Kendinize zaman ayırın
09 Haziran 2010 Yazan admin
Kategori Saglik Haberleri

Sıradan bir insan 24 saatin kendisine yetmediğini düşünür. Gün sona erinceye dek bir işten diğerine koşuşturur dururuz. Günün bu telaşlı koşuşmasına ara vermenin en kolay yolu kendimize zaman ayırmaktır. Ancak, tek başına geçirilecek sessiz ve sakin dakikalar bir lüks gibi algılanmamalıdır. Bizim nasıl yaşayacağımızı saptayan çok önemli unsurlardır bu dakikalar. Her gün kendinize oturup düşünecek, duygularınızı inceleyecek bir zaman dilimi ayırın.
Wisconsin Üniversitesi araştırmacıları sürekli meditasyon yapan kişilerin hastalıklarla savaşan antikorlarının daha yüksek düzeylere ulaştığını saptamışlardır.
Tesadüf sonucu cilt kanseri aşısı bulundu
08 Haziran 2010 Yazan admin
Kategori Saglik Haberleri

Laborantın sakarlığı, cilt kanseri aşısının bulunmasına yol açtı.
ABD, Chicago’daki Rush Üniversitesi’nde yapılan bir araştırma, cilt kanseri hastaları için umut oldu. Üniversitenin tıp merkezinde görev yapan Dr. Howard Kaufman, ilerlemiş melanoma hastaları için bir aşı geliştirdiklerini açıkladı.
İngiltere’de klinik olarak denenen aşının, bazı hastalardaki çok ileri safha melanomayı bile tedavi etmeyi başardığını belirten Kaufman, “Bu sayede her yıl binlerce hayat kurtulabilir” diye konuştu.
Söz konusu aşı, beklenmedik bir tesadüf sonucu keşfedildi. Başta genital uçuk tedavisi için geliştirilen aşı, laboratuvar ekibinden birinin hatası sonucu, içinde melanoma hücreleri bulunan kaba damlatıldı. Araştırmacılar, kapta bulunan hücrelerin öldüğünü fark edince, heyecanla çalışmaya koyuldu ve çalışmaların kapsamını genişletti. Sonuçta ortaya, cilt kanseri tedavisinde çığır açan bu aşı çıktı.
Aşının denemelerine katılan 50 metastaslı melanoma hastasından sekizi tamamen iyileşti, dördü ise kısmi olarak tedaviye cevap verdi. Oysa melanomanın son aşamalarında bulunan hastalar, hastalık vücutta sıçrama yaptığı (metastas) takdirde genellikle sadece altı ay yaşayabiliyor. Tümör hücrelerine saldırıp sağlıklı hücrelere zarar vermeyen aşı, aynı zamanda vücudun deri kanseriyle mücadelesini de güçlendiriyor. Lisans konusunun seri bir şekilde halledilebilmesi halinde, aşının beş yıl içinde piyasaya çıkması bekleniyor.
AA
Kaynak: http://haberturk.com/saglik/haber/507238-tesaduf-sonucu-cilt-kanseri-asisi-bulundu
Sağlıklı saçlar için
07 Haziran 2010 Yazan admin
Kategori Saglik Haberleri

Saçlarınızı sağlıklı tutmanın yollarını uzmanımız anlatıyor.
Güzel bir portrenin en önemli öğelerinden biri olan saçlar, aynı zamanda kış aylarında soğuk hava, yağmur ve kar gibi dış etkenlerden de çok çabuk etkilenmektedir. Dermatoloji Uzmanı Dr. Tuğba Türe, “Saç sağlığının korunması için yapılması gerekenler” hakkında bilgi verdi.
Sağlıklı saçlar kadın erkek herkes için çok önemlidir. Saçtaki kırılmalar, matlaşma ve pullanmalar, çevresel faktörlere, beslenme alışkanlıklarına ve yanlış uygulamalara bağlı olarak gelişebilir. Saçlara gerekli özen gösterildiğinde sağlıklı saçlara kavuşmak mümkündür.
Sağlıklı beslenme sağlıklı saçların altın kuralı
Öncelikle saçların kökünden beslendiği unutulmamalıdır. Dışarıdan uygulanan ürünler saçlara sağlık getirmez. Saçlar için gerekli olan vitamin ve mineraller ancak kan yolu ile saç köklerini besleyebilir. Demir, çinko, vitamin B12, folik asit ve biotinden zengin beslenmek saç sağlığı için gereklidir. (Kırmızı et, yumurta beyazı, kurubaklagiller…)
Dengeli ve düzenli beslenmek, antioksidan yiyecekleri( sebze, meyve vb..) gerektiği kadar tüketmek, düzenli uyku ve stresten uzak durmak saç sağlığı için önemlidir. Dermatoloji uzmanına danışmadan saç sağlığı için önerilen ilaçların kullanılması doğru değildir.
Saç boyası ve jöle saçların zayıflamasına, kırılmasına ve matlaşmasına neden olabilir
Saç boyası, renk açıcılar, jöle, köpük, sprey gibi kozmetik ürünlerin bilinçsiz kullanımı saçlara zarar verebilir. Saç şekillendirici ürünler sık kullanımda ve saçtan temizlenmediğinde saçta kalıntı oluşturarak saç tellerinde zayıflama ve kırılmalara neden olabilirler.
Her gün yıkamak saça zarar verir
Saçlar gün aşırı ve ılık su ile yıkanmalıdır. Ayrıca ikisi bir arada ürünler yerine şampuan ve saç kreminin ayrı ayrı uygulanması daha doğru olacaktır. Saç kreminin saç uçlarına sürülmesi yeterlidir.
Sıcak fön kullanmayın
Saçların kaba ve sert bir biçimde taranması saçları yıpratabilir. Eğer kuru ve zor taranan saçlara sahipseniz durulanmayan bakım ürünlerini kullanarak saçlarınızı koruyabilirsiniz. Ayrıca saçlar kurutulurken ve şekillendirirken çok sıcak uygulamalardan kaçınılmalıdır.
Saçınızı sıkı toplamayın
Özellikle alın bölgesinde bant şeklinde görülen saç dökülmelerinin en sık sebebi sıkı toplanmış saçlardır. Bu tarz uygulamalar, zaman içerisinde kıl köklerinin zarar görmesine ve saç kayıplarına neden olabilir.
Kaynak: http://www.haberturk.com/saglik/haber/513670-saglikli-saclar-icin
4 ilde tansiyon kampanyası
06 Haziran 2010 Yazan admin
Kategori Saglik Haberleri

”Türkiye’nin Tansiyonunu Ölçüyoruz” kampanyası ile 4 ilde tansiyon taraması yapılacak. Kampanya 11 Mayıs’ta başlıyor.
Türk Hipertansiyon ve Böbrek Hastalıkları Derneği’nin düzenlediği ”Türkiye’nin Tansiyonunu Ölçüyoruz” kampanyası, 11-17 Mayıs tarihleri arasında gerçekleştirilecek.
Sağlık Bakanlığı desteğiyle düzenlenen kampanyanın bu yıl üçüncüsü yapılacak. Kampanya kapsamında özel olarak hazırlanan ”Hipertansiyon TIR”ı ile 11-17 Mayıs tarihleri arasında Sivas, Eskişehir, Kocaeli ve İstanbul’da taramalar yapılacak, vatandaşlara hipertansiyon konusunda bilgi verilecek.
Hedefte 35 bin kişi var
Kampanya çerçevesinde TIR’ın bir hafta içinde 1500 kilometre yol yaparak 35 bin kişiye ulaşması hedefleniyor. Türk Hipertansiyon ve Böbrek Hastalıkları Derneği Başkanı Prof. Dr. Şükrü Sindel, hipertansiyonun dünyada ölüm sebepleri arasında ilk sırada yer aldığını belirterek, şunları kaydetti:
”Ülkemizdeki her 4 ölümden biri, tansiyonun kontrol edilmesi ile önlenebilir. Amacımız, toplumda hipertansiyonla ilgili bilgi, tutum ve davranış değişikliği yaratmak, Türkiye’nin hipertansiyon istatistiklerini iyi yönde değiştirmektir. 10 yılda tüm Türkiye’yi kapsamayı hedefliyoruz.”
Hipertansiyonun görülme sıklığına da dikkati çeken Prof. Dr. Sindel, ”Ülkemizde her 10 kişiden 3′ünde hipertansiyon var” dedi.
Aşırı tuz hipertansiyonun en önemli nedeni
Aşırı tuz tüketiminin, hipertansiyonun en önemli nedenlerinden biri olduğunu dile getiren Prof. Dr. Sindel, ”Tuz demek, hipertansiyon demek. ABD bu konuda düğmeye bastı. Bu yıl yürürlüğe girmesi hedeflenen yasa uyarınca, hazır gıda üreticileri ve restoranlar ürünlerine tuz limiti koymak zorunda olacak” ifadesini kullandı.
Hipertansiyonun artık her yaş grubunun hastalığı olarak kabul edildiğini ve genetik bir özellik de taşıdığını belirten Prof. Dr. Sindel, şunları söyledi:
”Geçmişte tansiyonun yaşa bağlı olarak yükseldiği düşünülürdü ve yaşlı kişilerde ortaya çıkması normal kabul edilirdi. Günümüzde bu inanış terk edildi. Anne ve babada hipertansiyon olması, hastalığın çocukta görülme olasılığını yüzde 50′ye çıkarıyor. Günümüzde hipertansiyona bebeklerde bile rastlanıyor.”
Bu arada, ”Hipertansiyon TIR”ı 11 Mayıs’ta Sivas kongre binası yanı, 13 Mayıs’ta Eskişehir vilayet meydanı, 15 Mayıs’ta Kocaeli pazar alanı, 16 Mayıs’ta Kadıköy Meydanı, 17 Mayıs’ta da Beşiktaş Meydanı’nda taramalar yapacak.
Kaynak: http://www.haberturk.com/saglik/haber/513676-4-ilde-tansiyon-kampanyasi
Ağız kokusunun başlıca 4 sebebi
05 Haziran 2010 Yazan admin
Kategori Saglik Haberleri

Hem sizi hemde çevrenizdekileri gayet rahatsız edici bir problem olan ağız kokusunun başlıca 4 sebebi hakkında uzmanlar bilgiler verdi.
1.Yemekler:
Yemek yedikten sonra dişler arasında kalan besin parçaları ağız kokusuna neden olabiliyor. Ayrıca soğan, sarımsak gibi uçucu yağlar içeren besinler de koku oluşturabiliyor. Bu besinler sindirildikten sonra içeriğindeki yağlar dolaşım sistemi tarafından ciğerlere taşınıyor ve nefes yoluyla dışarı veriliyor. Soğan ve sarımsak 72 saate kadar koku yapabiliyor.
2. Diş problemleri ve ağız hijyeni eksikliği:
Dişler her gün fırçalanıp, diş ipiyle temizlenmediğinde bakteriler ağızda birikiyor ve hidrojen sülfür yayarak kötü kokuya neden olabiliyor.
3. Ağız kuruluğu:
Ağzı temizleyen ve nemli tutan salya eksikliğinde ölü hücreler dil ve damaklarda birikiyor ve kokuya neden oluyor. Bu tip ağız kokusu genelde sabah uykudan uyanıldığında ve sıklıkla ağzı açık uyuyan kişilerde görülüyor.
4. Hastalıklar:
Akciğer ve sinüs enfeksiyonları, metabolik hastalıklar, böbrek hastalıkları, diyabet, kronik reflü gibi hastalıklar da çeşitli şekillerde ağız kokusuna neden olabiliyor.
Kaynak: http://www.internethaber.com/agiz-kokusunun-baslica-4-sebebi-250358h.htm
Aşırı su içmek zehirliyor
04 Haziran 2010 Yazan admin
Kategori Saglik Haberleri

Suyu az tüketmek de çok tüketmek de sakıncalı. Aşırı tüketilen su insan vücudunda zehirlenme etkisi yapıyor.
İnsan vücudunun yüzde 50’den fazlasını oluşturan su, yaşamımızın temel taşlarından biri. İnsanların ve diğer canlıların su olmadan yaşamını sürdürmeleri çok zor.
Az su tüketiminin insan sağlığı için oluşturduğu riskler günümüzde pek çoğumuz tarafından biliniyor. Gereğinden fazla tüketilen su da insan vücudunda zehirlenme etkisi yaratabiliyor. Diyetisyen Esra Aran, aşırı su tüketiminin ‘Potomani’ adı verilen bir tür bağımlılık yaratarak kişinin zehirlenmesine nasıl yol açtığı hakkında şu bilgileri verdi:
Suyun insan sağlığı için önemi nedir?
İnsan yaşamının vazgeçilmez unsurlarından biri olan su, toplamda yetişkin bir kadının vücudunun yüzde 50-60’ını, yetişkin bir erkeğin vücudunun ise yüzde 55-65’ini oluşturur. Suyun vücuttaki yüzdesel dağılımı ise; kemiklerde yüzde 25, kaslarda yüzde 75, kanda yüzde 90, yağların enerji vermek için depolandığı dokuda ise yüzde 10-30 oranındadır. Bu nedenle vücudun ihtiyacı olan besin öğelerini alırken, yeterli oranda günlük suyun da alınması gerekmektedir. Kilo verme sırasında gün içerisinde tükettiğimiz besinlerin vücutta oluşturdukları toksik ve metabolik artıkların vücuttan atılmasına yardımcı olan su, hücrelerin yapımında oynadığı rolden dolayı kilo almak için de mutlak surette tüketilmesi gereken bir maddedir. Ancak, özelikle yaz mevsiminde az tüketilen su ne derece insan sağlığı için sakıncalıysa, aşırı su tüketimi de insan sağlığı açısından bir o kadar tehlike oluşturabilmektedir.
Ne kadar su tüketmeliyiz?
Su, pek çok nedenle insan yaşamının vazgeçilmezlerinden biri olsa da, tüketirken normal limitlere uyulması gereken bir maddedir. Normal bir insanın günlük su ihtiyacı; o kişinin yaşına, cinsiyetine, vücut yapısına (ağırlık başına düşen vücut yüzeylerinin fazla olması), vücut metabolizma hızına, ne iş yaptığına, sağlık durumuna ve yaptığı fiziksel aktivitelere göre değişkenlik gösterebilmektedir. Buna göre, normal bir insan günde ortalama 1,5 lt. ile 3 lt. arasında su tüketmelidir. Kişinin günlük su gereksinimi havanın sıcaklığı, aşırı terleme, mide bozulması, ishal gibi durumlarda ise artış gösterebilmektedir. Dolayısıyla günlük su alımı, vücudun su kaybı ile dengede olmalıdır.
Az ve aşarı tüketilmesinin zararları nelerdir?
Az tüketilmesinin zararları
Kişi, gün içerisinde alması gereken miktardan daha az su tükettiğinde veya hiç tüketmediğinde vücudunda depolanan yağ miktarında artış gözlemlenir. Bu kez vücut kendinde bulunan suyu tutmaya başlar. Tüketilen besinlerin sindirilmesi ve emilmesi sırasında kabızlık gibi çeşitli problemler oluşabilir. Ayrıca, yetersiz su tüketimi metabolizmanın da yavaş çalışmasına neden olabilmektedir.
Aşırı tüketilmesinin zararları
Gerekenden daha fazla su tüketimi ise kişinin zehirlenmesine neden olabilir. Aşırı su vücutta; kandaki sodyum miktarının düşmesine (hiponatremi), hücrelerin aşırı su alarak şişmesine, ciddi fiziksel sorunlara, beyin ödemine ve ölümüne neden olabilmektedir.
Potomani’ye (su bağımlılığı) dikkat!
Aşırı su tüketen kişilere ‘Potomani’ denmektedir. Potomani hastaları günde 4 lt.’den fazla su tüketimine ihtiyaç duymaktadırlar. Bu kişilerde su bağımlılık yaratabilmektedir. Potomani genelde; iştahsız, fazla alkol, kahve, sigara ve ilaç tüketen kişilerde ve sporcular arasında sıkça görülmektedir. Aşırı su tüketimi bu kişilerde böbreklerin normalden fazla çalışmasına ve vücutta mineral kayıplarının oluşmasına neden olabilmektedir. Günlük tüketilmesi gerekenden fazla su tüketen kişiler bu hastalıktan kurtulmak için mutlaka tedavi olmalıdırlar.
HÜRRİYET
Kaynak: http://www.haberturk.com/saglik/haber/514053-asiri-su-icmek-zehirliyor
Kadınlar, balık etinden obeziteye doğru gidiyor
03 Haziran 2010 Yazan admin
Kategori Saglik Haberleri

Sürekli şişmanlayan bir toplum olduk. Obezite Türk kadınları arasında yüzde 41 oranlarında, erkeklerde ise bu oran yüzde 21′lerde.
Sindirim sistemi ve karaciğer hastalıkları uzmanı hekimlerin mezuniyet sonrası en önemli toplantılardan biri olan Çapa Gatroenterohepatoloji günlerinin dokuzuncusu İstanbul’da gerçekleştirildi.
İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Gastroenterohepatoloji Bilim Dalı tarafından düzenlenen toplantıda, sindirim sistemi ve karaciğer ile ilgili hastalıkların tanı ve tedavisi ile ilgili bilgiler güncellenerek, son bir yıl içinde ortaya çıkan en yeni tanı ve tedaviler tartışıldı.
2 gündür devam eden oturumlarla ilgili düzenlenen basın toplantısında konuşan İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Gastroenterohepatoloji Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Sabahattin Kaymakoğlu, Türk toplumun en büyük sorunlarından birisinin obezite olduğunu belirterek, “Maalesef sürekli şişmanlayan bir toplumuz. Obezite Türk kadınları arasında yüzde 41 oranlarında. Maalesef kadınlarımız şişman, erkeklerde ise bu oran yüzde 21′lerde. Bu konuda önlemler alınmalı. Artan fastfood mutfağı da bunun en önemli gerekçelerinden birisi. Dolayısıyla sağlıklı beslenme ile bu sorunlar azaltılabilir” dedi.
HEPATİT B ORANLARINDA DÜŞÜŞ VAR
Kaymakoğlu, Türkiye’de Hepatit B virüsünün taşıyıcılığının azaldığına dikkat çekerek, buna karşılık yağlı karaciğer hastalığının arttığını söyledi. 1980 ve 1990 yıllarında yapılan araştırmalarda Hepatit B virüsü taşıyıcılığının yüzde 6′lar civarında bulunduğunu belirten Kaymakoğlu, “Ancak son yapılan kapsamlı araştırmada bu rakamın 3,9 oranlarına gerilediğini gördük. Ancak bunun nedeni aşılar değil. Son yapılan araştırmada, Türk Karaciğer Araştırmaları Derneği, Sağlık Bakanlığı ve Türkiye İstatistik Kurumu işbirliğinde Türkiye genelindeki 5 bin 465 erişkin taramadan geçirildi. Yani son yapılan araştırmanın sonuçları daha gerçekçi” dedi.
İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Gastroenterohepatoloji Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Zeynel Mungan da, toplumda giderek artan mide rahatsızlıklarının birçoğunun dengesiz beslenme ve stres sonucu oluştuğuna dikkat çekerek, ağrı kesici ilaçların gereksiz kullanılmasının da birçok mide rahatsızlığına neden olduğunu söyledi. Mungan, “Ağrı kesici ilaçlar gereksiz yere kullanılmamalıdır. Bitkisel ilaçların birçoğunda içindeki etken maddesinin hangi miktarda olduğunu bilmiyoruz. Bu nedenle kullanılmasını sıklıkla önermiyoruz. Ancak belli bir madde belli oranlarda sanayide ortaya çıkmışsa kullanılabilir” dedi.
ÜLSER HASTASI AZALIYOR, REFLÜ HASTASI ARTIYOR
Toplantıda konuşan İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Gastroenterohepatoloji Bilim Dalı Öğretim Üyesi Filiz Akyüz ise son yapılan araştırmalara göre, Türkiye’de ülser hastalığının azaldığının, buna karşılık reflü rahatsızlığının ise arttığını söyledi. Akyüz, “Türkiye genelinde son 20 yılda ülser hastalığının azaldığını görüyoruz. Bunun nedeni helikobakterinin azalması. Reflü hastalığı ise giderek artıyor. Bunda fastfood mutfağının giderek yaygınlaşmasının büyük önemi var” diye konuştu.
İHA
Kaynak: http://www.haberturk.com/saglik/haber/515151-kadinlar-balik-etinden-obeziteye-dogru-gidiyor
‘İlaçla iyileşeceğim derken sağlığınızdan olmayın’
02 Haziran 2010 Yazan admin
Kategori Saglik Haberleri

Türkiye Eczacılar Birliği (TEB) 6. Bölge Samsun Eczacılar Odası Başkanı Ecz. Arman Üney, akılcı kullanılan ilaçların daha güvenli ve tesirli olduğunu söyledi.
Bu yıl 171. yıl dönümü kutlanan ‘14 Mayıs Bilimsel Eczacılık Günü’ kutlamaları sebebiyle açıklama yapan 6. Bölge Samsun Eczacılar Odası Başkanı Ecz. Arman Üney, her ilacın doktor kararı ile eczaneden eczacı denetiminde kullanılması gerektiği uyarısında bulundu.
Ancak bunun da zaman zaman yeterli olmayıp doğru ilacın tek başına istenen etkiyi meydana getiremeyeceğini ifade eden Ecz. Üney, akılcı ilaç kullanımının tedavinin kişiye özel olması ilkesine dayandığına dikkat çekti. Üney, şöyle devam etti:
“Yani doğru ilacın, doğru zamanda, doğru dozda, doğru biçimde ve uygun maliyetle hastaya ulaştırılması gerekir. Bu tedavinin ayrılmaz bir parçasıdır. Doğru ve akılcı ilaç kullanımı aynı zamanda sağlığa ayrılan kamu kaynaklarının etkin kullanımını sağlayacak yöntemdir. Bu yöntemin uzun vadede işletilebilmesi için biz sağlık çalışanları kadar vatandaşlarımıza ve medyaya ciddi sorumluluklar düşmektedir.”
Sağlık alanının kamu kaynaklarını artırmak ve hasta sağlığını korumak amacı taşıdığını kaydeden Üney, “Bizler ilaç uzmanıyız. Hastalarımıza ilaç gibi, yeniden sağlıklı olmalarını sağlayan hayati bir ürünü sunuyoruz. Ancak biliyoruz ki sağlığın temel ilkesi iyileştirmek önce daha büyük zarar oluşmasını engellemektir. Bu nedenle ilaç konusunda bilgi kaynağı doğru seçilmelidir. İlaç tüketiminin en az bilgi sahibi olduğu üründür. Hastalar her türlü yönlendirilmeye açıktır. Bu nedenle ilacın nereden ve kim tarafından hastaya ulaştırıldığı son derece kritik bir konudur. Bizler bu gerekçeyle, ister reçeteli ister reçetesiz olsun, hastayı daha çok ve bilinçsiz ilaç tüketimine yönlendiren ilaçta reklam uygulamasına karşı olduk, olmaya da devam edeceğiz.” ifadelerini kullandı.
CİHAN
Kaynak: http://www.haberturk.com/saglik/haber/515149-ilacla-iyilesecegim-derken-sagliginizdan-olmayin
Zap Tutkusu Epilepsiyi Tetiklermi?
03 Mart 2010 Yazan admin
Kategori Saglik Haberleri
Televizyon izlerken kanalların sürekli değiştirilmesi ile epilepsi hastalığının da tetiklendiği ifade ediliyor.
Uzmanlara göre sürekli olarak televizyon kanallarının değiştirilmesi beyinde fotosensitif epilepsi hastalığına neden oluyor.
Tıp literatüründe pek sık rastlanmasa da televizyon ile uyarılan epilepsi hastalarının gelişmiş ülkelere nazaran ülkemizde daha fazla olduğu belirtiliyor.
Özellikle çocukluk ve ergenlik yaşlarında bu hastalığın sıklıkla ortaya çıktığına dikkat çekiliyor ve şu uyarılarda bulunuluyor:
Epilepsi hastasının televizyon izlediği oda iyi anlatılmalı, televizyon ile mesafenin 2,5 metra mesafede olmalı.
Televizyon kanalı değiştirilirken bir göz kapatılmalı ya da başı ters yöne çevrilmeli.
Bunların dışında güneş ışığı da tetikleyici olduğundan korunmalıdır.
Ayrıca eğlence yerlerindeki renkli yanıp sönen ışıklardan da uzak durmak gerekir.
Çayı sıcak içeminin zararı
01 Mart 2010 Yazan admin
Kategori Saglik Haberleri
Toplumumuz için çay içmek özel bir keyiftir. Yalnız çay içerken de dikkatli olmak gerekiyor.
Çayı çok sıcak içmemeye özen göstermelisiniz. Aksi takdirde yemek borusu kanserine yakalanma riski artmaktadır.
Yemek borusu kanseri geç kalındığında ölümcül olabiliyor.
Uzmanlar, sıcak içecekleri tüketirken soğumasını beklemek gerektiği uyarısında bulunuyorlar.
Yemek borusu kanserlerine sıcak sıvı tüketimi ile birlikte sigara kullanımı, fazla alkol tüketimi, nitrit, nitrat, uyuşturucu kullanımı ve salamura gıdalardaki mantar toksinlerin de neden olabileceği ifade ediliyor.
Ayrıca çevresel faktörler, diğer kanser türlerinde olduğu gibi yemek borusu kanserlerinde de önemli etkendir.
Sigara, alkol ve çok sıcak sıvı tüketimi öncelikli etkiye sahip olabileceğinden fazla tüketiminde dikkatli olunması gerektiği belirtiliyor.
Sıcak sıvı tüketimi sıklığını en aza indirmek gerekiyor.
Üstelik çok sıcak sıvı tüketimi yemek borusu kanser riskini 8 kat artırdığına dikkat çekiliyor.
Çay tüketimi fazla olduğundan dolayı özellikle çayı çok sıcak içmemeli soğumasını beklemeli.
Bu sayede kanser riskinde ciddi oranlarda azlama görülebileceği ifade ediliyor.





