edilen dozu almış olursunuz.

Diyetinizde yeterli miktarda GLA almak genel­likle zordur. Sağlıklı bir cilde, saç ve tırnaklara sahip olmanızı sağladığı ve ilaçlar gibi yan etkilere neden olmaksızın iltihap önlemede etkili olduğu için GLA önemli bir maddedir. Günde iki kere 500 mg.lık siyah kuş üzümü kapsülü alarak, altı-sekiz hafta içinde saçınızın dokusunda, yoğunluğunda ve kalitesinde gelişme görebilirsiniz.

Cerrahı çözümlere bir bakış

16 Haziran 2010 Yazan  
Kategori Saç sağlığı

Cerrahı çözümlere bir bakış

Saç transplantasyonu yaptırmayı düşünen kişilerin çoğu, bu tıp uzmanlığının faaliyet alanından ve gizli tehlikelerinden haberdar değildir. Bazı hasta­lar bu prosedürün arkasında yatan bilimsel temeli anlayabilir, ama çok azı bütün kozmetik prosedür­lerde gerekli olan en üst düzeydeki estetik ve artis­tik yeteneğin önemini kavramıştır. Maalesef, bu prosedürleri uygulayan doktorların çoğu da hasta­ları kadar eksik bilgiye sahiptirler.

Göz alıcı pazarlama ve yoğun baskı uygulayan satış teknikleri endüstriyi ele geçirmiş ve hastanın tamamen nesnel ve mantıksal bir karar vermesini neredeyse imkansız hale getirmiştir. Saç transplan­tasyonu, gerçekte olduğu gibi hastalara hizmet eden tıbbi bir uzmanlık olarak değil, tüketicilere hizmet eden bir iş kolu olarak ele alınmaktadır.

Bu sahadaki pek çok doktorun yaptığı müstak­bel müşterisinin kafasını karıştırmaktır; bu da has­talar saçlarını kaybettikleri için umutsuz durumda olduklarından hiç de zor deÄŸildir. BirleÅŸik Devlet-ler’de bilinen tabiriyle saç-restorasyonunun her çeÅŸidini gerçekleÅŸtiren 200.000 doktor olmasına raÄŸmen, bunlardan sadece bir avuç kadarı bu pro­sedürleri güvenli, kusursuz ve çaÄŸdaÅŸ kriterlere uygun olarak yapmaktadır.

“Bu endüstrinin tarihinde geçen otuz küsur yıl boyunca, çeÅŸitli saç restorasyon yöntemlerinden elde edilen sonuçların sunumları konusunda açık davranılmamıştır,” diyor 1995 yılında meslektaşı Dr. Robert M. Bernstein ile birlikte, International Journal of Aesthetic and Restorative Surgery’de foliküler transplantasyonu tanıtan Dr. William R. Rassman. Foliküler transplantasyon tekniÄŸi, günü­müzde en güvenli, en doÄŸal görünen sonuçları veren ve baÅŸarılı bir saç transplantasyon meto­dudur. Rassman ve Bernstein yeni bir çığır açan teknikleriyle, tıbbi yayınlarda çıkan raporlarıyla ve tıbbi konferanslardaki sunumlarıyla bu sahanın ileri görüşlü ve vicdanlı kiÅŸileri olarak ortaya çık­mışlardır. “Açık davranmama durumu hala mevcut­tur. Bu yüzden, hastaları direk olarak görmeye ve incelemeye izin vermeyen şüpheli tıbbi iddialara karşı uyanık olun. GeçmiÅŸten gelen ilkel teknik­lerin bir an önce bırakılmasını ümit ediyoruz.”

Tüketici savunucusu olarak, saç kaybı süreci­nin çeşitli aşamalarındaki insanlarla konuşuyorum. Bunlardan bazıları önceden saç restorasyon ameli­yatı geçirmiş oluyor. Bu kişilerin çoğu elde ettikleri sonuçtan mutlu değil ve hatta bir çoğu, tembel ve vicdansız doktorlar tarafından hala kullanılmakta olan zamanı geçmiş cerrahi prosedürler yüzünden deforme olduklarını hissediyorlar (birçoğu gerçek­ten de deforme olmuş). Şahsen, flap, kafa derisi .küçültme, lineer saç ekimi ve saç kaldırma gibi bar­barca yöntemlerin neden olduğu korkunç deformasyonlar gördüm.

Birçok doktor hala eskiden kalma saç trans­plantasyon yöntemlerini kullanmakta ve hastayı doğal olmayan (oyuncak bebek saçma benzeyen) bir görüntüyle ve kafa derisini deforme eden yara izleriyle bırakmaktadırlar.
Aşağıda belirtilen yedi eskiden kalma yönte­min size uygulanmasına izin vermeyin.

1. Doku parçası – Flap
Başın yan tarafından alınan bir cilt parçası (flap), üzerindeki doku, saç telleri ve saç folikülleri ile bir­likte ön saç çizgisine kaydırılır. Bunu yaparken flap, kan dolaşımından ve kafa derisinden tamamen ayrılmaması için sadece üç tarafından kesilir. Bu yöntem ciddi bir ameliyattır ve hastanede yapılması gerekir. Bir flap, iki buçuk santim eninde ve yak­laşık yedi- on sekiz santim boyundadır. Kelleşen bölgeye dikildiğinde saçlı kısmın dış yüzeyde olması için dibinden çevrilmesi gerekir. Çevrilme yerinde bir kabarıklık kalır ve yumru gibi görünür. Bu yöntemle ilgili diğer ciddi problemler şunlardır:
* Nekroz: kesilen parçanın, geride geniş çir­kin bir yara izi bırakarak, kısmen ya da tamamen ölmesi olasılığı çok fazladır.
* Saç normaldekinin ters yönünde uzar.
* Enfeksiyon.
* Donör bölgede saç kaybı ve büyük yara izi.
* Cilt alında bollaşır ve Frankeştayn ya da neandertal bir görüntü verecek şekilde kaşların üzerine sarkar.
* Yeni yaratılan ön saç çizgisinin arkasında saç yoktur.
* Kesilen parçanın kötü yerleştirilmesi.
* Parçanın dikimi sırasında yara izi oluşması.
* Kafa derisinin bütünlüğünün bozulması.

Serbest formlu flap ise, parçanın dört tarafının da kesilmesi ve donör bölgeden tamamen ayrılması ile elde edilir. Bu şekilde kelleşen bölgedeki yeni pozisyonunda, normal saç çıkış yönüne göre yer­leştirilebilir. Ne flap ne de serbest formlu flap yön­temleri asla kullanılmamalıdır.

2. Çizgisel saç ekimi
Başın yanından ya da arkasından 3-4 milimetrelik çizgisel bir donör saç şeridi alınır ve küçük par­çalara bölünmeksizin olduğu gibi ya da büyük parçalara bölünerek ekilir. Bu büyük parça, küçük deliklere yerleştirilemeyeceğinden, kelleşen bölge­de ameliyatla büyük bir delik oluşturulur ve parça o deliğe yerleştirilir. Saç çizgisel bir doğrultuda uzar ve bu kozmetik olarak kabul edilemez bir görüntü verir.

3. Dairesel ya da kare saç ekimi
Bunlar, ilk zamanlarda uygulanan standart, çaÄŸdışı ve takma saç görüntüsü veren transplantasyonlar­dır. 3-5mm.lik her bir parça, bir delgi aletiyle ekilir; bu da yaklaşık kurÅŸunkalem silgisi boyutlarında bir tutam saç oluÅŸturur. Bu parçalar dairesel de olsalar, kare de olsalar çok büyüktürler ve saçın kafada doÄŸal olarak uzaması görüntüsüyle uzaktan yakın­dan bir ilgileri yoktur. Parçalar büyük olduÄŸu için ekildikleri yerdeki kan yeterli gelmez ve bu nedenle ekilen parçaların ortasında genellikle saç çıkmaz. Bu da, hastanın kafasında simit ÅŸeklinde bir görüntü oluÅŸturur. Oyuncak bebek saçı – kellik okyanusundaki saç adacıkları – görüntüsünden de bu geniÅŸ parçalar sorumludur. Bu yöntemde kafa derisinde yara izleri kalması çok yaygındır. Bu parçaların yeni geliÅŸtirilen küçük versiyonları -önce mini sonra mikro parçacıklar- bile doÄŸal bir görünüm vermekten uzaktır. Bu nedenle de saç transplantasyonu ancak foliküler birim (kafa deri­sinde saçın doÄŸal büyüme ÅŸekli olan bir-dört adetlik saç kümesi) denilen parçacıklarla yapılmalıdır.

4. Kafa derisini küçültme
Kelliğin küçültülmesi, galeoplasti ya da erkek tipi küçültme olarak da bilinen kafa derisi küçültmeleri barbarcadır ve çirkin bir görüntü yaratmaktadır. Lokal anesteziyle doktorun ofisinde yapılan bu işlemde, kafa derisinin üst ya da tepe kısmındaki kel bölge kelimenin tam anlamıyla kesilerek alınır ve etraftaki saçlı deri her iki taraf da ortada birleşe­cek şekilde kenarlarından dikilir. Bazı vakalarda, başınızın tepesinin ya da arkasının kalçalarınız gibi görünmesine neden olan gizli bir yara izi kalır. Kafa derisi küçültmeden kaynaklanan diğer problemler şunlardır:
* Saç kaybınızın doğal seyrinden daha hızlı olacak şekilde artması. Saç kaybı birkaç hafta ya da ay içinde olabilir ve saçlar ge­nellikle bir daha çıkmaz.
* Kafa, derisinin incelmesi
* Saçın büyüme yönü değiştirildiği için doğal olmayan bir görüntü.
* Enfeksiyon.
* Hemoraji ve hematoma (kan toplanması).
* Geri kayma: Saçlı kafa derisinin gerilip dikilen bölümünün gerginliğini kaybederek tamamen ya da kısmen geri kayması ve yara izi olan kel bölgeyi açıkta bırakması.
* Dikiş yeri reaksiyonu: Derinin alt tabaka­larındaki dikişler ağrı ve şişmelere neden olabilir. Vücut bu dikişleri reddedebilir ve bu da dikiş yerlerindeki kafa derisinde delikler oluşmasına neden olur.
* Bazı doktorların ortaya sürebilecekleri iddi­aların aksine, kafa derisi küçültme yöntemi, saçı transplantasyonlarda kullanılabilecek şekilde muhafaza etmez. Çünkü, kalıcı saç tepedeki geniş bölgeyi örtmek üzere esne­tilir. Bu da normalde transplantasyonda donör olarak kullanılacak kalıcı saçın azal­masına yol açar.

5. Saç kaldırma
Bu yöntem, kafa derisi küçültme yönteminin daha radikal bir şeklidir ve kafa derisinin kesilmesi veya gevşetilmesi işlemi, kafa derisindeki ana damar­ların altındaki bir seviyeden yapılır. Bu kan da­marlarına zarar vermemek için sinirler kesilir ve
bağlanır. Bu kafanızın kalıcı olarak uyuşmuş kal­masına neden olur. Diğer kafa derisi küçültme yöntemlerinin aksine, bu ciddi bir ameliyattır ve hastanede genel anestezi ile yapümayı gerektirir. Kulakların çevresinde görülür yara izleri bırakır ve genellikle fazladan saç kaybına neden olur.

6. Kafa derisi ÅŸiÅŸiricileri
Bunlar, kafa derisi ve kafatası arasında yaratılan ceplere koyulan silikon balonlardır. Birkaç hafta içinde ameliyat yerleri iyileştikten sonra bu balon­lar bir seri tuz solüsyonu enjeksiyonuyla yavaşça doldurulur. Kafa normal büyüklüğünün iki üç katına kadar şişirilir. Bu radikal yöntem, sadece hastanın kafa derisinde derin yanıklar oluşturan travma vakalarında tavsiye edilir.
Bütün diğer kafa derisi şişirme yöntemleri, travma vakalarında kullanılması dışında tavsiye edilmez.

7. Genişleticinin kullanımı
Bazı doktorlar, ekilecek saçın yerleşeceği çok ufak bir yarık açtıktan sonra, bu yarığa kamışa benzeyen
içi boş çelik bir iğne şeklinde bir genişletici koyar­lar. Genişleticiyi çıkardıktan sonra, genişlemiş olan yarığa minik parçaları yerleştirirler. Bu yöntemin dezavantajları şunlardır:
* Birçok doktor, genişleticiler kullanıldığında ekilen saçın hangi yöne uzayacağını kont­rol edememektedir.
* Alıcı bölgedeki doku genişletici yüzünden zedelenebilir.
* Alıcı bölgedeki iğne delikleri genişleticiyi içine alabilmesi için saçtan daha geniş ol­mak zorundadır. Bu da saçın yoğunluğu­nun az olmasına neden olur.

“Parçalar küçüldükçe, bazı doktorlar bu hassas parçaları kafa derisindeki alıcı bölgede bulunan küçük deliklere ve mikro yarıklara yerleÅŸtirmekte çok büyük güçlük yaşıyorlar,” diye açıklıyor Dr. VVilliam Rassman. “Bazı doktorlar geniÅŸleticiler kullanmaya baÅŸladı. Doktor veya teknisyenlerin parçaları yerleÅŸtirme esnasında deliklerin yerini bulabilmeleri için, bu çelik iÄŸneler, genellikle bir basınçla yerleÅŸtirilir. Ama zamanla birçok doktor bu geniÅŸleticilerin gerekli olmadığını, parçaların onlar olmadan da deliklere yerleÅŸtirilebileceÄŸini öğrenmislerdir. Gerekli olan ÅŸey öğrenmeye çalışmak, ama bazı doktorlar öğrenmemeyi seçiyorlar.”

Dr. Rassman, hastaları bu hassas transplantas­yon yöntemi konusunda pek hünerli olmayan dok­torlara karşı uyarmaktadır. “EÄŸer bir doktor bu yöntemi hassas bir ÅŸekilde yapamaz ve hastaya saç transplantasyonunun ancak geniÅŸleticilerle müm­kün olduÄŸunu söylerse, bu bir ressamın müşteriler­ine Mona Lisa’nın ancak ev boyama fırçalanyla yapılabileceÄŸini söylemesine benzer.”

“Öyle görünüyor ki, bu konuda çok az bir deneyim ve eÄŸitimle bile kendini saç transplantı uzmanı olarak ilan eden herkes, kırılgan ve naif olan halkı ikna edebilmektedir,” diyerek uyarıda bulunuyor Dr. Rassman, Uluslararası Saç Resto­rasyonu TopluluÄŸu’nun resmi yayını olan Hair Transplant Forum Internationaı’in 1994 Temmuz sayısında. “Büyük parçalarla standart sayıda saç transplantı yapmaktan, çok küçük parçalarla çok fazla sayıda saç transplantı yapmaya geçiÅŸ, birçok pratisyenin farkında olmadığı derecede karmaşık ve zordur.”

Bu bölümün amacı, hastayı bu endüstrinin tehlikeli mayın tarlasından güvenle geçirmektir. Bu vicdansız doktorların, tıp asistanlarının ve satıcıların “satışı gerçekleÅŸtirmek” adına her ÅŸeyi söyleyebileceÄŸini ve yapabileceÄŸini aklınızdan çı­karmayın.
Bu bölümdeki cerrahi tekniklerle ilgili olarak verilen bilgi, en güncel ve çağdaş bilgidir.

Bu yöntemler deformasyona, yara izine, takma saç ya da yama görüntüsüne yol açmayan en doÄŸal görüntüyü saÄŸlarlar. Bu bölüm, tamamen kurallar­dan uzak olan bu endüstrinin sesi ve vicdanı olan iki doktorun çalışmalarını anlatmaktadır. Dr. Bern-stein ve Dr. Rassman’m yeni bir çığır açan foliküler transplant isimli tekniklerini inceledim ve sayısız doktorla görüştüm. Dr. O’Tar Norwood’un (yıllarca önce erkek tipi kelliÄŸi ölçmek için standartları oluş­turan Nonvood OlçeÄŸi’ni ortaya koyan kiÅŸi) Hair Transplant Forum International’in 1997 Mayıs sayı­sında yazdığı gibi, Bernstein ve Rassman’ın metodu “zamanı gelmiÅŸ bir fikirdi.”

Dikkatli bir araştırma ve bu kitapta teknik-lerdeki üerlemeler hakkında verilen bilgiler saye­sinde saç transplantasyonu fark edilemez ve doğal görünümlü olacaktır.

Saç transplantasyonu tek başına ya da ilaç, diyet veya bitkisel terapilerle birlikte uygulandığında, ömür boyunca sağlıklı, çekici saçlara sahip olmanız veya saçlarınızı geri kazanmanız mümkün olabilir.

Ekilen saçın uzaması

15 Haziran 2010 Yazan  
Kategori Saç sağlığı

Ekilen saçın uzaması

Alıcı bölgelere yerleÅŸtirilen saçlar çok kısa kesilir. Transplantasyondan hemen sonra alıcı bölgeye ye­ni ekilen saçların ve hastanın orijinal saçlarının (eÄŸer varsa) dökülmesi, yani “ÅŸok dökülme” görül­mesi gayet yaygındır. Bu geçici bir durumdur ve ekilen saçlarınızla birlikte orijinal saçınız da nor­mal uzama döneminde tekrar yerlerine gelirler.

Bernstein ve Rassman tıbbi bir yayın olan “Dermatologic Surgery”de bu konuda ÅŸunları yazmışlardır: “Normal foliküler uza­ma dönemi oldukça deÄŸiÅŸkendir. ÇoÄŸu hastada ekilen saçların büyük kısmı, ameliyattan yaklaşık üç-dört ay sonra uzamaya baÅŸlar ve takip eden bir­kaç ay boyunca da kalan saçlar çıkar. Hastaların çok küçük bir yüzdesinde, saçların, çoÄŸunun uza­maya baÅŸlaması dört aydan sekiz aya kadar, ya da daha fazla gecikebilir ve saçlann tamamlanması onsekiz ayı bulabilir.”
Saçın uzaması sabit deÄŸildir; doÄŸal olarak “saç uzaması için bazen haftalar, bazen de aylar gerekir. Yeni ekilen saçın çapı ve uzunluÄŸu zaman içinde artacaktır,” denmektedir bu raporda.

İlk seansı takiben yeni seanslar planlıyorsanız, önceden ekilmiÅŸ saçlarınıza uzamaları için ÅŸans tanımak üzere en azından sekiz – on iki ay bekleyin.

Bu bölümde birkaç yerde belirtildiği gibi bazı doktorlar saç restorasyonu cerrahisindeki yeni, çağ­daş yöntemlere adapte olmakta yavaş davranmak­tadırlar; bazıları da bu konuda tamamen isteksizdir.
Kaliforniya, Santa Paula’dan Dr. Michael D. Sparkhul, çok küçük parçalarla çalışmaya adapte olmanın çok büyük bir hüner ve çaba gerektirdiÄŸini belirtmektedir.

“Åžimdiye kadar gördüğüm en iyi sonuçları ver­mesine raÄŸmen, uzun, yorucu ve aşın çaba isteyen bir yöntem bu ve arada sırada çıkan hastalara uygulayıp iyi sonuçlar alacağını düşünen doktorlar için uygun deÄŸil. Bu yöntem hafife alınamaz. Fazlasıyla adanmışlık, organizasyon ve hüner gerek­tiriyor. Bu yöntemi ne kadar çok uygularsam, beni o derece mütevazı olmaya zorluyor. KiÅŸi sürekli dik­katli olmak zorunda.”

Hasta da, saç transplantasyonu konusundaki eğitimi ve doktor seçimi konusunda aynı derecede dikkatli olmalıdır.

Takma saçın yapısı

14 Haziran 2010 Yazan  
Kategori Saç sağlığı

Takma saçın yapısı

Takma saçın alt yapısında, kapatacağınız kel böl­genin şekline uyacak biçimdede kesilmiş ve şekil verilmiş bir ağ taban veya kafanıza göre şekil­lendirilmiş bir silikon taban ya da bunların her ikisi birden bulunur.
Hem ağ hem de silikon tabanlar çeşitli yapış­tırıcılarla ya da klipslerle başınıza tutturulabilirler. Böylelikle takma saçı istediğiniz sıklıkta çıkara­bilirsiniz.

Silikon taban, ağ tabana göre daha doğal görü­nür.
Ağ şeklindeki taban kullanıldığında, saçlar tek tek ya da çok küçük gruplar halinde ağın iplerinin çevresine bağlanır ve düğümlenirler. Bu şekilde, saçın doğal uzama şeklini takip ederler.

Takma saçlarda kullanılan saç
En iyi takma saçlar, en iyi kalite insan saçından, müşterinin saçma uyacak şekilde özel olarak ya­pılanlardır. Bu uyum, rengi, dokuyu, doğal dalga ya da lüleyi veya saçın düzlüğünü ve saçın yoğun­luğunu kapsar.

Daha ucuz takma saçlar, orta kalite insan saçın­dan, hayvan kılından ya da yapay liflerden yapıla­bilir.
Fiyatı en pahalı ya da orta seviyede pahalı olan takma saçlar, çeşitli renk, doku, yoğunluk ve deği­şik lüle, dalga ya da düzlük seviyesine sahip bir şekilde doğal olarak uzamış olan Avrupalı saçından yapılır.

En ucuz takma saçlar ise, koyu renk, düz Asyalı saçının boyanması ya da renginin açılmasıyla yapı­lır. Asyalı saçı çok dayanıklı olmasına rağmen, renklendirme işlemi onu nazik ve kuru yapar, bu yüzden kolayca kırılır ve takma saç kısa sürede şek­lini kaybeder. Bu durum kısa aralıklarla yenilen­meyi gerektirir.

Takma saçlar en yaygın saç ikame şeklidir; fakat her birinin fiyatı ve görünüşü kullanılan materyale ve işçiliğin seviyesine bağlı olarak yüksek oranda farklılık gösterir.
İnsan saçı naziktir, bu yüzden en pahalı ve usta­lıkla yapümış takma saçlar bile düzenli bakım ister ve bir süre sonra yenisiyle değiştirilmeyi gerektirir.

Takma saçın yerleştirilmesi
Takma saçı başınıza tutturma şeklinizin, onun altın­da ya da yanında olan saçı fazlasıyla etkileyeceğini unutmayın. Takma saç onun altında bulunan böl­gede saç kaybını hızlandırabilir. Özellikle de uhuya benzer kuvvetli bir yapıştırıcı ile ya da dokuma işlemi ile başa tutturulmuş olan takma saçlar. Klipsler en az saç kaybına neden olurlar.

Kalıcı olarak tutturulan takma saçlar
Kalıcı olarak tutturulan takma saçlar, genellikle altı haftada bir, bir saç teknisyeni ya da kuaför tarafın­dan çıkarılmak üzere tasarlanmışlardır. Bu sizin için, başınız için ve saçlarınız için çok sağlıksız ola­bilir. Şampuanla yıkama sırasında, kafa derisi ve takma saç arasında biriken pul halinde dökülmüş cilt hücreleri, yağ, dökülmüş saçlar ve diğer organik kalıntılar temizlenemezler. Yapıştırılmış ya da dokunmuş (bu yöntemde saçınız takma saçın dip kısmına örülerek onu başınızda sabitler) olsun, eğer bu çeşit bir takma saçınız varsa, en azından beş günde bir çıkarılması ya da gevşetilmesi gere­kir ki, kafa derinizi iyice temizleyebilesiniz.

Yapışkanla tutturulan takma saçlar
Takma saçı tutturmak için iki yanlı bir bant kul­lanılır. Bu kolay bir tutturma şeklidir ve saçı iste­diğiniz zaman çıkarabilir ve takabilirsiniz. Ama kafa derinizde ve takma saçın alt kısmında yıka­manız gereken yapışkan bir artık bırakabilir. Fazla terlediğinizde bandın yapışkanlığı kaybolabilir. Ayrıca yüzme de bandı gevşetebilir.

Klipsle tutturma
Takma saçın altında bulunan metal klipsler, takma saçın hemen altında ya da yanında bulunan kendi­nize ait saçlara tutturulurlar. Güvenli ve bantlarda olduğu gibi çıkarması kolaydır.

Kopça ile tutturma
Metal kopçalar sağlam bir şekilde takma saçın altına tutturulurlar, sonra da takma saçın altındaki ya da yanındaki saçlara bağlanır ya da dikilirler. Saç uzadıkça kopçaların yeri değiştirilmelidir; ayrı­ca bu yöntem gündelik takıp çıkarmaları imkansız hale getirmektedir. Sadece bir teknisyen tarafından çıkarılabilirler. Kafa derisinin düzenli temizliğini imkansız hale getirdiği için, kalıcı tutturma yön­temlerine benzer şekilde, kopça ile tutturma yön­teminin de kafa derinizin ve saçlarınızın sağlığı açısından büyük bir dezavantajı vardır.

Dokumalar
Dokuma işlemi sırasında, kendi saçınızın telleri, takma saçın temelindeki açıklıkların içinden geçir­ilir ve takma saçı kafanızda sabitleyecek şekilde örülür. Birçok tutturma noktası olduğu için çok sağlamdır.

Takma saçın, saçınız uzadıkça tekrar yerleştir­ilmesi gerekir. Dokumalar genellikle saçınızı çeke­ceğinden, takma saçın altındaki saçlarda fazladan dökülme görülebilir. Buna çekme kelliği, yani pre­matüre saçın bölgesel olarak dökülmesi denir.
Dokumalar da, takma saç haftalar boyunca ye­rinde takılı kalacağından, kafa derisinin sağlığı açı­sından problem yaratabilir.
Bu bölümdeki fotoğraflar Propecia, Toppik ve Foliküler Trans­plantasyon ile elde edilen sonuçların örneklerini göstermek­tedir. Aynca kuralları olmayan bu endüstride görülen bazı hatalı uygulamalara da örnekler bulunmaktadır. Maalesef yıllar boyunca bu tür sonuçlar standart olarak sunulmaktaydı. Ne mutlu ki, siz bu tür kazalara kurban gitmek zorunda değilsiniz.

Tünel yöntemi
Bu işlemde, kafa derinizde tüneller oluşturulur. Bu tüneller, vücudunuzun başka bir bölümünden ame­liyatla alman parçalarla kendi derinizden yapılır.
Üç tünel yaratılır: bir önde ve iki tane arkada.
Takma saçınızda, plastik ya da naylondan ya­pılmış kancalar bulunur ve bu kancalar kafanızdaki tünellere takılır. Güvenli ve takma saçın kolayca çıkarılıp takılmasına (her gün) imkan veren bir tut­turma yöntemi olmasına rağmen, kafanızda tünel­ler vardır! Tüneller ameliyatla kaldırıldığında bile kafa derinizde izleri kalır.

Takma saçın kafa derisine dikilmesi
Bu yöntem, BirleÅŸik Devletler’in bütün eyaletlerin­de kanunen yasaklanmış olmasına raÄŸmen, saygın cerrah Dr. VVilliam R. Rassman ÅŸu uyarıda bulun­maktadır: “En azından bir eyalette, New Jersey’de, savcının meslekten ömür boyu men etme giriÅŸim­lerine raÄŸmen, bazı ÅŸirketler bu yöntemi senelerdir kullanmaktadırlar.”

Bu yöntem, takma saçın kafa derinize dikildiği
barbarca bir yöntemdir. Dikişler asla alınmadığı ve kendiliğinden de çıkmadığı için -oysa ameliyatlar­da yara iyileştikten sonra dikişler alınır ya da ken­diliğinden çıkarlar- büyük problemler görülür.

“Uzun süre deride bırakılan ameliyat dikiÅŸleri, bir telin peyniri kesmesi gibi, deriyi keserler. Bu yöntemde, dikiÅŸler daima deriyi kesip çıktıkların­dan, yenilenmeleri gerekir,” diyor Rassman.

Bu durum, örneğin saçınıza dokunur ya da tararken yapılan hareketle saçın çekilmesi sonucu, dikişlerin zorlanmasıyla daha da içinden çıkılmaz bir hale gelir.

Tekrarlayan enfeksiyonlar ve yara izleri oluÅŸur.
Durun, daha bitmedi. Rassman sonra olanları şöyle açıklıyor: “Yaralar zamanla, kafa derisinin merkez kısmına kan taşınmasını neredeyse tama­men bloke eder hale gelirler. Bu yüzden, parşö­mene benzeyen, ince bir yara izi dokusu, kafa derisinin merkezindeki derinin yerini alır. DikiÅŸin çevrelediÄŸi bölgede önceden mevcut olan saçlar da yok olur. Bu zarar kalıcıdır.”
Yaklaşık altı yıl önce, saç ikame metotlarını araÅŸtırırken New Jersey’de bu firmalardan birini ziyaret etmiÅŸtim. Saç kaybının daha ilk aÅŸama­larında olduÄŸumdan, takma bir saçı kafama dik­tirmek gibi aşırı ve tehlikeli bir yöntemi bir yana bırakın, henüz bir takma saç adayı bile sayıl­mazdım. Buna raÄŸmen, orada çalışan vicdansız satış temsilcisi, bu yönteme ihtiyacım olduÄŸuna beni ikna etmek için uÄŸraÅŸtı. Tabii ki ben orada sadece araÅŸtırma amacıyla bulunuyordum, ama bu yöntemi uygulatmaya ikna olmuÅŸ herkes için çok üzgündüm.

Saç transplantasyonunun temel kuralları

13 Haziran 2010 Yazan  
Kategori Saç sağlığı

Saç transplantasyonunun temel kuralları

Saç transplantasyonu yöntemini ve foliküler trans­plantasyon metodunu derinlemesine incelemeden önce, bu konuyla ilgili bazı temel kurallara göz atalım:
* Saç transplantları sadece, kendi donör böl­gelerinizden alınacak kendi saçınızın ak­tarılmasıyla ya da aynı yumurta ikizleri arasındaki aktarımla yapılabilir. Aksi halde vücudunuz aktarılan saçı, dokuyu ya da folikülü reddeder.
* îleri derecede erkek tipi kelliÄŸe sahip olan­ların baÅŸlarının arkasındaki ve yanlarındaki saçlar biraz azalmakla beraber dengeli bir ÅŸekilde dağılmış olarak kalır. Bu bölgeler, donör saçın alındığı donör bölgeler’dir. Bu­ralardan alınan saç, kafa derisinin diÄŸer bölgelerinde doktorun ameliyat aletleri ile açtığı çok küçük yarıklara yerleÅŸtirilir.
* Aktarılan saça, saç foliküllerine ve onları çevreleyen dokuya ve deriye parça (graft) denir.
* Her bir parçada, saç, doku ve deriyle bir­likte bir ya da daha fazla saç folikülü bulu­nur.
* Her kafa farklıdır.
* Saç transplantasyonunda sanat, tıbbi teknik kadar önemlidir.
* Saç yoğunluğu, kafa derisinin bir santime­tre karesindeki saç foliküllerinin sayısıdır.
* Kafa derisi gevşekliği, kafa derisinin esnek ve gevşek olmasıdır.
* Kafa derisi gevşek ve yoğunluk fazla oldu­ğunda, daha fazla saç transplantasyonu yapılabilir.
* Saç, kafanın değişik bölgelerinde değişik yönlere doğru büyür: Önde ve tepede ileri doğru, yanlarda aşağı ya da başın orta kıs­mından geriye doğru, arkada ise geriye ve aşağıya doğru.
* Kalın saçın hacmi daha fazladır, bu nedenle her parçada daha az saç transplantı yapıla­bilir. Ayrıca kalın saç kel bölgeyi daha iyi kapatır.
* İnce saçın hacmi azdır ve kalın saçtan daha az örtücü olan, ama çok doğal bir görüntü verir.
* Kıvırcık ve dalgalı saç daha kolay iyi sonuç verir, çünkü tek bir kıvırcık saç kendi etra­fında kıvrılır ve kafa derisini düz saçtan daha fazla kapatır.
* Düz saç kafa derisinin üstüne düşer ve kıvırcık ya da dalgalı saça göre kapatıcılık açısından daha az yoğun bir görüntü verir.
* Saç rengi, cilt rengine ne kadar yakın olur­sa örtülen yerin görünüşü o kadar iyi olur. Afrika kökenlilerin saçı koyu renk ve çok kıvırcıktır ve koyu renk cildin değişik ton­larıyla çok az kontrast oluşturur. Bu, gö­rünüş açısından en iyi transplantasyon sonuçlarının alınmasını sağlar. Açık renk saçlı ve açık renk cütli erkeklerin de saç ve cilt tonları arasında daha az kontrast vardır. Bu da mükemmel sonuçlar verir. Koyu renk
düz saçlan ve bej rengi ciltleri olan Asyalı erkeklerde kontrast daha fazladır ve saç transplantasyonunda en sanatsal becerileri gerektirirler. Yine de hünerli bir doktorla mükemmel sonuçlar alınabilir.
* Yönteme karar verirken doktor hastanın gelecekteki saç kaybı tablosunu ve değişim hızını da göz önüne almalıdır.
* Saç çizgisinin dizaynı ve aktanlan saçların konulacağı bölgenin seçimi çok önemli noktalardır. Transplantasyonu planlamak bir sanattır ve doğal saç çizgileri kişiden kişiye değişir.
* Çok ufak foliküler birimlerin (bir-dört saç­tan oluşan doğal kümeler) kullanıldığı yön­tem sayesinde, doktorlar saç kaybının erken aşamalannda, saç çizgisi daha yeni geri kaymaya başlamışken saç transplantasyo­nunu uygulayabilirler.
* Aktarılan saç önce başın ön ve üst kısmına eklenir. Hastanın tek kelleşen bölgesi orası olmadığı takdirde, başın tepe kısmı sona saklanır.
* Eğer seanslar uzun sürerse, istenen sonuca bir ya da iki seansta ulaşabilirsiniz. Bu seanslarda binlerce saç, bir-dört adet saçtan oluşan foliküler birimler halinde trans-plante edilir. Saç kaybının ilerlemesi du­rumunda, gelecekte yeni seanslar da yapılabilir.
* Her seans, beş ve on saat arasında bir zaman alır.

Ön sınav
Saç transplantasyonunuzu gerçekleştirecek olan doktorla ilk randevunuzda, doktorunuzun şunları yapması gerekir:
* Başınıza detaylı bir fiziksel muayene uygu­lamalı ve ilgili tıbbi geçmişinizi detaylı bir şekilde öğrenmelidir.
* Başınızın muayenesinde, saç yoğunluğunu ölçen ve normalde foliküler birimlerinizde kaç adet saç olduğunu ve zaman içinde sizde görülecek olan saç kaybı tablosunu doktorun anlamasına yarayan bir alet olan Hair Densitometer™ kullanılmalıdır. Ayrı­ca, ince saçlarınızla kalın saçlarınız karşı-
laştırılır. Bu şekilde, saç tellerinizin saç foliküllerinin küçülmesinden dolayı ne de­recede inceldiği ve kısaldığı görülecektir.
* Doktor size uygulanacak transplant mode­lini ve tahmini zaman programını yazıya dökmelidir.
* Doktor bütün transplant prosedürünü ve oluşabilecek riskleri açık bir şekilde anlat­malıdır.
Doktora muayene olmaya giderken ona gös­terecek bir şeyiniz olması gerektiğini unutmayın; bu demek oluyor ki ona tıraş edilmiş ya da kısacık kesilmiş saçlarla gitmeyin. Muayeneden önce saçı­nızın biraz uzamasını bekleyin.

Foliküler transplantasyon yöntemi
Saç transplantasyon ameliyatı, birkaç saat sürer ve sadece doktorun değil, birkaç tıp teknisyeni ve hemşirenin de olmasını gerektirir. Doktorun mua­yenehanesinde, sadece lokal anestezi ile gerçekleş­tirilir. Hafif bir ağrı kesicinin ardından, diş operasyonlarında yapılan novocaine- iğnelerine benzer şekilde, donör ve reseptör olan bölgeleri
uyuşturmak için kafa derisine enjeksiyonlar yapılır.
Bu işlem boyunca hasta ya arkasına yaslanır ya da uzanır; müzik dinler veya tıp ekibiyle konuşur.
Hastaya lokal anestezi uygulandıktan sonra adım adım neler olduğuna bakalım:
1. Doktor, kafa derisinden donör olarak bir şerit seçer. Bu şeritteki saç kısa kesilir ve sonra doktor bir skalpel kullanarak bu şeridi başın yan ya da arka tarafındaki donör bölgeden ayırır. Donör şerit soğutul­muş tuzlu su solüsyonu ya da Ringer laktatı ile dolu bir kaba konulur.
2. Donör bölge kapanacak şekilde dikilir. Do­nör bölgeyi açık bırakan bir doktora operas­yonunuzu yaptırmayın. Küçük ya da büyük olsun açık bir yara, iz bırakma riskini art­tıracaktır. Donör bölgenin üstündeki saç dikişli bölgeyi kapatacaktır. Bu bölge bir, iki hafta içinde iyileşir ve eriyen dikişlerden kullanılmamışsa, dikişler doktor tarafından alınır. Bu işlem, çevredeki saçlar sayesinde fark edilmeyen ince bir iz bırakır.
3. Donör kafa derisi şeridi, tıp teknisyenleri tarafından bir mikroskop altında kesilir ve
ekstra yağlı dokudan temizlenir. Bu, uzun, detaylı ve titiz bir süreçtir; bu yüzden donör şerit kesilip parçalara ayrılır ve ekilirken, diğer parçalar, 40oF ısısındaki bir buz­dolabında bekletilirler. Kesme işlemi sıra­sında şerit, her biri bir-dört saçtan oluşan folıküler birimlere ayrılır. Bunlar doğal ola­rak oluşmuş bireysel kümelerdir. Her bi­rimde (bir saçtan, iki saçtan, üç saçtan ya da dört saçtan oluşan birimler olması fark etmez), saç telleri, saç folikülleri, doku ve deri bulunur. Bu foliküllere zarar vermemek için çok özen gösterilmelidir.
4. Transplantın uygulanacağı alıcı bölgeye ameliyat öncesi muayene sırasında zaten karar verilmiştir. Ameliyat sırasında doktor, kafa derisine transplant uygulanacak böl­genin dış hatlarını çizer. Bu hatlar sizin pek yakında yaratılacak olan yeni ön saç çiz­giniz, başın üst ya da tepe bölgesi olabilir. Her bir alıcı bölge, küçük ve özel bir skalpel ile açılan çok küçük bir yarık ile ekilecek parçayı almaya hazır hale getirilir.
5. Sonra, foliküler birimler halindeki saç par­çaları, saçın doğal büyüme yönüne göre alıcı bölgelere yerleştirilir.
İlk seanstan sonraki transplant ameliyatları, bir önceki seansın donör alanındaki yara izinin alın­masını ve saçın altındaki yara izi sayısını en aza indirmek için ilk donör bölgeye komşu bölgenin aynı işlemde kullanılmasını gerektirir. Aksi halde, donör bölgelerdeki yara izlerini örten saçlar ince ise, birkaç yara izi çirkin bir görüntüye neden ola­caktır.
Doktorlar parçaları kafa derinize, saçınızı tara­madığınızda bile doÄŸal duracak, istediÄŸiniz modeli verebileceÄŸiniz ve saçınızın doÄŸal olarak uzamasını saÄŸlayacak ÅŸekilde yerleÅŸtirmelidirler. Saç yoÄŸun­luÄŸu az olan veya aşın kelleÅŸmiÅŸ ve donör saçı az olan kiÅŸiler, “ağırlıklı” transplantasyon uygulaya­bilirler. Bu yöntemde, iyi kapatıcılık saÄŸlayan bir saç modeli oluÅŸturmak için bir bölgeye diÄŸerinden daha fazla transplantasyon yapılır. Her durumda, saçınıza iyi ÅŸekil vermek transplantın baÅŸarısını art­tırır.

Foliküler transplantasyon
1984 yılında patolog John Headington, saçın, bir-dört adet saçtan oluÅŸan doÄŸal kümeler halinde çık­tığını belirtmiÅŸ ve bu kümelerin her birine foliküler birimler adını vermiÅŸti. 1980′lerin sonlarında, Tek-sas San Antonio’da doktor olan Dr. Bobby L.
Limmer, saç transplantasyon ameliyatında mik­roskop kullanmaya başlamıştı. Bu çok önemli katkı, saç derisini foliküler birimlere ayırmayı ve mini ve mikro parçalar elde etmeyi mümkün kılmıştır.

New York’taki Kaliforniya Üniversitesinin Dok­torlar ve Cerrahlar Koleji Dermatoloji Bölümü yardımcı klinik profesörü olan ve saç transplantas­yonları yapan Dr. Robert Bernstein, bütün trans­plantasyon sürecinde bu foliküler birimlerin kullanılması gerektiÄŸini öne sürmüştür. Bernstein ve Los Angeles’taki meslektaşı, ileriyi gören, yara­tıcı bir cerrah olan ve biyoteknoloji alanında sayısız patente (saç yoÄŸunluÄŸunu ölçen Hair Densitome-ter de dahil olmak üzere) sahip olan Dr. VVilliam R. Rassman, yeni bir devri baÅŸlattılar: Bu birimlerin transplantasyon sırasında parçalara ayrılmaması gerektiÄŸine ve doÄŸal olarak bulundukları birli, ikili, üçlü, dörtlü kümeler halinde kullanılmalarının daha iyi olacağına karar verdiler.

1995 yılında Bernstein ve Rassman’ın bu yön­temi mükemmel bir hale getirmesiyle saç trans­plantasyon cerrahisi ileri doÄŸru büyük bir adım atmış oldu. Bernstein bu yönteme foliküler trans­plantasyon adını verdi ve iki doktor bu yöntemi International Journal of Aesthetic and Restorative Surgery’de bir makaleyle tanıttılar.

“Foliküler transplantasyon, saç restorasyon cer­rahisinin geniÅŸ parçalarla baÅŸlayıp, saçın doÄŸada bulunduÄŸu ÅŸekli olan birli, ikili, üçlü birimler halin­de kullanılmasına doÄŸru süren otuz yıllık evri­minin, mantıksal olarak ulaşılan son noktasıdır. Foliküler transplantasyonun kilit noktası, hastanın doÄŸal saç gruplarını tanımlamak, foliküler birim­leri, onları çevreleyen deriden ayırmak ve bunları yetiÅŸkin bir bireye uygun yoÄŸunlukta ve yaygınlıkta alıcı bölgelere yerleÅŸtirmektir.”

Bundan önce transplantlar, yirmi saça kadar genişleyen saç gruplarının alıcı bölgeye yerleşti­rilmesiyle yapılıyordu. Sonuç kozmetik açıdan ca­zip ve doğal bir görünüm oluşturmuyordu. Çünkü saç normalde başınızdan geniş gruplar halinde fışkırmaz.
Bernstein ve Rassman’ın tekniÄŸi, eski metot­larda karşılaşılan pek çok problemi de çözmüştür.

“Foliküler transplantasyonun kritik noktaları, ne kadar donör saçın mevcut bulunduÄŸunu hesap­lamak, foliküler birimleri titiz bir ÅŸekilde ayırmak, transplantın kozmetik açıdan baÅŸarısı için alıcı böl­geyi dikkatle tasarlamak, fazla sayıda seans yerine az sayıda seansta çok sayıda implant yapmak, uzun vadede kelliÄŸin gidiÅŸatını göz önüne alarak bir
master plan hazırlamaktır. Ayrıca-hastanın gerçekçi beklentileri olmalıdır.”

Doğayı yansıtmak bu tekniğin sırrıydı.
“Saçlar normalde kafa derisinden, foliküler bir­imler denilen doÄŸal kümeler halinde çıkar. Cerrah, doÄŸadakine benzer saçlar yaratabilir. Transplantas­yondan sonra bu küçük parçalar, genellikle bitiÅŸik-lerindeki doÄŸal saç gruplarından ayırt edilemezler,” demektedir Dr. Rassman.

Foliküler birimlerdeki saç sayısı bir ve dört arasında deÄŸiÅŸir. DoÄŸal olarak saç folikülleri ve saçlar bu ÅŸekilde uzarlar. Dr. Rassman şöyle diyor: “Eski tekniklerle çaÄŸdaÅŸ teknik arasındaki fark, parçaların boyutları ve konfigürasyonu ile ilgilidir ve görsel açıdan bu fark, gece ve gündüz arasın­daki fark kadar dramatiktir.”

Eskiden parçalar, standart parça, mini parça ve mikro parçalar olarak ayrılıyordu. Ama bunların hiçbiri saçın doğal uzama şeklini taklit edemiyor­du. Ne yazık ki bu üç yöntem de hala birçok doktor tarafından transplantasyonlarda kullanılmaktadır.
Standart parçalar, en nahoş, oyuncak bebek saçı görüntüsünü yaratan geniş parçalardır. Çaplan 3-4 milimetre arasında değişir ve her bir parçada on ikiyle yirmi arası ya da daha fazla miktarda saç bulunur. Günümüze kadar saç transplantasyonuyla en çok bağdaştırılan görüntü buydu.

Çapları 1,2 ve 2,5 mm. arasında değişen ve her birinde beş-dokuz arasındaki bir sayıda saç bulu­nan mini parçalarla hafif bir gelişme gösterildi.

Mikro parçalar önemli bir geliÅŸme olmakla bir­likte, günümüzdeki çaÄŸdaÅŸ foliküler birim tekni­ğinin gerisindedir. Çapları 1 ve 1,5 mm. arasında deÄŸiÅŸen parçaların her birinde sadece bir-üç arası bir sayıda saç bulunmasına raÄŸmen, saç tellerinin ve foliküllerinin doÄŸal düzeneÄŸinden, yani foliküler birimlerden yaratılmamışlardır. DoÄŸal bir ÅŸekilde uzayan gruplar görmezlikten gelinmiÅŸ, birbirinden ayrılmış ve birçok folikülün zarar görmesi yüzün­den transplantasyondan sonra saç uzamasında baÅŸarısızlık oranları yüksek çıkmıştır,” diyor Dr. Rassman.

Bernstein ve Rassman’ın 1997′de tıbbi bir dergi olan “Dermatologic Survey “de çıkan raporlarında ÅŸu noktalar belirtilmiÅŸtir: “ABD’de erkekler üzerin­de uygulanan en yaygın kozmetik cerrahi yöntem, saç restorasyon ameliyatıdır. Bu ameliyat, erkeklere uygulanan kozmetik yöntemler arasında, kiÅŸinin görünüşünde en çok fark yaratma potansiyeline sahip olanıdır. Bununla birlikte, kozmetik ameliyat­ların hiçbirinde hasta için istenilen sonucu almak bu kadar zor olmamıştır. Birkaç aÅŸamalı seanstan sonra kısmi, tamamlanmamış ya da çirkin görün­tülere neden olan eski cerrahi yöntemlerin yarattığı problemler, uzun vadeli faydaların önüne geç­miÅŸtir.”

Kabul edilebilir cerrahi sonuçlara ulaşmak için uzun bir yol kat edilmişti.
“2-5 milimetrelik parçalarla yapılan geleneksel transplant ameliyatlarının, kafa derisini küçült­menin veya Sapların, yalnız ya da birlikte uygulan­malarının uzun süre devam etmesi, genellikle ciddi ÅŸekil bozukluklarına yol açmıştır. Transplantlarda foliküler birimleri kullanan bir cerrah, bir tek seansta çok miktarda implantı güvenli bir ÅŸekilde aktarabilir ve doÄŸal saça en yakın saç biçimini yaratabilir,” yazıyordu bu raporda.

Her çeşit kozmetik ve rekonstrüksiyon ameli­yatı gibi, saç transplantasyonu da hastayı cerrahi bir yol haritasına benzetmemeli, yapılan değişiklik­ler doğanın orijinal bir hediyesi gibi gözükmelidir.

“İdeal durumda, saç restorasyon ameliyatı hastanın yetiÅŸkin görüntüsünü korumalı ve ona, saçları fazla dökülmeden “olgunlaÅŸsaydı” sahip olacağı “görünüşü” vermelidir. Ameliyatlar hastanın yetiş­kin görüntüsünü deÄŸiÅŸtirmeye yeltenmemelidir,” diye açıklıyorlardı Bernstein ve Rassman.

Bernstein ve Rassman’m Dermatologic Sur-gery’deki raporu hakkında yorum yapan Avustralya Melbourne’den Dr. Richard C. Shiell onların bu alana getirdiÄŸi yenilikleri destekliyordu: “KuÅŸku­suz, onların bulduÄŸu teknik saç restorasyonu cer­rahisinde bir devrim yarattı. Ayrıca bu alandaki hemen hemen bütün pratisyenler onların geçmiş­teki yazılarından ve ikna edici vaka sunumlarından halihazırda fazlasıyla etkilenmiÅŸlerdir.”

Tekniklerdeki bu müthiÅŸ ilerlemeye raÄŸmen, birçok doktor hala eskide kalmış, kabul edilemez yöntemleri kullanmaya devam etmektedir. Dr. Rass­man konuyu şöyle açıklamaktadır: “Sorun, deÄŸiÅŸim ve deÄŸiÅŸimin ekonomisidir. Kendini kanıtlamış saç transplantasyoncuları için deÄŸiÅŸim kolay deÄŸildir. Fakat, geleneksel saç transplantasyonlarının so­nuçları çok kötü olmuÅŸ ve doÄŸal bir saç görüntüsü sunamamışlardır. Bu tedavileri gören hastalar nor­mal bir hayat süremez hale gelmiÅŸlerdir. Sorun, geleneksel transplantasyon tekniklerinin neden olduÄŸu zararlardır; bunu kabul etmeyecek kiÅŸi kör olmalıdır. Standardın altında sonuçlar veren bu yöntemlerle devam etmek, mantığa aykırıdır ve doktorlar olarak bütünlüğümüze zarar vermekte­dir.”
Saç transplantasyonu, bu hassas teknikte ken­dini uzmanlaştırmak için ne arzusu ne de yeteneği olmayan bazı doktorların gözünde karlı bir iş fırsatı olarak görülmektedir. Bu fırsatçı doktorlar yöntem-lerdeki güncel gelişmeleri öğrenmeye isteksiz­dirler.

“İyi sonuçlar alamayan doktorlar ya bunu nasıl baÅŸarabileceklerine odaklanmalıdıriar ya da bu yöntemi uygulamayı tamamen bırakmalıdırlar. Bi­zim hastalarımızdan standarda uygun sonuçlar alındı ve bizce bu, saç transplantasyonunda uygu­lanacak standart haline getirilmelidir. Rassman standardından söz etmiyorum, doÄŸanın standardın­dan söz ediyorum. Saç, her birinde birle dört arasında bir sayıda saç bulunan birimler halinde uzamaktadır ve transplantasyon da bu ÅŸekilde yapılmalıdır.”
İdeal bir saç transplantasyonu, birbirine yakın olarak yerleştirilen foliküler birimlerden meydana gelir. İki tekniğin birlikte kullanılmasına hibrid ya da karışık parça yöntemi denir; bu yöntemde, kapatılacak alanın çoğunda geniş parçalar kullanılır­ken, en görünür yer olan ön saç çizgisinde küçük ve doğal folıküler birimler kullanılır. Bu teknik önerilmez, çünkü sonuç, sadece foliküler birimler kullanıldığında elde edilen sonuç kadar doğal gö­rünmez.

Foliküler transplantların avantajları
Büyük ve doğal olmayan parçalarla karşılaştırıl­dığında, transplantlarda foliküler birimlerin kul­lanılmasının sağladığı tıbbi ve görsel avantajlar şunlardır:
* Her bir alıcı bölgedeki cerrahi kesik daha küçüktür; bu yüzden daha çabuk iyileşir.
* Parçalar ve kesikler küçük olduğu için cilt yüzeyinde deformasyon ve yara izi olması önlenir.
* Takma saça ya da oyuncak bebek saçına benzemeyen doğal bir görünüş elde edilir.
* Saç uzaması daha iyidir.
* Alıcı bölgede yamaya benzeyen yara izleri
olmaz. Büyük parçalar ve kesiklerle yapılan ameliyatlarda bu durum sıklıkla görülü­yordu.
* Her bir parçanın büyüklüğü, doğal olarak oluşmuş olan foliküler birimler tarafından belirlendiği için, hastanın saçının doğal özelliklerine uygundur.
* Kafa derisinin doğal dış hatları korunur.
* İmplantlarda oksijen yayılımı azami düzeye çıkar.
* İyileşme döneminde parçalara normal kan akışının kesilmesi durumu en aza indirilir.
* Operasyon sonrası iyileşme süresi önemli ölçüde kısalır.
* Saç birimleri çok küçük oldukları için bir­birine çok yakın bir şekilde yerleştirilebilir.
* Her seansta çok sayıda implant yapılabilir.
* Saçlar doğal bir biçimde serpilebilir.
* Alıcı bölgeleri tasarlamada esneklik sağlar.

Saç transplantasyonunda lazerler
Bazı doktorlar, saç parçalarının yerleştirileceği alıcı bölgelerde delikler açmak için, ultra ya da süper-atışlı C02 lazerlerini transplantasyon yöntemine dahil etmişlerdir. Bu durum, aşağıdaki nedenlerden dolayı tartışmalar başlatmıştır:
* Bütün saç transplantasyon yöntemlerinde olduÄŸu gibi alıcı bölgeye lokal anestezi uygulanmalıdır, çünkü lazer aşırı acıya neden olur. Doktorlar lazeri “acısız” olarak reklam ettiklerinde, bu yanlış yönlendir­medir. Kafa derisindeki alıcı bölgeyi uyuş­turmadan asla kullanılmaz.
* Lazerli bölgelerle, skalpel ile yapılan böl­geler karşılaştırıldığında, bazı hastaların saçlarının, bazı lazerli bölgelerde daha az çıktığı görülmüştür. Bunun nedeni, günü­müzde kullanılan lazerlerin, o bölgeye kan akışını azaltarak ekilen parçalara yeterli oksijen gitmesini tehlikeye atmalarıdır.
* Ekilen parçaların sayısı arttıkça, alıcı böl­geleri çevreleyen dokuların ısıdan zarar görmesi bir sorun oluşturur.
* Lazerin ciltteki kolaj enleri ve elastik lifleri tahrip etmesi nedeniyle, cildin normal esnekliği azalır ve ekilen saçlar lazer kul­lanılarak yaratılan bölgelerden düşebilir.
* Lazer kullanıldığında daha fazla iz ve daha fazla doku ölümü görülür.
* Lazer transplantasyonundan sonra iyileşme daha uzun sürer.
* Lazer ne kadar sofistike ve etkin bir hale gelirse gelsin, yine de dokuyu tahrip eder ve bu yüzden de her zaman skalpelin geri­sinde kalacaktır.

Bernstein ve Rassman’m “Lasers in Surgery and Medicine”de (19. cilt, no.2, 1996) belirttikleri gibi, lazerler aslında, bazı doktorlar tarafından ne yazık ki hala kullanılan eski bir tekniÄŸin uygula­masında, doÄŸal görünmeyen geniÅŸ saç tutamlarını yerleÅŸtirecek geniÅŸ, derin yarıklar açmak için tasar­lanmış yeni bir teknolojidir.
“Foliküler transplantasyonda ise donör parça­ları içine alacak geniÅŸ yarıklar gerekmemektedir. Hastanın doÄŸal saç grupları tanımlanarak, gruplar arasında bulunan fazla doku temizlenebilir; bu da, çok küçük yerlere yerleÅŸtirilebilecek minik foliküler birimlerin elde edilmesini saÄŸlar ve büyük hacim ve sıkıştırma problemlerini çözer. Bu yüzden, lazer­lerle yarık açarken alıcı bölgedeki dokuyu kaldır­masının bir avantaj olduÄŸunu iddia etmek, foliküler transplantasyon düşünüldüğünde geçersizdir.”

Transplantasyon yapılacak bölgenin görünüşünün tasarlanması
Başlarında fazla miktarda saç kalmış erkekler, transplantasyonun dizaynı açısından esnekliğe sahiptirler.
Başının arka ya da yan taraflarındaki donör bölgelerde, büyük oranda saçı kalmamış çok kel bir erkeÄŸin transplantasyon dizaynında üç seçeneÄŸi vardır: Arzu edilen saç çizgisi dahil, bütün kel böl­geleri örten ince bir saç tabakası yaratılması; saç çizgisinin yukarıya yapılması ve diÄŸer kel bölge­lerin makul miktarda saçla örtülmesi; ya da “ön ağırlıklı” model. Bu seçenekte, donör saç yüzü çev­releyerek istenilen saç çizgisini yaratır ve başın üstünü makul derecede örter, ama başın tepesi ya kel kalır ya da ince bir tabakayla örtülür. Sonun­cusu üç seçenekten en memnun edici olanıdır.

Saç kaybınız ne boyutta olursa olsun, her trans-plantta belirli dizayn kuralları önem taşır.

Bernstein ve Rassman bu noktalan ve diÄŸer konuları “Dermatologic Survey”de (23. cilt, no. 9, 1997) detaylı olarak anlatmaktadırlar. Dr. Shiell derginin aynı sayısında bu raporu, “saç restorasyon cerrahisi uygulayan herkesin en baÅŸta okuması gereken en önemli çalışma,” olarak nitelendirmiÅŸtir.

Ekilen saçın dizaynında geçiş bölgesi en büyük önemi taşır.
Bernstein ve Rassman şöyle yazmaktadırlar: “GeçiÅŸ bölgesi, bir kiÅŸinin gözlerini tamamen saçsız kafa derisinden transplantın gür yapısına yönlen­diren bölgedir. Rekonstrüksiyonun en görünen, bu nedenle de en kritik olan parçasıdır. Transplantın diÄŸer yönlerinde olduÄŸu gibi doÄŸal görünümlü bir geçiÅŸ bölgesi oluÅŸturmanın da püf noktası, doÄŸada-kini taklit etmektir. Ne mutlu ki, foliküler implant-lar bize bunu baÅŸarmamız için gerekli aracı saÄŸlamaktadır.”

Geçiş bölgeleri şu bölgelerde fark edilir: Ön saç çizgisinde; şakaklarda; kelleşen tepede; ve eğer perçem izole hale gelirse, yanlarda.
Bernstein ve Rassman, “GeçiÅŸ bölgesi, ekilen saçın, halihazırda varolan saçla bütünleÅŸmesi için ve hastanın çirkin ve yapay bir görüntü yaratmış olan eski transplantasyonlarından kalmış olabile­cek geniÅŸ parçaların ve yamaların kamufle edilmesi için gereklidir,” demektedirler.

“Ön saç çizgisini incelerseniz, bir “çizgi” deÄŸil, gittikçe artan sayı ve yoÄŸunluktaki foliküler birim­lerden oluÅŸmuÅŸ yumuÅŸak, tüylü bir bölge görür­sünüz. DoÄŸal görünümlü bir saç çizgisi önce tek saçların, sonra da ikili, üçlü ve hastanın saç yoÄŸun­luÄŸuna baÄŸlı olarak belki de dörtlü foliküler birim­lerin titiz bir ÅŸekilde yerleÅŸtirilmesiyle yaratılır. Azami saç büyümesi ve en iyi kozmetik sonuçlar için, saç her zaman doÄŸal foliküler gruplar halinde ekilmelidir.”

Bernstein ve Rassman ayrıca, ön saç çizgisinde kullanılan tekli saç foliküllerinin de doğal olarak meydana gelmiş olması gerektiğini ve çok sayıda saça sahip birimlerin kesilmesiyle oluşturulmama-ları gerektiğini belirtmektedirler.
“Zayıf büyümeye neden olabileceÄŸinden, ikili, üçlü foliküler birimler tekli saçlara ayrümamahdır.”

“En doÄŸal görünüşü yakalamak için doktorların hatırlaması gereken bir baÅŸka nokta ise, geçiÅŸ böl­gesinin genellikle aşırı düzensiz ve asimetrik olma­sıdır. Bütün yaÅŸayan canlılarda “güzellik” kısmen “simetri” ile tanımlandığından, “çok mükemmel” bir geçiÅŸ bölgesi yaratmakla, hastanın görünüşüne maksimum katkıyı yapmayacak bir bölge yaratmak arasında hassas bir denge kurulmalıdır.”

Kafa derisine ekilen yapay lifler

12 Haziran 2010 Yazan  
Kategori Saç sağlığı

Kafa derisine ekilen yapay lifler

Saç transplantasyonunun kaba bir şeklidir; ama kafanıza kendi donör saçınız yerine, sentetik fiber­ler implante edilir.
Bu transplantlarda insan yapımı bir polimer olan NIDO kullanılır. Bu naylonlar, küçük gruplar halinde kafa derinize doğrudan ekilir.

Bu yöntem ABD’de kullanılmamakla birlikte, Japonya ve baÅŸka ülkelerde yaygın olarak uygulan­maktadır. ABD’li birçok doktor, baÅŸka bir ülkede yapılan bu implantların felaket sonuçlarını yaÅŸayan erkekleri tedavi etmiÅŸlerdir.Lifler, parlak, yapay görünüşlü ve serttir. Lif­lerin dokusu saç gibi görünmez ve saç hissini ver­mez. Bu implantlar, yapıldıkları bölgede kronik enfeksiyonlara neden olurlar ve zamanla, ÅŸiÅŸikler ve enfeksiyonlar kafa derisini mahvedebilir.

Bu liflerin dibinde kafa derisinin doğal yağla­rından oluşan tıkaçlar (sebum) oluşur ve birkaç haf­tada bir bu tıkaçların çıkartılması ve devam eden enfeksiyona bakım yapılması gerekir.

Bütün bunlar yetmezmiş gibi, lifler naziktir ve kolayca kırılır. Şekil verme ya da fön makinesiyle kurutma, bu liflerin kıvrılmasına ve kalıcı olarak hasar görmelerine neden olur. Taramak ise kırıl­malarına ya da yerlerinden çıkmalarına yol açabilir. Enfeksiyon, yapay liflerin yanındaki doğal saç foli-küllerinin erken kaybına neden olabilir.

Kısaca bu yöntem, ciddi sonuçlara yol açacak şekilde salonunuzdaki halının liflerini başınıza tak­maya benzer.

Saç entegrasyonu

11 Haziran 2010 Yazan  
Kategori Saç sağlığı

Saç entegrasyonu

Paris merkezli ve Beverly Hills ve New York’ta ÅŸubeleri olan bir firma, yüksek kaliteli insan saçını, kendi saçınıza “entegre” edecek (en az!) 20.000 dolarlık bir yöntem sunmaktadır. Bu yöntemde, satın alınmış saç kendi saçınıza ufak, som altın silindirlerden oluÅŸan bir aÄŸ ile tutturulur.

Dokuma yöntemine benzeyen bu yöntem doğal bir görünüm yaratmakla birlikte, bütün dokumalar gibi çok büyük dezavantajları vardır (dokumalarla ilgili bölüme bkz.). Verdiği zararın yanında, ayda rahatça 1.000 dolarınıza mal olacak bakım mas­rafları bir hakaret gibidir.

Hem erkekler hem de kadınlar bu yöntemle harika kozmetik sonuçlar elde etmişlerdir; silindir­ler sayesinde takma saç, kendi saçınız ve kafa derisi arasındaki hava dolaşımı daha fazla olmasına rağmen, dokumalardaki sağlık çekinceleri bu yön­temde de geçerlidir.

Takma saç alırken

10 Haziran 2010 Yazan  
Kategori Saç sağlığı

Takma saç alırken

Dokuma ya da yapıştırılacak bir takma saç isti­yorsanız Erkekler için Saç Kulübü, biraz pahalı olmakla birlikte harika seçenekler sunmaktadır. Fakat bu bölümde dokumalarla ilgili olarak anla­tılan sağlık sorunlarını unutmayın.

Bir klips ya da yapışkan ile tutturulacak klasik bir takma saç anyorsanız, yaşadığınız yerde önce şehirdeki en iyi saç salonunu sorun. Orası size, ürünlerini gördükleri ve beğendikleri bir takma saç stüdyosunu önereceklerdir.

Bu stüdyoda, takma saçınızı yapacak kişilerin saçınızın rengini, dokusunu ve yoğunluğunu tut­turabilmeleri için sizden bir parça saç örneği alınır. Stilist, başınıza uygun olması için başınızın ölçü­sünü alır.

Sonra stüdyo takma saçınızı bir toptancıya ısmarlar. Bu siparişi, hangi kalitede bir saç iste­diğiniz konusunda onlara verdiğiniz bilgi doğrul­tusunda hazırlarlar.

Takma saçınız stüdyoya geldiğinde, stilist prova yapar, düzeltir ve başınıza tutturduktan sonra şekil verir.

Birisi bakımdayken diğerini kullanmak üzere iki takma saç almak isteyebilirsiniz. Takma saçlar bakım ister. Bu nedenle, özel temizlik, bakım ve gerekiyorsa onarım ve boyama için en azından ay­da bir kere onu aldığınız stüdyoya ya da seçeceği­niz başka bir stüdyoya götürmeniz gerekecektir.

Kapatıcı ürünler

09 Haziran 2010 Yazan  
Kategori Saç sağlığı

Kapatıcı ürünler

Kapatıcı ürünler oldukça doğal görünürler. Birçok erkek bu ürünleri başarıyla kullanmaktadır. Ger­çekten de, bu ürünleri sürekli kullanan birçok erkek görür, ama fark etmezsiniz bile. Televizyonda ve filmlerde gördüğünüz erkeklerden bahsetmiyo­rum; meslektaşlarınızdan, arkadaşlarınızdan, kom­şularınızdan bahsediyorum.

Bu ürünlerin ne kadar işe yaradığı, hangilerini kullandığınıza, saç kaybınızın seviyesine ve ürün­leri nasıl uyguladığınıza bağlıdır. Kullanımları ko­lay ve fiyatları ucuzdur. Size, elbiselerinize ya da bir başka kişiye bulaşmazlar.

Piyasadaki en iyi güncel ürünlere bir bakalım:
Toppik
Saç kaybınız az ya da orta derecedeyse, Toppik doğal görünüşünü bozmadan saçınızı dolgunlaş-tırır. Toppik, insan saçını meydana getiren protein olan keratinden yapılmış liflerden oluşur. Bu liflerin binlercesi şık bir şekilde paketlenmiş bir kava­nozun içinde bulunur ve uygulama için, direk kavanozdan kafa derinizin incelmiş bölgelerine yavaşça dökülür. Doğal statik elektriğin etkisiyle bu lifler, saç telleriniz ne kadar ince olursa olsun mevcut saçınıza ilişirler.

Toppik yüzde 99 organik keratin ve yüzde 1 renklendirici, koruyucu ve ürünün akıcı kalmasını sağlayan maddelerden oluşur. Kafa derinize lokal olarak uyguladığınız doğal ya da tıbbi tedavilerle ve dikenli palmiye ya da Propecia gibi doğal ya da tıbbi vücut içi tedavilerle birlikte uygulanmasında bir sorun yoktur.

Ayrıca Toppik’i, transplantlardan sonra alıcı bölge iyileÅŸir iyileÅŸmez kullanabilirsiniz. Trans­plantlardan sonra yeni saçınızın çıkmasını bek­lerken özellikle faydalıdır.

Toppik günlük kullanımda, hatta rüzgar ve yağmurda bile, kolay kolay çıkmamakla birlikte, yıkamayla kolayca çıkar ve saçınıza ya da kafa derinize zarar vermez. Fırçayla dökülmeyeceği için saçınızı tarayabilir hatta parmaklarınızı saçlarınızın arasından geçirebilirsiniz. Toppik suda çıktığı için, başınız suyun içinde yüzerseniz çıkar.
Toppik leke ya da boya bırakmaz, bu yüzden birkaç lif giysinize düşerse endişelenmenize gerek yoktur. Hemen silkelemeniz yeterli.

Toppik, siyah, koyu kahve, orta kahve, açık kahve, kumral, sarı, beyaz ve gri renklerde satılır.

Couvre
Couvre Maskeleme Losyonu piyasadaki ilk kapatıcı üründü ve abartılı makyaj sanatçıları arsında yay­gın bir kullanıma ulaşmıştır.

Kafa derisini renklendiren bir ürün olan Couvre, paketinden çıkan bir sünger ile uygulanır. Saç kaybını kalan az miktardaki saçı kullanarak gizlemekle birlikte, onu örtecek yeterli saç olma­dıkça bu yöntem kel bölgelere uygulanamaz. Ne kadar büyük ya da küçük olursa olsun incelen bölgeler için idealdir.

Couvre, kafa deriniz ve saçınız arasındaki kon­trastı yok eden görsel bir etkiye sahiptir. Ayrıca her bir saç telinin dibini kalınlaştırdığından, saçın daha dolgun görünmesini sağlar.

Saç çizginizin kenarlarında kullanamamakla birlikte, kafa derinizin diğer bütün yerlerinde, hafif incelmiş saçların altında kullanabilir ve doğal bir görüntü elde edebilirsiniz.

Couvre yağmurda çıkmaz; başınız suyun altın­da yüzebilirsiniz; akmaz ve bulaşmaz. Couvre sa­dece şampuanla yıkandığında çıkar.

Couvre’yi kuru ya da nemli saçınıza ve kafa derinize uygulayabilirsiniz. Gözenekleri tıkamaz ve saçınızın uzamasını engellemez. Uygulandıktan yaklaşık bir dakika sonra tam etkisini gösterir.

Couvre’nin ana bileÅŸeni susam yağı olduÄŸundan hafif renkli bir nemlendirici gibidir. Couvre’nin ren­gi, yüz çevresinde kullanılmasına izin verilmiÅŸ olan ve doÄŸal yollarla türetilen demir oksitlerden gelir.

Couvre’yi, kafa derinize lokal olarak uygu­ladığınız tıbbi tedavilerle birlikte kullanabilirsiniz.
Sadece uyguladığınız tedavinin tamamen emilme­sini bekledikten sonra Couvre’yi kullanın.

Couvre, siyah, koyu kahve, orta kahve, açık kahve, kumral, sarı, gri ve beyaz/gri renklerde satıl­maktadır.

Fullmore
Fullmore Renkli Saç DolgunlaÅŸtırıcısı, Toppik ve Couvre’nin bileÅŸimi gibi bir etkiye sahip olan yeni bir üründür. Fullmore’un spreyi, ufak renkli keratin liflerini (Toppik’te kullanılanların aynısı) incelen saçınıza ve kafa derinize püskürtür.
Eski nesil spreyli kapatıcı ürünlerin aksine, Fullmore etrafa bulaşmaz ve kontrolü çok kolaydır.

Fullmore Toppik ile aynı renklerde satılır: Siyah, koyu kahve, orta kahve, açık kahve, kumral, sarı, beyaz ve gri.
Fullmore’un özel polimerleri, kel bölgeleri kapatıp ince saçları dolgunlaÅŸtıracak ÅŸekilde kendi saç foliküllerinize yapışır. Onu uyguladıktan sonra, 15-30 saniye bekleyin ve sonra sabitlemek için her­hangi bir saç spreyi sıkın. Bir kere sabitlendikten
sonra, şampuanla yıkanana kadar pul pul dökül­mez ve çıkmaz.

Bu kapatıcı ürünler, sürekli saç kaybınızı düşünmenizi önlemeye yardımcı olabilir. Bu ürün­leri tek başına, ya da saç kaybı tedavi ürünleri ile birlikte kullanabilirsiniz. Kadınlarda da, erkeklerde olduğu gibi iyi sonuç verir.

Gelişim aşamasındaki saç kaybı tedavileri

08 Haziran 2010 Yazan  
Kategori Saç sağlığı

Gelişim aşamasındaki saç kaybı tedavileri

KelliÄŸin önlenmesinde ve tedavisinde bir çığır açan Propecia henüz üretim sürecinde eczanelere doÄŸru yol alırken bile, Merck’teki ve diÄŸer ilaç firmalarındaki, biyoteknik firmalarındaki, üniver­sitelerdeki ve laboratuarlaraaki bilim adamlan, geleceÄŸin ilaç ve tedavilerinin araÅŸtırma, çalışma ve deneyleri üzerinde çalışmaktaydılar.

Bu yeni gelişmelerden bazıları, saç foliküllerinden saç çıkması için yapılan gen tedavisi, mevcut saçm klonlanması ve kadınlar için özel olarak geliştirilen ilaçlardır.

Bu bölümde, ufukta görünen yeni önleme ve tedavi yöntemlerinin en umut verici olanlarından bazılanm bulacaksınız. Bu tedavilerin bir kısmı bu on yıl bitmeden önce piyasaya çıkabilir durum­dayken, diğerlerinin piyasaya sürülmesi beş yılı bulacaktır; bazıları ise şu anda ABD dışında kul­lanımdadır ve yakın zamanda ABD pazarına da gelebilir. Ayrıca, araştırma ve geliştirmenin ilk ya da orta aşamalarında olan tedaviler de bulunmak­tadır.

Gen terapisi
New York’taki Kolombiya Üniversitesi Kolombiya-Prezbiteryan Tıp Merkezi’nden Dr. Angela Chris-tiano, 30 Ocak 1998′de “Science” dergisinin onun saç kaybı ile ilgili ilk insan genini bulduÄŸunu duyurmasıyla, tarihte yeni bir sayfa açmış oldu.
Yeni bulunan genin saç oluşumunda önemli bir rolü olduğu görülmektedir.

Bu gen androjenik kellik -erkek tipi kellik- ile ilgili olan gen değildir; insanların saçlarının tamamim kaybettikleri özel bir kellik ile ilgilidir.

Bununla birlikte bu keşif, erkek tipi kelliğe neden olan genin ve diğer kellik çeşitlerine neden olan genlerin araştırılmasında büyük bir adım olmuştur.

San Diego’daki bir biyoteknoloji firması olan AntiCancer Inc., kanser için yeni teÅŸhis ve terapi modelleri üzerinde çalışırken, hücreleri büyütme yolları üzerinde yapılan bir deneyde, sürpriz bir ÅŸekilde saç çıktığına tanık oldular.

Artık saç çıkaran deri hücreleri yetiştirebildiklerinden, bu işin üstüne gitmeye karar verdiler. Bu onları, bir genin DNA kodunu doğrudan saç foliküllerine gönderme konusunda bir devrim ya­ratmaya yöneltti. Şimdi ise, saç foliküllerine gön­dermek üzere saç uzamasında ve saç kaybında etkili olan genleri bulmaya çalışıyorlar.

AntiCancer Inc.’in kurucusu ve baÅŸkanı olan Dr. Robert Hoffman, bulgularını “Nature Medi-cine”de (Temmuz 1995) rapor etmiÅŸtir.

Ulusal SaÄŸlık Enstitüsü (NIH) Hoîfman’ın ça­lışmalarından çok etkilenmiÅŸtir.

“Bir düşmanımız var (saç folikülleri hastalığı) ve Dr. Hoffman bu düşmanla savaÅŸmamız için bir “silah” bulmuÅŸtur. Bu silah saç foliküllerine kurusıkı atmaya yarıyor. Åžimdi bize düşen, bu silahı saç dökülmesine karşı mücadelede yararlı hale getire­cek cephaneyi bulmaktır,” diyor NIH’de araÅŸtırmacı olan Dr. Leonid B. Margolis.

Dr. Hoffman, bulduğu gen-gönderme işlemi sayesinde, seçilen genlerin saç foliküllerinin en önemli hücrelerine yöneltilebileceğini belirtiyor.

Bu, saç konusunda seçime bağlı, güvenli bir terapinin mümkün olduğu anlamına geliyor.
AntiCancer Inc.’teki bilim adamları, saça ren­gini veren melanini saç foliküllerine göndermek için bir yol buldular bile.

« Önceki YazılarSonraki yazılar »